Üst Header Banner Reklam
 
Kılıçdaroğlu: İki Bakanın Görevlerinden Ayrılmaları Gerekiyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesi sona erdi. Çankaya Köşkü'nde, 15.00'de başlayan ve basına kapalı gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1,5 saat sürdü.
11.10.2015 09:28:50
Bu haber 941 kez okundu
Kılıçdaroğlu: İki Bakanın Görevlerinden Ayrılmaları Gerekiyor

 DAVUTOĞLU-KILIÇDAROĞLU GÖRÜŞMESİ SONA ERDİ

 KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN BASIN AÇIKLAMASI-VİDEO

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesi sona erdi.

Çankaya Köşkü'nde, 15.00'de başlayan ve basına kapalı gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1,5 saat sürdü.

Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesinin ardından basına açıklamayı Kılıçdaroğlu yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu ile Çankaya Köşkü’nde yapmış olduğu görüşmenin ardından CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

GENEL BAŞKAN KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN BASIN AÇIKLAMASI -11 EKİM 2015

Değerli basın mensupları, Sayın Davutoğlu’nun çağrısı üzerine Başbakanlığa gittik, Çankaya’ya. Yaklaşık 1,5 saat süren bir görüşme gerçekleşti. Sayın Davutoğlu terör konusunda ve terörle bağlantılı bazı olaylar konusunda bilgiler verdi.

Değerli basın mensupları, davete gitmeden önce Merkez Yönetim Kurulu’nda görüştük. Cumhuriyet tarihinin en büyük trajedilerinden birisini yaşadık. Hiç kimsenin tahmin etmediği büyük bir olayla karşı karşıyayız. Son açıklanan rakamlara göre 95 yurttaşımız hayatını kaybetti. Bu kadar acı bir olay karşısında hepimizin vicdani kanaatlerini bir şekliyle dile getirme hakkı var. İnsanlar vicdani kanaatlerini dile getirdikleri için şu veya bu şekilde suçlanmamalılar. Bu kadar ağır bir olayı Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan hiçbir yurttaş sindiremez. Yurtdışından gelen başsağlığı talepleri bile ne kadar vahim bir olayla karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor.

Değerli basın mensupları, anayasamıza göre insanlar önceden izin alarak toplantı ve gösteri yapabilirler. Buna bakalım. İzin alınmış mı? Alınmış. Bir taşkınlık var mı? Asla bir taşkınlık yok ve insanlar bir alana geliyorlar, oradan geleneksel yürüyüşlerini yapıp Kızılay Meydanı’na gidecekler. Bu insanların can ve mal güvenliğini korumak hükümetin temel görevidir. Ama iki canlı bomba, şu anda açıklanan rakamlara göre 95 yurttaşımızın hayatını kaybetmesine yol açıyor.

Olayın sonrasında İstanbul’da bir mesaj vermeye çalıştım. Ama daha sonra Ankara’ya geldiğimde 3 Sayın Bakanın televizyon ekranındaki açıklamalarına tanık olduk. 3 Sayın Bakan televizyon ekranlarına çıktılar, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı ve Sağlık Bakanı açıklamalarda bulundular. Bir gazeteci arkadaşımızın sorusu üzerine güvenlik açığı var mıydı, gerekli önlemler alınmış mıydı, sorusu üzerine İçişleri Bakanı güvenlik açığının olmadığını, güvenlik önlemlerinin alındığını ama önlemlerin Kızılay’da alındığını, toplanma yerinde alınmadığını açıkça itiraf etti.

Sayın Davutoğlu’na bu ağır sonucu doğuran ve bu açıklamayı yapan İçişleri Bakanı’nın mutlaka istifa etmesi gerektiğini ifade ettim. Bakan görevinden ayrılmalıdır.

Şunu da hatırlattım. Demokrasi konusunda tartışmalı olan, hatta demokrasisi olmayan Suudi Arabistan’da bile belli kararlar alınırken, kral belli kararları alırken biz kendi ülkemizde 95 kişinin hayatını kaybettiği bir olayda kimi siyasi sorumlu olarak bulacağız karşımızda? Bu işin siyasi sorumlusu kim? Herhalde sokaktaki vatandaş değil. Bilinen kuraldır, siyasi sorumlu ülkeyi yönetendir. Sayın Bakan görevinden alınmıyorsa azledilmesi gerektiğini de ifade ettim. Ayrılmıyorsa azledilmesi gerektiğini de ifade ettim.

Adalet Bakanı, görüntü tam bir ibretlik. Toplum derin bir travmayı yaşıyor, Adalet Bakanı sadece gülümsüyor. Bu bakan o koltukta oturamaz. Eğer topluma saygı gösteriyorlarsa, bu ülkenin insanlarına saygı gösteriyorlarsa iki bakanında görevlerinden ayrılmaları gerekiyor. Bu talebi Sayın Davutoğlu’na bildirdim. Sayın Davutoğlu olayı müfettişlere havale ettiğini, gelen rapora göre tavır takınacağını ifade etti. Ama ben rapor beklenmeden, raporun içeriği ne olursa olsun iki bakanda eğer bu halka saygı gösteriyorlarsa, ölen insanlara saygı gösteriyorlarsa, onların ailelerine saygı gösteriyorlarsa görevlerinden ayrılmalılar. Siyasi sorumluluğun gereğini yerine getirmeliler. Bu yapılmadığı takdirde bu travma daha çok su kaldırır.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Davutoğlu’na izlenen dış politikanın yanlışlığını da söyledim. Daha ilk koalisyon görüşmelerinde geldiğinde kendisine dış politikanın 180 derece değişmesi gerektiğini ifade ettim. Bugünde aynı düşüncemi aktardım. "Canlı bomba bir Ortadoğu geleneğidir" dedim. İzlenen dış politika terörü ülkemize getirmiştir. Bu beladan kurtulmamız lazım. Ve Türkiye’nin süratle ama süratle Ortadoğu batağından çekilmesi gerekiyor. Acıyı ve gözyaşını bu millet hak etmiyor. Neden bizim insanımız Ortadoğu’da yaşanan bütün dramların benzerini kendi topraklarında yaşamış olsun? Hangi gerekçeyle? Hiçbir mantıklı gerekçesi yok.

Değerli arkadaşlarım, Aydın Ünal ve Burhan Kuzu’nun attığı twitleri de Sayın Davutoğlu’na sordum. Böyle bir günde bu tür twitterin, hele hele Sayın Burhan Kuzu’nun "halk kaosu seçti" diye attığı bir twit milli iradeye saygısızlıktır her şeyden önce. Halkın oyuna saygısızlıktır. Vampire benzetme, bir başka AKP milletvekilinin. Sanki biz kandan besleniyormuşuz gibi Twitter atmasının doğru olmadığını ifade ettim.

Sayın Başbakan da bazı CHP milletvekillerinin attığı twitleri bana örnek gösterdi. Ben gerekli uyarıları yaptığımı ifade ettim. Kendisi de gerekli uyarıları yapacağını söyledi.

Bu arada değerli basın mensupları, birkaç konuyu daha bu vesileyle dile getirdim. Bunlardan birincisi, Sayın Murat Sancak’a yapılan saldırı. Bir gazetenin Ceosuna 20’yi aşkın kurşunla saldırı yapılıyor, failler kim belli değil. Bunun mutlaka aydınlatılması gerektiğini söyledim. Faillerin yakalandığı şeklinde bir ifadede bulundu Sayın Başbakan. İnşallah yakalanmıştır ve yargıya teslim edilmiştir. Bizlerde kim olduklarını doğrusunu isterseniz merak ediyoruz.

Aynı şekilde Digitürk’ten 7 televizyon kanalının kaldırılması da tarafımdan dile getirildi. Bunun doğru olmadığı, Cumhuriyet savcısının yazısı üzerine Digitürk’ün böyle bir kararı alamayacağını ifade ettim. Bunun özel bir kanal olduğunu, özel kanal ama RTÜK’ün denetiminde olan bir kanal. Adalet Bakanı’nın buna derhal müdahil olması gerektiğini, savcının böyle bir yazıyı yazma hakkının olup olmadığının dahi tartışılması gerektiğini ifade ettim. Digitürk özel bir kanal olabilir. Bütün televizyon kanalları aşağı yukarı TRT dışında özel. Ama hepsi denetime tabi. Hukuk çerçevesinde hepsi çalışıyorlar. Bir savcının keyfi üzerine karar alınamaz, alınmamalıdır da zaten.

Bir üzüntümü daha dile getirdim değerli arkadaşlarım. Bir mafya babasının Rize’de yaptığı miting. Kendisine şunu söyledim. Hukuk devletindeyiz, demokrasiyi savunuyoruz, özgürlükleri savunuyoruz. Bir kişi çıkmış mafya babası miting yapıyor ve şunu kullanıyor. Oluk oluk kan akacak. Hiçbir cumhuriyet savcısından tık yok. Şunu da söyledim. Acaba cumhuriyet savcıları onun emrinde mi? Onlar gerçekten cumhuriyetin savcıları mı? Nasıl oluyor böyle bir düzen? Hangi gerekçeyle bu kişi kalkıp miting düzenleyebiliyor?

Bu arada değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakana Sayın Selahattin Demirtaş’ın bir anlamda devre dışı bırakılmasının doğru olmadığını ifade ettim. Hukuk sistemine göre kurulan, siyasi partiler yasasına göre kurulan bir siyasal partinin Genel Başkanı hem "ayrımcılık yapmayacağız" diyoruz, "bölücülük yapmayacağız" diyoruz, siyasi partiler arasında ayrım yapıyoruz. Bu doğru değil. Tam tersine Başbakanlık koltuğunda oturan kişinin bütün siyasal partileri kucaklaması ve bütün siyasal partilere eşit mesafede yaklaşması gerektiğini ifade ettim. Bu Türkiye’de barış ikliminin oluşması açısından da, gerginliğin yumuşaması açısından da, son derece önemli olduğunu kendilerine ifade ettim.

Ve son olarak şu endişemi de Sayın Davutoğlu’na aktarmaktan kendimi alamadım. Şunu söyledim, siyaset sistemi çözüm üretemez noktaya geliyor. Böyle bir algı oluşmaya başladı toplumda ve bu algı çok tehlikeli bir algı. Ülkede bir sorun varsa bu sorunu çözecek olan siyaset kurumu. Bir yanlışlık yapıldıysa bunu telafi edecek olanda siyaset kurumu. Siyasetin çözüm üretemediği, üretmekten kaçındığı bir algı Türkiye’yi başka mecralara sürükleyebilir. Bu konuda da kendisinin dikkatini çektim.

Özetle değerli basın mensupları, bütün bu olaylara rağmen yeni şehitlerimiz geliyor. Bütün bu olaylara rağmen kimse umudunu yitirmesin, kimse ama. Cumhuriyet Halk Partisi olduğu sürece, bizim kararlı tavrımız olduğu sürece hiç kimse ülkenin geleceğinden endişe duymasın. Her olayı titizlikle araştırıyoruz. Her olayın üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Kavga etmeden, gerginlik yaratmadan, bir siyasetçide olması gereken olgunluk çerçevesinde bütün sorunlara yaklaşıyoruz. Hastanede yaralılarımız var. Bazı cenazeler henüz kaldırılmadı. Hayatını kaybeden çocuklarımızın sayısı henüz tam bilinmiyor.

Şu konuda çok üzüntülüyüm değerli arkadaşlarım. O çocuklar bizim çocuklarımız. Bu ülkenin umudu, geleceği. Anneler, babalar o çocukları hangi umutlarla yetiştirdiler ve biz onları teröre kurban verdik. Neden? İstihbarat zafiyeti varda ondan. Ülke böyle bir yönetimi hak etmiyor. Daha olayları kavrayan, sorunlara daha sağlıklı bakan, çözümler üreten bir yönetime Türkiye’nin ihtiyacı var. Önümüzde de zaten 1 Kasım seçimleri var. Üzüntüyü anlıyorum, dertlerimizi de biliyoruz, sorunlarımızı da biliyoruz, çözümlerimizi de biliyoruz. O nedenle karamsarlığa yer yok. Bu ülkede barış iklimini hayata geçirmek hepimizin ortak görevidir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, üstümüze düşenin tamamını yapıyoruz, tamamını. Eksiğimiz varsa, herhangi bir yurttaşımız rahatlıkla şu konuda eksiğiniz var diyebilir ve biz onu tamamlarız.

Hepinize teşekkür ediyorum değerli basın mensupları.

Soru- Efendim Sayın Başbakanla yaptığınız görüşmede saldırganların kimliğine ya da örgütüne yönelik bir bilgi paylaşıldı mı? Görüşmeye MİT müsteşarı dahil oldu mu? Bu yönde bir bilgi vardı. Ya da emniyetten bazı isimler dahil oldu mu? Bunlara yanıt verebilirseniz sevinirim.

Bir de efendim diğer iki lidere de hem Bahçeli’ye, hem Demirtaş’a bir randevu talebiniz olduğu, görüşme istediğiniz. Bu noktada bir dönüş var mı? Neler paylaşacaksınız?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Son sorudan başlayayım, henüz bir dönüş yok. Bana iletilen bir dönüş yok en azından.

Elbette ki, Ankara’da ki patlamayla ilgili, canlı bombayla ilgili bilgi verildi. Bazı ayrıntılar var ama sizde takdir edersiniz ki, o ayrıntıları kamuoyuyla paylaşmak çok doğru değil. İki canlı bomba, ikisinin de erkek olduğu söyleniyor. Önümüzdeki günlerde belki daha ayrıntılı bilgileri ya emniyet veya başka bir birim kamuoyuyla paylaşmış olur.

Soru- Arkasındaki örgüte ilişkin efendim bir bilgi var mı?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Örgüt ismi verilmedi.

Soru- Efendim MİT müsteşarı ve emniyet genel müdürü de var mıydı?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı bazı konularda bilgi verdi. MİT Müsteşarı, Genelkurmay Başkanlığı’ndan olduğu için toplantıya gelmedi.

Soru- Sayın Genel Başkan, Sayın Başbakan’a, Sayın Demirtaş’la görüşmesi gerektiği yönünde ya da onunda göz ardı edilmemesi gerektiği yönünde bir çağrıda bulunduğunuzu söylediniz. Siz, Sayın Bahçeli ve Sayın Demirtaş’la görüşeceksiniz ama Sayın Başbakan’a bunu ilettiğinizde kendisinin cevabı ne oldu?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Görüşme konusunda görüşmeyeceğim diye bir cümle kullanmadı. Önümüzdeki süreç içinde büyük bir olasılıkla görüşme gerçekleşebilir. Özellikle patlamadan sonra, yaptığı açıklamalardan duyduğu rahatsızlık nedeniyle bu aşamada görüşmeyi uygun görmediğini ifade etti.

Soru- Efendim, iki bakanın istifasını istediğinizi söylediniz. Bunun dışında terörle mücadele bağlamında başka somut bir öneriniz oldu mu ve iki liderin ortak aldığı herhangi bir karar var mı?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Aldığımız ortak herhangi bir karar yok. Zaten teröre karşı bütün siyasal partilerin ortak hareket etmesi lazım. Terör bir insanlık suçuysa, buna karşı bütün siyasal partilerin açık ve net tavır takınmaları gerekiyor.

Soru- Başbakan Davutoğlu olay sonrası yaptığı açıklamada CHP’yi de koalisyon kurmamakla ve bu yükü birlikte yüklenememekle suçladı. Acaba bu görüşmede bu konu gündeme geldi mi veya bu konuyla ilgili bir özeleştiri yaptı mı?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Bu konuyu açtım. Bir seçim hükümetinin sorunları çözemeyeceğini, Türkiye’nin derinleşen sorunlarının ancak 4 yıllık bir hükümetin çözüm olabileceğini kendisine aktardım ve bu konuda bizim teklifimizin 4 yıl olduğunu, eğer 4 yıllık bir koalisyon kurmak istiyorsanız, kapımızın açık olduğunu kendisine ifade ettim.

Soru- Malatya Gençlik kollarından da üyelerinizin hayatını kaybettiğini biliyoruz bu saldıra. Yarın bir tören planlanıyor sanırım, katılacak mısınız? Programa ilişkin ayrıntılar neler?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Katılacağım. Peki teşekkürler arkadaşlar.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR