Üst Header Banner Reklam
 
Fedakarlığın Sembolü Şehit Annelerimiz, Şehit Eşlerimiz
Davutoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Kadın Hayattır" buluşmasında katılımcılara hitap etti.
6.03.2016 23:45:24
Bu haber 535 kez okundu
Fedakarlığın Sembolü Şehit Annelerimiz, Şehit Eşlerimiz

 Başbakan Davutoğlu, “Kadın Hayattır” Buluşmasında Konuştu

Davutoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Kadın Hayattır" buluşmasında katılımcılara hitap etti.

Başbakan Davutoğlu sözlerine, "Hayatın kaynağı, rahmetin, merhametin, şefkatin, zarafetin, nezaketin sembolü kadınlarımız. Fedakarlığın sembolü şehit annelerimiz, şehit eşlerimiz. Kadın onurunun sembolü haline gelmiş Özgecanımızın değerli ailesi. Bütün verdiğim çabalarda, gayretlerde hep yanımda olmuş değerli eşim, salonu dolduran değerli kadınlarımız hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum" şeklinde başladı.

"Ne güzel söylemiş rahmetli Erdem Beyazıt, 'Kadınlar bilirim ülkeme ait/Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak' ülkemin kadınlarına selam olsun" diyen Davutoğlu, gönül coğrafyasının kadınlarını selamladığını söyledi.

Davutoğlu, "Srebrenitsa'nın acılı annelerine selam olsun. Somali'de açlıkla çocuklarını beslemeye çalışan onurlu kadınlarımıza selam olsun. Gazze'de bombalar altında çocuklarını yetiştiren onurlu Filistinli kadınlarımıza selam olsun. Dünyanın bütün kadınlarına, merhametin, şefkatin timsali kadınlara selam olsun" ifadelerini kullandı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle gerçekleştirilen bu toplantıda tüm kadınların gününü şimdiden kutladığını dile getiren Davutoğlu, bugünün 8 Mart 1857'de ABD'de daha iyi çalışma koşulları talebiyle bir tekstil fabrikasında başlatılan grevin, 129 kadın işçinin ölümüyle sonuçlanması anısına kutlandığını hatırlattı.

Başbakan Davutoğlu, Kadınlar Günü'nün Batı medeniyetinin kadın meselelerine eğilmesinde tetikleyici bir işlev gördüğünü dile getirerek, şunları kaydetti:

"Bize gelince, bizim kültürümüze gelince, hem İslami değer ve geleneklerimizi itibarıyla hem de milletimizin değer ve töreleri itibarıyla kadın, hiçbir zaman erkek karşısında ikinci konumda tutulmamış, bugün kullandığımız anlamıyla kadın sorunu biz de hiç yaşanmamıştır. Bizde kadının hikayesi daha doğru bir ifadeyle, insanın hikayesi çok farklı. İslam insanı muhatap almış, erkeği andığı yerlerin çocuğunda ayrıca kadını da anarak sürekli bir eşitlik vurgusu yapmıştır. İlahi mesaja muhataplık anlamında da erkekle kadın arasında hiçbir fark gözetilmemiştir. İlahi mesajın muhatabı erkek ya da kadın değil, insandır, insandır, insandır. Bizim töre ve geleneklerimizde de kadın erkek karşısında ikinci bir konuma itilmemiş, dışlanmamış olması gerektiği gibi hayatın içinde, merkezinde rol üstlenmiştir. Dede Korkut kitabında kadının toplum işlerinin her noktasında erkekle birlikte olduğu yazar. İlmi Batu Tasihatnamesi'nde Kırım'dan bahsederken 'Burada öylesine olaylara şahit oldum ki o da Türklerin kadınlara gösterdiği hürmettir' der. İşte kadın konusunda örfü böyle olan milletimiz İslam ile şereflendikten sonra da dinini bir gereği olarak kadın meselesinde çok duyarlı olmuş, Hz. Havva'ya, Hz. Ayşe'ye, Hz. Hatice'ye duyduğu saygıyı bütün kadınlara duymuştur. Onun için biz  Ahian-ı Rum, Bacıyan-ı Rum' demişizdir. Ahilerle, bacıları hiç ayırt etmemiş, Anadolu medeniyetimizin kuruluşunda kadınlarımızla erkeklerimizi bir arada anmış, yad etmişizdir."

MİLLİ İRADENİN EN BÜYÜK TEMSİLCİSİ, KORUYUCUSU, HAMİSİ KADINLARIMIZDIR

Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin yakın tarihte de kadınların hak ettiği değeri görmesi, toplumsal hayata katılması noktasında örnek ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, kadına seçme ve seçilme hakkının, pek çok ülkeden önce Türk kadınına verildiğini söyledi.

Peşpeşe yapılan düzenlemelerle kadınlara 1930'da belediye seçimlerinde oy kullanma, 1933'te muhtar adayı olabilme, 1934'te milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanındığını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye, dünyanın pek çok ülkesinin geriden izlediği uygulamanın öncüsü, öznesi olmuştur. Daha çok kadınımızı siyasetimizde görmek istiyoruz. Bu konuda da özellikle siyasete mührünü vuran, 1 Kasım seçimlerine damgasını vuran teşkilatımızın kadınlarına selam ediyorum. Çünkü biliyorum ki eğer bugün ben sizin huzurunuzda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak hitap edebiliyorsam, kendimi en çok borçlu hissettiğim kesim, 1 Kasım'da sandıklara giden, mührünü vuran kadınlarımız olmuştur. Ak kadınlarımız, ak yüreklerimiz olmuştur. O seçim kampanyalarında yağmur altında bizimle milli iradeyi temsil eden kadınlarımızı unutmamız mümkün olur mu? En zor şartlarda Siirt'te, baskı altında mitinge gelip oy kullanan, sonra da darbedilen o onurlu genç kızlarımızı unutmak mümkün olur mu? Hepsine saygılarımı, hürmetlerimi iletiyorum. Milli iradenin en büyük temsilcisi, koruyucusu, hamisi kadınlarımızdır."

TEK BİR CANIN BİLE KAYBEDİLMEDİĞİ GÜZEL GÜNLERE İNANCIMIZ TAMDIR

Başbakan Ahmet Davutoğlu, siyasetlerinin esasının insan onuru olduğuna işaret ederek, "Bizim siyasetimizin temeli kadınlarımızın onuruna, insanlık onuruna sahip çıkmaktır. Erkeklik onuru ise ancak ve ancak kadınlara saygı ve hürmetle başlar. Kadınlara hürmet göstermeyen erkeklerin onuru da olamaz, izzeti de olamaz, saygınlığı da olamaz. Annesinin elini öpmeyen, hanımına hürmet göstermeyen, kız evlatlarının başını okşamayan bir erkeğin insanlık onurundan nasibi yok demektir. Kadınlarımızın ve haksızlığa uğramış herkesin bütün o geçmiş acılarını bir daha yaşamamaları için siyaset yapıyoruz" şeklinde konuştu.

Kadın ve annelerin yüreklerinin bugünlerde buruk olduğunu dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terör olayları can alıyor. Canımız yanıyor. Kadınlarımızın, annelerimizin hassas yürekleri, bizim yüreklerimizle birlikte yanıyor. 'Analar ağlamasın' diye çıktığımız yolda en büyük dayanağımız annelerin vicdanıydı, yüreğiydi. Bizim inancımızda her can aziz, her hayat mübarektir, saygıya değerdir. Biz yaratılanı yaratandan ötürü severiz. Dolayısıyla yaratılana yapılan her yanlışı da yaratana karşı bir isyan olarak görürüz. Nesilden nesle bu değerlerimizi aktararak, toplumsal hayatımızı huzur içinde, kardeşlik içinde sürdürdük. İnşallah bundan sonra da bu değerleri ihya ederek yaşamaya devam edeceğiz. Bunu söylerken her şeyden önce sizlere, annelerimize, kadınlarımıza, koca yürekli kadınlarımıza güveniyoruz. İnsana, insanın hakikatini, insan olmanın değerlerini, gereklerini ilk anlatacak olan annelerdir, kadınlarımızdır. Her insanın ilk örneği, ilk kılavuzu, ilk öğretmeni annesidir. Şimdi terör olayları var. İnşallah bugünler geçecek, hep beraber huzurlu baharlarda birlikte, bu ülkeyi şenlendireceğiz. Baharı annelerimizle, kızlarımızla, kadınlarımızla inşallah barış içinde karşılayacağız. Terör vesilesiyle tek bir canın bile kaybedilmediği güzel günlere inancımız tamdır. Bu ülkede hiçbir anne terör dolayısıyla inşallah evladını kaybetmeyecek. Evlat acısının ateşi hiçbir eve düşmeyecek. Annelerimizden aldığımız merhametle, adalet duygusuyla bu derdin, bu belanın da üstesinden geleceğiz."

Birinin şehit annesi Kürt kadını Akide Barkın olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Terör örgütünün operasyonlarında şehit olmuş acılı, ama gururlu bir anne. Bize evini, yüreğini açtı. Bütün diğer evlatlarıyla, eşiyle birlikte bizi ağırlarken 'Allah, vatana, devlete ve millete zeval vermesin' dedi. Bütün Kürt anneleri adına sesini yükseltti. Birileri Silopi'de barikatlar kurarken bu anne al bayrağa sarılmış oğlunun cenazesinin önünde milletin değerlerine sahip çıkmanın en güzel örneğini verdi" diye konuştu.

Ahmet Davutoğlu, bütün şehit annelerine ve şehit eşlerine en derin hürmetlerini sunduğunu belirterek, eşini hamileyken kaybedenlerin hem şehit eşi hem de şehit yetiminin annesi olmak hasebiyle 78 milyonun kardeşi olduğunu söyledi.

Diğer annenin de örnek olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Silopi'de çocuklar eğitimsiz kalmasın diye bir an bile öğretmenlik görevine ara vermeyen Tugay Komutanı'nın eşi Lütfiye Ekinci. Kendisini tanımaktan büyük bir gurur duydum. Bir öğretmen olarak gurur duydum. Eşi Tugay Komutanı olarak o terör belasına karşı bölge insanını korumak için nöbet tutarken Lütfiye hanım da okulda, Silopili çocuklara okuma, yazma öğretiyordu. İşte Türkiye'nin birliğinin, beraberliğinin sembolü bu iki kadındır. Bir şehit annesi Kürt bir kadın, Silopili gençlere okuma yazma öğreten Türk kadın. Bu Türk ve Kürt kadınlarını kimse ayıramayacak. Eğer Kürt ve Türk kadınları el ele verirlerse, eğer Kürt ve Türk anneleri birlikte aynı yürekle, aynı coşkuyla evlatlarımızı bağırlarına basarlarsa bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü, huzurunu, kimse yok edemez. Buradan kocaman yürekli Akide Hanım'ı ve Lütfiye Hanım'ı huzurunuzda bir kez daha selamlamak istiyorum."

Devletin kudret ve şefkatle kaim olduğunu belirten Davutoğlu, teröristlerin kudreti test etmeye kalktığını, devletin milletten kaynaklanan kudretinin her şeyin üstesinde olduğunu gördüklerini söyledi.

"Emin olunuz, bu kudreti bütün bir ülkede sadece şefkat için kullanacağız. Şimdi ise zaman şefkat zamanıdır" diyen Davutoğlu, acıları sarmak için devletin şefkat elini milletle birlikte ülkenin her yerinde hissettirmek için çok kapsamlı bir çalışma içinde olduklarını vurguladı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, terör örgütünün bozduğu huzuru daha kalıcı bir şekilde tesis etmek, terör örgütünün yıktığı, yaktığı ilçeleri, şehirleri daha güzel bir şekilde inşa etmek için büyük bir seferberlik başlattıklarını, bunun birlik, huzur ve demokrasi seferberliği olduğunu söyledi.

Silopi'yi, Cizre'yi, Sur'u terör örgütünün zarar verdiği yerleşim yerlerini bölgenin örnek kentleri haline getireceklerini vurgulayan Davutoğlu, camiden kaymakamlığa kadar, yürüdüğü sokaklarda kendilerini muhabbetle karşılayan Silopililere teşekkür etti.

Silopi'de İstiklal Marşı'nı okuyan çocuklara da buradan söz verdiğini söyleyen Davutoğlu, "Sizin geleceğini kimse karartamayacak. Sizin annelerinizden ayrı düşmenize kimse sebep olamayacak. Terörün yol açtığı yaraları bir an önce saracak vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz" diye konuştu.

KADINA ŞİDDET KONUSU

Başbakan Ahmet Davutoğlu, terör olaylarından bir başka insanlık ayıbına, kadına şiddet meselesine gelmek istediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Son yıllarda bütün dünyayı tehdit eder hale gelen ve ülkemizinde gündeminde olan kadına yönelik şiddet meselesi büyük bir insanlık ayıbıdır. Bu insanlık hastalığının mağduru olarak sembol bir isme dönüşmüş rahmetli Özgecan'ı ne zaman hatırlasam; hala içim sızlar, yüreğim sızlar. Mübarek annesini ve babasını geçtiğimiz günlerde misafir ettiğimde de kendilerinde gördüğüm vakar dolayısıyla huzurlarınızda bir kez daha kendilerine teşekkürü bir borç biliyorum. Mehmet Bey, her türlü saygıya layıktır. Değerli annesi, ablası, onlar bizim sembol olmuş kardeşlerimizdir. Çünkü ben de bir kız babasıyım. Kız babası olmanın ne demek olduğunu, kızlarımın her bakışında yüreğe işleyen o bakışların ne demek olduğunu en yakından bilirim. Hiç bir gece yok ki, gece hangi mesaide, saat kaçta gelmiş olursam olayım, ilk evladımdan bu yana, gece çocuklarım uyurken öpmediğim tek bir gece olmadı. Onların uykulu halleriyle 'babacığım' diye sarılmalarını hissetmeden uyku bana haram oldu. Hayatı boyu bunu yaşamış birisi olarak Özgecan'ın babasının, annesinin haleti ruhiyesini nasıl anlamaz, nasıl duyarsız kalabilirim. Yine aynı şekilde şehit eşlerini, şehit annelerinin bu psikolojilerini anlamadan durmak, onların acısını hissetmemek mümkün mü? Bilinsin ki 78 milyon içindeki her kız çocuğunun kendi babası dışında ikinci babası da benim. 78 milyon içindeki her kadının kendi kardeşleri dışında ikinci kardeşi de benim. Onları yönelen her el doğrudan bize, bizim vicdanımıza, irfanımıza, merhametimize yönelmiştir. Elbette evlatlar arasında ayrım yapılmaz, yapmayız da. Ben her zaman ve zeminde kadınlarımıza, kızlarımıza pozitif ayrımcılığa savundum. Oğullarımız alınmasın ama kızlarımızın kıymeti bir başkadır."

Kız çocukların kendilerini sevdirdiğini belirten Davutoğlu, Allah'tan kız çocuklarının bereketlerini evlerden eksik etmemesi, kız çocuklarının geleceğin anneleri, geleceğin onurlu kadınları olarak hazırlanmaları konusunda yardım etmesi temennisinde bulundu.

ERKEKLERE ÇAĞRI

Davutoğlu, Özgecan'ı ve aynı sonu paylaşan diğer kadınları bir kez daha rahmetle andığını söyleyerek, özellikle erkeklere "Nerede olursa olsun kadınlarımızın onuruna sahip çıkın. Kendiniz hiç bir şekilde ne kadınlarımıza ne çocuklarımıza şiddet uygulamadığınız gibi şiddet uygulayanı gördüğünüzde durmayın, müdahale edin ve kadına karşı şiddeti mutlaka durdurun" çağrısında bulundu.

Kadına yönelik şiddetin sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada önemli bir sorun olarak gündemde olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Biz şiddeti doğrudan bir insan hakkı ihlali olarak görüyoruz. Hiç bir inanç, gelenek ya da töre insana ve özellikle de kadına şiddeti meşru kılmaz. Şiddetin her türlüsüyle olduğu gibi kadına yönelik şiddetle de sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2014'te Anayasa'nın 10. maddesine "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür" hükmünü eklediklerini, 2005'te yürürlüğe giren iş kanununda kadın erkek eşitliğini gözeten ve ayrımcılığı kaldıran birçok düzenleme yaptıklarını, aynı yıl Türk Ceza Kanunu'na cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet konusunda geniş kapsamlı düzenlemeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

İlk Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı'nın 2006'da uygulamaya konulduğunu, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu 8 Mart 2012'de yürürlüğe koyduklarını dile getiren Davutoğlu, şiddet ihbarları için Alo 183 çağrı hattını 7 gün 24 saat hizmete verdiklerini anlattı.

Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Uygulaması'nı başlattıklarını belirten Davutoğlu, 2010'da bir hüküm daha ekleyerek bu maddeyi pozitif ayrımcılık hususunu da barındıran güçlü bir yapıya kavuşturduklarını dile getirdi.

KONUKEVLERİ 3 BİN 382 KADIN KAPASİTEYLE HİZMET VERİYOR

Başbakan Ahmet Davutoğlu, şiddet mağdurlarını ve koruyucu hizmet sunumunu güçlendirme konusunda da geçmişte çalışmalar yaptıklarını, şimdi de uygulamaları geliştirdiklerini anlatarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"2011'de kadın konukevi uygulamasını başlattık. Bugün itibarıyla toplam 131 kadın konukevimiz, 3 bin 382 kapasiteyle hizmet veriyor. Belediyeler Kanunu'nda nüfusu 100 binin üzerindeki belediyelere kadın konukevi açma zorunluluğu getirdik. Son 2 yılda kadın konukevlerinde kalan şiddet mağduru kadınlarımıza farkındalık eğitimleri ve okuma yazma kursları verdik. Sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetler yaptık. Ekonomik destekler sağladık. Meslek edindirme kurslarından yararlandırdık. Adli yardım ile hukuki destek verdik. Yaptıklarımız yapacaklarımızın habercileridir. Bilinsin ki önümüzdeki 4 yıl içinde de, daha sonraki yıllarda da üzerimize aldığımız emanetin gereğini yapacağız, bu ülkenin kadını erkeğine, genci yaşlısına, her kesimine hizmet etmeye devam edeceğiz. Sizlerle bugün burada buluşmak benim için büyük bir onurdu. Daha nice güzel günlerde hep beraber olacağız."

Davutoğlu, kürsüden ayrılacağını ancak eşi Sare Davutoğu'nun katılımcılara hitap edeceğini belirterek, "Kadınlarımız her türlü emaneti en iyi koruyan, en iyi saklayandır. Kadınlarımızın merhametine, rahmetine, bereketine ülkemizi emanet ediyoruz. Allah rahmetinizi, bereketinizi daim kılsın, merhametinizi hakim kılsın" diyerek sözlerini tamamladı.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR