Üst Header Banner Reklam
 
BAŞBAKAN: Talimatı Verecek Olan Halktır
Davutoğlu, HDP'nin hala Nişantaşı'nda kullandığı dili Diyarbakır'da, Hakkari'de kullanamadığını kaydederek, "Veya Kandil'e dönüp de 'Silahları gömün' diyemiyor. Bu sınavı yaşayacaklar, eğer bunu diyebilirlerse normalleştikçe siyaset içinde, bizim siyasal rakibimiz olurlar, oldular, olmaya devam ederler.
11.06.2015 03:22:28
Bu haber 1146 kez okundu
BAŞBAKAN: Talimatı Verecek Olan Halktır

 Başbakan Davutoğlu, TRT'de seçim sonuçlarıyla ilgili gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

 Başbakan Ahmet Davutoğlu TRT'de soruları cevapladı- video

Talimatı Verecek Olan Halktır

Başbakan Ahmet Davutoğlu, erken seçim olup olmayacağına ilişkin soruyu yanıtlarken ''Talimatı verecek olan halktır." dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Şimdiden bir erken seçim senaryosunu önceleyip de tiyatrovari bir koalisyon sürecine girmeyi ben ahlaki görmem. Samimi bir şekilde girerim, elimden geleni yaparım, herkesle müzakere ederim. Ama nihayette hiçbir şey çıkmazsa, ülke geçici hükümetle idare edecek değil. Meclis de kapalı kalacak değil. Biz, 12 Mart döneminde yaşamıyoruz, 12 Eylül'de yaşamıyoruz. Gideriz halka, tekrar 'Yeni talimatın nedir?' diye, halka sorarız. Talimatı verecek olan halktır." dedi. 

Davutoğlu, HDP'nin hala Nişantaşı'nda kullandığı dili Diyarbakır'da, Hakkari'de kullanamadığını kaydederek, "Veya Kandil'e dönüp de 'Silahları gömün' diyemiyor. Bu sınavı yaşayacaklar, eğer bunu diyebilirlerse normalleştikçe siyaset içinde, bizim siyasal rakibimiz olurlar, oldular, olmaya devam ederler. Buradan hareketle düzen bozucu bir unsur haline dönüşürlerse, yani 'burada bir devlet meşruiyeti var, ama bir de benim meşruiyet alanım var' derse; işte o zaman, içine girdiği TBMM ortamına da ihanet etmiş olur. Kendi oy veren seçmene de ihanet etmiş olur, bu sınav onların önünde. Onlar kendi sınavlarıyla baş başalar" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, "Bizim için önemli olan Türkiye'nin bütününü kuşatan, bir hükümet modeli etrafında hem zihni egzersiz yapmak hem de siyasi anlamda da bunları muhataplarımızla konuşmak. Hiç kimseye kapım kapalı değil, hele siyasilere kapım kapalı değil bir. Bize oy vermemiş seçmenlere ise gönlüm kapalı değil iki. Ola ki bizden yüzde 8-9 oranında seçmen başka tercihte bulunmuşsa onları da açık yüreklilikle neden bu tercihte bulunduklarını anlamaya çalışırım, 3 gündür yaptığımız bu birçok şeyle birlikte. Ama kimseye gönlümüzü kapatmayız, kimseye sitem etmeyiz" şeklinde konuştu.

Davutoğlu, seçimin ertesi günü bakanlarla MYK'da toplantı yaptığını, araştırma kurumlarıyla, neticenin arka planını, buz dağının görünmeyen yüzünü görmek istediklerini konuştuklarını ve bununla ilgili detaylı bir analiz yaptıklarını söyledi.

"Bütün seçmenlere gönlüm açık"

Bazı aydınların seçimler öncesinde HDP'yi destekleyen bildiriler yayınlamasıyla ilgili soru üzerine ise Başbakan Davutoğlu, "Seçmen ne mesaj verdi' deniliyor ya, hem bir vatandaş olarak hem bu ülkeyle ilgili düşünceleri kaygıları olan biri olarak ama en önemlisi AK Parti Genel Başkanı olarak, temsil ettiğim ve beraber çalıştığım dava arkadaşlarımla birlikte bir istişare ihtiyacı hissettim, işte yapıyoruz, yarın da dediğim gibi il başkanlarıyla birlikte" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, "Ama benim seçmenden aldığım şey, '12 yıl bana hizmet ettin ama ben bazı şeylerin yanlış gittiğini görüyorum, bir düşün'. Biz düşüneceğiz, seçmen bize 'bu işe bir bak dedi' mi biz bakarız" dedi. 

AK Parti'nin yenilenme ve muhasebeye ihtiyacı varsa bu muhasebeden kaçmayacaklarını dile getiren Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Her an muhasebe yaparız, günde en az 5 kere muhasebe yaparız. Kolektif olarak bulunduğumuz AK Parti hepimizin kimliğinin benliğinin bir parçası olarak da bir muhasebeyle, ola ki seçmen dilimizde bir yanlışlık gördüyse, bir tekebbür gördüyse, ola ki davranışımızda bizi 2002'de iktidara getiren tutumdan bir farklılaşma gördüyse; ola ki bizim önem verdiğimiz ilkelerde bir yıpranma gördüyse; bunları tek tek tanımlarız. Bu arada onun için dedim bütün seçmenlere gönlüm açık, tek şey var bunun istisnası demokrasiye aykırı davranan yani açık vesayetçi veya tutumlar içerisinde demokrasiye karşı tutum sergileyenler hariç, hiç kimseye bizim gönül kırıklığımız yok. Hiç bir aydın kesimine, sivil toplum kesimine, hiçbir iş adamları toplumuna yok."

Başbakan Davutoğlu, "AK Parti'nin yenilenmesi bağlamında ilk adımı yaptık. Büyük bir araştırma yapıyoruz. Bizim seçmenimiz. İki şeyi soracağız. Bir, kendi seçmenimize bizde neyi acaba yanlış gördü? İki, oy veren seçmene hangi formül sizce makbuldür? Nihayette bu müzakerelerle şekillenecek. Tek taraflı bir oyun değil koalisyon, onların da tercihi önemli ama benim de kendi seçmenimin tercihini bilmem, onlara bu modeli anlatabilmem için gerekli. Onu da sorma talimatı verdim, şimdi başladı çalışma. Yani (siz bizim ne yapmamızı istersiniz)" şeklinde konuştu.

"Hükümeti kurma konusunda samimi olacağız"

"Samimi bir şekilde hükümet etmek için görevi sürdüreceğiz" diyen Başbakan Davutoğlu, "Kimle yapalım bunu seçmene soracağız. Yürür yürümez koalisyon o süreç içinde göreceğiz. Önce hükümeti kurma konusunda samimi olacağız" dedi.

İkinci soracakları şeyin kendilerine oy vermeyen seçmenin neden vermediği yönünde olacağını anlatan Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yani bize veriyordun geçmişte, bunu da çıkarın, neden vermedin, onu görmek. Orada bir iç muhasebe. Üçüncü alan, daha önce gri alanda olup da kemikleşmiş bir şekilde karşımıza geçmiş kesimler varsa; hiçbir önyargı olmadan bu kemikleşmenin kutuplaşmanın sebebini, bu sebebi ortaya çıkarıp, bu sebep üzerinden bütün kesimlere açık bir istişare zemini kurmayı düşünüyorum. Kendi seçmenim oy veren seçmenimle bir istişare, bize oy vermekten vazgeçmiş yüzde 8-9'luk seçmenle bir başka istişare düzeyi, bu yalnız 2011'e göre, 2014 yerel seçimlerine göre 1,5 veya 2'lik bir oy kayması var, hepsini sormak. Sonra da ola ki bir şekilde daha önce bizimle iletişimi olup da şu anda kopmuş bir şekilde bir AK Parti karşıtlığına yönelmiş kesimler varsa; onlarla da her düzeyde konuşmak."

Davutoğlu, "Nihayet biz AK Partiyi niye kurduk, niye bu kadar çaba sarf ediyoruz, sadece AK Partiye oy veren seçmenlere hizmet anlamında değil, Türkiye'nin bütününe hizmet için bu yapıldı. Bu anlamda, balkon konuşmasında 'Yeniden Bismillah' dedim. Yeniden bir başlangıçla bütün bu şeyi gözönüne almamız lazım, bu konuda da hiç kimse tereddüt etmesin. Herkese hem kapımız, hem istişaremiz açık" değerlendirmesini yaptı.

"Kesinlikle, bir buhrana, bir bunalıma, krize izin vermeyeceğiz"

"Birinci sorumluluğumuz, ülkeyi kötü senaryolardan muhafaza etmektir" diyen Davutoğlu, "Etrafımızda bir ateş çemberi var, Ukrayna, Irak, Suriye, Libya, Lübnan, hepsi etnik ve mezhep temelli bir kimlik politikalarıyla bugüne düştüler ve 10 sene önce kimse onların bu duruma düşeceğini bilemiyordu" ifadelerini kullandı.

AK Parti dışındaki partilerin kimlik siyasetlerinin Türkiye'de o kadar kötü bir senaryo vermese bile karşılıklı bir güvensizliğe sebep olduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, "Önce o kötü senaryoların dışında ülkeyi tutmak, inşallah tutarız, hiç kimse tereddüt etmesin, tutarız. İkincisi de olumlu senaryo, 2023'te ilk 10'a girmek vesair çizdiğimiz, hedeflediğimiz vizyonu gerçekleştirmek için, bu sefer tek parti hızıyla gidemeyiz; açık söyleyim bunu da, milletimizin tercihi böyle yani kimsenin başına kakma anlamında demiyorum. Tek parti hükümetinin hızıyla gitmek mümkün değil, koalisyonlarda bunu gördük, fiilen mümkün değil" diye konuştu. 

Davutoğlu, koalisyonlar döneminde yaşanan sıkıntılar için "Bir başbakan olarak bir bakana talimat verdiğiniz de sizin partinizdense hemen harekete geçer, başka bir partidense en azından belki kendi genel başkanına da sorma ihtiyacı hisseder. Ondan sonra bir de genel başkanı ikna etmek, müzakeresi başlar. Efendim o bakanlıkta o partiye yakın bir bürokrat olur, öbür bakanlıkta bu partiye yakın bir bürokrat olur. İki bürokratın ilişkisi bile zaman alır, biz bunları geçmişte yaşadık. Ama millet böyle takdir etmiş, bunu tartışmayacağız. O zaman olabileceğin en iyisini yapacağız. Kesinlikle, bir buhrana, bir bunalıma, krize izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Tiyatrovari bir koalisyon sürecine girmeyi ben ahlaki görmem"

Erken seçim olup olmayacağına ilişkin soruya da Başbakan Davutoğlu, şöyle yanıt verdi:

"Hemen yeni seçime gidelim demek, milletin şu seçimde verdiği kararı tartışmaya açmak olur. Ben bu karara saygı duyarım, ilk gün söyledim. Bu kararın gereğini sonuna kadar tüketmeden de alternatif bir yola yönelmem. Yani bu kararın gereği nedir, 'sana güvendim, en büyük oyu sana verdim, ama biriyle uzlaşarak hükümet kur'. Milletin bize verdiği talimat bu, şimdi ben bu talimatın gereği olan neyse yaparım. Sonra da bir formül üretebilirsek, millete döner 'sen bizden bunu istedin, biz istemiyorduk, ama sen bize koalisyon kur dedin' işte şu x partisiyle koalisyonu kurduk,' der, millete hizmet ediyoruz diye yola çıkarız. Ama diğerleri bütünüyle yolları kapatırsa, yani bütün partiler kapattılar, kendi aralarında da bir formül üretemediler, o zaman da millete döner 'Sen bana talimat verdin, en büyük parti olarak, git koalisyonu kur' bize kapıyı kapattılar. Kendi aralarında da kuramıyorlar, 'ben tekrar sana geliyorum' yeni bir talimatın nedir', yine bir daha mı koalisyon için uğraşalım, hangimize olursa olsun, tek parti şeyini mi vereceksin, tabii ben bana vermeni isterim' diye tekrar gideriz, ama o zaman gideriz."

Davutoğlu, "Şimdiden bir erken seçim senaryosunu önceleyip de tiyatrovari bir koalisyon sürecine girmeyi ben ahlaki görmem. Samimi bir şekilde girerim, elimden geleni yaparım, herkesle müzakere ederim. Ama nihayette hiçbir şey çıkmazsa, ülke geçici hükümetle idare edecek değil. Meclis de kapalı kalacak değil. Biz, 12 Mart döneminde yaşamıyoruz, 12 Eylül'de yaşamıyoruz. Gideriz halka, tekrar 'Yeni talimatın nedir?' diye, halka sorarız. Talimatı verecek olan halktır" şeklinde konuştu.

Türkiye'de uygulanan sistem parlamenter sistem değil

Başbakan Davutoğlu, seçim öncesindeki söylemlerinin geride kaldığını, isteklerinin mevcut sistemin değişmesi yönünde olduğunu belirtti. Bu açıdan başkanlık sistemini gündeme getirdiklerini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Parlamenter sisteme ben karşı değilim. Hiçbir zaman da olmadım ama Türkiye'de uygulanan sistem parlamenter sistem değil. Parlamentonun merkezde olduğu bir sistem ama parlamenter sistemde parlamentonun çıkardığı hükümettir bütün yetkiyi kullanan. Ama Türkiye'de kendileri gibi düşünmeyen, darbe karşıtı bir cumhurbaşkanı geleceği düşünülerek değil de general kontrollü bir sistem kurdular. Aklı başında hiç kimse 'bu sistem bir parlamenter sistemdir' diyemez. Biz başkanlık sistemine geçmeyi tasavvur ettik, söyledik. Halk bunu uygun görmediğini verdiği oylarla gösterdi, bu yetkiyi vermedi bize. O zaman şimdi var olan sistemi işletmektir bizim sorumluluğumuz. Var olan yapı içinde ne yapacaksa onu yapmak... Küsemeyiz, sırtımızı dönemeyiz, başka yollar arayamayız."

Cumhurbaşkanlığı makamına dönük olarak kampanya döneminde son derece yıpratıcı söylemlerin kullanıldığını ifade eden Davutoğlu, artık bu söylemlerin terk edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Artık karşılarında yeni bir tablonun var olduğunun altını çizen Davutoğlu, "Herkes bu tabloyu meşruiyet sınırları içinde var olan sistemi işletecek şekilde kullanmalı. Yani ben görevi aldım diyelim; turları tamamladım. Cumhurbaşkanımıza; 'Sayın Cumhurbaşkanım istediğim halde olmadı' dedim ve iade ettim. Cumhurbaşkanı da sayın Kılıçdaroğlu'na veya kime verecekse görev verecektir. Bu sistemin işlemesi için görevi alacak olanın Cumhurbaşkanlığı makamını artık tartışma konusu yapmaması lazım" dedi.

"Sistem değişmediğine göre artık taşların yerine oturması lazım"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Pazartesi günü yapmış olduğu açıklamayı bütün partilerin dikkatlice okumasını rica eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın o açıklaması bugünkü sistem içinde kendisine düşen görevi, rolü, siyaset üstü konumu ile hepimize uyarıda bulundu. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu tutumunun karşılık görmesi lazım. Belirsizliğin giderilmesi için rolleri dağıtacak olan, görevi verecek olan Cumhurbaşkanımızdır. Anayasa böyle söylüyor. Kişi neredeyse makam orasıdır. Bunları kim tartışmaya açarsa belirsizliği artırır, gerek yok. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu yeni açıklamasıyla 'ben bütün partilere eşit mesafedeyim' demiş oluyor. Sistem değişmediğine göre artık taşların yerine oturması lazım. Taşların yerine oturması için bir fırsat bu, hepimiz için bir fırsat. Taşları yerine oturtalım. Taşları yerine oturttuktan sonra herkes kendi görevini var olan anayasal sistem içinde yetki ve sorumlulukları da almış bir şekilde üzerine düşeni yaparsa koalisyon görüşmelerinde hem rahat bir rol almış oluruz, hem millet rahat eder, hem de bir uzlaşı kültürü doğar."

Davutoğlu, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile ihtilaflarının olduğunu ama Sezer'in bulunduğu makama hürmette asla kusur etmediğini, büyükelçi unvanı taşıdığı dönemde Şam'da yaptığı bir görüşmeden dolayı Sezer'in ihtiyaç duyması halinde gelerek bilgi verebileceğini söylediğini aktararak "Ben makama hürmette kusur edemem. O da sağ olsun 'Böyle bir şeye ihtiyaç hissetmiyorum, güvenim tamdır' anlamında cevap geldi bana, gitmedim. Şunun için bunu zikrediyorum. Bizler, makamlara saygı gösterirsek, o makamlardan saygı görürüz. Siyasetin, insani ilişkilerin kurucu rolü bu, evlilikte bile böyledir, sevgidir. Sürükleyen unsur saygıdır."

"Her yeni şey, bir şenliktir. Meclis de yeni bir şenlik"

Saygı olmadan sevginin yaşayamayacağına dikkat çeken Davutoğlu, "İlla sevgi olması gerekmiyor. Birbirimizi sevsek çok iyi ama siyasette birbiriyle çok da hoşlanmayan kişilerin devlet ahlakı gereği saygıda kusur etmemeleri lazım. Ondan sonra yeni kurulacak hükümetin işleyiş biçimi vesaire bunların hepsi konuşulur. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu açıklamalarıyla bugün de Sayın Baykal ile görüşmesi, dün Sayın Cumhurbaşkanımızla görüştüğümüzde benzer konular aramızda geçti" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CHP milletvekili Deniz Baykal ile görüşmesinin olumluolduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Nihayet Sayın Baykal en yaşlı üye sıfatıyla Meclis'i açacak, ilk süreci o başlatacak. O Meclis, ne kadar iyi açılırsa, ne kadar uzlaşı ortamı içinde açılırsa, ne kadar bir şenlik gibi açılırsa... Her yeni şey, bir şenliktir. Meclis de yeni bir şenlik. Herkes buruk olabilir aldığı oy nispetinde. Meclis'in kendisi bir demokrasi şenliği yeridir. Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Baykal ile ilk Meclis'i açacak olan başkanla görüşmesi olumludur. Bunu herkesin böyle görmesi lazım. 'Niye Cumhurbaşkanı görüşüyor?' diye değil."

"Şu anda bir şans var hepimiz için, sistemi rayına oturtmak"

Başbakan Davutoğlu, koalisyonun partiler arasında olacağına dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sayın Cumhurbaşkanımız krizi çözmek için gerektiği anda devreye girer. Koalisyon müzakereleri, AK Parti ile CHP arasındadır, AK Parti ile MHP arasındadır, HDP ile diğerleri arasında, vesaire. Koalisyon müzakerelerinin doğası, partiler arasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız koalisyon müzakerelerinin parçası değildir. Parçası haline getirmek de doğru değildir. Sayın Cumhurbaşkanımız koalisyon müzakerelerinde olabilecek bir tıkanmayı aşabilecek bir makamdır. Onu, şöyle veya böyle kanallara açabilir, yardımcı olabilir ama koalisyon müzakereleri partiler arasındadır. Partiler arasında olması, parlamenter demokrasinin bir gereğidir. Hani o çok parlamenter demokrasi vurgusu yapıldığı için söylüyorum. Bunun için herkesle biz görüşürüz, onlar da bizimle görüşür.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Baykal ile görüşmesi koalisyon müzakeresi değildir. Herhangi bir şekilde mesaj iletme de değildir. Bu, işin doğasına aykırı olur. Yeni Meclis'in en yaşlı üyesi vasfıyla yürütülen bir toplantıdadır. Bu anlamda yeni Meclis'in ilk işareti olarak da olumludur. Hepimizin en asli görevi, sistemi işletmek. Sistemin tıkanmaması lazım. 'Cumhurbaşkanına gitmiyorum' diyerek sistemi tıkayan taraf sorumlu olur. 'Cumhurbaşkanı bana görev verecek ama ben Cumhurbaşkanının katına çıkmam' o anda sistemi tıkayan bunu kim derse odur. 'Sayın Cumhurbaşkanı şunu yapmazsa ben onunla görüşmem.' Sayın Cumhurbaşkanı'na sen bir kural dikte edemezsin. 'Sen önce işte şurayı terk etmezse, böyle olmazsa...' O konudaki görüşünü yine mahfuz tutabilirsin. Ama şu anda bir şans var hepimiz için, sistemi rayına oturtmak. Bu çok önemli bir şey. Bu sistemi rayına oturtmak, herkes için, hepimiz için söylüyorum. Cumhurbaşkanlığı makamı için, Hükümet kurma çalışmaları için, muhalefet için 'Gelin güzel bir başlangıç yapalım.' Kimse semboller üzerinden birbirine siyasi gol atmaya kalkmasın. 'Ben şuraya çıkmam, şu sebep', şu anda semboller vakti değil."

Şu anın rasyonel davranma vakti olduğunu belirten Davutoğlu, "Makul davranma, akli davranma anı. Kampanya sırasında mazur görülebilir semboller üzerinde konuşmak ama şimdi akılla konuşmak lazım. Hisle değil. Hisle konuşsak, açıkçası bizler hakkında öyle şeyler söylendi ki 'Şunlara gönlüm kırık, görüşmem' demem lazım" ifadesini kullandı.

İnsani olarak hala gönül kırıklığının sürdüğünü ifade eden Davutoğlu, "Devlette kavga olmaz, devletin tepesinde kırgınlık olmaz, millete de küsmek olmaz" dedi.

Dış politika

Seçimlerden sonra ülkenin dış politikasında değişiklik olup olmayacağına ilişkin soru üzerine Davutoğlu, bugün kendisini tebrik için arayan çok sayıda başbakan ile görüştüğünü belirtti.

Dış politikada aksama ya da eksen kayması olmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "Eksen kaymasından kastettiğim şu, Türkiye'nin AB oryantasyonu bellidir, NATO üyeliği bellidir, bunlar eskiden beri gelen temel şeyler ama Türkiye'nin takip ettiği ahlaki, vicdani dış politikadan bir sapma olmaz" değerlendirmesinde bulundu.

Filistin ile ilgili politikanın değişmeyeceğini dile getiren Davutoğlu, zaten bu konudaki politika değişikliğinin toplum tarafından da kabul görmeyeceğini anlattı.

Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Yurtdışında bir kaygı var. Özellikle bizim korumamız ve yardımımız altındaki ülkelerde acaba bu yardım devam edecek mi kaygısı var. İsrail'in mutlu olması, mutlaka Esed, Sisi mutlu olmuştur. Kimlerin mutlu olduğuna baktığımızda milletimizin bu tabloyu bir kez daha düşünmesinde fayda var. Milletimizin yargısı başımın üstünde diyorum ama kimlerin mutlu olduğuna, kimlerin üzüldüğüne bakarak bu çıkan tablonun nasıl karşılandığını görmek de önemli. Bunu bir kırgınlık olarak söylemiyorum ama MHP'ye oy veren ama gönlü Suriyeli Türkmenler'de olan, HDP'ye oy veren ama gönlü Suriye'deki Kürtler'e kapısı açık olsun diyen, CHP'ye oy veren ama gönlü liberal düşüncede olup da dünyada adalet arayışı içinde olsun diyenler için de söylüyorum, yeni koalisyon hükümetinde bir uzlaşı arama çabası olacak. Şimdiden biz dikte ederiz demiyorum ama AK Parti için terk edilmemesi gereken ilkeler vardır. Bize gelen kim olursa olsun kapımızı kapatmadık, kapatmayız. Biz de barış bulup da gelip de burada yaşayan bir insanı dışarı göndermeyiz. Tabii suçluysa ayrı, teröre bulaşmışsa ayrı. Burada da zaman içinde taşlar yerine oturacak ama bizim ilkelerimiz dünyaca malumdur, bunları da uygulamaya devam edeceğiz."

"Partide yapılması gerekenlerle ilgili belli kanaatlerim var"

"Partide ne gibi değişimler öngörüyorsunuz?" sorusunu üzerine Davutoğlu, partideki birçok kişiyle çok yakın çalıştığını aktardı.

Başbakan olduktan sonra 55-60'a yakın teşkilat kongresi gördüğünü, il başkanlarına mülakat ederek karar verdiklerini, bazı illere 4-5 kez gittiğini anımsatan Davutoğlu, "Bu bana büyük bir birikim kazandırdı. Belli kanaatlerim var AK Parti'de yapılması gerekenlerle ilgili ama bunların bilimsel bir yöntemle konması için birkaç araştırma şirketinde halk bizden başka ne bekliyor, bunları da ölçecek bir çalışma yaptırıyorum. Ondan sonra bunları alacağım ve tekrar MKYK'da konuşacağım. Yani AK Parti'de her şeyin ortak akıl ve kurumsal yapı içinde sürdüğü ve herkesi bu sürecin parçası kılarak ki bu konuda dün 25 civarında arkadaşla tek tek görüştüm, devam edeceğim bunlara" ifadelerini kullandı.

"Oy kaybı varsa neşteri atmamız lazım"

"Seçim sonuçlarının ardından partide bir değişiklik olacak mı?" sorusunu Davutoğlu, "Herkesi dinliyorum. 2011 yılından bu yana bir oy kaybı varsa bizim bir cerrah soğukkanlılığıyla bunu masaya yatırmamız lazım, varsa neşteri atmamız lazım ama biz yüzde 38'i de gördük. Yüzde 34,5 ila da iktidara geldiğimizde 367 milletvekili çıkardık. Şimdi yüzde 41 ile 258'i sağladık. 4 parti girdiği için. Burada da seçim sistemini tekrar elden geçirmemizde fayda olduğu kanaatindeyim" şeklinde yanıtladı.

Davutoğlu, AK Parti içerisinde kurulduğu andan itibaren yerleşen çok güzel gelenekler olduğuna işaret ederek, bu gelenekleri muhafaza edeceklerini söyledi. Davutoğlu, partisinin 10 milyon üyesi olduğunu kaydederek, dünyada AK Parti kadar geniş üye tabanına sahip parti sayısının az olduğunu bildirdi.

Parti üyelerinin seçim öncesinde büyük bir aşkla çalıştığını gördüklerini ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"O üyelerimizin ne kadar büyük bir aşkla teşkilatlarda çalıştığını gördük. Ola ki bunların içinde yanlış uygulamalar varsa, ola ki belediyelerde yanlış şeyler varsa... Zaten Türkiye'nin geneliyle ilgili bir şeffaflık yasasını hazırlamıştık ama TBMM'de yetiştirmek mümkün olmadı. Muhalefet İç Güvenlik Yasası'na büyük bir direnç gösterince o gecikti.

Bizim karşıtlığımızda pozisyon alan aydınlar şimdi benim yazmış olduğum 2023 sözleşmesine zahmet edip bir baksınlar. Burada dile getirdiğim hususlar çerçevesinde özgürlükçü, sivil anayasa vesaire... İnsan onuruna dayalı bütün bunları gerçekleştirecek kadro yenilenmesi, kişi bazında söylemiyorum, bu seçim kampanyasında beni en çok memnun eden 2 şey var. Birincisi üç dönemlik arkadaşların gösterdiği fedakar çalışma bir ahlak abidesidir. İkincisi hem kadın kollarının hem gençlik kollarının hepsinin mitinglerde gösterdiği dinamizm. Yani tecrübeyle dinamizmi aynı anda gördüğüm için çok mutlu oldum. Her an soruyorsun kitleyle cevap veriyor, devam ediyorsun. Tecrübeli kadronun bileşeni içinde çok güçlü bir AK Parti yenilenmesi gerçekleştireceğimize inanıyorum ve bunu da parti içinde yapılacak çalışmalarda istişare ediyoruz."

"Küskünlük yok"

Seçim sonrası görüştüğü kesimlerde herhangi bir küskünlük olup olmadığının sorulması üzerine Davutoğlu, "Yok, hiçbir küskünlük yok. Yani gerçekten bizim ailemiz, AK Parti ailesi bir ahlak abidesi. Diğer partilerde neler olup bittiğiyle ilgili seçim sonrasında bazı bilgiler alıyoruz, onlar tabii kendi meseleleri. Konya'dan buraya geldiğimde hafif bir burukluk vardı. İlk hava" şeklindeki görüşünü paylaştı.

Davutoğlu, bazı partililerin balkon konuşması yapmayacağını düşündüğüne dikkati çekerek, ancak seçim öncesinde de netice ne olursa olsun milletle sonuçlara ilişkin kanaatlerini paylaşacağını söylediğini hatırlattı.

"AK Parti, 'biz buradayız' demezse Türkiye ayakta duramaz"

"Hepimiz yüksek bir oyla iktidar olmayı isteriz. Ama olamadık. Yine başarılı olduysak burada herkesin onu hissetmesi önemli" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Mitinglerde veya siyasal faaliyetin toplumsal, kitlesel zeminde hissi öne çıkardım. Çünkü ortak his olmadan, vicdan olmadan sadece akıl bir müddet sonra çıkarcılığa yönelir ve bu bir tehlikedir, bizde de olabilir, olmuştur da. Çıkarcılıkla bizim partimize gelen... Bazen zorluklar o kesimin senden kopmasını sağlar. Tabiri caizse vücut yenilenir. Biz böyle bir şey beklemiyoruz şu anda ama karar alınacağı zaman aklın devreye girmesi lazım.

O gece balkon konuşmasını yaptığımda, hemen sonrasında bütün teşkilatlarda aynı anda kutlamalar başladı. Çünkü orada ortak his ile hep beraber 'biz buradayız' demek gerekiyordu. Çünkü, AK Parti, 'biz buradayız' demezse Türkiye ayakta duramaz. Yani X partisi 'biz buradayız' demezse bir kesim etkilenir ama AK Parti 'biz buradayız' diye ayağa kalkmazsa bütün Türkiye etkilenir."

Seçim sonuçlarına bakıldığında AK Parti'nin bütün illerde ya birinci ya da ikinci parti olduğuna işaret eden Davutoğlu, AK Parti'nin Türkiye'nin her yerinde bulunduğunun altını çizdi.

Davutoğlu, "Benim birinci görevim AK Parti'yi, yani Türkiye'nin siyasi omurgasını teşkil eden partimi ayakta tutmak. Balkon konuşmasını yaparken esas şeyim oydu. Merak etmeyin biz buradayız ve biz burada oldukça Türkiye'de krize izin vermeyiz, kaosa izin vermeyiz, belirsizliğe izin vermeyiz, oyuna, desiseye izin vermeyiz. Tek parti olmasak bile 258 gibi kaya gibi bir grupla, kim bunu yapmak isterse her türlü eylemi durdururuz, kim bizimle işbirliği yapıp Türkiye'yi güzel günlere götürmek isterse de makul şekilde onunla her türlü formülü konuşuruz" diye konuştu.

 

 

 

kaynak:akparti.org.tr

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR