Üst Header Banner Reklam
 
İnşa Etmek, Özünde İmar ve İhya Etmektir
"Gökyüzünün maviliğini kapatan, güneşin aydınlığını örten, yıldızların parıltısını söndüren binalar dikmek asla inşa etmek değildir"
16.10.2016 07:38:22
Bu haber 674 kez okundu
İnşa Etmek, Özünde İmar ve İhya Etmektir

 İnşa Etmek, Özünde İmar ve İhya Etmektir

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İlahiyat Fakültesi’nin yeni yapılan hizmet binasının açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gökyüzünün maviliğini kapatan, güneşin aydınlığını örten, yıldızların parıltısını söndüren binalar dikmek asla inşa etmek değildir" dedi.

Törende Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Rize Valisi Erdoğan Bektaş, RTEÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karamanda hazır bulundu. Eşi Emine Erdoğan ile birlikte törene katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

"BU HİZMET BİNASI ÜNİVERSİTELER İÇİN BİR ÖRNEK OLACAK"

İlahiyat Fakültesinin yeni eğitim-öğretim binasının Rize’ye, Türkiye’ye ve İslam alemine hayırlı olmasını dileyerek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 65 milyon liraya mal olan ve tamamıyla yerel mimariyle inşa edilen fakülte binasını yaptıran Doğuş Grubuna teşekkür etti.

İçinde dekanlık, 95 akademisyen odası, 44 dersliği, 250 kişilik konferans salonu, 40 bin kitaplı kütüphanesi, 2 hafızlık odası, tezhip, ebru, hat atölyeleri ve kapalı otopark bulunan binanın kendi içinde adeta küçük bir külliye olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karadeniz Bölgesi’ne ait geleneksel mimari ile modern mimariyi başarıyla mezceden bu binanın tüm üniversitelerimiz için örnek olacağına inanıyorum” dedi.

"MİMARİ DENİNCE AKLA BETONUN SOĞUK YÜZÜ GELMEMELİ"

Nerede olursa olsun, artık insanı yoran, ürküten, cesameti altında ezen binalar yerine, çevreyle, tabiatla ve fıtratla barışık eserlerin ortaya konması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Gökyüzünün maviliğini kapatan, güneşin aydınlığını örten, yıldızların parıltısını söndüren binalar dikmek asla inşa etmek değil. İnşa etmek, özünde imar ve ihya etmektir. Maalesef son dönemde özel sektörümüzün ve bazı kuruluşlarımızın farklı kaygılarla, kar hırsıyla bu inceliği gözden kaçırdıklarına şahit oluyoruz. Ülkemizde mimari deyince, akla çelik ve betonun soğuk yüzü gelmemeli. Selçuklu ve Osmanlı mimarisine baktığımızda, insanı merkeze alan, tabiatla ve hayatla uyumlu bir çizginin hakim olduğunu görürsünüz. İşte bakın burada ahşabı görüyorsunuz, taşı görüyorsunuz ve iç içe geçtiklerini görüyorsunuz. Sadelik ve ihtişam bir arada, hem kullanışlı, hem de alabildiğince estetik.”

İslam medeniyet geleneğinde tabiatın, ‘boyunduruğa vurulması gereken vahşi doğa’ olarak görülmediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki tüm varlıkların, ‘göklerde ve yerde olan şeyler Allah’a secde ederler’ mealindeki ayette belirtildiği Allah tarafından kendilerine verilen vazifeyi yerine getirdiğini söyledi. “Meseleye bu şekilde yaklaştığımızda, işte burada olduğu gibi, son derece kıymetli örnek alınacak eserlere imza atabiliriz” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hassasiyeti yitirdiğimizde ise insana ve tabiata zarar veren ucubeler ortaya çıkarırız” diye ekledi.

"FETÖ MENSUPLARI ÖRGÜTÜN ELEBAŞINI MEHDİ OLARAK GÖRÜYOR"

Fıtratla uyum içinde olmanın, dini boyutunun yanı sıra insan hayatının diğer alanları için de geçerli olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Fıtratı reddeden, onu bozan her inanç, her ideoloji bireyi huzura, mutluluğa ve iç barışa değil, yıkıma ve yok oluşa götürür. Tarih boyunca bunun sayısız örneğini gördük, halen de görüyoruz. Özellikle kendilerini İslam’a atfeden akımların, dini cemaatlerin bu noktaya azami derecede dikkat etmesi gerekiyor. Zira bir yapının İslam dairesinin içinde olmasını sağlayan temel kaide, fıtratla uyumun varlığı veya yokluğudur. 15 Temmuz gecesi yaşadığımız hadise, bize bu konuda yaşanan eksikliklerin, sapkınlıkların ne tür felaketlere yol açabileceğini göstermiştir. 15 Temmuz ihanetini gerçekleştirenler, insan fıtratını tahrip eden bir örgütün mensuplarıdır. Bu örgütün hoca kıyafeti giymiş elebaşı, ehlisünnet geleneğinde olmayan takiyeyi temel inanç kaidesi haline getirerek kişiliksiz, kimliksiz bir güruh yetiştirmiştir. Bu güruhun en büyük özelliği ise, hiç düşünmeden yalan söyleyebilmesi, örgüt çıkarları için her türlü gayrimeşru işe imza atabilmesidir. Mahremiyetin ihlalinden iftiraya, siyasi cinayetlerden casusluğa, karakter suikastından vatana ihanete kadar her türlü suç bu örgütün mensuplarının gözünde meşrudur. Hatta bunlar 15 Temmuz gecesi olduğu gibi kendi milletine, karşılarında Allah diyen, dua eden sivil insanlara dahi ateş edebilmişlerdir. Hatta, Fatiha’yı oku diyerek o yere yatırdığı evladımıza kurşunu o şekliyle sıkmıştır.”

FETÖ mensuplarının, örgüt elebaşını Mehdi olarak görmeleri, kendilerine şahdamarından daha yakın olarak kabul etmelerinin ise bambaşka bir sapkınlık olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha acı olanı ise, bu örgütün 40 yıl boyunca hizmet, eğitim, hayır gibi dini kavramları kullanması, altın nesil iddiasıyla toplumun gözünü boyamasıdır. Zira hepimiz, helali haram, haramı helal kılmanın ancak Allah’a mahsus olduğunu çok iyi biliyoruz. Dinimizde yasakların 1400 yıl önce çok sarih bir şekilde ortaya konulduğunun da farkındayız. Fakat tüm bunlara rağmen, hoca kıyafeti giymiş bir şarlatan yıllarca hurafelerle insanlarımızı kandırmayı başarabiliyor” ifadelerini kullandı.

"DİYANET TEŞKİLATI NEFİS MUHASEBESİ YAPMALI"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini dinleyen fakülte öğretim üyeleri ve öğrencilere hitaben, “İşte bu yanlış gidişi siz düzelteceksiniz. Ben, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin mensuplarını, öğrencilerini geleceğin aydınlık Türkiye’sinde o dindar nesli çok farklı olarak karşımda görüyorum. Ve bu şahıs sapkın ideolojisini yaymak için uzun bir dönem cami kürsülerini de bile kullanabilmiştir, ama artık buraları onlara siz bırakmayacaksınız, teslim etmeyeceksiniz” diye konuştu.

İlahiyat fakülteleri başta olmak üzere, Diyanet Teşkilatının bir nefis muhasebesi yapması gerektiğine inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu manzara bize, dinimizin anlatılması ve anlaşılması konusunda önemli boşlukların olduğuna işaret ediyor. Şüphesiz bunda tek parti döneminde dine ve dini hayata hakim olan sorunlu bakış açısının etkisi çoktur. Çünkü bu dönem Kur'an-ı Kerim’in gizli bir şekilde öğrenilmek zorunda kalındığı çok zor bir dönem olmuştur. Camiler yıkıma terk edilmiş, dini eğitim yasaklanmış, ölüleri yıkayacak gassal dahi bulanamamıştır. Alimler derdest edilmiş, kamusal alanda mütedeyyin insanların kendi değerleriyle, kendi kimlikleriyle var olmasına imkan verilmemiştir. Bu da dini alanda ciddi bir boşluğun oluşmasına neden olmuştur. FETÖ elebaşı gibi şarlatanlar da oluşan bu boşluğu fırsata çevirmişlerdir. Artık bizim geçmişe takılıp kalmadan, ancak bunlardan ders çıkararak geleceği planlamamız gerekiyor. Bir daha FETÖ vari yapıların milletimize, gençlerimize musallat olmasının önüne geçecek adımları atmamız önem arz ediyor. Bunun da yolu, dini bilgisi yüksek, ilmini amale çeviren, toplumla beraber olan, mütevazilikten taviz vermeyen hocalarımızın sayısının artmasından geçiyor.”

İmam hatip okullarından Kur'an kurslarına ve ilahiyat fakültelerine kadar dini eğitim veren kurumların niteliklerinin geliştirilmesi, her açıdan cazibe merkezleri haline getirilmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunun da bu kurumların hem nitelik, hem de altyapı bakımından en üst seviyede olmalarından geçtiğini söyledi.

"DERVİŞLİK İLİM GEREKTİRİR"

Öğretim üyelerine ve öğrencilere, “Artık bundan sonra sizlere düşen görev, dini ve ilmi çalışmalarda çığır açan işlere imza atmaktır. İnşallah üzerinizde taşıdığınız sorumluluğun bilinciyle, sizlerin daha fazla çaba göstereceğini ümit ediyorum.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı: “Tabiat boşluk kabul etmez. Siz olmayınca sahneyi bezirganlar, takke ve cübbeyle göz boyayan şarlatanlar alıyor. Biliyorsunuz Yunus’un güzel bir ifadesi var: ‘Dervişlik olaydı taç ile hırka, biz dahi alırdık otuza kırka.’ Dervişlik o kadar ucuz değil, o ilim gerektiriyor, irfan gerektiriyor. ‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmezsen, ya nice okumaktır.’ Siz bunlardan değilsiniz evvel Allah, siz irfan sahibi arifler olarak, arifeler olarak inşallah geleceği inşa edeceksiniz, ihya edeceksiniz.”

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR