Üst Header Banner Reklam
 
BİZ İSTİYORUZ Kİ DÖNÜŞÜMDE HERKES BİRLİKTE HAREKET ETSİN
Başta Güneydoğu olmak üzere Türkiye'nin her köşesinde yaşayan 79 milyon vatan evladı, bu operasyonlar sırasında terör örgütünün ne kadar ilkesiz, barbar, cani bir şekilde insanlara kıydığını, masum insanları hedef aldığını gördü, şahit oldu.
14.06.2016 17:19:45
Bu haber 495 kez okundu
BİZ İSTİYORUZ Kİ DÖNÜŞÜMDE HERKES BİRLİKTE HAREKET ETSİN

 TBMM GRUP TOPLANTISI KONUŞMASI

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, TBMM grup toplantısında konuştu.

Yıllarca Müslümanların, mazlumların, ezilmişlerin adeta sembolü olan; yumruğuyla ezilenlerin, mağdur toplumların yüreğine su serpen Muhammed Ali'nin vefat ettiğini anımsatan Yıldırım, "Allah rahmet eylesin. Hepimizin gençlik yıllarında zihnimizde çok güzel fotoğrafı var ve o hep yaşayacak." dedi.

Ramazan ayının üçte birinin neredeyse tamamlandığını belirten Yıldırım, "Rahmet, mağfiret ve günahlardan arınma; birlik, beraberlik, kardeşliğin doruğa ulaştığı; ayrılıkların, gayrılıkların, husumetlerin sona erdiği bu mübarek ayda, ne yazık ki bizimle hiç ortak değeri olmayan, hiçbir kutsalı olmayan, inancımızda, kültürümüzde, değerlerimizde hiçbir şekilde yer almayan, terör örgütünün masum insanlara yönelik faaliyetleri devam ediyor." diye konuştu. Yıldırım, şunları söyledi:

"Başta Güneydoğu olmak üzere Türkiye'nin her köşesinde yaşayan 79 milyon vatan evladı, bu operasyonlar sırasında terör örgütünün ne kadar ilkesiz, barbar, cani bir şekilde insanlara kıydığını, masum insanları hedef aldığını gördü, şahit oldu.

Allah'a şükür 22 Temmuz'dan beri terörle güvenlik esaslı mücadelemiz sonucunda, şehirlerde, ilçelerde terör örgütünün direnci tamamen kırılmış ve devlet, ülkenin her köşesinde halkımızın huzur ve güvenliğini sağlayacak tedbirleri almıştır. Artık buralarda umudu kalmayan terör örgütü, üst akıllardan yeni yeni öğütler alarak, kırsalda ve güney sınırlarımız civarında yeni tertipler yeni tezgahlar arayışı içindedir. Ama şunu herkes iyi bilmelidir: Gerek Suriye'nin kuzey sınırında, gerekse Musul ve kuzeyinde ortaya konan bazı planlar var. Türkiye, asla ve asla oralarda yeni bir oluşuma izin vermeyecektir.

Türkiye'nin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı açısından, bizim açımızdan bu bölgelerde, bu ve buna benzer hareketler asla ve asla müsamaha ile karşılanamaz. Gereken neyse hiç tereddüt etmeden onu da yaparız. Koalisyon güçlerinin, dostlarımızın, mutabık kaldığımız amaçlar doğrultusunda yapacakları her türlü faaliyeti sonuna kadar destekliyoruz ama Türkiye'nin huzurunu bozan, canını yakmaya çalışan bu terör örgütlerine müzahir davranışlar içerisine girmelerini de terörle mücadele, Suriye'de özgürlük mücadelesi adı altında bir takım çalışmalara girmelerini de asla müsamaha ile karşılayamayız."

HER TÜRLÜ ENGELLEMEYE RAĞMEN...

Hükümetin kurulmasının üzerinden 22 gün geçtiğini anımsatan Başbakan Yıldırım, "22 gün içerisinde Allah'a şükür grubumuz da boş durmadı biz de boş durmadık. Siz parlamentoda yasama faaliyetlerini her türlü engellemeye rağmen, her türlü zaman kaybettirme çabalarına rağmen kararlı ve azimli bir şekilde sürdürdünüz." diye konuştu.

Elektriğin daha verimli kullanılması, kaçak ve kayıpların kontrol altına alınmasını öngören Elektrik Piyasası Kanunu'nun çok büyük dirençlere rağmen başarılı bir çalışmayla sonuçlandırıldığını belirten Yıldırım, bunun için AK Parti Grubu'na teşekkür etti.

Yıldırım, bu haftanın, zorlu bir yasama haftası olduğunu belirtti.

Gerek komisyonlarda gerek TBMM Genel Kurulunda, birbirinden önemli, reform niteliğinde düzenlemelerin önlerine geleceğini vurgulayan Yıldırım, "Bu kanunların çıkmasıyla birlikte esas itibariyle birçok alanda çok ciddi reform niteliğinde düzenlemelere hep birlike imza atmış olacağız." diye konuştu.

Gündemlerinde, güvenlikle ilgili TSK'nın, polis teşkilatının, korucuların, jandarmanın, terörle mücadele ve operasyonlardaki kararlılığını artırmaya, koordinasyonu en iyi şekilde sağlamaya yönelik bir düzenleme bulunduğuna dikkati çeken Yıldırım, İl İdaresi Kanunu'nda ve bazı kanunlarda değişiklik yapan bu düzenlemeyle yeni bir şey getirilmediğini söyledi.

Neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu anlatan Yıldırım, mülki idare amirlerinin ihtiyaç duyduğunda, diğer unsurlardan, Silahlı Kuvvetlerden destek almasının mevcut kanunlarda bulunduğunu anımsattı. Başbakan Yıldırım, değişik kanunlarda, mevzuatlarda olan düzenlemelerin daha derli toplu bir araya getirildiğine işaret ederek, mülki amirler, silahlı kuvvetler ve diğer güvenlik unsurlarının en iyi şekilde koordinasyon kurmasını sağlayacak, operasyonlarda, yapılan faaliyetlerde uyum içinde çalışmasını temin edecek bir düzenleme olduğunun altını çizdi.

Yıldırım, bir başka boyutun daha bulunduğunu dile getirerek, yapılan faaliyetlerin görev kapsamında sayılması ve buna göre hukuki süreçlerin dikkate alınması olduğunu belirtti. Yıldırım, tasarının terörle mücadelede veya  başka güvenliği tehdit edecek mücadelelerde, güvenlik unsurlarının moral değerlerini yüksek tutmak, karşılaşabileceği hukuki sorunları ortadan kaldırmak için yapılan bir düzenleme olduğunu bildirdi.

İNSANLARIN İÇİNE ÇIKAMIYORLAR

CHP ve MHP'nin, bu tasarıya karşı olumlu tutum içinde olduğuna dikkati çeken Yıldırım, çünkü bunun milli bir mesele olduğunu, bundan dolayı iki partiye teşekkür ettiğini kaydetti. HDP'nin zaten buna destek vermesini beklemediklerini dile getiren Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Olabildiğince köstek olmaya çalışacak. Ama onlara önerimiz; artık safınızı net olarak ortaya koyun, terörün mü milletin mi yanındasınız? Size oy veren 5 milyona yakın vatandaşımız büyük bir hayalkırıklığı yaşıyor. Biz bunu bölgeye gidince gördük. Van'a, Diyarbakır'a gittik, gördük. Onlara şunu söyledim: Siz kendinizi asla ve asla sorumlu, suçlu hissetmeyin değerli vatandaşlarım. Asıl sizin yüzünüze bakamayacak olan, sizi aldatarak milletin partisi, milletin vekili olacağız diyen, sizden oy alıp, dağa lojistik destek yapanlardır. Asla ve asla kendinizi  sorumlu tutmayın.

Artık bölgede, Sur, Silopi, Şırnak, Nusaybin, Cizre, Yüksekova, İdil'de operasyonlarımız bitti ama işimiz bitmedi. İşimiz yeni başlıyor. Nedir işimiz, oraları eskisinden daha güzel, parmakla gösterilecek şekilde imar edeceğiz, mamur edeceğiz. Burada da yine bakıyoruz, sahada vatandaşlarımızın aklını çelmeye çalışan HDP ve onların taraftarlarını görüyoruz. 'Aman hiçbir kağıt imzalamayın, yerinizi yeniden yapacaklarmış, rıza göstermeyin, biz sizin hakkınızı uluslararası mahkemelerde arayacağız'... Sen uluslararası mahkemelerde hak arayacağına, bugün bu hale gelmenin asıl sorumlususun, önce bunun hesabını vereceksiniz.  Millete, vatandaşa yaptığınız yetmiyor gibi şimdi artık bu sıkıntıdan sonra bir nefes alması, sıcak yuvasına kavuşması, çoluğu çocuğuyla buluşmasına bile engel olmaya çalışıyorsunuz. Bütün bunlar milletimizin gözü önünde oluyor. Ama vatandaşlarımız hiç tereddüt etmesin, onlar artık kredilerini tükettiler. Herşey ortaya ayan beyan çıktı. Şimdi artık vatandaş devleti, milletiyle beraber. İnsanların içine çıkamıyorlar. Bundan sonra işleri daha da zor olacak."

VATANDAŞLARLA BİR VE BERABER OLMA

Başbakan Yıldırım, parti, gençlik teşkilatları, milletvekilleri, bakanlarıyla doğuyla, batı arasında, mübarek ayda gönül köprüleri kurmak için güzel programlar başlattıklarını, doğu ile batının kucaklaştığını, kardeş şehirler ilan ettiklerini, kardeş ilçeler belirlediklerini anlattı. Yıldırım, sivil toplum örgütleri, parti teşkilatları, ilgili bakanların bölgede Ramazan boyunca ve daha sonra da vatandaşlarla bir ve  beraber olmaya, onlarla hemhal olmaya devam edeceğini, yaraları saracaklarını söyledi.

Van'da muhteşem bir sokak iftarı gerçekleştirdiklerini, birçok eserin açılışını yaptıklarını anımsatan Yıldırım, Doğu ve Güneydoğu'nun en büyük havalimanını Diyarbakır'a kazandırdıklarını, Erzincan'da toplu açılışlar gerçekleştirdiklerini anlattı.

İSTİKRARSIZLIĞA ZEMİN HAZIRLAYACAK ÇALIŞMAYA GİRMESİN

Başbakan Binali Yıldırım, İzmir, Azerbaycan ve KKTC'ye gerçekleştirdiği ziyaretlere de değindi.

Yıldırım, şunları kaydetti:

"Kıbrıs'ta bir görüşme devam ediyor. Hedef bu yıl sonuna kadar adada, iki toplumlu, iki federasyon ve bir devlet şeklinde çözümü sağlamak. Konuşmalar, görüşmeler devam ediyor ama temel konu, bizim açımızdan vazgeçilmez olan, kurulacak olan yönetişim sisteminin iki toplumun adil ve eşit temsilini esas alan ve Türkiye'nin etkin garantörlüğünü asla ve asla zaafa düşürmeyen bir çözümdür. Bu anlamda görüşmeleri sonuna kadar destekliyoruz. Ancak Güney Kıbrıs Rum Kesiminin de AB üyeliğini ve diğer bir takım avantajlarını kendi lehine kullanıp, orada yine bir istikrarsızlığa zemin hazırlayacak çalışma içine girmemesini de özellikle telkin, tembih ediyoruz."

Yıldırım, dış politikada prensiplerinin dostların sayısını artırmak, düşmanları azaltmak olduğunu bildirdi.

Bu çerçevede, bölge ülkeleri başta olmak üzere, müttefik olunan birçok ülke ile ilişkileri tekrar gözden geçirdiklerini belirten Yıldırım, Türkiye'nin 53 yıldır AB üyeliği için bir yola girdiğini, yarım asrı geçen bir serüveninin olduğunu hatırlattı.

Süre ne kadar uzun olursa olsun, Türkiye'nin duruşundan, samimiyetinden sapma yapmadığına işaret eden Yıldırım, taahhütlere aynen riayet edildiğini ifade etti.

"Şimdi bizim beklediğimiz Avrupa'nın Türkiye'nin bu samimi davranışına karşılık aynı samimiyeti göstermesi ve verdiği sözleri yerine getirmesidir" diyen Yıldırım, şöyle devam etti:

"Nedir bu sözler? Gümrük birliği, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı. Ülkemize bir bedel çıkarmasına rağmen biz bunu uygulamaya koyduk. Şimdi artık bu gümrük birliğini yeni baştan ele alma zamanıdır. Uzun süren uygulamalardan sonra ülkemizin aleyhine gelişmiş konuların tekrar değerlendirilerek, gümrük birliğinin güncellenmesi gündemimizdeki önemli maddelerden bir tanesidir. Bir başka konu da insanların serbestçe dolaşması. Benden önce görevi sürdüren Başbakanımız Ahmet Davutoğlu'nun mart ayında başlattığı yeni süreçte, haziran ayı sonunda vize muafiyetinin yürürlüğe girmesiydi. Bu konuda bizden istenen 72 maddenin bir çoğunu Meclisimiz, Hükümetimiz yoğun bir çalışmayla bütün bu şartların çok ciddi bir bölümünü tamamladı. Son anda önümüze bir şey çıkardılar, bunların alışkanlığı. Son söyleyeceklerini saklarlar saklarlar, tam işler yoluna girdiği anda piyasaya çıkarlar. 'Efendim siz Terörle Mücadele Kanunu'nu esnetin.' Nasıl esnetecekmişiz? 'Terörle mücadeleyi yapmayın, bırakın adamlar rahat çalışsın.' Bu dostluğa sığar mı? Böyle günlerde gerçek dostluk belli oluyor."

Başbakan Yıldırım, teröre karşı ciddi bir mücadele verdiklerini belirtti. Yıldırım, "Ülkemizin birlik, beraberlik ve bekası için bir mücadele veriyoruz. Bu şartlar altında asla ve asla bizim açımızdan Terörle Mücadele Kanunu'nda herhangi bir değişiklik söz konusu olmaz. Bunun sonucu vize muafiyeti olsa bile. Varsın orada kalsın vize muafiyeti" ifadesini kullandı.

YATIRIMLAR TÜRKİYE'YE GELİYOR

Türkiye'nin 60'lı yılların Türkiyesi olmadığını, beyin göçü alan bir ülke haline geldiğine dikkati çeken Yıldırım, "Tersine göç başladı. İşte onun için biz, uluslararası çalışma hayatını düzenleyen bir kanunu Meclise getiriyoruz" diye konuştu.

Yıldırım, bazılarının, bu kanunu daha okumadan, 'Efendim yabancıları, vasıfsız düşük ücretli işçileri getireceksiniz, Türkiye'de iş barışını bozacaksınız, işsizliği artıracaksınız' gibi tezviratlara başladığına değinerek, şu görüşlere yer verdi:

"İşin doğrusu şudur; Türkiye artık küresel yatırımlar için önemli bir merkez haline geliyor. Konumu bunu gerektiriyor, şartlar bunu gerektiriyor. Türkiye'deki istikrar ve güçlü siyasi idarenin sonucu olarak uzun vadeli yatırımlar artık Türkiye'ye geliyor. Bugüne kadar 160 milyarın üzerinde AK Parti iktidarı döneminde doğrudan yatırım... Portföy yatırımından bahsetmiyorum, üretim, istihdam ve ihracata yönelik yatırımdan bahsediyorum. Dolayısıyla şimdi bir ihtiyaç doğdu. O ihtiyaç da şu; Yüksek teknoloji, katma değeri yüksek ürünler, yenilikçi teknolojilerin üretimini yapmak üzere dışarıdaki başka ülke tabiyetindeki beyinleri biz, Türkiye'ye getirmek için kolaylık yapıyoruz. Bu kanunun özü budur. Nitelikli, ülkemizin değerine değer katacak beyinleri Türkiye'ye getirmek için yapılan bir düzenlemedir. İşin özü budur, bunun dışında söylenen her şey tamamen gerçek dışıdır."

"TURKUAZ KART VERELİM"

Yurt içinde ve dışında yatırımcıların işini kolaylaştıracaklarını söylediklerini hatırlatan Yıldırım, şunları ifade etti:

"Adeta, 'önüne turkuaz halı sereceğiz' dedik. Bu artık lafta kalmıyor. bunun uygulamasını başlatıyoruz. Uluslararası İş Gücü Kanunu, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik çok kapsamlı, büyük bir reform niteliğinde, gerek vergi kalemlerinde azaltma yapan, gerek şirket kuruluşlarını hızlandıran, mevzuatı basitleştiren, zaman tasarrufu sağlayan, yatırımcıların değerlerini koruyan, bürokrasiyi en alt düzeye indiren, adeta sessiz devrim niteliğindeki bir düzenlemedir. inşallah bu iki düzenleme beraber Meclisimizden geçtiği zaman, küresel yatırımlar Türkiye'ye çok daha fazla gelmeye başlayacak. Bununla da yetinmiyoruz ve diyoruz ki 'Eğer siz Türkiye'de uzun süre yatırım yapmak istiyorsanız, burada üretip, burada kazanıp hem Türkiye'ye hem kendinize gelir sağlamak istiyorsanız, size bir şey daha yapıyoruz. İsterseniz size turkuaz kart verelim istediğiniz kadar burada oturma izni olsun, isterseniz de doğrudan vatandaşlık verelim.' Yeter ki enerjinizi, sinerjinizi Türkiye'nin enerjisiyle birleştirin."

Eskiden "Green Kart ya da vatandaşlık veren ülkeler" önünde insanların kuyruğa girdiğine işaret eden Yıldırım, Türkiye'de böyle bir kart almak, statü kazanmak için bekleyen binlerce insanın olduğunu, bunun Türkiye'nin gücünü ve AK Parti iktidarında nereden nereye geldiğini gösterdiğini belirtti.

Başbakan Yıldırım, Türkiye'deki diğer siyasi partilerin hem bunlardan hem de Türkiye'nin gündeminden haberdar olmadığına dikkati çekerek, "Onların varsa yoksa kendi gündemleri. Buyurun kendi gündeminizi işlemeye devam edin, vatandaş da sizi izlemeye devam ediyor." dedi.

KILIÇDAROĞLU'NA YAPILAN PROTESTO

Fatih Cami'nde katıldığı şehit cenazesinde, bir şehit yakınının Anamuhalefet Partisi Genel Başkanının önüne bir boş kovan bıraktığını ifade eden Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bunu gerek Cumhurbaşkanımız gerek biz gerek grup başkanvekillerimiz 'asla ve asla bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey olmadığını' söyledik. Ne olursa olsun, şehitlerimiz olabilir, canımız yanabilir ama böyle bir davranışı asla onaylamadığımızı çok net bir şekilde söyledik. Ama buna rağmen beklediğimiz şuydu; Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı daha sorumlu davranmalıydı. Nedir? 'Efendim biz güvenliğimiz kendimiz alacağız.' HDP'liler de aynı şeyi söylüyor. CHP-HDP çizgisine süratle gidiyor diyenleri haklı çıkarmak gibi bir göreviniz olduğu bir kez daha anlaşıldı. Türkiye'de ister Başbakan olun ister Anamuhalefet Partisi başkanı olun isterseniz sade bir vatandaş olun, Türkiye Cumhuriyeti herkesin can ve mal güvenliğini korumak için hazırdır, nazırdır ve buna 7-24 her zaman hazır vaziyette beklemektedir. Onun için merak etmeyin Sayın Kılıçdaroğlu sizin güvenliğiniz de bizim teminatımız altındadır. Ama faaliyetlerinizde lütfen canı yanan şehitlerin ve onların yakınlarının da rencide etmeyecek sorumlulukta davranmanız ve ona göre açıklamalar yapmanız bu milletin hakkıdır, beklentisidir."

Yıldırım, Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir televizyon programında, "ABD'deki gibi bir başkanlık sistemi getiriyorsanız buyurun." dediğini belirtti.

Başbakan Yıldırım, "Biz bunu, 'biz hazırız' olarak anlıyoruz. Biz buyurduk, siz de buyurun, Amerikan tipi olsun. Biz Türk tipini tercih ediyoruz ama siz Amerikan tipi başkanlık olsun diyorsanız ona da varız, hodri meydan; buyurun başlayalım görüşmelere, bu işi de Türkiye'nin gündeminden kaldıralım. Anamuhalefet Partisi tekrar millet önünde samimiyet sınavındadır. İnşallah geçmişte oldukları gibi bu sınavdan da başarız çıkmaz. Bu fırsatı millet adına kaçırmamasını bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye'nin yıllardan beri muhalefetin, iktidarın, herkesin gündeminde olan yeni anayasayı, vesayet eseri, artık Türkiye'nin gerçeklerinden tamamen uzak kalan bu anayasayı, gelin bu halkın iradesinin tecelli ettiği yüce Meclis'te birlikte yapalım."diyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu onuru siyaset sahiplensin, bu onura sizler de ortak olun, milletimizin sesine kulak verelim. Bu çağrımız son çağrıdır, bu çağrıyı kaçırmayın. Bundan sonra çaresizlik içinde olacağımızı hiç kimse düşünmesin, demokrasilerde çare tükenmez, AK Parti'nin işi sorunun parçası olmak değil, sorunun çözümü olmaktır."

Yıldırım, çözümde diğer partileri de yanlarında görmenin en büyük arzuları olduğunu söyledi.

BİZ İSTİYORUZ Kİ DÖNÜŞÜMDE HERKES BİRLİKTE HAREKET ETSİN

En geniş mutabakatla yeni anayasanın yapılması ve 2007 referandumuyla ortaya çıkan yeni durumun anayasa ile taçlandırılmasının milletin en büyük beklentisi olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Bunu ya bugün yaparız ya da yarın mutlaka yaparız. Biz istiyoruz ki bu dönüşümde, bu büyük projede herkes birlikte hareket etsin; büyük bir uzlaşmayla ülkemize 2023 hedeflerinin yolunu açan bu kısır çekişmeyi artık bir kenara bırakalım." dedi.

Binali Yıldırım, AK Parti Grubu olarak her zaman ülkenin ve milletin menfaatleri için, milletin hayatını kolaylaştıran, yaşam kalitesini artıran birbirinden güzel eserleri millete kazandırmanın gayreti içinde olduklarının altını çizdi.

Bu ayın sonunda dünyanın en büyük köprüsü olan Osman Gazi Köprüsü'nün açılışının yapılacağını belirten Yıldırım, 26 Ağustos'ta da boğazın üçüncü gerdanlığı olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlantı yollarının hizmete gireceğini bildirdi.

DAVALARIN YÜZDE 75'İ YARGITAY'A, DANIŞTAY'A GELMEDEN HALLOLACAK

Başbakan Yıldırım, konuşmasında Meclis gündemi hakkında da bilgi verdi.

Danıştay ve Yargıtayın yeniden yapılandırılmasını öngören yasanın görüşüleceğini anlatan Yıldırım, bu yasanın, hukuk sistemi içerisinde çok kapsamlı bir düzenleme olduğunu ifade etti. Yıldırım, kısa süre önce 7 istinaf mahkemesi (bölge mahkemeleri) kurduklarını anımsatarak, bu bölge mahkemeleri kurulduktan sonra artık ikinci derece yargılamanın, büyük oranda istinaf mahkemelerinde gerçekleşeceğini ve sonuçlandırılacağını söyledi.

Binali Yıldırım, böylece bugün görülen davaların en az yüzde 70-75'inin Yargıtaya, Danıştaya gelmeden hallolacağını aktardı.

Yargıtayda 2 milyon, Danıştayda ise 200 bin dosya olduğunu dile getiren Yıldırım, "Daire ve hakim sayısını ne kadar artırırsanız artırın, bu davaların sonuçlandırılması, insan gücünün, kapasitesinin yetmeyeceği boyuta erişti. O yüzden istinaf mahkemelerinde belirli parasal büyüklükler, hürriyeti kısıtlayıcı cezaların sınırları altında kalan davalar, kısa sürede ilk dereceden sonra burada sonuçlandırılacak. Ancak çok büyük davalar üst yargıya gelecek." diye konuştu.

Gerek Yargıtay gerekse Danıştayda mevcut kapasitenin atıl kalacağını vurgulayan Yıldırım, "Dolayısıyla hem daire sayısında hem de yargıçların sayısında azaltmaya gidilecek. Bunlar diğer yerlerde değerlendirilecek, olayın özü budur." ifadesini kullandı.

Yıldırım, söz konusu düzenlemenin muhtemelen bu hafta komisyonda ele alınacağını ve adli tatil başlamadan önce yasalaşacağını kaydetti.

Dokunulmazlıklarla ilgili Anayasa değişikliğinin Meclis'ten geçtiğini, Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan sonra kesinlik kazandığını hatırlatan Yıldırım, bundan sonraki sürecin yargının işi olduğunu söyledi.

Yıldırım, "Yargı, bütün dosyaları inceleyecek, gerekli gördüğü hakkında kovuşturmaya yer varsa onu yapacak, yoksa takipsizlikle sonuçlanacak. Bundan sonra bizim söyleyeceğimiz hiçbir söz kalmadı. Yüce Meclis söylemesi gereken her şeyi söyledi. Her şey konuşuldu ve milletimizin umumi arzusu yerine getirildi." diye konuştu.

Muhalefetin dokunulmazlığın kalkması konusunda baştan beri ısrarla üzerlerine geldiğini ifade eden Yıldırım, şunları kaydetti:

"Belki bu dokunulmazlık konusu sınırlı tutulabilirdi, terörle destekle sınırlı tutulabilirdi. Ama ne diyeceklerdi? 'AK Parti'liler kendi dokunulmazlık dosyalarını muhafaza etmek, kendilerine dokunulmasının önüne geçmek için böyle bir şey getirdiler.' Biz de bu istismara müsaade etmeyeceğiz, hodri meydan. Herkesin dokunulmazlığı kaldırılsın, kime dokunulacaksa yargı gereğini yapsın' dedik. Biz öyle bir çıkış yaptıktan sonra bu sefer bocalamaya başladılar. Efendim, 'İşte kaldırmasak da etmesek de niye bunu yapıyoruz' gibi laflar etmeye başladılar ve toplum baskısını gördükleri için görüşmelerde hep karşı durdular ancak oy kullanmak zorunda kaldılar. Ne oy verdiler o ayrı mesele de... Oy kullanmak zorunda kaldılar. Ama hemen arkasından soluğu Anayasa Mahkemesinde aldılar. Madem 'Kalksın' diyorsunuz, niye gidiyorsunuz oraya? İşte kalktı. Haklı, haksız, yanlış, doğru ortaya çıkacak. Türk adaletine hepimiz her şeye rağmen güvenmek zorundayız, güveniyoruz. Çünkü adalet devletin temelidir, adalet mülkün temelidir. Artık ülkemiz bu kısır çekişmelerden çok yoruldu. Enerjimizi kalkınmaya, büyümeye, Türkiye'nin bölgesinde önemli bir ülke olması için bütün gücümüzü buralara hasletmemiz gerekiyor."

BU TERÖR SALDIRISINI KINIYORUZ

ABD'nin Orlando kentindeki terör saldırısına değinen Yıldırım, hangi amaçla olursa olsun terörün her türlüsünü tereddütsüz lanetlediklerini, bunun acısını herkesten daha çok çeken ve yaşayan bir millet olduklarını kaydetti. "Bu terör saldırısını kınıyoruz. Bu konuda bizim çifte standardımız yok. 'Senin teröristin sevimlidir, benimki sevimsizdir', böyle bir düşünce asla bizde yer bulmaz" diyen Yıldırım, terörün ortak amacının huzuru bozmak, insanların can ve mal güvenliğini yok etmek, ülkede kargaşa ortamı çıkarmak olduğunu söyledi.

Yıldırım, "Bir kez daha Amerika ve Amerikan halkının acılarını paylaşıyoruz. Dostlarımızın, terörle mücadele konusunda daha yakın, daha samimi ve daha ortak bir iş birliği içinde olmalarını da bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

ALMAN PARLAMENTOSU TARİHİ BİR YANLIŞ YAPMIŞTIR

Alman Parlamentosunun "tarihi yalana imza attığını" ifade eden Yıldırım, tarihçilerin bile mutabık olmadığı, uluslararası mahkemelerin bile farklı kararlar verdiği bir konuda parlamenterlerin üçte biri katılımla karar aldığını, sözde Ermeni soykırım kararını kabul ettiğini belirtti.

Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şunu çok açık ve net söylemek istiyorum; Alman Parlamentosu tarihi bir yanlış yapmıştır. Türkiye-Almanya ilişkilerine çok ciddi zarar vermiştir. Dolayısıyla bu karar bizim açımızdan yok hükmündedir. Bunun böyle bilinmesini özellikle ifade etmek istiyorum. Ne karar alırsanız alın Türkiye'nin geçmişi bellidir. Bizim tarihimizde soykırım yoktur. Bize soykırım suçlaması yapanların aynaya bakıp 2. Dünya Savaşı'nda yaptıklarını bir kez daha hatırlamalarını öneriyoruz. Ecdadımız üç kıtada 619 yıl hoşgörüyle, kardeşlikle hüküm sürmüştür. Daha 90'larda Balkanlarda, Bosna'da olanlar bütün insanlığın hafızasında. Suriye'de, Irak'ta, Somali'de, Kuzey Afrika'da olanların hesabını veremeyenler, efendim 100 yıl önce aslı astarı olmayan bir meselenin peşine düşmüşler. Akılları sıra Türkiye'yi buradan köşeye sıkıştırmak istiyorlar. Asla başaramazlar. Biz geçmişimizle de övünüyoruz, geleceğimize de güveniyoruz."

"BAYRAM İÇİN TÜRKİYE'YE GELİN" ÇAĞRISI

Bütün enerjilerini Türkiye'nin geleceğini inşa etmek için harcadıklarını vurgulayan Yıldırım, "Çalışacağız, çalışacağız, daha çok çalışacağız. Türkiye'nin büyümesi, milletimizin yüzünün gülmesi için her türlü gayreti göstereceğiz. 14 yıllık Türkiye'nin kazanımını korurken, üzerine yeni kazanımlar ve eserleri bir bir ilave edeceğiz. Daha çok yatırım yapan, daha çok üreten ve ekmeği daha fazla büyüten ve adilce paylaşan müreffeh Türkiye için akıl teri, alın teri dökmeye devam edeceğiz. Bizler Meclis'te kurumlarımızla koştururken milletimiz de Türkiye için sahada koşturuyor" dedi.

Avrupa Futbol Şampiyonası'nın başladığını, ilk karşılaşmada beklediklerini bulamadıklarını ama umutlu olduklarını vurgulayan Yıldırım, A Milli Takım'a, teknik direktör ve ekibine başarılar diledi. "İnşallah güzel sonuçları ve güzel haberleri bizlere yaşatacaklar." diyen Yıldırım, ramazan ayının ülkeye ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini diledi. 

Bayramın yaklaştığını, tatilin 9 gün olduğunu, vatandaşların programını rahat planlamaları, sevdikleriyle kavuşarak hasret gidermeleri ve tatil yapmaları için bu kararı erken açıkladıklarını anlatan Yıldırım, "Yurt dışında yaşayan bütün vatandaşlarımıza bir çağrımız var; bu bayram için Türkiye'ye gelin. İmkanı olan herkesin Türkiye'ye gelmesini, anavatanda kardeşleriyle kucaklaşmasını, dayanışmasını artırmasını, ortaya koymasını istiyorum. Seyahatleri, konaklamaları kolaylaştırılacak ve kardeşleriyle, akrabalarıyla hasret gidermeleri, bayramı bayram tadında geçirmeleri için Hükümetimiz 7 gün 24 saat emirlerinde olacak." diye konuştu.  

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR