Üst Header Banner Reklam
 
CHP’nin Talebine Olumlu Yaklaşıyoruz
Türkiye'de yaşayan bütün vatandaşların etnik ve mezhebi kimlikleri itibarıyla eşit olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'nin dışındaki tarihdaşların da aynı ölçüde Türkiye'nin aidiyet hissettikleri arasında bulunduğunu söyledi.
25.07.2015 23:23:02
Bu haber 819 kez okundu
CHP’nin Talebine Olumlu Yaklaşıyoruz

 CHP’nin Talebine Olumlu Yaklaşıyoruz

 Başbakan Ahmet Davutoğlu-Basın Toplantısı-Video

Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP'nin Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırmasına ilişkin ''Bu olağanüstü toplantı talebine olumlu yaklaşıyoruz. Grup Başkanvekillerimiz de temas halinde'' dedi.

Davutoğlu, Esenboğa Havaalanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

IKBY Başkanı Barzani ile yapılan görüşmenin sorulması üzerine Davutoğlu, uluslararası temaslarının sürdüğünü, dün NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile güvenlik konularını kapsamlı şekilde ele aldıklarını, sabah saatlerinde de Mesut Barzani ile görüştüğünü bildirdi.

Bugün ve yarın da gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerekse kendisinin yurtdışı temaslarının süreceğini belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Bugün sabah Sayın Mesut Barzani ile bir görüşmemiz oldu. Sayın Barzani ile 1 saate aşkın, bir durum değerlendirmesi yaptık. Ben kendilerine Türkiye'nin Kuzey Irak'ta özellikle operasyonun amaçları ve çerçevesini aktarma imkanı buldum. Sayın Barzani, Türkiye'nin gerek DAEŞ'a gerek PKK'ya yönelik operasyonlarının haklı temellere dayandığını ve bu çerçevede Türkiye ile dayanışma içinde olduklarını bir kez daha ifade ettiler. Son derece dostane güzel bir görüşmede onları paylaştık."

Türkiye'de yaşayan bütün vatandaşların etnik ve mezhebi kimlikleri itibarıyla eşit olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'nin dışındaki tarihdaşların da aynı ölçüde Türkiye'nin aidiyet hissettikleri arasında bulunduğunu söyledi.

"Irak'taki ve Suriye'deki Kürt, Türkmen, Arap unsurları aynı ölçüde bizim kardeşimizdir" diyen Davutoğlu, "Sayın Barzani'ye de bunu ifade ettim. O da bu operasyonun kesinlikle herhangi bir etnik veya mezhebi kesime yönelik olmadığını bildiklerini, teröre karşı Türkiye ile her zaman beraber çalışmaya hazır bulunduklarını, bundan sonra da şimdiye kadar olduğu gibi her türlü işbirliğine katkı sağlayacaklarını bir kez daha ifade ettiler. Dediğim gibi bu temasların sürmesi konusunda da karar verdik" ifadelerini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, "İncirlik üssünün kullanılması konusunda bir takvim planlaması söz konusu mu" şeklindeki soru üzerine İncirlik ile ilgili mutabakatı bugün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun açıkladığını, dün de yazılı bir açıklamayla çerçevenin çizildiğini söyledi.

Şu ana kadar yürütülen operasyonların, bu mutabakattan bağımsız olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Bu mutabakat olmasaydı da yapılacaktı veya bu olaylar yaşanmasaydı mutabakat belli bir aşamaya gelmişti, gerçekleşecekti. Şimdi önümüzdeki günlerde bundan sonra bu mutabakatın nasıl uygulanacağıyla ilgili olarak temaslar ve birtakım düzenlemeler yapılacak" dedi. 

Bir gazetecinin "Son yaşanılan sürecin ardından Çözüm Süreci sona erdi denilebilir mi" sorusuna karşılık Davutoğlu, sürecin tarihi ve stratejik bir süreç olduğunu söyledi. Sürecin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde 2005'te Diyarbakır'da yaptığı konuşmayla başladığını anımsatan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Geçmişteki, birçok acıların, yasakların, kısıtlamaların ortadan kaldırılması, Türkiye'de herkesin kendi örfüyle, kültürel değerleriyle, onurlu vatandaş kimlikleriyle yaşamasını temin etmek üzere hayata geçirilen bir demokratikleşme hamlesidir. Bu demokratikleşme hamlesiyle biz Türkiye'de demokratik standartların en üst düzeye çıkartılmasını, bütün vatandaşlarımızın insan hak ve özgürlüklerinden en kapsamlı şekilde yararlanmasını hedeflememiz dışında Türkiye'de şiddete temel teşkil eden bütün unsurlardan Türkiye'nin arındırılmasını da amaç edinmiştik."

Davutoğlu, bu kapsamda Türkiye'deki silahlı unsurların 2013 Mayıs'ında Türkiye'yi terk etmesi temelinde bir aşamaya gelindiği, bu sürecin de bütün toplum kesimlerinin geniş kapsamlı bir mutabakatıyla yürütüldüğünü vurguladı.

"Bu sadece hükümetin değildi, Türkiye'nin projesiydi" ifadesini kullanan Davutoğlu, bu konuda gereken adımların atıldığını aktardı. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak 2013 Mayıs'ında ülkemizi terk etmesi gereken silahlı unsurlar, bakın 2015'in Temmuz'undayız, 2 sene, 2 ay oldu, bırakın ülkeyi terk etmeyi gittikçe silahlanmayı artırarak, ülkede Çözüm Süreci'ni istismar eden bir tutuma girme yolunu tercih ettiler. Biz sabırla ve tahammülle Türkiye'de demokratik seçimlerin gerçekleşmesi ihtiyacını da göz önünde bulundurarak, sürekli olarak bu unsurlara Türkiye'yi terk etmesi çağrısında bulunduk. Artık çatışmasızlığın değil silahsızlanmanın olması gerektiğini vurguladık. Ama bu unsurlar bir taraftan bu baskılarını artırarak, seçim döneminde dahi demokratik seçimlere müdahale etme cüreti gösterdiler. Diğer taraftan da Türkiye'yi tehdit eden bir üsluba gittikçe, özellikle Suriye ve Irak'taki gelişmeleride istismar ederek, böyle bir üsluba yöneldiler. Demokratikleşme, milli birlik kardeşlik projesi, Çözüm Süreci adını ne koyarsanız koyun, milletimizin bütün fertlerinin bütün vatandaşlarımızın aidiyet bilincini güçlendirecek, insan hak ve özgürlüklerinden istifade etmelerini sağlayacak sürece desteğimiz, sürecin devamı konusundaki çalışmalarımızdan hiçbir taviz vermeyeceğiz"

Davutoğlu, Çözüm Süreci'ni istismar ederek, kamu düzenini yok etmeye çalışan kim olursa olsun ona karşı tutumun açık bir şekilde ortaya konacağını ifade etti.

HDP yetkilerinin sık sık barıştan bahsettiklerini de dile getiren Davutoğlu, "Son derece samimiyetsizce söylemlerdir bunlar. Kendilerine 1 Ekim'de başbakan olduktan sonra Sayın Demirtaş'ı kabulümde söyledim, son HDP'yi ziyaretimiz esnasında da söyledim. Artık karar vermelerinin bir vaktidir silah mı demokrasi mi? Şiddet mi barış mı? Meşruiyet mi illegalite mi? Meşru bir siyasi partilerse, ki öyle görüyoruz, halkımız yüzde 13 oy vermiş, onu hiç bir zaman yadsımadık, reddetmedik, o şekilde davranmalılar. Şiddete karşıysalar bunu açıkça, sözleriyle değil, samimiyetleriyle ve eylemleriyle de göstermek durumundalar. İki polisimiz hunharca ensesinden vurularak şehit edilecek, HDP yetkilileri bunu kınama cesareti bile gösteremeyecek. Orada bir mesaj verilmek istendiyse o mesajı aldığımız için dün gece uçaklarımız Kandil üzerindeydi, kim aynı mesajı bir daha vermeye kalkarsa aynı cevabı alır" şeklinde konuştu.

"Eğer karar vereceklerse bugün karar günüdür" değerlendirmesinde bulunan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu kararın şekline ve seyrine göre de biz de onlarla ilgili olarak, Çözüm Süreci bağlamında ne yapacağını düşünürüz ama milletimizle ilgili olarak, toplumsal uzlaşım çerçevesine her etnik ve mezhebi kökenli vatandaşlarımızla ilgili olarak başlattığımız süreçleri devam ettireceğiz. Muhataplarımız değişebilir ama hedefimizi değişmeyiz. Hedefimiz de onurlu, demokratik haklarını kullanan vatandaşların özgürce yaşadığı bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Hedefimiz her türlü tehdide karşı gerekli mukabelede bulunabilecek kudrete sahip Bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Kudret ve şefkati aynı anda kullanacağımızı da herkes bilsin."

İstanbul'da gerçekleştirilecek yürüyüş

İstanbul'da yapılacak yürüyüşe ilişkin de değerlendirmede bulunan Davutoğlu, herkesin toplantı ve gösteri yapma hakkı bulunduğu, Türkiye'nin özgür ve demokratik bir ülke olduğunu, yürüyüşün gösterilen yerlerde yapılabileceğini belirtti.

Davutoğlu, "Herhangi bir izinde ve düzenleme talebinde olmaksızın insanları belli bir güzergah üzerinde yürüyüşe davet etmenin, o sırada o güzergah üzerindeki trafik ve güvenlik riskleri, vatandaşların haklarını ve hukuklarını ihlal edebilecek gelişmelerle ilgili bütün sorumluluk valilik ve emniyet görevlilerinin üzerindeyken, kimse tek taraflı olarak 'şuradan şuraya yürüyeceğiz, herkes de gelsin' diye çağrıda bulunamaz. O zaman tam aksi düşünceye sahip bir grup, aynı güzergah üzerinde yürüme talebinde bulunsa biz devlet olarak bu iki grubun birbirlerine karşı oluşabilecek şiddet ortamını nasıl kontrol altına alacağız? Özgürlükler herkesin hakkıdır ama özgürlükler başkalarının özgürlüklerini daraltacak şekilde kullanılamaz. Dolayısıyla kesinlikle önceden izin almadan ve güvenlik tedbirleri alınmadan tam da böyle kritik aşamada bir yürüyüşe izin veremeyiz" diye konuştu.

"Silah, maske olmayacak"

 İstanbul'da 8 yerde yürüyüşe izin verildiğini belirten Davutoğlu, "Gitsinler orada ne diyorlarsa desinler, hiçbir engelle karşılaşmayacaklar. Güvenlik birimlerimiz onların güvenliğini de sağlayacak ama şu olmayacak, hiçbirinin elinde silah, hiçbirinin yüzünde maske olmayacak. Özellikle gençlerimizi aldatarak bu şekilde maceralara yöneltmek istendiğini bildiğimiz için annelere, babalara sesleniyorum, daha önce yaşanan acılar benzeri acılar yaşanmasını, bunu hepimizin engellemesi lazım. Yüzüne maske takan, eline silah alan terör eylemi gerçekleştirmek için harekete geçmiş demektir. Bunu son çıkartığımız yasayla da yasal bir çerçeveye oturttuk. Polisimizi şehit edenler yüzleri maskeli unsurlardı. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yapma hakkı vardır kullanılabilir, gösterilen yerlerde ve barışçıl olmak içerisinde" ifadelerini kullandı.

"Olağanüstü toplantı talebine olumlu yaklaşıyoruz"

Bir gazetecinin CHP'nin Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırmasına ilişkin değerlendirmelerini sorması üzerine Başbakan Davutoğlu, dün, Meclis Başkanı İsmet Yılmaz ile konuyu görüştüklerini ifade etti.

Böyle durumlarda TBMM'nin nihai istişare makamı olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Dolayısıyla bu olağanüstü toplantı talebine olumlu yaklaşıyoruz. Grup Başkanvekillerimiz de temas halinde. Muhtemelen çarşamba günü yapılacak ve biz de Meclis'imiz ile bu son operasyonlarla ilgili de bilgilendirme imkanı bulmuş olacağız. Orada bir deklarasyon çıkarsa memnuniyet duyarız. Nihayet kapalı kulaklar açıldı deriz, kapalı gönüller açıldı deriz. Ümit ederim genel başkanlar böyle bir ortak tavra gelecek olgunluğu gösterirler" dedi.

Başbakan Davutoğlu, bir gazetecinin dün başlayan üçüncü dalga operasyonların kapsamını sorması üzerine de şu yanıtı verdi:

"Bu kapsamı bütün detayıyla paylaşmam mümkün değil ama Türkiye'yi tehdit niteliği taşıyan 3 terör örgütünün de DHKP-C'nin de Kandil'de ne yaptığını biliyoruz. DHKP-C ile PKK arasında son dönemde ortaya çıkan terör işbirliğinin de farkındayız, bunu istihbari olarak söylüyoruz. Bu 3 terör örgütlerinin karargahları, Türkiye'ye dönük planlama yaptığı bütün mekanlar, Türkiye'de kullanmak için depoladıkları bütün silahlar, yok edilene, tasfiye edilene kadar bu operasyonlar gerekirse sürer. Ne zaman biz tehdidin mahiyetinde bir azalma olduğunu veya yok olma tonunda olduğunu görürsek o zaman tekrar değerlendirme yaparız. Üçüncü dalga bu kapsamdaki bütün hedefleri kapsamaktadır."

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR