Üst Header Banner Reklam
 
Kılıçdaroğlu: En Büyük Hayalim Başbakan Olmak
CHP Basın Birimi'ndan yapılan açıklamada:CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "En büyük hayalim Başbakan olmak. Başbakan olursam özel hayatımda, yaşamımda elde ettiğim başarıları toplumsal olarak da Türkiye'ye yaşatmak istiyorum" dedi.
30.03.2015 18:43:26
Bu haber 1724 kez okundu
Kılıçdaroğlu: En Büyük Hayalim Başbakan Olmak

 

CHP BASIN BİRİMİ HABERİ 

GENEL BAŞKAN KILIÇDAROĞLU FOX TV’DE, “EN BÜYÜK HAYALİM BAŞBAKAN OLMAK. TEMİZ SİYASETİ, GAZETECİLERİN HAPSE GİRMEDİĞİ, DÜŞÜNCENİN ÖZGÜRCE AÇIKLANDIĞI, HİÇBİR ÇOCUĞUN YATAĞA AÇ GİRMEDİĞİ BİR TÜRKİYE’Yİ GERÇEKLEŞTİRMEYE , YOKSULLUĞU BU ÜLKENİN TARİHİNDE SIFIRLAMAYA VE EMEKLİYE İKİ AYLIK İKRAMİYE VERMEYE TALİBİM” DEDİ.

 

-“Nedir Türk modeli başkanlık? Ben oturacağım Cumhurbaşkanlığı koltuğunda benim her dediğim olacak. Hayır, senin her dediğin olmaz. Benim de, sizin de her dediğiniz olmaz. Neden? Bir toplumda yaşıyoruz, demokrasi var. Sonuçta kararı verecek olan halktır. Siz kendinizi halkın yerine koyup kendi kendinize don biçeceksiniz. Bu olmaz. Gereksiz ve lüzumsuz bir tartışmadır. Gündemi saptırmaya yönelik bir tartışmadır.”

-“Başkanlık sistemini kesinlikle ihtimal dahilinde  görmüyorum. Tamamen Erdoğan’ın ben gündemde nasıl kalabilirim telaşıyla AKP’de yaşanan zorlukları kamuoyunun gözünden kaçırmak için yaptığı konuşmalar bunlar. Doğru değil. Vatandaş can derdinde…”

-“Türkiye’de barış olacaksa ve bu hayata geçecekse bunu yapacak olan tek parti var biziz. Çünkü biz kuralları önceden açıklayan bir siyasi gelenekten geliyoruz. Bu kadar temel bir sorunun çözülmesi için biz 4 kural söyledik. Bu sorunu çözmek istiyorsanız bir; samimi ve dürüst olacaksınız. İki; gizli kişisel bir ajandanız olmayacak. Üç; halka hesabını veremeyeceğiniz angajmanlara girmeyeceksiniz. Dört; halka, belli aralıklarla ana muhalefete bilgi vereceksiniz. Bu konuda iki tarafta samimi değil. HDP, ya da onların temsil ettiği misyon samimi olsa çözüm sürecinin birinci maddesi %10 seçim barajını kaldırın olurdu”

-“Devletin içinde paralel bir yapı asla olmamalıdır. Soru şu; 12 yılda iddia ettikleri paralel yapıyı kim oluşturdu? CHP iktidarda değil. Kendileri iktidarda. Bizi kandırdılar diyor. Devleti yöneten adam beni kandırdılar dediği andan itibaren o koltuktan ayrılması lazım. Neden? Senin istihbaratın var. Devleti en iyi sen bilirsin, atamaları sen yaptı, Valiyi, Kaymakamı, Emniyet müdürünü, Genel müdürü, müsteşarı, müsteşar yardımcısını ben tayin etmedim. Tayin eden kim? Sensin.”

-“Türkiye bütün dünyadan soyutlanmış durumda. 4 büyük başkentte Türkiye’nin büyükelçisi yok. Şam’da, Kahire’de, Libya’da ve İsrail’de. İlk kez böyle bir tabloyla karşı karşıya Türkiye. Ortadoğu’dan dışlandı, AB’den de dışlandı. Kavga etmediğimiz bir İran vardı onunla da kavga ettik. Bugün Filistin İsrail sorunu çözülürken kimse gelip Türkiye’nin görüşünü bile almıyor”

-“Bizim cumhuriyete, emeklilere  karşı vefa borcumuz var. Eğer cumhuriyet bizi buralara taşıdıysa cumhuriyeti cumhuriyet yapanlar kimlerdir? Bugün cumhuriyeti cumhuriyet yapanlar emeklilerdir. Hayatın her tarafında çalıştılar ve Türkiye bu noktaya geldi. Bu noktaya geldi ama biz onları açlığa mahkum ettik. Bu kesinlikle doğru değil. İki ikramiye vereceğiz”

-“Emekliye gelince kaynak yok, örtülü ödeneğe gelince kaynak var. Emekliye gelince para yok, kaçak saraya gelince para var. Emekliye gelince para yok, başka her yere para harcıyorlar. İsrafa gelince para var. Emekli? Efendim para olamaz emekliye. Niye olmasın?”

-“CHP iktidarında, benim başbakanlığımda Ramazan bayramından bir gün önce, kurban bayramından bir gün önce emeklinin banka hesaplarına emekli ikramiyesi yatmazsa Başbakanlığı bırakacağım, yetmiyor siyaseti de bırakacağım”

-“Taşaron uygulamasına da son vereceğiz. Temizlik işini taşerona yaptırıyorlar. Niye? Araya bir kişiyi koyuyorsunuz. Araya bir kişiyi koymayın doğrudan devlet ödesin. Ayrıca taşaron demek modern kölelik demek, güvencesiz, esnek çalışma, düşük maaş. Bu doğru değil, bir insan düşünün evine ekmek götürecek, güvencesinin olması lazım. Onun geleceği bir kişinin iki dudağı arasında olmamalı. Olmamalıdır da.”

-“Vatandaşlar faturalardan ve kredi kartı borçlarından çok şikayetçi. Bugün bankalar tüketici kredisi ve banka kartları için tefeci faizi uyguluyorlar. Bunun değişmesi lazım. Bunu değiştirecek olanda biziz. Sözüm söz bütün vatandaşları rahatlatacağım…”

-“Kredi kartı borçlularını da,  banka tüketici kredisi borcu olanları da tefeci faizinden  kurtaracağım. Bankaysa bankacılık yapacak. Merkez bankasının faizi kaçtı? %7,5’tu. Erdoğan bağırıp çağırıyordu niye indirmiyorsun diye. Peki temerrüde düşmüş olan faiz nedir? 34 . Tam bir tefeci faizi.”

-“Ben Ermenek’teki Recep amcanın 21.yüzyılın Türkiye’sinde kara lastik giymesini istemiyorum. Ben 21.yüzyılın Türkiye’sinde çocukların yatağa aç girmesini istemiyorum. Ben 21.yüzyılın Türkiye’sinde camı kırık olduğu için zatürreden ölen çocukları görmek istemiyorum.”

-“CHP’nin iktidarında ilk 3 ay içinde siyasi ahlak yasasını çıkaracağız. Türkiye’nin kirli siyasete tahammülü kalmadı artık. Çalmaya, çırpmaya tahammülü kalmadı artık. Düzgün siyaset, namuslu siyaset, her kuruşun hesabını vermeyi namuslu görev kabul eden bir siyaset. Bunu yapmak zorundayız ve yapacağız”

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın konuğu oldu ve sorularını şöyle yanıtladı;

İsmail KÜÇÜKKAYA- Şimdi bütün dikkatinizi kahvaltılarınızı yaparken, kıyafetlerinizi giyerken veya öğrenci kardeşlerim okula gitmek üzere hazırlanırken bütün dikkatinizi lütfen veriniz. Anlattıkları önemlidir. Bütün liderler çalar saate gelecek. Önce Kılıçdaroğlu’yla başlıyoruz.

Sevgili seyirciler hoşgeldiniz. Seçimlere artık çok az bir zaman kaldı. 7 Haziran’da çok kritik bir seçim için sandık başına gideceğiz. Efendim hoşgeldiniz.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Sağolun teşekkür ederim.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Çok teşekkür ediyoruz. Belgeseli de ilgiyle izledik. 1999’da emekliye ayrıldınız ve o gün bugündür siyasetin içindesiniz. Aslında çok eski bir tarihte değil 1999’dan buyana baktığımızda.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Doğru evet.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Kızınız belgeselde diyor ki, babamız bize hayal kurmayı öğretti, hedef kurmayı ve onun için çalışmayı. 67 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün itibariyle hayali nedir efendim?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Elbette ki en büyük hayalim Başbakan olmak. Başbakan olursam özel hayatımda, yaşamımda elde ettiğim başarıları toplumsal olarak da Türkiye’ye yaşatmak istiyorum. Temiz siyaset hepimizin ortak arzusu değil mi? Ortak arzusu. Ben gerçekleştirmeye talibim. Gazetecilerin hapse girmediği bir Türkiye. Ben gerçekleştirmeye talibim. Düşünceyi özgürce açıklama. Ben gerçekleştirmeye talibim. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye. Ben gerçekleştirmeye talibim. Yoksulluğu bu ülkenin tarihinde sıfırlamak 4 yıl içinde. Yoksul hiç kimse olmayacak. Gerçekleştirmeye talibim. Emekliye iki aylık ikramiye. Gerçekleştirmeye talibim.

Bakın, sosyal devlet aslında unuttuğumuz kavramlardan birisidir. Bugün Türkiye’nin en temel sorunu nedir? İşsizlik. Genç işsizlik çok daha fazla.

İsmail KÜÇÜKKAYA- %20’lere ulaştı.

Kemal KILIÇDAROĞLU- %20’yi aştı. Yani her 5 gençten birisi işsiz. Üniversite mezunlarında bu çok daha yüksek. Şu soruyu sormak gerekiyor. Sosyal devletin amacı ne? Neden devlete sosyal devlet diyoruz? Devlete sosyal devlet dememizin temel nedeni şu; ben işsizsem devleti yöneten hükümete şu soruyu sorma hakkım var. Benim işsizliğimi gidermek zorundasın. Ben yoksulsam sosyal devleti yöneten hükümete şu soruyu sorma hakkım var. Benim yoksulluğumu gidereceksin.

Seçime gidiyoruz. Şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. 12 yıldır iktidarda AKP 12 yıl. 12 yıl değil ben 4 yılda Türkiye’nin kaderini değiştireceğime inanıyorum 4 yılda. 4 yıl çok uzun bir süre aslında. Neden uzun süre? İnsanoğlunun tekerliği bulması 3 milyon yılda olmuş. Bugün her saniyede birden fazla buluş var.

İsmail KÜÇÜKKAYA- %30 – 35 bandında oy alırsa Cumhuriyet Halk Partisi iktidar değişir mi Türkiye’de?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Elbette değişir. AKP %34’le iktidar oldu.

İsmail KÜÇÜKKAYA- 3 Kasım’da 2002’de.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Evet %34’le iktidar oldu. Türkiye’de CHP’nin ivmesiyle beraber bütün vatandaşlarım bilsinler bu ülkede demokrasiyi isteyenler, bu ülkede huzur isteyenler, bu ülkede bütün değerlere manevi değerler dahil saygı isteyenler, bu ülkede dinin siyasete alet edilmemesini isteyenler CHP’yi adres olarak almak zorundadırlar. Bunu inanarak söylüyorum ve inanarak ifade ediyorum.

1 milyon kişi gidip kendi milletvekili adayını seçecek. 1 milyon CHP’li sandığa gidip kendi milletvekili adayını seçecek. Hangi parti yapıyor bunu? Kendisini demokrat olarak gören partilerden hangisi yapıyor? Hiçbirisi yapmıyor.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Siz neden yaptınız bunu?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Demokrasi için.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Öbür daha kolay değil mi efendim listeyi hazırlardınız, yazardınız istediğiniz kişi.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Bizim hedefimiz şu; milletin vekilini milletin kendisi seçsin. Doğrusu o değil mi? Millet millet diyorlar. Millete niye güvenmiyorsun? Koy sandığı millet gelsin kendi vekilini seçsin. Hayır diyor. Milleti aracı olarak kullanıyor. Millete aslında saygısızlık ediyor. Millete saygı duymuyor, millete güvende duymuyor. Güven duysa sandığı koyar.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Partinizden ilginç açıklamalar geldi efendim. Üst düzey yetkililerinizden, yakın çalışma arkadaşlarınızdan. Ki bence demokratik kültür açısından önemlidir yani. HDP’nin barajı aşmasını istiyoruz diyorsunuz siz. Neden?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Demokrasi için gerekli. Biz %10 seçim barajını zaten…

İsmail KÜÇÜKKAYA- Aslında rakibiniz.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Elbette ama şimdi bakın, siyasal partiler birbirleriyle rakiptirler doğru. Ama hepimizin bir ortak paydasının olması lazım. Demokrasi gibi, haklar gibi, özgürlükler gibi. Bunlar bütün siyasi partilerin ortak paydası olmak zorundadır. Anayasada var. Anayasadaki bütün kurallar bütün siyasal partilerin ortak görüşü olmak zorundadır. Neden diyoruz siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır? Bu gerekçeyle. O nedenle biz diyoruz ki seçim barajını indirelim. 10 yüksek. Dediler ki, siz samimi değilsiniz bunu söylersiniz ama yeri gelince vazgeçersiniz dediler. Bende arkadaşlara talimat verdim hemen teklifi hazırlayın altına basın imzayı verin meclis başkanlığına verdik. Efendim %7 yüksek. Olur %5 olarak verelim. O da yüksek. %3 yapalım. AKP yanaşmıyor buna.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Ne olur, yani kaygınız ne sizin başkanlıktan?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Şimdi o sorudan önce şunu söyleyelim. Az önce söyledim. Başkanlık dediği Amerikan modeli bir başkanlık mı?

İsmail KÜÇÜKKAYA- Türk modeli istiyor.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Amerikan modeli başkanlıkta başkan büyükelçi bile atayamıyor.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Evet kongrede sorguya çekiyorlar.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Kesinlikle. Bizde Türk modeli başkanlık. Nedir Türk modeli başkanlık? Benim her dediğim olacak. Ben oturacağım Cumhurbaşkanlığı koltuğunda benim her dediğim olacak. Kimse kusura bakmasın senin her dediğin olmaz. Benimde her dediğim olmaz, sizin de her dediğiniz olmaz. Neden? Bir toplumda yaşıyoruz, demokrasi var. Sonuçta kararı verecek olan halktır. Siz kendinizi halkın yerine koyup kendi kendinize don biçeceksiniz. Bu olmaz. Gereksiz ve lüzumsuz bir tartışmadır. Gündemi saptırmaya yönelik bir tartışmadır.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Hiç ihtimal dahilinde görmüyor musunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır kesinlikle ihtimal dahilinde de görmüyorum. Tamamen Erdoğan’ın ben gündemde nasıl kalabilirim telaşıyla AKP’de yaşanan zorlukları kamuoyunun gözünden kaçırmak için yaptığı konuşmalar bütün bunların tamamı. Doğru değil. Vatandaş can derdinde emin olun İsmail bey.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Birde Türkiye’nin barışı. Türkiye’yi yönetecek bir insanın Türkiye’nin barışını da sağlaması gerekiyor.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Kesinlikle.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Bir süreç, barış süreci. Orada ne vaat ediyorsunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- İsmail bey, eğer Türkiye’de bir barış olacaksa ve bu hayata geçecekse bunu yapacak olan tek parti var biziz. Çünkü biz kuralları önceden açıklayan bir siyasi gelenekten geliyoruz. Bu kadar temel bir sorunun çözülmesi için ben arkadaşlarımı hem Güney Afrika’ya, hem İngiltere’ye, İrlanda’ya gönderdim, İspanya’ya gönderdim. Nasıl çözmüşler bunlar sorunları. Akıl akıldan üstündür.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Yani terör meselesini yaşayıp da bunu çözen ülkelere yolladınız.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Çözen ülkelere gönderdik nasıl çözmüşler diye. 4 kural söyledik. Bu sorunu çözmek istiyorsanız bir; samimi ve dürüst olacaksınız. İki; gizli kişisel bir ajandanız olmayacak. Üç; halka hesabını veremeyeceğiniz angajmanlara girmeyeceksiniz. Dört; halka belli aralıklarla ana muhalefete bilgi vereceksiniz. İki tarafta samimi değil.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Zaten bugünlerde de yapılan açıklamalara baktığımız zaman sanki süreç filan bitti mi yoksa?

Kemal KILIÇDAROĞLU- İki tarafta samimi değil. Bakın samimi olsa yani mesela HDP samimi olsa ya da işte onların temsil ettiği misyon samimi olsa çözüm sürecinin birinci maddesi %10 seçim barajını kaldırın derler.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Bunu söylemesi gerekirdi söylemediler.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Gayet açık. Neden? Siz meşru bir organla muhatap olmak zorundasınız bu sorunu çözmek için. Meşru organ hangisi? Vatandaşın seçtiği temsilciler. Kim onlar? HDP milletvekilleri. Şimdi siz %10 barajını koyuyorsunuz…

İsmail KÜÇÜKKAYA- Diyelim efendim 9,5 kaldı 7 Haziran’da ne olacak?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Sorun çıkacak Türkiye’de tabi. Bunu ben görüyorum.

İsmail KÜÇÜKKAYA- O kadar insanın oyu temsil edilmeyecek.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Bakın bunu ben görüyorum.

İsmail KÜÇÜKKAYA- HDP görmüyor mu? Hiç görmedim bunların açıklamalarını.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Gene samimi düşüncemi söyleyeyim. Yani HDP’yle AKP arasında ciddi bir işbirliği var. Yani bu söylemlerde de zaten yer alıyor. Efendim şu bizim için kırmızı çizgi diyor, ertesi gün hayır kırmızı çizgi değil. Efendim bu olmazsa olmaz diyorlar ertesi gün izleme heyetinde oldu, başkanlık sisteminde oldu. En son başkanlık için bir konuşma yapıldı hiç yapmayacağız falan diye. Ertesi gün Leyla Zana başka bir açıklama yaptı. Biz bunları biliyoruz.

İsmail KÜÇÜKKAYA- CHP ve paralel yapı çok konuşuluyor. Bir işbirliğiniz var mı efendim?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Hemen söyleyeyim. Herhangi bir işbirliğimiz yok.

İki; devletin içinde paralel bir yapı asla olmamalıdır. Devletin bir yapısı vardır. Çıtası anayasada vardır. Cumhurbaşkanı, bakanlar kurulu, yasama, yargı, yürütme, bunların nasıl çalışacağı, devletin saydamlığı, Sayıştay, nasıl kamu harcamalarını denetleyecek. Bunlar ana çatı budur. Onun dışında paralel bir yapı oluşturmak asla ve asla doğru değil. Soru şu; 12 yılda iddia ettikleri paralel yapıyı kim oluşturdu? CHP iktidarda değil. Kendileri iktidarda. Bizi kandırdılar diyor. Devleti yöneten adam beni kandırdılar dediği andan itibaren o koltuktan ayrılması lazım. Neden? Senin istihbaratın var. Devleti en iyi sen bilirsin, atamaları sen yaptın ben yapmadım ki. Valiyi ben tayin etmedim. Kaymakamı ben tayin etmedim. Emniyet müdürünü ben tayin etmedim. Genel müdürü, müsteşarı, müsteşar yardımcısını ben tayin etmedim. Tayin eden kim? Sensin.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Şimdi mesela biz son zamanlarda AB’den uzaklaşıyoruz. Onun reformlarından daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük diyen, mesela bende bir gazeteci olarak öyle bir iklimde yaşamak istiyorum. Ayrıca batı sistematiğinden uzaklaşıyoruz. Dış politikayla ilgili kaygılarım var. Sizin bu konuda nedir vaadiniz efendim Türkiye’ye?

Kemal KILIÇDAROĞLU- İsmail bey, şuanda Türkiye bütün dünyadan soyutlanmış durumda. Cumhuriyet tarihinde böyle bir tablo hiç yaşamadı Türkiye. 4 büyük başkentte Türkiye’nin büyükelçisi yoktur. Şam’da, Mısır’da yani Kahire’de, Libya’da ve İsrail’de Tel Aviv’de. İlk kez böyle bir tabloyla karşı karşıya Türkiye. Ortadoğu’dan dışlandı, AB’den de dışlandı. Kavga etmediğimiz bir İran vardı onunla da kavga ettik. Oysa bizim ana hedefimiz neydi? Biz Ortadoğu’nun gözbebeğiydik. Bütün Ortadoğu ülkeleri Türkiye’ye imrenirdi ve bir sorun yaşadıkları zaman gelip başvurdukları tek yer Türkiye Cumhuriyetiydi. Çünkü Türkiye’nin tarafsızlığını bilirlerdi, adaletle karar vereceğini düşünürlerdi. Bugün Filistin İsrail sorunu çözülürken kimse gelip Türkiye’nin görüşünü bile almıyor.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Bu önemli röportajın gündem olacağını düşünüyorum. Yapmış olduğu açıklamalar HDP’nin barajı aşmasını istiyorum sözü ve AKP – HDP arasında işbirliği var sözü. Ben %30’u aşarsam Başbakan olurum sözü ve ama dahası var. Emeklilere iki maaş ikramiye, taşeron sistemini ne yapacak? Sigorta. Mesela aile sigortası. Hepimizi ilgilendiren gelişmeler biraz sonra.

Sevgili seyirciler liderler çalar saatte dizimize Kılıçdaroğlu’yla başlıyoruz. Emekliler özellikle siz sakın ekran başından ayrılmayın.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Her emekliye dini bayramlarımızda, ramazan ve kurban bayramlarında birer maaş ikramiye sözünüzü ben izleyenlerime ve katılımcılara da sordum. Bu büyük ilgi çekiyor. Ancak ben onlara, emekliler tabi geçinemiyorlar efendim. 850 – 900 lirayla, 1000 lirayla geçinemiyorlar. İyi ama diyorum kaynak? Hükümet diyor ki Kemal Kılıçdaroğlu’na kaynağı nereden bulacaksın. Kaynağı nereden bulacaksınız efendim?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Önce şunu söyleyeyim İsmail bey. Bizim cumhuriyete karşı bir vefa borcumuz var. Eğer cumhuriyet bizi buralara taşıdıysa cumhuriyeti cumhuriyet yapanlar kimlerdir? Bugün cumhuriyeti cumhuriyet yapanlar emeklilerdir. Onlara bir vefa borcumuz var. Fabrikaları kimler kurdu? Onlar kurdular. Atölyeleri kimler kurdu? Onlar kurdular. Manavlığı kim yaptı? Onlar yaptılar. Bakkal kim oldu? Onlar oldular. Toprakta çalışıp çiftçi üretti. Kim üretti? Onlar ürettiler. Devlette çalıştılar vatandaşa hizmet ettiler. Hayatın her tarafında çalıştılar ve Türkiye bu noktaya geldi. Bu noktaya geldi ama biz onları açlığa mahkum ettik. Bu doğru değil. Kesinlikle doğru değil.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Ayrıca 1500 liraya çekeceksiniz sözünüz var.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Taban aylığı.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Emekliler için?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Taban aylığı, en düşük aylık 1500 lira olacak. En düşük emekli aylığı 1500 lira olacak.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Demek ki 1500 lira olunca ramazan bayramında 1500 lira yani ona göre en az taban. Kurban bayramında da o kadar ikramiye vereceksiniz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Aldığı aylık kadar ikramiye vereceğiz.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Muhakkak yapacaksınız bunu?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Evet yapacağız. Ben bunu söyledim diye koro halinde bunu yapamazsın diyorlar. Kaynağı nereden bulacaksın diyorlar.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Başbakan, Cumhurbaşkanı da kızdı.

Kemal KILIÇDAROĞLU- İsmail bey Cumhurbaşkanını geçelim. İsmail bey bakın, ben hesap uzmanıyım. Bu devlette 12 yıl hesap uzmanlığı yaptım. 10’a yakın yıl Maliye Bakanlığında Gelirler Genel Müdürlüğünde Daire Başkanı Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptım. Devletin bütçesini yaptım, vergilerini topladım. Para nasıl toplanır, nasıl harcanır onu ben çok iyi bilirim. Bu benim uzmanlık alanım zaten. Eğer diyorlar ki parayı nereden bulacaksın. Ben onlara şu soruyu sormak isterim Sayın Davutoğlu’na. Hayatında bütçe yaptı mı? Hayatında para harcadı mı doğru dürüst? Yani vergilerin nasıl harcandığını bildi mi, öğrendi mi acaba? Gelsin ben ona anlatıyım.

Şimdi Türkiye zengin bir ülke İsmail bey. Türkiye çok zengin bir ülke. Türkiye’nin kaynakları çok fazla. Bütün sorun nerede biliyor musunuz? İsrafta.

Şimdi siz 60 liralık işi 150 liraya yaparsanız emekliye elbette veremezsiniz tabi. Ama biz ne yapacağız? 60 liralık iş 60 liraya yapılacak.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Efendim bir süre önce çok ilgi çekici siyasi bir hamle yaptınız ve ekonomik krizden sonra ekonominin toparlanması için o büyük girişimi başlatan kişiyle konuştunuz Kemal Derviş’le. Daha sonra mevcut hükümette onun başlattığı politikaları sürdürdü Ali Babacan ve beraberindeki ekonomi yönetimi. Kemal Derviş’le konuştunuz. Hatta Kemal Derviş sizin teklifiniz üzerine milletvekilliğini değil ama seçimlerden sonra bakanlık teklifinizi de kabul etti.

Şimdi en iyi bilen odur. O sizi eleştirdi mi? Mesela bunu konuştunuz mu emeklilikle ilgili bu öneriyi? Bütün emeklilere iki maaş ikramiye vereceğim dediğinizde Kemal Derviş nasıl karşıladı mesela?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Sohbetimizde ben konuyu açmadan Sayın Derviş kendisi açtı. Emekliye iki maaş ikramiyenin dini bayramlarda çok önemli olduğunu ve bunun yapılmasının sosyal devletin gereği olduğunu söyledi.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Öylemi destekledi?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Kesinlikle destekledi. Çünkü Sayın Derviş’te ekonomiyi çok iyi bilir. Sadece Türkiye ekonomisini değil, dünya ekonomisini de çok iyi bilen birisidir, gözleyen birisidir, araştıran birisidir. Hazinenin dengelerini bilen birisidir. Bunların hepsinin kaynağı bulunur İsmail bey.

Bütün mesele şudur; emekliye gelince kaynak yok, örtülü ödeneğe gelince kaynak var. Emekliye gelince para yok, kaçak saraya gelince para var. Emekliye gelince para yok, başka bir yere para harcıyorlar. Bunlar olmaz. Kendine uçak alıyorsun, arabalar alıyorsun, villalar alıyorsun, oturduğun yere 46 bin lira ayda kira veriyorsun. Oturduğun bakanlık konutuna ayda 46 bin lira kira veriyorsun. Devlet yapamaz mı bir konut? Niye 46 bin lira veriyorsun? İsrafa gelince para var. Emekli? Efendim para olamaz emekliye. Niye olmasın?

Bütün mesele şudur; devleti yöneten kişiler şu sorumluluğu bilirler, bilmek zorundadırlar. Vatandaş vergi topluyorum. Kim için kullanacağım bu parayı? Kimin için kullanacağım? Sosyal devlet bunu önce halk için, orta gelir için harcar bu parayı. Elbette yatırımda yapacak, elbette dış politikasının gerekleri varsa yatırımlar onları da yerine getirecek.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Fakat bu emekliler için yaptığınız öneri ve çağrı, verdiğiniz söz Türk siyasetinde bugüne kadar hiç görmediğimiz bir modelle karşımıza çıktı. Notere gittiniz ve notere tasdiklettirdiniz. Dediniz ki, ben Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan olunca, iktidara gelince…

Kemal KILIÇDAROĞLU- Tarihte verdim. Yani ramazan bayramından bir gün önce Pazartesi, kurban bayramından bir gün önce sizin banka hesaplarınıza emekli ikramiyesi yatmazsa Başbakanlığı bırakacağım, yetmiyor siyaseti de…

İsmail KÜÇÜKKAYA- Bu her bayramda değil mi efendim?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Tabi her bayramda.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Bir defalık filan değil sürekli yapacaksınız bunu?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır. Noter senedinde de var sürekli olacak bu.

İsmail KÜÇÜKKAYA- İlginç olan şu; neden noterden yaptınız bunu?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Şunun için yaptım. Bu siyasette bir ilktir.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Bir gazetede manşet attı zaten.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Evet. Emeklinin eline belgeyi vermek istiyorum. Emekli derneği de almalı bu belgeyi ilan tahtasına asmalı.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Taşeron sistemini kaldıracağım diyorsunuz aslında. Noter kanalıyla onlarda yapılabilir.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Onlarda yapılabilir elbette. Yani taşeron işçi uygulaması bunu da kaldıracağız.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Tamamen kalkacak mı?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Tamamen kalkacak. Devlette kalkacak. İlk etapta devlette tümüyle kaldıracağız.

Şimdi düşünün İsmail bey, temizlik işi yaptıracağım. Taşerona yaptırıyorsunuz. Niye yaptırıyorsunuz? Araya bir kişiyi koyuyorsunuz. Araya bir kişiyi koymayın doğrudan devlet ödesin.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Güvencesiz, esnek çalışma, düşük maaş.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Güvencesiz bir. İki; hayat tümüyle asgari ücret üzerine endeksleniyor. Asgari ücretin üstünde hiçbir para verilmiyor bunlara. Hayatı boyunca hep asgari ücret üzerinden. Primleri doğru dürüst yatmıyor. Aylıklarını zamanında alamıyorlar. Bazen de asgari ücret olarak verdikleri paranın bir kısmını da geri alıyorlar. Kişide şikayet edemiyor. Çünkü ertesi sabah geldiğinde işinden de olabiliyor.

Şimdi bu doğru değil bakın. Bir insan düşünün evine ekmek götürecek bu adam. Evine ekmek götürürken de bir güvencesinin olması lazım. Sosyal devletin bir güvencesi olması lazım. Ben bu güvence içinde çalışmalıyım. Benimde hak arama özgürlüğüm olmalı. Asgari ücret üzerinden çalıştırıyorsunuz hiçbir hak vermiyorsunuz, birde üstelik onun geleceği bir kişinin iki dudağı arasında. Böyle bir devlet düzeni yoktur zaten. Olmamalıdır da.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Şimdi vatandaşlar bu faturalardan ve kredi kartı borçlarından çok şikayetçiler. Bu artık kaygı duymaya başladım ki toplumsal bir kangren olma yolunda gidiyor. Buna bir çözüm var mı sizin kafanızda?

Kemal KILIÇDAROĞLU- İsmail bey şunu söyleyeyim, bugün bankalar tüketici kredisi ve banka kartları için tefeci faizi uyguluyorlar. Bunun değişmesi lazım. Bunu değiştirecek olanda biziz. Sözüm söz bütün vatandaşları rahatlatacağım.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Borçlular?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Elbette hepsini rahatlatacağım.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Kredi kartı borçluları?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Ve banka tüketici kredisi borcu olanlar. Tefeci faizinden onları kurtaracağım. Bu sözüm söz. Ben bu ülkenin insanlarının mağdur edilmesini hiçbir zaman istemem. Bankaysa bankacılık yapacak. Merkez bankasının faizi kaçtı? %7,5’tu. Erdoğan bağırıp çağırıyordu niye indirmiyorsun diye. Peki temerrüde düşmüş olan faiz nedir? 34 efendim. Tam bir tefeci faizi. Bankalar niye ha bire kredi kartı dağıtıyorlar? Ödemezse dünyanın faiziyle ben sonra alıyorum diye.

İsmail KÜÇÜKKAYA- O zaman diyelim Başbakan oldunuz 8 Haziran’da, toplayacaksınız ekonomi yönetiminizi, bankaları, bunu bir masaya yatıracaksınız? Nasıl çözeceksiniz anlatın istiyorum.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Bakın bununla ilgili çalışmalarımız son noktaya geldi ve noktasını koyduk. Bununla ilgili açıklamalarımızı önümüzdeki günlerde yapacağız. Bütün ayrıntılarıyla bunu yapacağız.

Bakın, biz bu çalışmayı yaparken İsmail bey gerçekten biz iyi çalışıyoruz, dünya örneklerine de baktık. Her kuruşun hesabını yapmadan çıkıp millete söz vermiyoruz. Her olayı iyi tahlil etmeden çıkıp milletin önünde konuşmuyoruz. Çünkü millet çok özür dilerim ama yalan siyasetten bıktı. Biz doğruların peşindeyiz. Yapacağımıza yaparız deriz, yapmayacağımıza yapmayız deriz. Benim cumhuriyetime karşı bir sorumluluğum var. Bu güzel ülkeye karşı sorumluluğum var. Ben devlet okullarında okudum. Devletime karşı bir sorumluluğum var. Devletime hizmet etmek istiyorum. Ben Ermenek’teki Recep amcanın 21.yüzyılın Türkiye’sinde kara lastik giymesini istemiyorum. Ben 21.yüzyılın Türkiye’sinde çocukların yatağa aç girmesini istemiyorum. Ben 21.yüzyılın Türkiye’sinde camı kırık olduğu için zatürreden ölen çocukları görmek istemiyorum. Türkiye zengin ülke. Yoksulluk edebiyatı hiçbir zaman yapmadım, yapmayı da doğru bulmam. Bizim bütün bu sorunları çözme gücümüz, kapasitemiz var. Türkiye çok güçlü bir ülkedir, çok zengin bir ülkedir Türkiye. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden birisidir. O zaman şu soruyu her vatandaşımın kendisine sorması lazım. Mademki dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri bu sefalet nedir? Bunu çözmemiz lazım. Vatandaşlara bir sözüm var benim. CHP’nin iktidarında ilk 3 ay içinde siyasi ahlak yasasını çıkaracağız. Türkiye’nin kirli siyasete tahammülü kalmadı artık. Çalmaya, çırpmaya tahammülü kalmadı artık. Düzgün siyaset, namuslu siyaset, her kuruşun hesabını vermeyi namuslu görev kabul eden bir siyaset. Bunu yapmak zorundayız.

İsmail KÜÇÜKKAYA- İlk 100 günde bunu yapacaksınız?

Kemal KILIÇDAROĞLU- İlk 100 günde. Bakın, tel koptu diye, halat koptu diye İzmit’te köprü geçişinde Japon bir mühendis halat koptu diye kendisini sorumlu bulup intihar edebiliyor.

İsmail KÜÇÜKKAYA- Ve kendisinin sorumluluğu yokmuş biliyor musunuz, hatası yokmuş.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Evet. Bizde neler olmadı neler. Sorumluyu bile bulamadık. Herkes kaçtı. Bunun için bizim yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. “

 
Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR