Üst Header Banner Reklam
 
CUMHURBAŞKANI AĞRILILARA SESLENDİ
Ağrı Dörtyol Kavşağı’nda gerçekleşen etkinlikte halka hitaben yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan, ilçe ve köylerimizdeki, gönlü Ağrı Dağı kadar yüce tüm kardeşlerime selamlarımı yolluyorum. Seyyid Ahmet Arvasi'nin şehri, Ahmedi Hani'nin şehri, Kerem ile Aslı'nın şehri Ağrı'yı, muhteşem mimarisiyle tüm dünyanın hayranlığını kazanan İshakpaşa Sarayı'nın şehri Ağrı'yı özlemle kucaklıyorum.
7.06.2015 01:46:10
Bu haber 504 kez okundu
CUMHURBAŞKANI AĞRILILARA SESLENDİ

 CUMHURBAŞKANI AĞRILILARA SESLENDİ

Ağrı Dörtyol Kavşağı’nda gerçekleşen etkinlikte halka hitaben yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan, ilçe ve köylerimizdeki, gönlü Ağrı Dağı kadar yüce tüm kardeşlerime selamlarımı yolluyorum. Seyyid Ahmet Arvasi'nin şehri, Ahmedi Hani'nin şehri, Kerem ile Aslı'nın şehri Ağrı'yı, muhteşem mimarisiyle tüm dünyanın hayranlığını kazanan İshakpaşa Sarayı'nın şehri Ağrı'yı özlemle kucaklıyorum. Sana derler, dertli Ağrı. Başın hep dumanlı karlı, Aslı'ya kavuşmak için Kerem seni aştı. Ağrı, aman Ağrı, canım Ağrı, yol ver, yare gidem gayrı” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, halka, "Ağrı, yarın yeni Türkiye'nin inşası için oy veriyor mu? Ağrı, yarın sandıklara sahip çıkıyor mu? Ağrı, yarın sandıkları patlatıyor mu?" diye seslendi. Geçen 12 yılda Ağrı'yı, yıllardır özlemini çektiği hizmetlerle buluşturmanın çabası içinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ağrı'ya yaklaşık 7,5 katrilyon lira yatırım yaptıklarını, ili doğalgazla buluşturmak için özel kanun çıkardıklarını söyledi.

“AĞRI YAKINDA DOĞALGAZLA BULUŞACAK”

Belediye ve özel sektörün, bu işleri yapamadığı için İl Özel İdaresi’ni devreye aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşallah yakında Ağrı'nın doğalgazla buluşacağı bilgisini de paylaştı. İlde, 3 bin 585 yeni derslik inşa ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinin, 11 bin öğrencisiyle bölgenin en önemli yükseköğretim kurumlarından biri olma yolunda ilerlediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ağrılı kardeşlerim soruyorum size, 12 yıl önce Ağrı'da üniversite olacak deseler inanır mıydınız? Ama biz bunu yaptık mı? Daha nice illerimiz üniversiteden mahrumdu. Biz geldik 76 üniversite vardı, şimdi 193 üniversite var. Üniversitesi olmayan il kalmadı" dedi. İlçelerdeki hastanelerin yanı sıra, 400 yataklı Ağrı Devlet Hastanesi’nin inşaatının sürdüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ildeki 16 kilometre bölünmüş yola 306 kilometre bölünmüş yol ilave ettiklerini ifade etti.

“AĞRI HAVALİMANI’NI TÜM BASKILARA VE SALDIRILARA RAĞMEN HİZMETE SUNDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ağrı Havalimanı’nı tüm baskılara, saldırılara rağmen hizmete sunduklarını belirterek, "Niye? Benim Ağrılı kardeşim buna layıktı da onun için. Geçtiğimiz yıl 202 bin kardeşimiz bu havalimanını kullandı" dedi. Şehrin içme suyu sorununu Yazıcı Barajı'yla çözdüklerini, şimdi de Aydıntepe Barajı projesinin hazırlandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni hizmetlerle, yeni projelerle Ağrı'yı 2023 Türkiye'sine hazırlamaya devam edeceğiz" diye konuştu.

“EŞ BAŞKANLARIN PARTİSİ DEMOKRASİ VE BARIŞI DİLİNDEN DÜŞÜRMEZ, AMA BASKIYLA MİLLETİ CANINDAN BEZDİRİR”

Başbakanlığında olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı sırasında da ilin her meselesinin takipçisi olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ağrı’nın "Yalancının torbası hep deliktir" sözünü hatırlatarak şunları söyledi: "Bu seçim, torbası delik yalancıların seçimine döndü. Ana muhalefetin genel başkanı 'proje' der, 'vaat' der, yapılmış işleri söyler. Biz yapmışız. Sadece bu kadarla da kalmaz, akşam söylediğini sabah inkar eder. Hatta yüzü kızarmadan aynı şeyleri tekrarlamayı sürdürür. Eş başkanların partisine gelince, demokrasiyi, barışı, özgürlüğü dilinden düşürmez, ama bölgede silahla, baskıyla, şiddetle milleti canından bezdirir."

“EŞ BAŞKAN BEYEFENDİYE ULAŞMAK MÜMKÜN DEĞİL; BU KONUDA ÖZÜR DİLEYECEK BİRİ VARSA SENSİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dün, Diyarbakır'da asla tasvip edemeyeceğimiz bir olay gerçekleşti, iki vatandaşımız öldü, Allah'tan rahmet diliyorum. Dün akşam canlı yayında bu konuyla ilgili açıklamalarımı yaptım, aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Basın Müşavirliği'nden de yazılı olarak ayrıca açıklamalar yapıldı. Fakat eş başkan beyefendiye ulaşmak mümkün değildi. Daha sonra açıklama yapıyor, 'Bana ulaşacağına, Diyarbakır halkından özür dilesin.' Ben niye özür dileyeceğim? Eğer özür dileyecek birisi varsa sensin, sen. Zira 6-7-8 Ekim tarihlerinde, benim Kürt kardeşlerimi sokağa döken, 50 kişinin ölümüne neden olan sendin. Ölen Kürt kardeşlerimdi, öldüren de yine Kürtlerdi. Bu tür bir vahşete vesile olan sendin."

DİYARBAKIR’DAKİ OLAY: “GÜVENLİK GÜÇLERİMİZ ARAŞTIRIYOR, KİMLER YAPTIYSA ORTAYA ÇIKACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, "Bizim kitabımızda hiçbir zaman kan yoktur. Bizim kitabımızda hiçbir zaman, 40 yıllık siyasi hayatımda kan yoktur. Ama siz daha siyasette çıraksınız, tehditle yürüyorsunuz" ifadesine yer vererek, "İşte Van'da, belediyenizin bilboardlarında musluktan kan akıyor. Musluktan kan akar mı? Su akar. Ama bunların durumu bu. Şırnak'ta olan olayları biliyorsunuz. Siirt'te, muhtarın öldürülme olayını biliyorsunuz. Bölücü terör örgütüyle iş tutuyorsun. Zaten abin dağda. Beraber yürüyorsunuz. Kimliğin belli, kişiliğin belli, kalkıp bize 'Milletten özür dile'. Ben milletimle iç içeyim. Milletime bu tür şeyleri asla biz reva görmedik. Şimdi de bütün güvenlik güçlerimiz, bunun araştırmasını, incelemesini yapıyorlar. Nerede, kimler tarafından, nasıl olduğu, çıkacak meydana. Ne diyor? 'Eskişehir mitinginde bunu söylemeliydi'. Eskişehir mitinginde, o buluşmada, zaten henüz ben henüz daha buluşmaya çıktığımda bundan haberim yok. Çıktıktan sonra, arkadaşlarım haberi veriyorlar. Fakat biz çırak değiliz. Siz ise bir saat sonra CNN'de programa çıkıyorsunuz, yani telefonla bağlantı kuruyorsunuz. Çünkü Doğan medyasıyla şu anda iyi iş tuttular. Beraber yürüyorlar" dedi.

“BİZ MİLLETİMİZLE BİRLİKTE MANŞETLERLE VE VESAYETLE ÇARPIŞA ÇARPIŞA BUGÜNLERE GELDİK”

Tek parti özlemcisi eş başkanların İstanbul'da başka, Ağrı'da başka yüzleriyle milletin karşısına çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pensilvanya'nın ise bu işin profesyoneli olduğunu, herkesin koluna girip 'Oyum sana' dediğini, bu kişilerin kasetle, kumpasla siyaseti dizayn etme çabasının sürdüğünü bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğan Medya’nın da ilk günden beri bunlarla birlikte hareket ettiğini, son günlerde yurt dışındaki medya kuruluşlarının da aynı kervana katıldığını kaydederek, "Hatta yapılan yayınlara bakınca eski Türkiye koalisyonunun oralarda kotarıldığını, oralarda kurulduğunu görüyoruz. Onlar yazıyor, buradakiler uyguluyor. Amaçları yeni Türkiye'nin inşasını engellemek. Bunun için Anayasa yapılsın ama 'Anayasayı bunlar değil, eskiden olduğu gibi vesayet yapsın, cuntacılar yapsın' mesajı veriyorlar. Biz milletimizle birlikte yeni Anayasa yapalım dedikçe muhalefet partilerinin niye bize karşı çıktıklarını anlıyorsunuz değil mi? Dikkat edin aynısını eş başkanlar da söylüyor, 'Anayasa yapılsın ama bunlar yapmasın'. Millet yapmayacaksa kim yapacak bu Anayasayı? Onun cevabını Londra'dan, New York'tan alıyoruz. Biz milletimizle birlikte manşetlerle, vesayetle çarpışa çarpışa bugünlere geldik. Her seçimde benzer ittifaklarla, benzer tuzaklarla mücadele ederek yolumuza devam ettik. Ama unutmayın tuzakların üstünde bir tuzak var" dedi.

Konuşmasında, Enfal Suresi'nin 30. ayetine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu unutmayın. En güzeli O’dur. En yücesi O’dur. Dolayısıyla öyle biz tuzak kurduk, bu işi bitirdik... Hayır, hayır hiçbir şey bitiremediniz ve bitiremeyeceksiniz. Kaderin üstünde bir kader vardır diyoruz ya, işte mesele bu" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez karşılarında bu kadar geniş bir cephe gördüklerini, asla bir araya gelemeyecek, birlikte hareket edemeyeceği düşünülen örgütlerin eski Türkiye koalisyonunda buluştuğunu söyledi.

“SANIYORLAR Kİ MİLLET 1940’LARDAKİ TEK PARTİ ZULMÜNÜ VEYA 1990’LARI UNUTTU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Sanıyorlar ki millet 1990'ları unuttu. Sanıyorlar ki millet 1940'lardaki tek parti zulmünü unuttu. Bölge halkının ret, inkar, asimilasyon uygulamalarını unuttuğunu sanıyorlar. Bunları kim kaldırdı? Biz kaldırdık, biz. Ben partimizi kurarken Ağrı'ya geldiğimde Ağrılı kardeşim, kanaat önderleri bize ne diyordu biliyor musunuz? Diyorlardı ki 'Sadece şu olağanüstü hali kaldırın yeter.' Sağ olsun Abdullah Gül Başbakanlığı döneminde daha ilk ay olağanüstü hal kaldırıldı. Biz böyle bir yerden geliyoruz. Kürt kardeşlerimin üzerinde baskı vardı. Temel haklarıyla ilgili yasaklar vardı. Demokratik Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ve Çözüm Süreci'yle tüm bunları birer birer ortadan kaldırdık, kaldırıyoruz. Boşaltılan köyleri, yaylaları yeniden şenlendirdik. Televizyondan, yerleşim yeri izinlerine kadar Kürt kardeşlerimizin tüm beklentilerini hayata geçirdik, geçiriyoruz."

“İMAM HATİPLERİ BİTİRMEK İÇİN 8 YILLIK KESİNTİSİZ FORMÜLÜ BULMUŞLARDI”

Geçmişte dindarlara yönelik baskı ve yasaklar bulunduğunu, bu konuda yaşanan sıkıntılara da son verdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İmam hatipleri bitirmek için 8 yıllık kesintisiz formülü bulmuşlar ve tüm mesleki eğitim sistemini çökertmişlerdi. Hatırlayın 28 Şubat. Hatırlıyorsunuz değil mi?" dedi. Bu dönemde imam hatiplerin orta kısımlarının kapatıldığını ve öğrenci sayısının 60 bine düştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kat sayı uygulamasını kaldırıp, imam hatiplerin orta kısmını açtıklarını, böylece öğrenci sayısının 1 milyona çıktığını ifade etti. Milletin evladının burada okumasını istediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bundan Kılıçdaroğlu rahatsız oluyor. Eş başkan rahatsız oluyor. Niye rahatsız oluyorsunuz? Ben Diyanet İşleri Başkanlığımızın yayınladığı Kürtçe mealli Kur’an-ı Kerim'i gösterdim. Eş başkan çıktı diyor ki 'O bir tane hazırlandı, Cumhurbaşkanı'na gönderildi.' Ertesi gün Diyanet İşleri Başkanlığımız depodaki tüm Kürtçe Kuran-ı Kerimleri gösterdi. Kardeşlerim, niye rahatsız oluyor? Çünkü Kuran-ı Kerim'in Kürtçe mealiyle öğrenilmesini istemiyor, onun için. İstemiyor. Ne diyor, 'Diyanet'i kaldıracağız.' Sen Diyanet'i nasıl kaldırırsın? Bu yetkiyi sana kim verdi? Millet sana böyle bir yetki verdi mi? Milleti meydanlarda aldatıyor. Kusura bakma biz halimizden memnunuz. O da olmadı, kaynak. Kaynak dedi Diyanet İşleri Başkanı'nın altındaki Mercedes'i alacağım dedi. Onu satacağım. Nedir fiyatı? Açıkladığı fiyata bak, 1 milyon, yani 1 trilyon. Diyanet İşleri Başkanına sordurdum, 320 bin lira. Böyle yalan olur mu? Bunlar akşam başka, sabah başka. Arnavutluk'ta Namazgah Camisi'nin temelini attık, oradan dönüyoruz. Diyanet İşleri Başkanına dedim ki 'Haberim olsa bu arabayı geri verdirtmezdim. Çünkü senin temsil ettiğim makam sıradan bir makam değil. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı makamındaki zırhlı Mercedeslerden bir tanesini sana tahsis edeceğim' dedim. Bunu Diyanet İşleri Başkanımıza tahsis ettik. Seçim sonrası inşallah Başbakan'ımızla konuyu görüşeceğim ve Cumhurbaşkanlığı havuzundaki, Başbakanlık havuzundaki, ortaklaşa kullanıyoruz uçakların bir tanesiyle yurt dışı ziyaretlerine bizim Diyanet İşleri Başkanımız da gidebilecek. Bunu niye söylüyorum? İtalya'nın Vatikan papası, Alitalia uçaklarıyla uluslararası seyahat yapıyor da benim Diyanet İşleri Başkanım niçin bizim uçaklarımızla bunu yapmasın" diye konuştu.

Muhalefetin din dersine yönelik ifadelerine olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşi gücü dinle. Şimdi imam hatipte biliyorsunuz sıkıntılar vardı. Katsayı kalktı mı? Şu anda istediğin üniversiteye girebiliyor musun? Elhamdülillah. Bu onları rahatsız ediyor" dedi. Kendisinin de çocuklarının da imam hatip mezunu olduğu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki kızının başörtüsü yasağından dolayı Türkiye'de okuyamadığını, mecburen yurt dışına gönderdiklerini, oğlunun da katsayı engeline takılarak üniversiteye gidemediğini, dışarıda Harvard'da masterini yaptığını, kızlarının dünyanın en önemli üniversitelerinde doktora ve masterlerini tamamladığını söyledi.

“BU ÜLKEDE AYRIMCILIĞIN KARŞISINA DİKİLEN BİZ OLDUK”

"Onlar yapamaz diye bir şey yok. Siz yaparsınız ben size inanıyorum. Meslek lisesindeki yavrularımıza inanıyorum. Yapmamaları için hiçbir sebep yok. Ama bu ayrımcılık niye? Bu ayrımcılığı niye yaptılar? İşte bunların hepsini kaldırdık" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay'ın başörtüsü kararını hatırlatarak "Düz liselerde başörtülü olarak dersler girebilirsiniz. Güzel mi? Seçmeli olarak Kur’an-ı Kerim dersine girebiliyor mu artık. Siyer-i Nebi dersine girebiliyor mu? Aynı şekilde devlet dairelerinde başörtülü olarak çalışabiliyor mu? Şimdi de HSYK bir karar aldı. Yargı mensupları da başörtülü olarak görev yapabilecek. Nereden nereye. Ne dualar yapıldı. Ne gözyaşları döküldü. Bu gözyaşları karşılıksız kalır mı? Kalmadı, bundan sonra da kalmayacak. Bu ülkede ayrımcılığın karşısına dikilen biz olduk. Çünkü biz halkımızı ayırmadık. Yaratılanı yaratandan ötürü sevdik. Bizim farkımız bu" dedi.

“CUMHURBAŞKANI’NA VE AİLESİNE HER TÜRLÜ HAKARETİ, BİR DİKTATÖRÜN ÜLKESİNDE YAPABİLİR MİSİN?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mafyayla, işkenceyle, her türlü hukuk dışı faaliyetle mücadele ederek tüm vatandaşların özgürlük havasını dilediği gibi teneffüs edebilmesini sağladıklarını, yaşam biçimi, farklılıklara saygı diyenlerin hayatlarının en özgür, en rahat dönemini son 12 yılda yaşadıklarını bildirdi. Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tek parti dönemini özleyenler var ya hani o 'diktatör' sözünü ağızlarından düşürmeyenler var ya onlar da tarihlerinin en rahat dönemini son 12 yılda yaşadılar. Bu Cumhurbaşkanına, ailesine her türlü hakareti yapacaksın. Bir diktatör ülkesinde bunları yapabilir misin? Kendine kaçacak delik ararsın" dedi.

Türkiye’de 91siyasi parti bulunduğunu, 20'sinin seçime gireceğini, diktatörlerin olduğu ülkede böyle bir durumun olamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıl boyunca seçime girdiklerini, bu yarışlardan galibiyetle çıktıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün bu ülkenin insanlarının baskıdan korkudan dolayı yurt dışına gittiğini, mülteci olarak yaşadığını ifade etti.

“SİZ NASIL AYDINSINIZ, BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BU ÜLKEDE AKITTIĞI KANLARIN HESABINI NASIL VERECEKSİNİZ?”

Bugün başka yerlerden aynı sebeple kaçanların Türkiye'ye sığındığını, dün bu ülkede partilerin kapatıldığını, insanların düşünceleri için hapse atıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin parlamentoda yüzde 60 çoğunluğa sahipken kapatılmayla karşı karşıya kaldığını hatırlatarak şunları söyledi: "Bana karşı bildiri yayınlayan iki yüz sözde aydın, dün bu ülkede aydınların kendi vatanında can vermesine, ölümünden sonra kendi ülkesine gömülebilmesine dahi izin verilmiyordu. Nazım nereye gömüldü? Rusya'ya. Ahmet Kaya, bütün porselenleri kırdınız, ertesi gün Doğan Medyası, 'vay alçak vay', veyahut 'vay şerefsiz vay' diye başlık attı. Ahmet Kaya gitti maalesef Paris'te gömüldü. Ama aynı Ahmet Kaya, bu kardeşinizi cezaevine girerken Yedikule'de Kazlıçeşme'de yedi yüz elli bin kişinin katıldığı merasimde, sağ olsun ağıtlarıyla türküleriyle uğurladı. Ben de ona Allah'tan rahmet diliyorum. Bugün dilediğiniz gibi bir araya gelip ülkenin Cumhurbaşkanı’na, özellikle istediğiniz dille, istediğiniz ifadelerle bildiri yayınlıyorsunuz. Peki bu bölücü terör örgütünün bu ülkede akıttığı kanların hesabını nasıl vereceksiniz, siz nasıl aydınsınız? Ben size karanlık demeyeyim de kime karanlık deyim."

“GEÇTİĞİMİZ 12 YILDAKİ EN BÜYÜK BAŞARIMIZ, BU DEVLETİ ‘HERKESİN DEVLETİ’ HALİNE GETİRMEKTİ”

Geçtiğimiz 12 yılda en büyük başarılarının bu devleti, "herkesin devleti" yapmak olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Türkiye'nin ise kendisini ülkenin sahibi zanneden bir avuç elitin, seçkinin kıskacında kıvranan bir devlet olduğunu belirtti. Her etnik kökenden insanla rahatlıkla görüştüklerini, müzakere yapabildiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin böyle bir değişim sürecini yaşadığını kaydetti; dünya ve Türkiye değiştikçe, kendilerini sürekli yenilediklerini, hizmet standartlarını yükselttiklerini, kadrolarını güçlendirdiklerini söyledi.

“MİLLETİN HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRME YOLUNDA KENDİMİZİ YENİLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yenilikleri ülkeye getirmenin çabası içinde olduklarını, yaşadıkları hadiselerden çıkardıkları derslerin yeni hedefler ve kapılar açtığına işaret ederek, "Türkiye'yi her alanda güçlendirmeden bağımsızlığını ve geleceğini teminat altına alamayacağımızı gördüğümüz için büyük bir seferberlik başlattık. Savunma sanayini güçlendirme kararını böyle aldık. Devleti borçlarından kurtarıp yatırımlar için özel sektörü öne çıkarma yoluna bu şekilde gittik. Vesayetle mücadelemizi kararlı ve tavizsiz şekilde yürütme kararımızı bu şekilde güçlendirdik. Yeni Anayasa ısrarımızın gerisinde de aynı sebep var" dedi. Milletin taleplerini, beklentilerini yerine getirme, hayallerini gerçekleştirme yolunda kararlılıkla ilerlediklerini, kendilerini yenilemeye devam edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni Türkiye'yi inşa etmenin çabası içinde olduklarını vurguladı.

“‘İNANIYORSANIZ MUHAKKAK ÜSTÜNSÜNÜZ’ HÜKMÜNE TESLİM OLMUŞ İNSANLARIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm milletimize, 40 yıldır birlikte yürüdüğüm tüm arkadaşlarıma, kardeşlerime sesleniyorum, gün Türkiye'ye sahip çıkma günüdür, gün yeni bir heyecanla, şevkle, azimle Türkiye'ye sahip çıkma, bu millete hizmet yolunda yeni bir yol açma günüdür. Hiç bir mazeret, kırgınlık, kızgınlık bu yürüyüşü sekteye uğratmanın, yarım bırakmanın başka yollara sapmanın gerekçesi olamaz, olmamalıdır" dedi. Eksiklerinin ve hatalarının olduğunu, ama yapılanları görmeyip eksikliklere ve yanlışlara odaklanmanın doğru olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim partilerimiz kapatıldı, darbelere maruz kaldık, hapislerde kaldık, yasaklı duruma düşürüldük ama asla durmadık, yılmadık, vazgeçmedik çünkü biz 'inanıyorsanız muhakkak üstünsünüz' hükmüne teslim olmuş insanlarız" dedi.

“IMF’YE 23,5 MİLYAR DOLAR BORCU BİZ ÖDEDİK”

Kendilerinden öncekilerin IMF'ye 23,5 milyar dolar borç yaptığını, bunun da kendileri tarafından ödendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizden 5 milyar dolar borç istediler. Veren el alan elden üstündür, dedik, tamam dedik. Biz buyuz. Merkez Bankası’nın kasasında 27,5 milyar dolar vardı yarıdan fazlası yurtdışındaki vatandaşlarımıza aitti şimdi ne var? 122 milyar dolar var. Enflasyon yüzde 30'du şimdi tek haneli rakamda. Faiz, yüzde 63'tü tek haneli rakamda. Çifti kardeşlerim Ziraat Bankası’ndan yüzde 59 faizle kredi alıyordu, şimdi yüzde 0-8 aralığında. Aynı şekilde o hortumları kesmesek olmazdı zaten, hortumları kestik bu iş oldu. Esnaf Halk Bankası’ndan yüzde 46-47 faizle alıyordu krediyi, şimdi o da yüzde 0-8 aralığında. Nereden nereye geldik" şeklinde konuştu.

“YENİ TÜRKİYE DAVASI ŞAHISLARIN DEĞİL, MİLLETİN DAVASIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmiş dönemde görev yapan hükümetlerin, Türkiye'yi iyi yönetemediğini, memur ve işçilerden zorunlu tasarruf, konut edindirme yardımı adı altında milyarlarca lira kestiğini belirtti. Bu paranın AK Parti iktidarları tarafından ödendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çıkmışlar kurusıkı atıyorlar. Mesela eş başkan diyor ki 'Harcı kaldıracağız.' Harcı biz kaldırdık zaten. Kars'a geliyor Kılıçdaroğlu diyor ki orada 'Et Balık Kurumunu kaldıracağım onun yerine et süt kurumu yapacağım.' Biz bunu, Et ve Süt Kurumunu yapalı 3 yıl oldu. Al birini vur öbürüne aynı. Yeni Türkiye davası şahısların değil, milletin davasıdır. 7 Haziran bu bakımdan bir dönüm noktası. Eski Türkiye koalisyonu bu milletin sadece kalkınmasına değil, varlığını oluşturan tüm değerlere karşı oluşturulmuş bir ittifaktır. 1940'ları, 1990'ları özellikle bunları özlediklerini söyleyenlerin kafasında yeniden tek tip bir millet oluşturma hayali var. Onun için dün Türkçe ezan diyerek bu milletin inancına saldıranlarla bugün Kürtçe ezan diyenler kol kola girmiş vaziyette. Biz ne Türkçe ezan diyoruz ne Kürtçe ezan diyoruz. Biz aslını söylüyoruz. Allahu Ekber diyoruz. Biz bu yolda böyle yürüdük, onun içindir ki 'Kabe Arap'ın olsun bize Çankaya yeter' diyenlerle bugün 'Kabemiz Taksim'dir' diyenler arasında fark var mı?" dedi.

“SİYASET MÜHENDİSLİĞİ İLE MİLLÎ İRADENİN ETRAFINA DUVAR ÖRENLERİN NİYETİNİ MİLLETİMİZ ANLIYOR”

Dün birbiriyle yan yana gelmesi mümkün olmayanların, şimdi aynı safta olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Pensilvanya ile Kandil'i bir araya getiren güç, bu milletin hem maddi hem manevi varlığını hedef alan güçtür. Milliyetçi olduğu iddiasındaki partiyle, bölücü örgütün güdümündeki partiyi aynı söylemde buluşturan gücün bu milletin hayrını, iyiliğini düşünmesi mümkün mü? Hırsları, değerlerin önüne geçmiş olanların bu ülkenin ve bu milletin geleceğini düşünüyor olabilmesi mümkün mü? Şahsımıza ve hükümete yönelik saldırıların gerisindeki düşmanlık tutkalının bileşimini milletimiz görmüyor sanıyorlar. Siyaset mühendisliği hesaplarıyla milli iradenin, milletin tercih hakkının etrafına duvar örenlerin niyetini milletimiz anlamıyor mu zannediyorsunuz? İşte asıl mühendisler yarın sandıkta işbaşında olacak. Kim onlar? Millet" diye konuştu.

“BU ÜMMETİ VE BU MİLLETİ KİMSE PARÇALAYAMAZ, PARÇALATMAYACAĞIZ”

Mehmet Akif'in "Zulmü alkışlayamam" şiirinden bir bölüme yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: "Bu millet hiçbir zaman zulmü alkışlamadı. Bu millet hiçbir zaman gelenin keyfi için geçmişe sövmedi. Bu millet hiçbir zaman üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapmadı. Yarın bu millet haksızlığa ölse de razı olmayacağını bir kez daha gösterecek ben buna inanıyorum. Devlet içinde devlet kurma gayretinde olanlar var. 40 yıldır meğerse buna çalışıyorlarmış. 1999'da kaçıp gitti. Nereye? Pensilvanya'ya. Neden kaçıp gittin? İnzivaya çekilmiş öyle diyorlar. İnzivaya çekilmek için Mekke, Medine daha iyi değil mi? Ama üst akıl öyle söyledi. Şimdi küçük imamlar da takıldı peşlerine. Onlar da kaçıyor. Ne dedim başbakanken: 'İnlerine gireceğiz' dedim. Girdik mi? Kovalıyor muyuz? Kovalamaya devam edeceğiz. Çünkü bu ümmeti, bu milleti kimse parçalayamaz, parçalatmayacağız. Ne gerekiyorsa hukuk içerisinde bunu sonuna kadar yapacağız."

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR