Üst Header Banner Reklam
 
Davutoğlu IKBY Gazeteci Heyeti’ni kabul etti
"Ortadoğu coğrafyası son 500-600 senedir belkide en yoğun bunalımların yaşandığı bir yüzyılın içinden çok ciddi çatışma risklerini barındıran bir dönemden geçiyor. Yüzyıllık tasfiyeler, hesaplaşmalar...
14.08.2015 08:54:24
Bu haber 472 kez okundu
Davutoğlu IKBY Gazeteci Heyeti’ni kabul etti

 Başbakan Davutoğlu IKBY Gazeteci Heyeti’ni kabul etti

DAVUTOĞLU IKBY GAZETE HEYETİNİ KABUL ETTİ-VİDEO

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çankaya Köşkü'nde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden gelen (IKBY) gazeteci heyetini kabul etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Gün dostlukları pekiştirme günü, gün Ortadoğu'ya barış getirme günü. Biz Ortadoğu'nun kadim halklarının mutlak surette bir araya gelmesinin gerektiğine inanıyoruz. Parçalanan coğrafyada, parçalanan yürekler istemiyoruz. Hele hele DEAŞ'ın terör saldırılarıyla ya da Suriye rejiminin varil bombalarıyla parçalanan vücutları görmek istemiyoruz" dedi.

Davutoğlu, Çankaya Köşkü'nde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden gelen (IKBY) gazeteci heyetini kabulünde, ön yargıların önüne geçilmesi için daha sık görüşülmesi, istişarelerde bulunulması gerektiğini belirtti.

Medya kuruluşlarını, gazetecileri bu istişarelerin önemli aracıları olarak nitelendiren Başbakan Davutoğlu, "Bazen çok planlı bir şekilde bir algı oluşturmak üzere yapılan öylesine kampanyalarla karşı karşıya kalıyoruz ki bunların zamanla Ortadoğu'daki halkları birbirine düşürmek isteyen, ülkeler arasındaki ilişkileri bozmak isteyen birer komploya dönüştüğüne de kimi zaman şahit oluyoruz" diye konuştu.

Davutoğlu, böyle günlerde siyasi liderlerin birbirleriyle daha sık görüşmelerinin, yetkili kurumların daha sık temasının önemli olduğuna değinerek, bu süreçlerde gazetecilerin gerçeği en doğru şekilde yansıtmalarının gerektiğini vurguladı.

Önemli bir tarihi kavşaktan geçildiğini dile getiren Davutoğlu, şunları söyledi:

"Ortadoğu coğrafyası son 500-600 senedir belkide en yoğun bunalımların yaşandığı bir yüzyılın içinden çok ciddi çatışma risklerini barındıran bir dönemden geçiyor. Yüzyıllık tasfiyeler, hesaplaşmalar çok kısa sürelerle toplulukları karşı karşıya getirme riski taşıyor. Yüzyıl önce Kut'ül Ammare'de aynı safta savaşan ve hepimizin ortak tarihi geçmişi itibarıyla onurumuzu korumak için omuz omuza veren Türkler, Kürtler, Araplar, Müslümanlar, Hıristiyanlar, Sünniler, Şiiler hangi değerler için orada, 1. Dünya Savaşı'nda işgal ordularına karşı omuz omuza vermişlerse bugün de aslında aynı değerler için omuz omuza vermemizin vaktidir. Yüzyıl önce coğrafyamız bölündü, asırlarca bir arada yaşayan topluluklar birbirinden koparıldı. Nice perde gerisi anlaşmalarla tabiri caizse et kemikten ayrıldı ve şehirler, dağlar, ovalar, tren yolları dahi birbirine yabancılaştırıldı. Eğer bizim dedelerimizin Kut'ül Ammare'de yan yana savaştığı günleri düşünürsek muhtemelen birbirlerini çok iyi anlıyorlardı ve muhtemelen tercümansız konuşuyorlardı. Tercüman icap etmişse dahi muhtemelen gönüllerini açtıklarında birbirlerine hasım değil, can dostu olarak bakıyorlardı. Birbirlerine sırt, omuz vermişlerdi."

"Kopardılar dostu dosttan, kardeşi kardeşten"

Bir destan olarak nitelendirdiği Kut'ül Ammare'de, 1. Dünya Savaşı'nda son kez Ortadoğu halklarının Bağdat'ın, Musul'un, Kerkük'ün, Erbil'in, Süleymaniye'nin, Basra'nın onuru için bir araya geldiğini belirten Davutoğlu, "Sonra ayırdılar bizi. Kopardılar dostu dosttan, kardeşi kardeşten. Ülkeleri ayırmaları yetmediği gibi şehirleri ayırdılar, 'Şu şehir Arap şehridir', 'Şu şehir Türk şehridir', 'Şu şehir Kürt şehridir', 'Şu şehir Şii'dir', 'Şu şehir Sünni'dir' dediler" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, bunların yanı sıra mahallelerin, komşuların da ayrıldığını belirterek, "Böyle bir dönemde ortak bir coğrafyanın, ortak kadim bir geçmişin mirasçıları olarak hepimizin zihinlerimizi, gönüllerimizi, emeklerimizi bir araya getirmesinin vaktidir" dedi.

Türkiye'nin olumlu davranışlarının tüm Ortadoğu tarafından bilindiğine dikkati çeken Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Onlarca yıl birbirinden koparılmış Türkiye-Suriye ilişkilerini nasıl yakın bir ilişkiye getirdiğimizi bütün Ortadoğu bilir, ta ki Beşşar Esad kendi halkına zulmetmeye başlayıncaya kadar. Türklerle Kürtleri birbirine düşürmek için Erbil ve Süleymaniye'de, kardeş şehirlerde Türkiye'nin oradaki algısını bozmak için ne kadar çaba sarf edildiğini, buna karşılık nasıl bugün Erbil'in her pazarında, sokağında Türkiye'ye muhabbet duyulduğunu, Türkiye'de de Erbil'deki kardeşlerimizin etnik ve mezhebi kökenlerine bakılmaksızın nasıl dost bilindiğini hepiniz takip ediyorsunuz."

"Mezopotamya'nın, Anadolu'nun kardeş çocuklarıyız"

Kürt, Türk, Arap aşiretlerinin ortak bağlarla hemen hemen aynı değerleri paylaştığını, savunduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, "Gün dostlukları pekiştirme günü, gün Ortadoğu'ya barış getirme günü. Biz Ortadoğu'nun kadim halklarının mutlak surette bir araya gelmesinin gerektiğine inanıyoruz. Parçalanan coğrafyada parçalanan yürekler istemiyoruz. Hele hele DEAŞ'ın terör saldırılarıyla ya da Suriye rejiminin varil bombalarıyla parçalanan vücutları görmek istemiyoruz. Ülkelerin parçalanmasını değil, ülkelerin birbirleriyle daha çok bütünleşmesini istiyoruz. Aşiretlerin, mahallelerin bölünmesini değil, asırlarca ortak evliliklerle bir arada olmuş insanların, kardeşlerin bir araya gelmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı,

Bölgede çok akım, devlet, siyasi yaklaşımın olduğunun zannedildiğini, kendi kanaatine göre ise bölgede iki akım ve yaklaşımın olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bunlardan birincisinin farklılıkları görüp bunlar üzerinden birleştirici ama tekleştirmeyen erdemli siyaset anlayışı olduğunu söyledi.

Diğerinin ise kardeşi kardeşten koparan, ayrıştırıcı ve tek tipleştirici zihniyet olduğunu dile getiren Davutoğlu "İşte bunların özellikle son 5 yıldır, özellikle Arap Baharı'nın başlamasından bu yana, daha önce de Irak'ta özellikle Saddam döneminden kalan acılardan sonra Irak Savaşı ile birlikte gelen parçalanmalarla birlikte hepimiz sınavdan geçiyoruz. Biz Türkiye olarak şunu savunduk, bugün de savunuyoruz, hepimiz Adem ile Havva'nın çocukları, Hazreti İbrahim'in İbrahimi geleneğinin unsurları, Mezopotamya'nın, Anadolu'nun kardeş çocuklarıyız. Sınırlar bizi ayırmış olsa bile sınırların ötesinde gönüllerimizi ayırt etmek mümkün değil" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Nasıl Suriye'de DEAŞ'ı vururken, Araplara karşı operasyon yapmamışsak, DEAŞ'a yönelttiğimiz operasyon Araplara karşı değilse Irak'ta PKK'ya karşı yaptığımız operasyon da Kürtlere karşı değildir ve Kürtleri hedef almamaktadır. Tek bir Kürt kardeşimizin sınır ötesinde burnu kanasa, emin olunuz onu silecek olan biziz" dedi.

Ortadoğu'nun farklı kavimlerin, kültürlerin, dillerin, mezheplerin, dinlerin coğrafyası olduğuna işaret edenDavutoğlu, bunların bir mekanda bir arada yaşamasını sağlamak gerektiğini belirtti.

Mardin'de gördüğü bu çeşitliliği Bağdat'ta da Erbil'de de Kerkük'te de gördüğünü vurgulayan Davutoğlu, "Bizim siyasetimiz bunu der ki: Bu sınır bir kapıdır, duvar değildir. Bu kapıları açalım. Bu kapıları birbirimize bağlayan yollar yapalım. Biz bu siyaseti yükseltip Türkiye-Suriye, Türkiye-Irak, Türkiye-Lübnan, Türkiye-Ürdün arasında ortak kabine toplantılarıyla yeni bir Ortadoğu şekillendirmeye yönelirken, birçok kışkırtıcı, tahrik edici el öylesine fitneleri aramıza soktu ki bugün Suriye'de, Irak'ta ve Lübnan'da mezhep ve kardeş kavgalarının önü alınmaz hale geldi" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, kendi siyaset anlayışlarında Hazreti Mevlana'nın deyişiyle "Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Gel, ne olursan ol yine gel" çağrısı yaptıklarını söyledi.

"Birileri de diyor ki sadece benim yanımda olan, benim ırkımdan olan, sadece benim aşiretimden olan gelsin, diğeri de burayı terk etsin. Bu bazen DEAŞ formunda oluyor bazen Saddam formunda, bazen Türk, bazen Kürt, bazen Arap formunda oluyor" ifadesini kullananDavutoğlu, bu ayrımcılığa karşı seferberlik ilan edilmesi gerektiğini vurguladı.

Irak'ın kendileri için aziz dost olduğunu, Basra, Erbil, Kerkük, Bağdat, Musul, Süleymaniye arasında ayrım yapmadıklarını dile getiren Davutoğlu, "Irak halkının huzuru için, kardeşliği için her türlü yardım ve desteği vermeye hazırız. Yine benzer şekilde Suriye'de bütün şehirler bizim için mukaddes emanettir, bütün Suriyeli kardeşlerimizi, gerektiğinde, insani yardım yapmamız gerektiğinde kendi kardeşimizden ayırt etmiyoruz. Bakın sizler şahitsiniz, sınır boylarından Irak ve Suriye'den bize gelen hiç kimseye biz kimlik sormadık" şeklinde konuştu.

Davutoğlu, gerek Saddam döneminde bombalanan Halepçe'den 500 bin Kürt'e gerek de Esed rejiminin saldırılarından kaçan Suriyelilere kimlik sorulmadan kucak açıldığını söyledi.

Kobani'den, DAEŞ baskısından kaçan 192 bin kişiyi de 3 günde kabul edildiğini dile getiren Davutoğlu, "Türk müsün, Kürt müsün, Arap mısın diye sormadık. Size ve sizin üzerinizden Irak'taki bütün kardeşlerime, Erbil'deki, Süleymaniye'deki bütün kardeşlerime hitaben söylüyorum, bizim kapımıza kim gelirse, soframıza kim gelirse en aziz bir misafir olarak ağırlanır. Kerkük şehrinde Türkmenler, Araplar, Kürtler yan yana yaşadığında en mutlu ülke biz oluruz. Geçtiğimiz yıl içinde 20 bin Ezidi, Türkiye'ye geldiğinde kimlik sormadık. Süryaniler geldiğinde Suriye'den sormadık, 200 bin Iraklı kardeşimizi 1 milyon 800 bin Suriyeli kardeşimizi bugün Türkiye'de ağırlıyoruz" ifadelerini kullandı.

Irak ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile ilişkileri geliştirmek için her şeyi yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye ile Erbil arasında, Süleymaniye arasında neredeyse gizli savaş yürütmek isteyenlerin tahriklerine karşı en derin kardeşliği biz kurduk. 2007, 2008 yıllarında Sayın Barzani ile görüştüğümüzde nasıl farklı yankılanmaların olduğunu, bazı görüşmeleri perde arkasından yapmak zorunda kaldığımızı çok iyi hatırlıyorum ama şimdi karşılıklı ziyaretlerle herkes birbirine dostluk beyanında bulunuyor. Ortadoğu'da bu kardeş kapılarını açmaya çalışan Türkiye Allah aşkına herhangi bir şekilde bir Iraklıya, bir Suriyeliye, bir Arap'a, Kürt'e, Türkmen'e, Şii'ye, Sünni'ye, Müslüman'a, Hristiyan'a zarar verir miyiz? Vermedik, vermeyeceğiz."

"Bazıları bunu Kürt gruplarla savaş gibi yansıtıyor"

PKK'ya yönelik operasyonlar nedeniyle haklarında tahrifat ve tezvirat yapanlara özellikle Kürtçe yayın yapan televizyonlar aracılığıyla seslendiğini belirtenDavutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bazıları bunu Kürtler, Kürt gruplarla savaş gibi yansıtıyor. Hayır arkadaşlar. PKK'ya karşı yürüttüğümüz operasyonlar kesinlikleKürtlere yönelik, Kürtlere karşı değildir. Sınır ötesindeki Kürt kardeşlerimiz, sınır ötesindeki Türkmen kardeşlerimiz gibi bizim için azizdir, tarihin emanetidir. Bayırbucak Türkmeni ile Haseke Kürdü arasında ya da Kerkük Türkmeni ile Süleymaniye, Erbil Kürdü arasında, Telafer Türkmeni ile Erbil Kürdü arasında bir fark gözetmeyiz. Çünkü tarih bizi kardeş kılmış, çünkü bizim vatandaşlarımız arasında Kürt vatandaşlarımız da var. Türk vatandaşlarımız da var. Zaza vatandaşlarımız da var. Onların akrabaları bizim akrabalarımızdır, kardeşleri bizim kardeşlerimizdir. Kim ki 'Türkiye Kürtlerle savaşıyor' derse en ağır bir iftirada, en iğrenç bir yalanda bulunuyor. Sınır ötesindeki bütün kardeşlerimize bağrımız, kucağımız açıktır."

DAEŞ'in saldırıları sırasında Kobani ve Erbil'e ellerinden gelen yardımı yaptıklarını anlatan Davutoğlu, şimdi de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin DAEŞ tehdidi altında ayakta durabilmesi için her türlü yardımla yanlarında olacaklarını belirtti.

Türkiye'nin çağdaş bir devlet olarak vatandaş hukuku temelinde, demokratik haklara saygılı şekilde bütün vatandaşlarının ırk ve mezhep ayrımı olmadan temsilini sağlamak için her türlü çabayı yürüttüğünü dile getirenDavutoğlu, bunun adına da Çözüm Süreci dediklerini kaydetti.

"15 yıl önce yasaktı"

Türkiye'de 15 yıl önce Kürtçe şarkının, kitapların yasak olduğunu, olağanüstü hal uygulandığını, hapishanede annelerin çocuklarıyla Kürtçe konuşamadığını anlatanDavutoğlu, bütün yasakları, olağanüstü hali kaldırdıklarını, herkesin kendi dilinde özgürce yayın yapmasının önünü açtıklarını söyledi.

Davutoğlu, "Türkiye'de kimse artık 12 Eylül döneminden kalan yasaklarla Kürtlerin baskı altına alındığını, asimile ve ret politikalarının sürdürüldğünü iddia edemez. Sizler de buna şahitsiniz" dedi.

Türkiye'de Kürtlerin her türlü temsil hakkını en iyi şekilde kullanma imkanına sahip olduğunu aktaran Davutoğlu, 7 Haziran seçimlerinden sonra "Kürtlerin temsilcisi olduğunu iddia eden partinin", 80 milletvekiliyle TBMM'de önemli bir temsil kabiliyeti kazandığını hatırlattı.

Davutoğlu, beklentilerinin bu temsilden sonra her şeyin Meclis'te konuşulması, kimsenin teröre, silaha, baskıya başvurmaması olduğunu dile getirerek, 2013 Mart ayında Çözüm Süreci ilan edildiğinde PKK'nın bütün silahlı unsurlarını 2 ay içinde Türkiye'den çekme sözü verdiğini anımsattı.

2 yıl 2 ay geçmesine rağmen bunun hala tamamlanamadığını vurgulayan Davutoğlu, yoğun bir silahlanma çağrısında bulunulduğunu belirtti.

"Türkiye demokrasi ülkesidir"

Başbakan Davutoğlu, 6-7 Ekim olaylarıyla sokakların, şehirlerin yangın yerine çevrilmeye çalışıldığını dile getirerek, "Türkiye demokrasi ülkesidir, hukuk devletidir. Herkes yaptığı işin hesabını vermek durumundadır. Şehirlerimizin kenarlarında, çevrelerinde silahlı unsurlarla baskı yapmaya kalktıklarında böyle bir baskının demokratik hukuk devletinde mutlaka karşılığının olacağını herkesin bilmesi lazım" diye konuştu.

Sabırla Çözüm Süreci'nin işlemesini beklediklerini dile getiren Davutoğlu, Suruç'taki saldırının ardından yaşanan terör saldırılarını hatırlattı. Uyuyan polislerin şehit edilmesinin ardından kesin tavır alma zaruretinin ortaya çıktığını anlatan Davutoğlu, önce DAEŞ, ardından da PKK mevzilerinin vurulduğunu kaydetti.

Davutoğlu, "Bu harekat, teröre karşı bir harekattır. Nasıl Suriye'de DEAŞ'ı vururken, Araplara karşı operasyon yapmamışsak, DEAŞ'a yönelttiğimiz operasyon Araplara karşı değilse Irak'ta PKK'ya karşı yaptığımız operasyon da Kürtlere karşı değildir ve Kürtleri hedef almamaktadır. Tek bir Kürt kardeşimizin sınır ötesinde burnu kanasa emin olunuz onu silecek olan biziz" ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Kürtlerin de devleti olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Çünkü biz birlikte omuz omuza bu mücadeleyi yürüttük, bu devleti kurduk" dedi.

"Kimse diğerine göre daha üstün veya aşağı değil"

Türkiye'de kimsenin diğerine göre daha üstün veya aşağı olmadığını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Sınırlar ötesindeki Kürtlerin de kendi devletlerinde problem olduğunda onların da gerekirse hamisi, destekçisi gerekirse ev sahibi Türkiye'dir. Biz bunu tarihi bir miras, tarihi bir emanet olarak alıyoruz. Eğer Erbil'de ve Süleymaniye'de, Kerkük'te ve Musul'da Türkmenler, Araplar, Kürtler huzur içindeyaşarsa bundan en fazla biz istifade ederiz. Bütün uluslararası toplumun bize karşı çıkmasına rağmen Kuzey Irak'ın enerji kaynaklarının, sadece Kuzey Irak'taki kardeşlerimiz daha müreffeh yaşasınlar diye Türkiye üzerinden geçişi konusunda ne kadar çaba sarf ettiğimizi bilirsiniz. Biz, Erbil'i, Süleymaniye'yi, Musul'u, Kerkük'ü hiç bir zaman yalnız bırakmadık, yalnız bırakmayacağız.

Eğer Çözüm Süreci'ne gelinirse, eğer silahlar terk edilirse, eğer sözü verildiği gibi silahlı gruplar Türkiye sınırlarını terk ederse, silahlar gömülürse, silahlara veda denilirse, işte o zaman Türkiye'de hiç kimseye karşı bir operasyon söz konusu olmaz. Biz demokratik bir ülkeyiz. Demokrasinin gereği olarak bütün vatandaşlarımız gibi Irak'ta ve Suriye'deki kardeşlerimizi de barış içinde bir arada yaşamaya davet ediyoruz."

Başbakan Davutoğlu, kardeşliğin, barışın, huzurun, istikrarın temsilcisi olmaya devam edeceklerini vurgulayarak, "Sizlerden ricam, uluslararası medyada bazen yanlış yansımaların tesirine karşı özellikle Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ndeki kardeşlerimizi bilgilendirmek ve Türkiye'nin selamlarını, kardeşçe, dostça temennilerini ve ortak gelecek vizyonumuzu bütün kardeşlerimize iletmenizdir" diye konuştu.

 

 

kaynak:akparti.org.tr

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR