Üst Header Banner Reklam
 
İslam Ülkeleri Büyükelçileri İftar Sofrasında Buluştu
Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam ülkelerinin Ankara Büyükelçilerini iftar sofrasında buluşturdu. Diyanet İşleri Başkanlığının Ankara’da düzenlediği iftar programına katılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, geleneksel hale gelen İslam Ülkeleri Büyükelçileri İftar Programına katılımlarından dolayı davetlilere teşekkür etti.
5.07.2015 01:06:12
Bu haber 510 kez okundu
İslam Ülkeleri Büyükelçileri İftar Sofrasında Buluştu

 İslam Ülkeleri Büyükelçileri İftar Sofrasında Buluştu…

Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam ülkelerinin Ankara Büyükelçilerini iftar sofrasında buluşturdu. Diyanet İşleri Başkanlığının Ankara’da düzenlediği iftar programına katılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, geleneksel hale gelen İslam Ülkeleri Büyükelçileri İftar Programına katılımlarından dolayı davetlilere teşekkür etti.

Son yıllarda şiddetin gölgesinde ortaya çıkan yeni dini anlayışların, İslam’ın yeryüzüne getirdiği rahmet mesajlarını tehdit etmeye başladığına vurgu yapan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Yeni modern zamanlarda son on yıllarda şiddetin gölgesinde ortaya çıkan yeni dini anlayışlar, İslam’ın yeryüzüne getirdiği o rahmet mesajlarını tehdit etmeye başlamıştır. Onun için bütün İslam ülkelerinin bilhassa insan yetiştirme düzenlerini, din eğitimini, din eğitimi veren mekanizmalarını gözden geçirme mecburiyetleri vardır. Biz nerede hata yaptık? Sorusunun cevabı üzerinde hepimizin durması gerekir” diye konuştu.

Bugünlerde her Müslümanın kendisine sorması gereken sorular olduğunu kaydeden Başkan Görmez, şu hususların altını çizdi;

“Bugün her Müslümanın kendisine sorması gereken sorular var…”

Bugünlerde mümin ve Müslüman olan her insanın kendisiyle, nefsiyle, kalbiyle baş başa kaldığında Rabbine elini açtığında mutlaka şu soruyu kendisine sorması gerekiyor, ‘Biz nereye gidiyoruz?’ hani Kuran’ı Kerim’in hepimize yüksek sesle sorduğu bir soru var, ‘Nereye gidiyorsunuz?’ Rabbimizin nimetlerle donatarak hepimize ikram ettiği ortak evimiz, ortak yurdumuz olan dünyamızı ne hale getirdik.

“Selam olmadan İslam, eman olmadan İman olmaz…”

Biz İslam coğrafyasında ‘Eman’ı ve ‘Selam’ı neden kaybettik? Hâlbuki selam olmadan İslam, eman olmadan İman olmaz. Arapça’da da iman ile eman, selam ile İslam aynı kökten geliyor. Bugün üzülerek belirtiyorum, İslam coğrafyasında da en büyük sorun, artık bir eman sorunu, bir güvenlik sorunudur. Bu eman sorunu dünyada yaşayan bütün Müslümanların bir iman sorununa dönüşüyor. Başka dünyalarda nefretin, öfkenin ve düşmanlığın, İslam’a yönelik düşmanlığın gelişmesine sebep oluyor. Sadece İslam coğrafyasında güvenlik sorunu yok. İslam’ın kendisinin bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya olduğunu ifade etmek isterim. Çünkü İslam dini bizatihi Teolojik yapısıyla, insanlığa getirdiği yüce değerlerle, yeni ortaya çıkmış bir takım yanlış anlayışların tehdidi altındadır.

“Son on yıllarda şiddetin gölgesinde ortaya çıkan yeni dini anlayışlar, İslam’ın rahmet mesajlarını tehdit etmeye başlamıştır…”

Yeni modern zamanlarda son on yıllarda şiddetin gölgesinde ortaya çıkan yeni dini anlayışlar, İslam’ın yeryüzüne getirdiği o rahmet mesajlarını tehdit etmeye başlamıştır. Onun için bütün İslam ülkelerinin bilhassa insan yetiştirme düzenlerini, din eğitimini, din eğitimi veren mekanizmalarını gözden geçirme mecburiyetleri vardır. Biz nerede hata yaptık? Sorusunun cevabı üzerinde hepimizin durması gerekir. Harici sebepleri hepimiz biliyoruz. Ancak yüce dinimiz her zaman bu tür sorunları önce kendi nefsimizde, kendi kalbimizde aramaya bizi davet eder.

“Kalplerin katılaştığı zaman dilimlerinden geçiyoruz…”

Kuran’ı Kerim insan kalbinin bazen taş gibi kaskatı kesileceğinden söz eder. Kalpler bazen kaskatı kesilir, taş gibi olur hatta taştan daha sert hale gelebilir. Nice taşlar var ki, ondan nehirler fışkırır. Nice taşlar var ki, onu yardığınızda içinden sular fışkırır. Nice taşlar var ki, Allah’a olan saygısından yuvarlanır durur. Bugün üzülerek belirteyim, kalplerin katılaştığı zaman dilimlerinden geçiyoruz. Yoksa karıncaya bile şefkat etmekle mükellef olan mümin nasıl kendi kardeşini tekbir getirerek cami içinde öldürmeye teşebbüs edebilir. Peygamberimize atfedilen bir Cihad-ı Ekber kavramı vardır. Rivayete göre Bedir Savaşı gibi Müslümanların geleceğini belirleyen bir savaştan dönerken Efendimiz, ‘Biz küçük cihaddan büyük cihada döndük’ demiştir. Bugün kendi kalbiyle, kendi nefsiyle, hevasıyla, güç tutkusuyla cihat etmeyen nice insanlar, kendi kardeşlerini katlederek bu katletmeye de ‘Cihat’ adını verebilmektedir.

‘Dünya İslam Bilginleri Barış, İtidal ve Sağduyu İnisiyatifi’ çalışmalarına devam ediyor…

Geçen ramazan Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bütün İslam ülkelerinden büyük alimleri İstanbul’a davet ederek bir inisiyatif başlatmıştık. ‘Dünya İslam Bilginleri Barış, İtidal ve Sağduyu İnisiyatifi’ adını vermiştik. Bu inisiyatif, on kişilik bir temas grubu seçti. Temas grubu bir sekretarya oluşturdu. Kendi içinde bir tüzüğe sahip oldu. Dünyadaki ihtilafın yaşandığı bütün Müslüman coğrafyaya bu heyetimiz giderek, bilhassa İslam âlimlerinin sulhu, sükûnu ve barışı sağlama yönündeki görevlerini hatırlatmayı kendisine vazife olarak kabul etti. Çalışmalarımız devam ediyor. Ramazandan sonra da artarak devam edecek. Bu konuda verdiğiniz destekten dolayı da teşekkür ederim. Ülkelerinizde aynı vazifeleri yapan Evkaf Bakanlıkları, Diyanet İşleri Başkanlıklarıyla işbirliğimiz giderek artıyor bundan bahtiyarlık duyduğumu da ifade etmek istiyorum.

“Tarihte nice Peygamberleri katledenlerin, bugün o peygamberlerin mezarlarını nasıl bir hapishaneye dönüştürdüklerini görmekten büyük üzüntü duydum…” 

Ramazandan önce Miraç gecesini Mescid-i Aksa’da geçirmek üzere büyük bir heyetle ziyaretimiz oldu. Üzülerek belirteyim, daha önce ki gelen ilahi dinlerin, Yahudilerin, Hristiyanların, Müslümanların ortak mekânı, ortak inanç değerlerinden oluşan bu mekânın bütün insanlığın gözü önünde nasıl izole edildiğine şahit olduk. Tarihte nice Peygamberleri katledenlerin, Hz. İbrahim’i, Hz. Yakup’u, Hz. İshak’ı, Hz. Yusuf’u ve onların mezarlarını nasıl bir hapishaneye dönüştürdüklerini görmekten büyük üzüntü duydum. İki milyon insanın yaşadığı Gazze’nin nasıl bir tecrit kampına dönüştürüldüğünü acı acı müşahede ettim. Müslümanlar olarak yeniden İslam’ın insanlığa getirdiği barış ve rahmet mesajlarına yoğunlaşmak gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Arap Devletleri Ligi Temsilcisi Büyükelçi Muhammed El Fatah Naciri ve Özbekistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ulfat Kadirov'un da konuştuğu programa, İslam ülkeleri büyükelçilerinin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kudret Bülbül, Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar ve Hacettepe Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer de katıldı.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR