Üst Header Banner Reklam
 
Barışı Hâkim Kılmanın Gayreti İçerisinde Olduk
TRT’nin ortak yayınında Nasuhi Güngör’ün soruların yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör eylemlerinin milleti artık ciddi manada rahatsız ettiğini belirterek, “Eğer bu ülkede birlik-beraberlik, barış ve huzur istiyorlarsa
17.09.2015 22:44:04
Bu haber 582 kez okundu
Barışı Hâkim Kılmanın Gayreti İçerisinde Olduk

 “Biz Bu Ülkede Barışı Hâkim Kılmanın Gayreti İçerisinde Olduk”

TRT’nin ortak yayınında Nasuhi Güngör’ün soruların yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör eylemlerinin milleti artık ciddi manada rahatsız ettiğini belirterek, “Eğer bu ülkede birlik-beraberlik, barış ve huzur istiyorlarsa bu yola niye başvuruyorlar? Vatandaş sandığın yolunu bilmiyor mu? Bırakın vatandaş kendiliğinden sandığına gitsin ve istediği partiye oyunu rahatlıkla versin” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT’nin ortak yayınında Nasuhi Güngör’ün gündeme ilişkin sorularını cevapladı. TRT Haber Daire Başkanı Nasuhi Güngör’ün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği mülakat, TRT 1, TRT Haber, TRT Avaz ve TRT Türk kanallarında naklen yayınlanırken, TRT Kürdi ve TRT Arapça kanallarında Kürtçe ve Arapça simultane tercüme edilerek, yine naklen ekrana geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölücü terör örgütünün saldırılarından terörle mücadeleye, Cizre’de yürütülen operasyondan 1 Kasım seçimlerine, basın özgürlüğünden G-20 Zirvesi’ne gündemdeki pek çok konu ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“GÜÇLÜ TÜRKİYE’DEN RAHATSIZ OLDULAR”

Sorulan soru üzerine artan terör saldırıları ve terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çözüm Süreci’nin öncesinde ‘Demokratik Açılım’ ve ‘Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ süreçlerinin olduğunu, bu adımlarla 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları üzerinde, 78 milyon vatandaşın bir, beraber, kardeşlik içinde bir Türkiye olmasını hedeflediklerini hatırlatarak, “Eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım, enerji ve tarımda çok farklı, çok güçlü adımların atılması gerekirdi ve biz bu adımları attıkça birileri rahatsız olmaya başladı, çünkü Türkiye güçleniyordu” dedi.

Gerçekleştirilen atılımlar sonrasında Türkiye’nin G-20 ülkeleri içinde dünyanın en büyük 17. Ekonomiye sahip olmasının içeride ve dışarda birilerini rahatsız ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütünün Türkiye içinde kendisini temsil edecek birilerini aradığını kaydetti. Terör eylemlerinin milleti artık ciddi manada rahatsız ettiğini ve devletin de bu eylemlere karşı can ve mal güvenliğini sağlamak ve bunun için tedbirler almak durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çözüm süreci içerisinde tabii valilerimiz kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği ciddi manada bu terör örgütlerine karşı şu andaki operasyonlara girmiyorlardı. ‘Belki kendilerine çekidüzen verirler, belki bu şekilde devam etmezler.’ dedik. Ama maalesef kendilerine çekidüzen vermediler, tam aksine bu süreç içerisinde ne yazık ki bir hazırlık safhasının içerisine girdiler” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinde devletin seçim güvenliği noktasında aldığı bütün tedbirlere rağmen terör örgütünün sızma ve tehdit yoluyla bölgedeki sandık kurullarında otorite kurduğunu; köy, mezra ve mahallelerde oyların kendi destekleri siyasi partiye gittiğini tespit ettiklerini söyledi. Kandil’deki terör örgütünün ileri gelenlerinin artık sosyal medyada bu anlamdaki mesajlarını açık açık paylaştığını ve bunların önemli sinyaller olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bu ülkede birlik-beraberlik, barış ve huzur istiyorlarsa bu yola niye başvuruyorlar? Vatandaş sandığın yolunu bilmiyor mu? Bırakın vatandaş kendiliğinden sandığına gitsin ve istediği partiye oyunu rahatlıkla versin. Şimdi böyle bir demokrasi, böyle bir seçim anlayışı olabilir mi? Tabii ki olamaz, olmaması lazım” dedi.

“CİZRE’DE DEVLET ATILMASI GEREKEN ADIMLARI ATTI”

Cizre başta olmak üzere Silopi, Yüksekova ve bölgedeki diğer yerlerde güvenlik güçlerini engellemek amacıyla terör örgütü tarafından açılan kanalların ve döşenen mayınların, oradaki belediyelerin iş makineleriyle açıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir tarafta halkının, vatandaşının güvenliğini sağlamaya çalışan polisimiz, askerimiz ve köy korucumuz var; öbür tarafta vatandaşın güvenliğini sağlamaya çalışan polise, askere ve köy korucusuna kalleşçe, adice, alçakça ateş edenler var. Bütün bunlar ortada. Yakılan camilerimiz, okullarımız, pansiyonlar, yurtlar ortada. Bütün bunlar Cizre’de yapılırken ne yapacaktık? Tabii devlet atılması gereken adımı attı” ifadelerine yer verdi.

“1 KASIM TERÖRE CEVAP VERME ZAMANIDIR”

Cizre’de sivil vatandaşlara yönelik devlet eliyle saldırılar olduğuna ilişkin iddialara da cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kesinlikle böyle bir şeyin olmadığını söyledi ve şunları ekledi: “Devlet bugüne kadar hep vatandaşının yanında yer almıştır, benim devletim hiçbir zaman vatandaşına ihanet etmemiştir. Ama bunlar haindir, bunlar alçaktır, bunlar adidir. Bunlar bu sıfatlarıyla tecelli ederek maalesef benim binbaşımı çapraz ateşe alarak eşinin yanında, yavrusunun yanında şehit etmişlerdir. Aynı şekilde gelmişler polisimizi, askerimizi arkadan kurşunlamışlardır. Havan topuyla lojmana ateş ediyorlar. Niye? Çünkü orada devletin resmi güvenlik gücünü asla kabul etmiyorlar, çünkü bunların derdi, ‘kurtarılmış’ bölgeler. Ama bu ülkede bunlara asla böyle bir fırsatı vermeyeceğiz. Ama buradan da sesleniyorum; onlara destek veren medya grupları, onlara destek veren sermaye grupları, onlara iç ve dış destek verenler bunun bedelini er veya geç ödeyecekler. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bu millet, inanıyorum ki bu olanlar karşısında tavrını hukuk çerçevesinde ve demokratik bir ortamda en güzel şekliyle bunun cevabını verecektir. Şimdi bu cevabı verme zamanı yaklaşıyor. İşte 1 Kasım bunun en güzel testidir, sınavıdır diye düşünüyorum.”

“İFTİRA ATARLAR, TUTMAZSA DA İZİ KALIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Nasuhi Güngör’ün, teröre karşı yürütülen mücadelenin; devlet değil, kendisi tarafından gerçekleştirildiği yönündeki kara propagandayı nasıl değerlendirdiği yönündeki sorusuna ise şöyle cevap verdi: “Yani bu mahfiller eğer ‘Tayyip Erdoğan bunu yönlendiriyor’ diyorsa, ben Rabbime hamd ediyorum. Demek ki istikamet üzereyim. Niye? Çünkü bu terör odaklarına karşı, bu şiddet odaklarına karşı verdiğimiz mücadelenin haklı bir mücadele olduğu ortaya çıkıyor. Kimin söylediği çok önemli… Kimin söylediğine baktığımız zaman; bunlar bu millete sevdalı değil, bunlar bu vatana sevdalı değil, bunların bu ülkede dikili ağacı yok... Biz meyve veren ağaç konumundayız, bundan dolayı rahatsız oluyorlar. Biz bu ülkede barışı hâkim kılmanın gayreti içerisinde olduk, onlar ise halkı sokağa döktüler. 6-7-8 Ekim olaylarını düşünün, sokağa çağıran kimdi? Ve 50’ye aşkın insan öldü değil mi? Kimdi bu ölenler? Kürt. Öldüren? Onlar da Kürt. Bakın şimdi daha yeni, Cizre olayından sonra tekrar sokağa çağırmadı mı? Ama bu defa pek aradığını bulamadı. Bunların bir önemli özelliği de yalandır; yalanı çok rahat kullanırlar. O kadar rahat kullanırlar ki, dinleyen de bu yalana inanır. Çünkü bunların gerçek yüzünü bilmedin mi buna inanmak durumunda kalırsın. Ve bunlarda komünist ideolojiden gelen ‘iftira at tutmazsa iz bırakır’ mantığı hâkimdir. Ve bunlar iftira atarlar, tutmazsa da izi kalır. Ve bu hele hele paralel devlet yapılanması, paralel yapının bütün o medya ağları, aynı şekilde işte bu amiral gemisi diye medyada kendilerine yer edinmeye çalışanlar, bunlar şu anda el ele vermiş durumdalar; beraber yürüyor, beraber hareket ediyorlar. Ama bizim bulunduğumuz makam tüm milletin, tüm cumhurun haklarını korumak ve onları bu ülkede barış içinde, huzur içinde yaşatmanın yollarını aramaktır. Ve biz şu anda bunun mücadelesini veriyoruz, bundan da çok rahatsızlar.”

“PARALEL YAPI, KURUMLARIMIZIN İÇERİSİNDEKİ BÜTÜNLÜĞÜ BOZDU”

Güngör’ün, “Paralel örgüt ile mücadele, PKK terörü ile mücadelenin olmazsa olmaz parçası mıdır?” şeklindeki sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapı ile mücadelenin, 2015 Milli Güvenlik Strateji Belgesi’ne girdiğini, mücadelenin yargı, emniyet ve ekonomi alanında devam ettiğini ve sonuçlarının alınmaya başladığını aktararak, “Yargımız, polisimiz, askerimiz, herkes el ele, omuz omuza bir defa tüm bu paralel devlet yapılanmasına karşı, legal-illegal bu örgütlere karşı bu mücadeleyi, bu takibi sürdürmeleri lazım” diye konuştu.

PKK terör örgütü, paralel terör örgütü ve onlara destek veren medya kuruluşları ve bir takım çevrelerin, Türkiye’nin terörle mücadelesini manipüle ederek yansıtmalarına karşı, devletin halkı bilgilendirme ve bilinçlendirmede yeterli bir durumda olup olmadığı yönündeki soruya ise Cumhurbaşkanı Erdoğan şu değerlendirmelerle karşılık verdi: “Şu anda tabii ilgili kurumlar ellerinden geldiğince toplumu bilgilendirmenin gayreti içerisindeler. Ancak yeterli bir bilgilendirme oluyor mu dersek, tabi dört dörtlük henüz yeterli bilgilendirme olamıyor. Tabii bu, ülkemizin eksikliği olmaktan öte, bir de maalesef kurumlarımızın içerisindeki bütünlük bozuldu. Bu paralel yapı, kurumlarımızın içerisindeki bütünlüğü bozdu. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet anlayışını yakalamadıktan sonra biz o bütünlüğü yakalamayız, o bütünlüğü yakalamamız lazım, onu yakaladığımız anda olay çok daha farklı gelişecektir.”

“HDP LİDERİ TÜRK BAYRAĞINI ELİNE DOĞRU DÜRÜST ALMIŞ BİR KİŞİ DEĞİL”

Sorulan bir soru üzerine, teröre karşı düzenlenen ve gerçekleşecek olan yürüyüşlerde, HDP liderinin bayrakla o eyleme gitmenin yanlış olduğuna ilişkin açıklamasını da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ifadeleri kullanan kişi, bir defa hayatında Türk Bayrağını eline doğru dürüst almış değil.” dedi ve devamında şunları söyledi: “Son seçimde birileri, ‘İçinden yapmasanız bile meydanda bir miktar dağıtın’ dedi, Çünkü bunların kongrelerinde bayrağımızı bırakın asmayı, asılan bayrak varsa onları indirdiklerini biliriz. Bunların hepsi arşivlerde olan bilgiler. Şimdi mesela teröristlerin cesetleri üzerine malum bölücü terör örgütünün kendilerine ait paçavrasını sarmışlar, kendilerine göre ibadetlerini yapmışlar, ondan sonra bunu sosyal medyayla paylaşmışlar. Sosyal medyayla bunu paylaşırken, bunu neyle izah edecekler? Hani sizin bayrağa saygısızlığınız yoktu; nerede saygı? İşte sizin aslınız meydana çıkıyor. Bizim bayrağımız belli, yani bu ülkede 78 milyonun tek bayrağı var, ama sen milletin o tek bayrağını kabul etmediğini ortaya koyuyorsun. Nasıl oluyor böyle bir saygı? Yani yalancının mumu yatsıya kadar yanar.”

“AVRUPA ÜLKELERİ TERÖRLE MÜCADELEDE YETERLİ DESTEĞİ VERMİYOR”

Türkiye’nin terörle mücadelesinde Batı ve dünya ülkelerinin samimi olmadığını dillendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye her zaman bu konuda uzak durduğunu ve terör örgütünü kısmen de olsa desteklediklerini bu konu ile ilgili görüştüğü ülke liderlerinin, ‘Gerekli tedbirleri alıyoruz, uyarıları yapıyoruz’ dediklerini açıkladı ve şöyle dedi: “Kusura bakmayın, bizim de istihbaratımız var. Sonra bu yakalanan, teslim olan bütün teröristlerin ellerinden çıkan silahlar var, bilgiler var, bunları görüyoruz. Yani bunu bize yutturmaları mümkün değil. Ama kararlılıkla, azimle biz tabi bu mücadelemizi sürdüreceğiz, bu oyuna da gelmeyeceğiz. Ben milletimin böyle şirin görünen, gülücükler dağıtanların oyununa gelmemelerini özellikle tavsiye ederim. Mesela bakıyorsunuz bir eşbaşkan çıkıyor, ‘Bizim arkamızda YPG var, KCK var’ diyor. Yani terör örgütlerini sayıyor. Şimdi bunu söyleyen bir mantıktan daha başka ne bekleyebiliriz? Bir teröristin söyleyebileceği en ileri derecedeki ifade neyse o ifadeyi sözde siyasetçi bu şekilde kullanabiliyor. Bunu tüm müttefiklerimize söylüyoruz Avrupa’da, NATO’da. Onlar da bizimle görüşürken güzel ifadeler kullanıyorlar, ama uygulamaya geldiği zaman maalesef beklediğimiz neticeyi alamıyoruz; temenni ederim ki bundan sonra alırız.”

“ÇÖZÜM SÜRECİ BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜNÜ ARKASINA ALMIŞ OLAN SİYASİ PARTİ TARAFINDAN BALTALANDI”

Nasuhi Güngör’ün, “Terörle mücadelenin sonunda konuşulabilecek, müzakere edilecek birtakım süreçler yine olacak mı, bu konudaki öngörünüz nedir?” sorusuna da cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda farklı bir safhada olunduğunu belirterek daha önce çeşitli vesilelerle söylediği, ‘Çözüm süreci de şu anda dolapta.’ cümlesini yineledi ve şu açıklamalarda bulundu: “Olumlu gelişmeleri yakaladığımız zaman kaldığı yerden niye devam etmesin? Buna mani bir hal yok. Ama bütünüyle bu süreç, maalesef bölücü terör örgütünü arkasına almış olan siyasi parti tarafından baltalandı, parçalandı. Çünkü o bütün gücünü terör örgütünden alıyordu. Bölücü terör örgütü de ona ‘şöyle davranacaksın, böyle davranacaksın’ diyordu. Dikkat ederseniz, zaman zaman bakıyorsunuz Parlamentodaki o siyasi partinin eşbaşkanlarından bir tanesi kalkıyor bir açıklama yapıyor, arkasından ertesi gün bir açıklama daha yapıyor. Niye? Hemen haber geliyor, ‘sen ne yaptın, düzelt şu ifadeni’ diye. İsterse düzeltmesin. Çünkü oradan talimatlar gelerek yönetiliyor; böyle bir durumla karşı karşıyayız.”

7 HAZİRAN SEÇİMLERİ SONRASI KOALİSYON GÖRÜŞMELERİ

Güngör, Cumhurbaşkanı’nın 7 Haziran seçimleri sonrasında koalisyon kurulmasına engel olduğu yönündeki iddiaları hatırlatarak, koalisyon ile ilgili tutumunun ne olduğunu ve bu bağlamda 1 Kasım seçimlerini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa neye amirse bu süreç içinde onu yaptığını, Cumhurbaşkanı olarak kendisine ne emanet edildiyse o emanetin gereğini yaptığını belirtti. 7 Haziran sonrası koalisyon görüşmeleri ile ilgili süreci özetleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin hükümet kurma görevini ikinci bir partiye neden vermediği yönündeki eleştirilerini de şu sözlerle cevapladı: “Süre itibariyle çok az bir süre kalmış. Bu partiler birbirleriyle zaten görüştüler. Peki, kime gidecek? Belli. MHP ne diyor? Ben X partinin olacağı bir koalisyonda zaten yer almam diyor. Peşinen kapıyor kapıyı. Kapadığına göre, burada biz neyi görevlendirerek zaman kaybedeceğiz? Bu sefer ben de ekibimle değerlendirmelerimi yaptım, benim ifademle tekrar seçim, ama yasal ifadesiyle erken seçim kararını aldık ve erken seçim kararını da alırken mevcut hükümete geçici hükümeti kurma görevini verdik. O da geçici hükümeti yine Anayasamızın amir hükmü gereğince kurdu.”

“1 KASIM SEÇİMLERİ SONRASI TEK BAŞINA BİR HÜKÜMET KURULDUĞU ZAMAN ÜLKE SIÇRAMAYA GEÇER”

1 Kasım seçiminin, bu sıkıntıları yaşatmayacak bir seçim olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıllık Başbakanlığı döneminde böyle bir sıkıntı yaşamadığını aktararak şu ifadelere yer verdi: “Türkiye bugün eğer en batısından en doğusuna, en kuzeyinden en güneyine bir değişimi-dönüşümü yaşadıysa bunun tek sebebi, işte tek başımıza iktidar olmamızdır. Biz koalisyona karşı olmak diye bir prensip içerisinde değiliz; demokrasinin içinde bu da olur. Ama bu ülkelere göre değişiyor. Bazı ülkelerde bu demokrasi kültürü yaygındır, çabuk olur. Ama bazı ülkeler bunu kavrayamaz, Türkiye bunu kavrayamamıştır. Geçmişten bu yana bizim demokrasi ortamı olmasına rağmen koalisyon kültürümüz gelişmediği için bunu başaramadık, birçok kere bu denendi. Batıda da Almanya bunu rahat kurarken, bir Belçika kuramıyor. İcabında 1 seneye kadar bu uzayabiliyor, bunları görmemiz lazım. Bunların o ülkeye kaybettirdiklerini de görmemiz lazım. Öbür türlü olduğu zaman da kazandırdığını görmemiz lazım. Biz şimdi diyelim ki ülkemizde tekrar tek başına bir hükümet kurulduğu zaman inanın, hemen sıçramaya geçer fırlatırız. Bunu görmek lazım. 1 Kasım’da da benim milletim oyunu verirken bunları düşünerek vermeli, buna göre adımını atmalı diye düşünüyorum. Çünkü bu ülkede meydana gelecek bir kaos 78 milyonun paylaşacağı bir kaos olacaktır, bunu yaşamayalım diye düşünüyorum.”

AK PARTİ KONGRESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, soru üzerine, Ak Parti’nin geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen kongresinde listelere müdahil olduğu yönündeki iddiaları da değerlendirdi. Konu ile ilgili atılan başlıkların yazılan yazıların hoş olmadığına değinerek, Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu’nun kongre öncesi kendisi ile görüşmesini, bu konudaki kanaatlerini onunla paylaşmasının doğal olduğunu söyledi ve şöyle dedi: “Çünkü ben bu partinin Kurucu Genel Başkanıyım. Kurucularından değil, Kurucu Genel Başkanıyım. Bu kurucuları oluşturan, bu gayreti ortaya koyan kişi şahsım. Dolayısıyla yani adeta bir anne-baba evladını nasıl izlerse, takip ederse, doğrusu ben de bu ilk kongrede onu öyle izledim, öyle takip ettim. Ama öncesinde de sağ olsun Sayın Davutoğlu geldi, kanaatlerimi sordu, düşüncelerimi sordu. Ben de düşüncelerimi, kanaatlerimi kendisiyle paylaştım. Çünkü Türkiye bir dönüm noktasında ve bu dönüm noktasında hakikaten atılması gereken adım çok çok önemli. Ve bunu ben çok doğal görüyorum, tabii görüyorum.”

“İSRAİL YÖNETİMİ MESCİD-İ AKSA'DA ÇOK YANLIŞ BİR ADIM ATIYOR”

İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırıları ile ilgili soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mescid-i Aksa'daki vandallığın izah edilemeyecek boyuta ulaştığını belirterek, bu saldırılarda üç semavi dinin mabedi olan Mescid-i Aksa’nın kapılarının ve camlarının kırıldığını ve oradaki Kuran-ı Kerim'lerin yakıldığını hatırlattı. Bu konuda Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Al Suud, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Angela Merkel ile görüştüğünü, İngiltere, Fransa ve Ürdün ile de bu görüşmelerin devam edeceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bir taraftan süreci yakın takipte tutuyoruz. Temennim odur ki bu konu bir an önce çözülür aksi takdirde bu gidiş hayra alamet bir gidiş değil. Yani burada İsrail yönetimi bence çok çok yanlış bir adım atıyor. Adeta İslam dünyasını tahrik etmek suretiyle Filistin'de, Orta Doğu'da yani yeni bir maalesef ateşlemeyi veya burada bu işin fitilini yakma noktasında attığı adımla öyle zannediyorum ki Orta Doğu'ya çok ciddi zarar verecekler."

Bu konuda İslam dünyasının hassasiyetinin nasıl olduğunun sorulması üzerine Erdoğan, "Bu işin lafını yaptılar ama biz Türkiye olarak mesela önümüzde G-20 var. G-20'de gündemimizde konuşacağız. Aynı şekilde Birleşmiş Milletler gündemine yine bu konuyu ayrıca taşıyoruz. Orada da konuşulacak. Yani Ban Ki-mun ile zaten görüşürken açıkça söyledim o da bu gelişmeleri tasvip etmediğini, çok açıkça söyledi ama maalesef Arap liginin hiç böyle bir derdi yok. Bu akşam mesela Katar Emiri ile görüşmem olacak, onunla da bu konuları şöyle enine boyuna konuşacağız. Katar Emirinin bu konudaki hassasiyetlerini biliyorum. Yani çok hassas bu konuda. Kendisiyle bu konuları görüşüp ne gibi adımlar atabiliriz, bunları da paylaşacağız. Temennim odur ki bir an önce bu atılmış yanlış adımlar düzeltilir" ifadelerini kullandı.

“MÜLTECİLER KONUSUNDA BATIYA SESİMİZİ DUYURAMADIK”

Suriye'deki iç savaş nedeniyle yaşanan mülteci dramına ilişkin sorulara da cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkeden ve Irak’tan gelen 2 milyonu aşkın mülteciye, açık kapı politikası çerçevesinde Türkiye’nin kapılarını kapatmadığının altını çizdi ve "Bütün bunlar olurken, son 4-5 yıl içinde biz Batı’ya sesimizi duyuramadık." dedi. Devlet başkanlarının, başbakanların, dışişleri bakanlarının Türkiye'deki mülteci kamplarını gördüklerinde "Biz dünyada böyle güzel kamplar görmedik, sizin insanlara bakışınız bambaşka, onun için sizleri tebrik ediyoruz." dediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Tamam da bunlar bedava yapılmıyor. Bizim şu ana kadar yaptığımız yatırım 6,5 milyar dolar. 'Biz ne gibi katkıda bulunabiliriz' ya da 'bize ne düşüyor', böyle bir şey söylemediler. Şu ana kadar bize gelen rakam tüm dünyadan ve bunun daha çok Birleşmiş Milletler camiası içinde bu işi bir araya getiriyorlar. Yani 417 milyon dolar civarında ama bizim harcadığımız 6,5 milyar dolar. Bundan sonra ne gelir ne gider tabii bunu bilemeyiz. Fakat biz tabii şu anda Türkiye’nin dört bir köşesinde Suriye'den, Irak’tan gelen bu insanları misafir etmeye devam ediyoruz ama şunu da söyleyeyim. Bunların içerisinde gerçekten kalifikasyonu yüksek insanlar da var ama tabii bunların dışında olan fakr-u zaruret içerisindeki insanlar da var. Doktoru, mühendisi, öğretmeni bunlar varken onlar da var. Biz bunlara karşı hakikaten farklı politika uygulamamız lazım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mültecilerin misafir edilmesinde Türk milletinin, özellikle sınır boylarındaki vatandaşların sabrını şükranla karşıladığını da sözlerine ekleyerek, “Onlar bir ensar anlayışı içerisinde bunu karşıladılar. Suriye'den Irak'tan gelenlere adeta bir muhacir gözüyle baktılar." değerlendirmesini yaptı. Sadece yılbaşından bu yana Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın boğulmak üzere iken kurtardığı mülteci sayısının 54 bin civarında olduğunu ve kurtarma işlemlerinin hala yoğun bir biçimde sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şu açıklamaları yaptı: “Bu konuyu biz kendi haline bırakamayız. Ama ne yazık ki Suriye’de Esed, bugün maalesef kendi ideolojisinin veyahut da onu kullanmak isteyen bazı ülkelerin şu anda üssü konumuna geliyor. Oraya uçak desteği verenler, silah desteği veren ülkeler var. Şimdi biz bunları açıkladığımız zaman bazı dostlarımız rahatsız oluyor ama bu bir gerçek… Bunu konuştuğumuzda bize farklı ifadeler kullanılırken, şimdi farklı uygulamalar yapılıyor. Şimdi Türkiye olarak ben rahatsızım ama Suriye’den Rusya rahatsız olamaz, İran rahatsız olamaz. Çünkü Suriye’nin, ne Rusya’ya ne İran’a sınırı yok ama bana 910 kilometre sınırı var. Geçenlerde de biliyorsunuz, yine Suriye tarafından bir atış oldu ve bir askerimiz şehit oldu. Bunları biz görmemezlikten gelemeyiz. Onun için de tabii, bizim şu anda ister istemez başta DEAŞ olmak üzere PYD vb. terör örgütlerine tedbirimizi almak durumundayız ve koalisyon güçleriyle de burada özellikle terör güçlerine karşı bir güvenli bölgenin oluşturulması gibi bir çalışmayı ilgili arkadaşlarımız, birimlerimiz yürütüyorlar."

SURİYE SINIRINDA GÜVENLİ BÖLGE KURULMASI

Nasuhi Güngör’ün, "Güvenli bölge konusundaki adımlar ne aşamada? Türkiye’nin bir kararlılığı var ama bu kararlılık henüz bir karşılık bulmuş değil" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Tabii bu özellikle terörden arındırılmış güvenli bölge noktasında atılan veya atılacak bu adım daha çok şu anda Cerablus - Azaz arasındaki bir bölge olarak planlanıyor ama bu illa budur diye bir şey yok. Mesela şu anda biz ister istemez, buralardaki geçişlerin de bir yerde engellenmesi için de bir adım atmanın planlamasını yaptık. Şu anda bunun da çalışması yapılıyor. Çünkü bu geçişler esnasında başka sıkıntılar de meydana gelebiliyor. Dolayısıyla, bizim güvenli geçiş bölgelerimiz ki bu gümrük kapılarımızdır. Oralardan geçişin dışındaki geçişi engellemek gibi bir planımız var. Şu anda onun da adımları atılıyor.”

“YURT İÇİNDE VE DIŞINDA TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ”

Türkiye’nin DEAŞ terör örgütü ile mücadelesinde samimi olmadığı yönündeki iddiaların hatırlatılması ve bunun böyle olup olmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, " Bunların hepsi şu anda tamamıyla Türkiye’ye karşı olan bakışı değiştirmeye yöneliktir ki bu yeni değil, ta başından beri bu böyle yapıldı." dedi. DEAŞ’ın mazisinin yeni olduğunu, El Kaide terör örgütünden ayrılarak kurulmuş bir örgüt olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "El Kaide’nin adını duyuyor musunuz şimdi? Ama Irak savaşları olurken gündemde ne vardı? O zaman sadece El Kaide vardı ama daha sonra El Kaide’nin içinden DEAŞ doğdu. Şimdi El Kaide’nin adını duymuyoruz. Yani burada yapılan bir algı operasyonudur. Bu algı operasyonuna karşı durması gereken, ülkemizdeki tüm medya grupları, bakıyorsunuz belli bir grup var, bunlar zaten hükümete, bu devlete, bu vatana karşı olanlar. Bunlar ne yazık ki onlara servis yapıyorlar ve bu servisi yaparken de acımasızca yapıyorlar. Zaten bunlar da şimdi aradıkları malzemeyi buldukları anda da hemen bunu Amerika’da, Avrupa’da başlıklarına taşıyorlar ve sorulduğunda da diyorlar ki, 'Bizim suçumuz değil, Türkiye’deki medyadan biz bunları aldık.' Tamam da sen bunu kaynağından almadın ki... Böyle bir durum olunca da tabii sıkıntının boyutu ciddi manada büyüyor ve biz şu anda işte içeride olan olayları yaşıyoruz, görüyoruz. Kalkıp da gönül arzu ediyor, İçişleri Bakanlığı ile bunu yap, Milli Savunma Bakanlığı ile bunu yap, Genelkurmay ile Milli İstihbarat ile bunları yapsalar bu bilgileri alacaklar ama böyle bir şey yok. Biz ta başından beri içeride özellikle bölücü terör örgütü olmak üzere DHKP-C olmak üzere ve dışarıdan da şu anda DEAŞ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı bu mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

“ŞEHİT TABUTUNA SIRT DÖNECEK KADAR ŞEREFSİZ DEĞİLİM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde haftalık bir derginin kendisinin bir fotoğrafını montajlayarak kapak yapmasını, ardından yaşanan gelişmeleri ve ‘basın özgürlüğü’ tartışmalarını nasıl değerlendirdiği ile ilgili yöneltilen soruya şu açıklamaları yaptı: “ "Ona ait neyi söyleyeyim ki? Ben diyorum ki ona ait şu anda kanunlarımız neyi söylüyorsa o söylensin. Çünkü bunun adı bir basın özgürlüğü olamaz. Çünkü hayatımda ben bir ‘selfie’ yapmış değilim. Bazı insanlar bunu yapabilir ama ben yapmadım, yapmıyorum. Ben bir defa bir şehit tabutuna sırt dönecek kadar şerefsiz değilim. Ama o kapağı yapanlar, bakın bu kadar ağır konuşuyorum; şerefsizdir, alçaktır ve benim karakterimi de onlar çok iyi bilirler. Onun için de olması gereken neyse onu yapacağım. Hukuk içerisinde, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Zaten gördüm rahatsız oldum. Ben bunları ufak ufak söyleyip de geçemem. Çünkü şehidin bizim dünyamızdaki anlamı bellidir ama onların dünyasındaki anlamı belli değildir. Eğer onların dünyasındaki anlam buysa, onu bilemem. O zaman kendi resimlerini koymak suretiyle onu bassınlar. Veya peşinden gittikleri zatın resimlerini koyarak bunu yapsınlar. Onlar onu yapabilir, biz yapamayız. Ve hiçbir zaman yazılı ya da görsel medya ne olursa olsun, özgürlük adı altında bir başkasının özgürlük alanını işgal edemez. Bu bir defa benim şahsıma, ilkelerime, inancıma, her şeyime saldırıdır. Bedelini ödeyecekler."

ANTALYA’DA GERÇEKLEŞECEK G-20 ZİRVESİ

Önümüzdeki Kasım ayı ortasında Antalya’da gerçekleşecek G-20 Zirvesi ile ilgili, “Antalya'da çok güzel bir hazırlık yapılıyor.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede ana başlık olarak büyüme ve yatırım konularının olduğunu, bu başlıkların yanı sıra bir takım konuların da ele alınacağını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, G-20'de söz konusu başlıkların konuşulduğu toplantıların dışında çalışma yemeklerinin de gerçekleşeceğini kaydederek, konu ile ilgili şu açıklamaları yaptı: “"Çalışma yemeklerinde tabii ki terör sorunu, terörle mücadele masaya yatırılacak. Fakat şu anki son gelişmelere baktığımız zaman yani bana göre Mescid-i Aksa konusunu da bu çalışma yemeklerinde bizim gündeme getirmemiz gerekiyor. Özellikle şu anki çalışmalarla birlikte bu katılan ülkelerin paylaşabileceği iklim değişikliği ile alakalı konu da burada gündeme gelecek. O da çalışma yemeklerindeki başlıklardan bir tanesi olarak yerini alacak."

G-20'ye katılan ülkelerin dünya ekonomisinin yüzde 75-80'nini temsil ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkelerle yapılacak zirvenin kendileri için çok büyük anlam içerdiğini ifade ederek, “Bu zirvelerle Türkiye terörle mücadelede konumunu ortaya koyuyor. Ama istiyoruz ki Batı da terörle mücadelede yerini güçlü bir şekilde alsın” şeklinde konuştu.

TERÖRE KARŞI TEK SES MİTİNGİ

Programın sonunda, önümüzdeki pazar günü İstanbul Yenikapı Meydanı’nda gerçekleşecek “Milyonlarca Nefes / Teröre Karşı Tek Ses” mitingine, TBMM Başkanı İsmet Yılmaz ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte katılarak vatandaşlara kardeşlik ve teröre karşı bir olma mesajı vereceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, etkinliğe muhalefet partilerinin de davet edildiğini ancak kendilerinin olumlu cevap gelmediğini açıkladı.

 

 

 

 

kaynak:akparti.org.tr

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR