Üst Header Banner Reklam
 
BAŞKANLIK SİSTEMİNİ GETİRECEĞİZ
Arkadaşlar, ben bu kadar sık konuşmaya fazla alışkın değilim, çok kolay olmayacak. Biz ne dedik, laf üstüne laf koyan değil, taş üstüne taş koyan bir iktidarız, bir partiyiz.
2.06.2016 23:34:53
Bu haber 628 kez okundu
BAŞKANLIK SİSTEMİNİ GETİRECEĞİZ

 109. GENİŞLETİLMİŞ İL BAŞKANLARI TOPLANTISI

Başbakan Yıldırım, 109. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı‘nda konuştu

Sözlerine, "Arkadaşlar, ben bu kadar sık konuşmaya fazla alışkın değilim, çok kolay olmayacak. Biz ne dedik, laf üstüne laf koyan değil, taş üstüne taş koyan bir iktidarız, bir partiyiz. Onun için biz konuşmayalım, eserlerimiz konuşsun." diyerek başlayan Yıldırım, "Bizim liderimiz var. Liderimiz ülke gündemiyle, dünya gündemiyle, milletimizin gündemiyle verilmesi gereken mesajları en açık, en net şekilde veriyor. Allah ondan razı olsun." ifadesini kullandı.

Yıldırım, partisinin 22 Mayıs'ta gerçekleştirdiği olağanüstü kongresinde bin 405 delegenin oyuyla genel başkan seçildiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Her şeyden önce AK Parti, kongrede bir kez daha bütün dünyaya, bütün siyasi rakiplerimize bir demokrasi dersi verdi. Coşku içinde, birlik içinde, beraberlik içinde, kardeşlik içinde bir demokrasi şölenini gerçekleştirdik ve partimizdeki bu değişimi tamamladık. 64. Hükümet'te ve önceki hükümetlerde görev yapan genel başkanımız, başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu'na ve arkadaşlarımıza, huzurunuzda teşekkür ediyorum.

AK Parti'de değişim, bir bayrak yarışıdır. AK Parti'de kişiler değişir, hedefler değişmez. Millete hizmet yolunda kararlılık, artarak devam eder. Bu kez de böyle oldu. Her şeyden önce ben bütün yol arkadaşlarıma, ana kademeye, kadın kollarından gençlik kollarına, kuruculardan, delegelerden, mahalle temsilcilerinden genel merkez karar yönetim kurulu üyelerine, bütün parti teşkilatı birimlerine ve milyonlarca parti üyelerimize huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum."

VATANDAŞA HİZMET YAPAMAZSAN SENİ KENARA ATAR

AK Parti'nin kuruluşundan önce yaşanan 2001 ekonomik krizini hatırlatan Yıldırım, "İşte o günlerde İstanbul'dan, daha sonra Afyon'dan yükselen bir ses, bu ses, 78 milyonun sesi, milletin sesi. Kutlu yürüyüşü başlatan, partimizin kurucusu, liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, arkadaşlarıyla Türkiye'ye hizmet yolunda kararını, milletine açıklıyor ve AK Parti kuruluyor. Aradan 14 yıl geçti, o gün doğan çocuklar, bugün 14 yaşında. AK Parti girdiği her seçimde millet desteğini daha da artırarak, kararlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Siz zannediyor musunuz ki veya bizim siyasi rakiplerimiz zannediyor mu ki AK Parti'nin kaşına, gözüne bakarak oy veriyorlar. Vatandaşa hizmet yapmazsan hemen dersini verir, kaldırır seni kenara atar." değerlendirmesini yaptı.

DEMOKRASİ MİLLETİ KENDİNE BENZETME DEĞİL

"AK Parti'nin bugünlere millet desteğini artırarak gelmesindeki en önemli şey, 'millet ne derse onu yaparım, milletin demediği şeye, hiç bir şeye razı olmam. Darbelere de razı olmam, posta koyanlara da dersini veririm.' İşte AK Parti, bunu yaparak bugünlere geldi." diyen Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Hatırlayın biz bir yanda yerle bir olmuş memleket işlerini yoluna koyarken, bir yandan sağdan, soldan eski alışkanlıklarını tekrar edenlere 'dur kardeşim' dedik, 'dur, sizin zamanınız bitti. Millet iradesinin zamanı. Milletten yetki almayan, milletten güç almayan, milletin önüne gidip derdini sormayanın artık bu ülke idaresinde yeri yok. Bunu herkes kafasına koysun' dedik. Demokrasi de bu. Demokrasi, milleti kendine benzetme değil, millet neyse sen de o olacaksın."

Başbakan Yıldırım, geçmişte cumhurbaşkanlarının Türkiye'de siyaset oyununun hep bir parçası olduğunu belirtti.

Kapılar arkasında "o emekli paşayı mı seçelim, bu hatırlı hakimi mi seçelim" diye konuşulduğuna değinen Yıldırım, "Öyle şey yok, öyle bir dünya yok. Milletten başka güç vehmedilen kim olursa olsun bu millete hakarettir" ifadesini kullandı.

Bununla ilgili eski alışkanlıkların bittiğini, eski çamların bardak olduğunu söylediklerini anımsatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Gelin millet ne diyorsa onu yapın. 'Yok.' Peki siz mi öyle yaptınız? Madem öyle işte böyle, 'Tekrar millete gidiyoruz' dedik. Gittik mi? Gittik, millet dersini verdi mi? Millete giderken dedik ki 'Biz yol, okul, hastane yaptık, istediğiniz her şeyi yaptık. Bunlar bizim işimizdi, sizin ihtiyacınızdı, bunları yapmak bir lütuf değildi. Ekonomiyi düzelttik, somunumuzu büyüttük, herkesin daha fazla refahtan pay almasını sağladık ama gördük ki eksik bir şey var. Vesayet odakları hala sizin vermediğiniz yetkiyi kullanmaya çalışıyor. Buna ne diyorsunuz?' Millet kükredi, 'Olur mu böyle şey kardeşim, herkes işine baksın' dedi. 'Biz kime yetkiyi verdiysek ondan hesap sorarız o da AK Parti'dir. AK Parti'den Allah razı olsun bugün kadar istediğimiz her şeyi yaptı, hadi size şimdi yüzde 47 bundan sonra mazeret getirmeyin'. Geldik dedik ki 'Her cumhurbaşkanı seçiminde bu tabloyla karşılaşmaya lüzumu yok.' Gelin, bunu dolambaçlı, dolaylı yollardan seçmeyelim, vatandaş kendisi, cumhurun kendisi  başkanını seçsin."

Yıldırım, bununla ilgili anayasa değişikliğini yaptıklarını belirterek, "Bu değişiklik Türkiye'de, Türk demokrasi tarihinde bir dönüm noktası. Nedir? Artık milletin cumhurbaşkanını millet kendisi seçiyor" diye konuştu.

"Çok bilmiş adamların", bazılarının  "Anayasada cumhurbaşkanı sorumsuzdur, semboliktir" dediğine işaret eden Başbakan Yıldırım, şunları ifade etti:

"21-22 milyon vatandaşın önüne gidip onlardan destek isteyen cumhurbaşkanı 'Ben bir işe karışmam' diyebilir mi? Siyasette böyle bir şey var mı? Anayasa ne söylerse söylesin, Cumhurbaşkanımızın fiili olarak siyasi sorumluluğu doğmuştur. Anayasa darbe anayasasıdır. Fiili durumla anayasanın şu anda birbiriyle uyumlu hale getirilmesi gerekir. AK Parti'nin, AK Parti'ye gönül veren milyonların önündeki en önemli görev budur. Milletin yollarını aştık, tünellerle dağları geçtik, köprülerle vadileri birleştirdik, şimdi yeni anayasa ve sistemin yolunu açma zamanıdır. Bu yolu da AK Parti teşkilatları olarak milletimizle beraber açacağız. Hazır mısınız kardeşlerim? Zor işleri hep milletimize götürüyoruz ama bu bizim tercihimiz değil. Milletimizin bize verdiği yetki kadar yapıyoruz, ilave yetkiye ihtiyacımız olunca da yine millete gidiyoruz. Burada da evelallah Türkiye'nin ihtiyacı olan, gelişen, büyüyen Türkiye'nin işini görmeyen, görmekte yetersiz kalan bu anayasayı mutlaka değiştirmemiz gerekiyor."

BU ONURA ONLAR DA ORTAK OLSUN

Herkesin anayasa değişikliği istediğine, bu yöndeki söylemleri 15 senedir dinlediğine dikkati çeken Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hiç 'Anayasa değişmesin' diyen yok. Niye değişmiyor? Herkesin istediği bir şey niye olmuyor? Demek ki burada bir samimiyet sorunu var. Yani memleketi, milleti düşünmek değil de 'Efendim anayasa değişikliğini AK Parti yaparsa bundan siyaseten AK Parti nemalanır'. Kardeşim millet kazanacaksa, bizim liderimiz ne diyor: 'Eğer millet kazanacaksa biz kaybedelim, hiç önemi yok'. Bizim bakışımız bu. Biz yarını değil yeni nesillerimizin geleceğini düşünüyoruz. Hepimiz faniyiz, gelip geçiciyiz ancak bu güzel memleketi ileriye, torunlarımıza, gençlerimize bırakırken bir hoş sedayla anılmak hepimizin arzu ettiği, istediği bir şeydir. Sorunları torunlara bırakarak bugünlere gelen parti değil AK Parti, dağ gibi sorunları dağ gibi hizmetlere dönüştürerek bugünlere gelen partinin adıdır AK Parti. Onun için bu meseleyi çözecekse yine AK Parti çözecek, yeni anayasayı da yapacağız, başkanlık sistemini de bu ülkeye, Türkiye'ye getireceğiz. İstiyoruz ki bu yapılacak yeni anayasaya siyasi partilerin, rakiplerimizin de bir katkısı olsun, bu onura onlar da ortak olsun, biz bunu istiyoruz. Başka bir hesabımız yok."

KARARI MİLLET VERECEK

Yıldırım, bununla ilgili defalarca çağrı yaptıklarını, bir araya geldiklerini, "herkes eşit olsun, söyleyeceğini söylesin" dediklerini hatırlatarak, "Ama günün sonunda baktık ki bunların niyeti başka. O halde daha fazla beklemek bu millete haksızlık olur. Ne yapacağız? AK Parti olarak 78 milyonun bir tek ferdini bile dışarıda bırakmayacak bir anayasayı, anayasa teklifini mutlaka bu Meclis'in gündemine getireceğiz" diye konuştu.

Ondan sonra kararın Meclis'te olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, "Biz görevimizi yapacağız. İnanıyorum ki bu yüce Meclis, savaş şartlarında bile Türkiye'nin bugünkünden daha güzel, daha ilerici anayasasını yapan bu Meclis bu sefer de bu tarihi sorumluluğu en iyi şekilde yapacak ve anayasasını bu milletin beklediği yönde gerçekleştirecek" ifadesini kullandı.

Yıldırım, olmaması durumunda adresin belli olduğuna vurgu yaparak, "Millet. Millete tekrar gideceğiz. Kararı millet verecek. Her zaman siyasetin tıkandığı, siyasetin çözüm üretemediği yerde çare millettir, sandıktır" dedi.

Siyasetin ödevinin sorun çözmek olduğunun altını çizen Yıldırım, şöyle devam etti:

"Nasihat dinlemek değil. Bürokrat söyleyeceğini söyler. 'Efendim öyle olmaz, böyle olur, şöyle olmaz, şöyle olur. Böyle yaparsak bu yasaya, böyle yaparsak bu tarafa...' diyecektir bu normal. Demesi de lazım. Siyasetçi, karar veren, dinleyecek 'teşekkür ederim kardeşim, şöyle yapıyoruz hadi devam' diyecek, bu kadar... Bürokrat yönetmez, bürokrat sadece yönetene destek olur. Onun görevi odur. Türkiye’nin bir devlet geleneği var, bir bürokrasi geleneği var. Bütün o hafızaya sahip olan bürokrasidir. O hafızanın doğru dürüst karar vericiye, siyasetçiye anlatılmasıdır bürokrasinin görevi. Yoksa bu karar benim hoşuma gitmedi, hoşuna gitmeyebilir her zaman. Siyaset, çözüm üretme yeridir. Onun için yeni dönemde inşallah bürokrasi ile siyaseti, enerjilerini azaltan değil, enerjilerini birleştirerek çözüm üreten bir anlayışla çalıştıracağız."

Yıldırım, bu doğrultuda en büyük değerlerinin vakit olduğunu, paranın her zaman bulunabileceğini söyledi.

"Maliye Bakanı bak burada duruyor. 'Para bol' diyor." ifadesini kullanan Yıldırım, ancak giden vaktin geri getirilemeyeceğini, bir saniyenin bir dakikanın bile kendileri için önemi olduğunu vurguladı.

ÖNCE BU FAZ FARKINI ORTADAN KALDIRMAMIZ LAZIM

Millete açık konuştuklarının, gizli saklılarının bulunmadığının altını çizen Yıldırım, bakanlığı dönemindeki bir tecrübesini şu sözlerle paylaştı:

"Bir proje yapacağız, arkadaşlarımızı çağırıyoruz. Şu projeyi yapalım. Sultan Selim Köprüsü'nü yapalım, otoyolları yapalım, bu çok büyük bir ihtiyaç. Konuşuyoruz, konuşuyoruz... 'Bakanım ne acelemiz var, daha çok vaktimiz var.' Şimdi çok vaktimiz var darken benim kafamda diğer seçim var, 4 yıl. En fazla 4 yıl. O arkadaşların kafasında 25 yıl veya 65 yaş var. Aramızda böyle bir fark var. Zaman aralığı farklı. Önce bu faz farkını ortadan kaldırmamız lazım. Bürokrasinin de siyasetin de aynı zaman planlamasına kendini uydurması lazım."

Başbakan Yıldırım, konuşmasında, "Artık arkadaşlar toplantıları vaktinde yapmaya alışacaksınız." uyarısında da bulundu. 

 Kendisinin toplantıya dokuza on kala geldiğini aktaran Yıldırım, "Arkadaşlar toparlanıyor.' dediler. Yukarı çıktım. Yani sizden 15 dakika alacağım var. Bu seferlik neyse bundan sonra dedik, vakit nakit... Vaktimizi daha verimli kullanacağız." dedi.

ASLINDA İZMİR BAŞBAKAN ÇIKARDI

Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin her köşesinden gelen AK Parti il başkanlarını, "Memleketimin renk renk çiçeklerinin kokusunu getirdiniz. Memleketimizin o güzel huylu insanlarının selamını getirdiniz. Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz." diyerek selamladı. Yıldırım, şöyle konuştu:

"Kongremizi bitirdik. Elhamdülillah. Bir partinin sözcüsü diyor ki 'İzmir, başkan çıkarmadı. Başbakan seçilmedi de atandı.' falan diyor. Aslında İzmir, Başbakan çıkardı. Anamuhalefet Partisi Lideri kampanyada, 'İzmir Başbakan çıkaracak.' diye benim rakibimdi, dolaştı durdu. Ben İzmirli hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Onu mahcup etmediler. Ha niye İzmir beni başkan yapmadı? İzmirliler uzak görüşlü de onun için. Onun için de teşekkür ediyorum. Hala nelerle uğraşıyorlar. Bunu bana söylerken genel başkanlarının oralara nasıl geldiğini unutmuşlar. Dönsün bir tarihlerine baksınlar. Hangi entrikalarla oraya geldiğini önce görsünler. Bizim bunlarla uğraşacak vaktimiz yok. Zaman kaybı olarak görüyoruz. Güzel bir şey söylerlerse, memleket, ekonomi, sosyal, çalışma hayatımız, tarım, kalkınma, sağlık için insana dokunacak her konuda söyledikleri her lafın başımızın gözümüzün üstünde yeri var. Ama işe yaramayan hakaret içeren, küfür içeren laflarını da aynen kendilerine iade ederiz. Şunu bilsinler, istediğini söyleyen, istemediğini işitir. Buna da katlanacaklar." 

BUNU MİLLETİMİN TAKDİRİNE SUNUYORUM

Binali Yıldırım, 65. Hükümet'i açıkladıklarını, aynı gün hükümet programını okuduğunu, daha sonra hükümet programı üzerinde görüşmelerin yapıldığını hatırlattı.

"Ben isterdim ki muhalefet partilerinin, sayın Bahçeli'yi hariç tutuyorum. Bütün liderler orada olsun." diyen Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bu bile muhalefet partilerimizin bazılarının Türkiye'nin gündemine, Türkiye'nin geleceğine, Türkiye'nin hükümetine nasıl baktıklarını ortaya koyuyor. Ben bunu milletimin takdirine sunuyorum. Siz, bir hükümet programı müzakere edilirken o yüce Meclis'te olmayacaksınız da ne zaman olacaksınız? Bunun hesabını millet sorar. Efendim, dışarıda sıradan bir toplantı... Birisi folklor teşkilatıyla beraber, diğeri de memleketin altını üstüne getiren, memleketin başına bela olan terör örgütlerine arkadan sufle yapıyor. Türkiye'yi bu durumdan kurtaracağız. Bu durumdan kurtaracak parti de yine AK Parti'dir. Bunu herkes böyle bilmelidir.

Pazar günü güven oylaması yaptık. Efendim, 'Neden bu kadar hızlı yapıyorsunuz? Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?' diye haberler yapmaya başladılar. Dedik ya vakit nakittir. 65. Hükümet, Cumhuriyet tarihide en kısa sürede güvenoyu alıp, görevine başlayarak tarihimize geçti, siyasi tarihimize geçti. Hayırlı uğurlu olsun. Nice güzel başarıları devam ettirmeyi Mevlam bize nasip eylesin. MKYK ve MYK belli oldu. Toplantılarımızı yaptık. Yol haritamızı hazırladık.

Bu arada, genel başkan adaylığım açıklanır açıklanmaz, Sayın Cumhurbaşkanımızla da istişare ettik. Bu salondan çıktık ve doğru Diyarbakır'a gittik. Orada kalleşçe katledilen, Tanışık Köyü Dürümlü mezrasında katledilen 16 vatandaşımızın yakınlarıyla gittik, onların acılarını paylaştık.

Hükümetimiz kurulduktan sonra, hükümet müzakerelerinden sonra da ilk işimiz Sayın Cumhurbaşkanımızla beraber, Diyarbakır'da toplu açılışlar yaptık ve Diyarbakırlı vatandaşlarımızla terörle mücadelede, terör mücadelesi sonundaki yapılacak sosyal, ekonomik çalışmalarla ilgili kamuoyuna, bütün Türkiye'ye, Diyarbakır'a hedeflerimizi, düşüncelerimizi açıklandık."

Terörün Türkiye'yi bölmeye çalıştığını vurgulayan Yıldırım, PKK'nın, vatandaşlar arasına husumet sokmaya çalışan bir profesyonel örgüt olduğuna dikkati çekti. Yıldırım, "Bunların 'Kürtler' diye bir sorunu yok, bunu milletim bilsin. 78 milyon vatandaşımızın PKK terör örgütü gibi bir sorunu var. Bu sorunu da Türkiye'nin gündeminden çıkaracağız." ifadesini kullandı.

"Bu kanlı terör örgütünü millet ile devlet arasından çıkaracağız." diyen Yıldırım, terör örgütü PKK'nın her türlü tahribatı yaptığını anlattı.

Terör olaylarında hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, gazilere ise hayırlı uzun ömür dileyen Yıldırım, terörle mücadelenin devam edeceğini söyledi.

Vatandaşların "terör veya operasyonlar ne zaman bitecek" diye sorduğunu aktaran Yıldırım, operasyonların PKK terör örgütü silahlarını bırakıncaya, Türkiye'nin her köşesinde vatandaşların rahatça seyahat edebilecekleri ortam sağlanıncaya, huzur, barış ve kardeşlik sağlanıncaya kadar devam edeceğini bildirdi.

Başbakan Yıldırım, "Bu terör grupları silahlarını gömerek, üzerine beton atarak, Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, bu ülkeyi terk edinceye kadar bu mücadele, bu operasyonlar kararlılıkla devam edecek." dedi.

Ramazan ayının önemine değinen ve bu ramazanın diğerlerinden daha önemli olduğuna dikkati çeken Yıldırım, şöyle konuştu:

"Özellikle batı bölgelerimizdeki teşkilatlarımızın ramazanda Güneydoğu'ya, Doğu'ya gitmelerini, onlarla dayanışma içinde olmalarını, onlarla lokmalarını paylaşmalarını, bir ve beraber olmalarını istiyorum. Bütün teşkilatlarımızın bu konuda çok kapsamlı programlar yapmalarını özellikle sizlerden istiyorum. Bugün düne göre kardeşliği, dayanışmayı arttırmaya daha fazla ihtiyacımız var."

65. HÜKÜMETİN ÇALIŞMALARI

65. Hükümet'in hedefleri hakkında bilgi veren Yıldırım, "65. Hükümet'in ön plana çıkacak en önemli özelliklerinden bir tanesi; üreten, yatırım yapan, iş, aş oluşturan bir hükümet olacağız. Yatırıma özel önem vereceğiz." dedi.

Başbakan Yıldırım, üretmek ve yatırım yapmak isteyenlerin önünü açacaklarını vurguladı.

65. Hükümet'in masrafları ve maliyetleri azaltarak, orta ve uzun vadede gelirleri arttıracağını anlatan Yıldırım, "Gereksiz kaynak kullanımının önüne geçeceğiz. Verimsiz yatırımlara değil, daha önemli yatırımlara öncelik vereceğiz. Kamu başta olmak üzere israfın önlenmesi için her türlü tedbiri alacağız." şeklinde konuştu.

ALMANYA PARLAMENTOSUNDA BUGÜN OYLANACAK TASARI

Almanya Parlamentosunda bugün oylanacak 1915 olaylarıyla ilgili tasarıya da değinen Yıldırım, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Gerçek bir dostluk testinden geçiyor Almanya. Bu, aslında bizim sorunumuz da değil, Almanya'nın da sorunu. Bizim vatandaşımız, Türk kökenli 3,5 milyon seçmeni var. Alman ekonomisine 40 milyar avro katkı sağlayan, 400 bin iş yeri sahibi olan, milyonlarca insana aş, ekmek sağlayan bu kadar büyük bir topluluğu hayal kırıklığına uğratmaya Alman dostlarımızın hakkı yok diye düşünüyorum."

Başbakan Yıldırım, "Bazen dost diye bildiğimiz ülkeler iç siyasette çaresizliğe düşünce 'acaba dikkati nereye çekelim' diye böyle parlak fikirlerle geliyorlar, bu da onlardan biri." ifadesini kullandı.

İsveç'te öğrenim gördüğü sırada yaşadığı bir anıyı da paylaşan Yıldırım, şunları anlattı:

"Bir İngiliz profesör vardı, Alberto. Değişik memleketlerden talebeler var, Afrika'dan var, Uzakdoğu'dan var, Avrupa'dan, Orta Asya'dan var. Sınıfa giriyoruz, adamcağız siyahi kardeşlerimize iltifat ediyor, bizim yüzümüze bakmıyor. Bir böyle, iki böyle, canım sıkıldı, dedim ki, 'Hocam sen beni önceden tanıyor musun, aramızda bir mevzu mu var' dedim. Şaşırdı. 'Yok, niye öyle düşünüyorsun' dedi. Dedim ki 'Şu adamlar girince iltifatın bini bir para, bize gelince yüzünü çeviriyorsun.' 'Onlar girince yarı beline kadar eğilip 'yes sör' diyor, sen hiç iplemiyorsun ama ben biliyorum niye böyle yapıyorsun. Dünyada esaret altına girmeyen iki ulus vardır, birisi İngilizler, diğeri de Türkler' dedi."

Yıldırım, "Biz böyle bir milletiz, böyle bir medeniyetiz. Gittiğimiz yerlere kan, gözyaşı değil, kardeşlik götürmüşüz, barış götürmüşüz. Kimsenin dinine, diline, inanışına, yaşayışına dokunmamışız. Eğer öyle yapsaydık bugün dünyanın üçte ikisi Türkçe konuşurdu." ifadelerini kullandı.

Bu konuda Fransız ve İngilizlerden örnekler veren Yıldırım, "Bizim inancımızda emperyalizm yok, bizim inancımızda insanları baskı altına almak yok. 'Yaradılanı severiz Yaradan'dan ötürü', biz bu anlayışla sevdik." diye konuştu.

HALKIN ARASINDAN DA ASLA AYRILMAYACAĞIZ

Her zaman halk içinde, halkla beraber olacaklarını vurgulayan Yıldırım, şöyle konuştu:

"Özellikle ramazanda Mevlamızla beraber olacağız ama halkın arasından da asla ayrılmayacağız. Bu manevi günlerin bereketinden, feyzinden azami ölçüde istifade edeceğiz. Bakanlarımızla özellikle hafta sonları bölgeye mutlaka gidilecek, oralarda kardeşlerimizle, vatandaşlarımızla çok büyük, şaşalı toplantılara lüzum yok. Tantanayla, gürültüyle değil, mütevazi sofralara sessizce gidip onlarla dertleşmek, onlarla hemhal olmak her şeyden daha güzel. Çünkü millet çok şey istemiyor, millet devletiyle, hükümetiyle hemhal olmak istiyor, iç içe olmak istiyor, beraber olmak istiyor."

KIBRIS'TA YAŞAYAN SOYDAŞLARIMIZIN CAN VE MAL GÜVENLİĞİ VAZGEÇİLMEZDİR

Türkiye Cumhuriyeti başbakanlarının gelenek olarak ilk ziyaretlerini KKTC'ye gerçekleştirdiklerini anımsatan Başbakan Yıldırım, "Onların da tek umudu elde ettikleri hakları geriye götürmeyecek, yan yana, birlikte adil ve eşit şartlarda yaşayacakları bir çözümün elde edilmesi. Bu konuda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yetkilileriyle aramızda hiçbir farkın olmadığını gördük, bunu bir kez daha teyit ettik. 40 yılı aştı, inşallah bir çözüm olur, olmazsa dünyanın sonu değil. Bizim için Kıbrıs'ta yaşayan soydaşlarımızın can ve mal güvenliği vazgeçilmezdir. Biz bunun için bir bedel ödedik, bu konuda da asla ve asla zerre kadar bir esnememiz olmaz." değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yıldırım, gelenek olarak yarın da Azerbaycan'a gideceklerini hatırlatarak, buradaki vatandaşlarla buluşacaklarını ve Tiflis-Bakü, TANAP, Şah Deniz projeleri başta olmak üzere Kafkasları ve Orta Asya'yı Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak projeleri konuşacaklarını anlattı.

Salondakilere, konuşmasının ne kadar sürdüğünü soran Başbakan Yıldırım, bir saate yaklaştığı söylenince, "Eyvah çok konuşmuşuz. Halbuki yarım saatte kesecektik. Siz uyarın beni bundan sonra, siyasete fazla alışmayalım. Hizmet daha iyi." ifadelerini kullandı.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR