Üst Header Banner Reklam
 
KUT-ÜL AMARE ZAFERİNİN 100. YILI
"Kut'ül Amare Zaferi, çöküşün başladığı, umutsuzluğun yaygınlaştığı bir zaman diliminde milletimiz için ve o coğrafyadaki bütün mazlum milletler için ab-ı hayat olmuştur"
29.04.2016 21:16:58
Bu haber 679 kez okundu
KUT-ÜL AMARE ZAFERİNİN 100. YILI

 KUT-ÜL AMARE ZAFERİNİN 100. YILI PROGRAMI

Başbakan Davutoğlu, Kut-ül Amare zaferinin 100. yılı programına katıldı

Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen anma programında konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuşmasına Kut'ül Amare kahramanı merhum Halil Paşa'nın mektubundaki, "Allah'ın yardımıyla bugün Kut''ül Amare müstahkem mevki zaptedildi. 5'i general olmak üzere 500 subay ve 13 bin İngiliz askerin esir alındığını arz ve müjdelerim" bölümünü okuyarak başladı.

Anma dolayısıyla şehit ve gazi olan ecdadı bir kez daha hürmet ve minnetle yadettiğini ifade eden Davutoğlu, "Güzel vatanımız, aziz milletimiz için kahramanca çarpışarak can veren bütün şehitlerimize, Allah'tan rahmet diliyorum. Buradan Kut'ül Amare Zaferimizin kumandanı Halil Paşa ve onun kahraman askerlerinin aziz ruhlarını ihtiramla, hürmetle selamlıyorum. Onlar İstiklal mevzu bahis olduğunda neler yapabileceğimizi, hangi fedakarlıkları gösterebileceğimizi Kut Zaferi ile tüm dünyaya gösterdi. Tarihimizde Çanakkale Destanı'nı, Sarıkamış hadisesi, Yemen acısını biliriz de maalesef Kut'ül Amare'yi fazlaca bilmeyiz" dedi.

Tarihi çalışmalar yapıldığında bu zaferin öneminin anlaşılacağını belirten Başbakan Davutoğlu, Kut'ül Amare'nin Osmanlı'nın hayat memat mücadelelerinden birisi olduğunu, Türk milletinin hayatına kasteden topyekun saldırıya karşı en esaslı başkaldırılardan, direnişlerden biri olduğunu dile getirdi.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Oysa bu savaş bütün Ortadoğu halklarının Bağdat'a ilerleyen sömürgeci güçlere karşı son direnişiydi. Kut'ül Amare Zaferi, çöküşün başladığı, umutsuzluğun yaygınlaştığı bir zaman diliminde milletimiz için ve o coğrafyadaki bütün mazlum milletler için ab-ı hayat olmuştur. Çanakkale'den başlayan istiklalini koruma iradesinin bir benzeri Kut'ül Amare'de ortaya konmuştur. Çanakkale'de İstanbul, Kut'ül Amare'de Bağdat savunulmuştur. Kut'ül  Amare şehitleri ve gazilerimizin o destansı mücadelesi istiklal mücadelemizle kurulacak Türkiye Cumhuriyeti'ne ruh ve mana vermiştir. Kut'ül Amare ruhu, cumhuriyetimizin üzerinde yükseldiği değerlere bereketli bir zemin olmuştur. Geçen asrın zafer ve istiklalimize giden yolumuzun en önemli duraklarından birisidir Kut'ül Amare."

Başbakan Davutoğlu, Çanakkale'ye, Kut'ül Amare'ye gidilen süreçte tablonun çok olumsuz olduğunu, işgalcilerin dört bir yandan hasta adam diye tabir ettikleri Osmanlı'yı mezara koymaya geldiklerini ifade ederek, "Ama Kut'ül Amare ile hezimete uğrayınca bu milletin kolay lokma olmadığını fiilen tecrübe ettiler. Şüphesiz büyük bir zaferdir. Eğer işgalci güçler Kut'ta durdurulmamış olsaydı, Bağdat ve kuzeyine ilerleyebilir, kuzeydeki Rus tehdidiyle birlikte bu toprakların kaderine kasteden büyük bir felakete sebebiyet verebilirlerdi. Bu anlamda Kut'ül Amare çok büyük anlamlar ihtiva ediyor. Kut'ül Amare, unutulacak bir zafer değildir" diye konuştu.

Eski Türkiye anlayışının uzun yıllar bu zaferi hatırlamak istemediğini, adeta sistemli bir şekilde unutturmaya çalıştığını aktaran Davutoğlu, her yıl Genelkurmay Başkanlığının sitesinde yapılan bir kutlama dışında Kut'ül Amare'nin hatırlanmadığını söyledi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ama bugün Sayın Cumhurbaşkanımız sizin himayenizde Kut'ül Amare tekrar milletimizin hafızasında, gönlünde hakettiği yeri buldu. Resmi tarih anlayışı bu anlamda tarih kitapları bu zafer üzerinde ne yazık ki yeterince durmadı ama artık Türkiye değişiyor. Unutturulan tarihimizi yeniden hatırlıyoruz, hafızamızı yeniden keşfediyoruz. Kut'ül Amare'yi yeniden hem de devlet töreniyle kutluyoruz. Aziz şehitlerimizin manevi huzurunda bir kez daha söz veriyoruz ki dün olduğu gibi bugün de vatandaşlarına zulüm eden, kan döken zalim diktatörlerin ve insan hayatını hiçe sayan terör örgütlerinin tam karşısında yer alarak Kut'ül Amare ruhunu yaşatacak ve şehit kanlarıyla yoğrulmuş vatan toprağımızın izzetine, şehitlerimizin hatırasına uygun davranacağız ve kıyamete kadar Kut'ül Amare bir daha unutturulmayacak."

Kamuoyunda bazı basın yayın organlarında Kut'ül Amare anması üzerinde oluşturulmaya çalışılan olumsuz algının tamamen milletten, tarihten gelen değerlere yönelik bir saldırı mahiyeti kazandığını ifade eden Davutoğlu, "Kut'ül Amare etkinlikleri 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na alternatif gibi gösterildi. Asla alternatif değildir. Bu bayramlar birbirinin ayrılmaz cüzleridir, birbirinin takipçileridir. Kut'ül Amare'yi anlamayan, Çanakkale Savaşı'nı anlamayan, 23 Nisan'daki milli iradeyi, milli egemenliği de idrak edemez. 23 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı da hepimizin bayramı, Kut'ül Amare de hepimizin zaferidir" diye konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, milli egemenlik için verilen her mücadelenin kendileri için kutsal olduğunu ifade ederek, "Egemenlik mücadelesinde kazanılan her zafer bizimdir hem de bütün mazlum milletlerindir. Bugün aramızda bulunan Kut Valisi ve Kut'tan gelen değerli Iraklı kardeşlerimizin de zaferidir bu.  Sadece 78 milyonun değil, bütün Ortadoğu halklarının zaferidir Kut'ül Amare" dedi.

Bu zaferin daha başka pek çok açıdan da önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Kut'ül Amare'nin, zorbalığa, tefrikaya karşı birliğin altın levhası olduğunu vurguladı.

Davutoğlu, 100 yıl önce Osmanlı bakiyesi coğrafyanın bütün halklarının 1916 yılında Bağdat'a doğru ilerleyen sömürgeci güçlere karşı son büyük direnişlerini yaptığını, son büyük zaferi kazandıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"O orduda Araplar, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Keldaniler, Sünniler, Şiiler hep beraber savaştı. Omuz omuza savaştı. O günkü vahdet ruhu bize bugün çok şey anlatmaktadır. Aslında Irak halkının da hepimizin de keşfetmesi gereken ilk şey o günün birlik ruhudur. En zor zamanımızda biz, yani Türkler, yani Kürtler, yani Araplar, yani Sünniler, yani Şiiler, Müslümanlar, Hristiyanlar yani  Mezopotamya'nın bu kadim coğrafyanın bütün halkları omuz omuza mücadele verdik Kut'ül Amare'de. Devrin zorbalarına yedi düveli yenebileceğimizi gösterdik. Kut'ül Amare bu zaferin adıdır. Bugün aradan tam 100 yıl geçtikten sonra bugünün zorbaları aynı topraklara musallat olmuş vaziyettedir. Bugün yine bir tarafta iyinin, doğrunun, hakkaniyetin, kardeşliğin etrafında kümelenenler, diğer tarafta ise parçalayıcı, kardeşi kardeşten ayırıcı fitneciler var. Bugün yine o iki anlayış, o iki ruh karşılaşıyor, yüzleşiyor, savaşıyor."

Davutoğlu, 1916'da çok önemli bir olay yaşandığını, bunun, sınırların çizildiği, şehirlerin bölündüğü, köylerin, aşiretlerin ve kardeşin kardeşten ayrıldığı Sykes-Picot Anlaşması olduğunu anlattı.

Kut'ül Amare'de yenilenlerin, kapıların arkasında başka başka hesapların içine girdiklerini belirten Davutoğlu, "Sykes-Picot'da 'Osmanlı'yı nasıl parçalarız? Kadim halkları birbirine nasıl düşürürüz?' diye çalışma yürüttüler. O birleştirici ruhu, Alparslan'dan, Selahaddin Eyyubi'den, Sultan Selim'den beri gelen o birleştirici ruhu nasıl yok ederiz diye planlar yaptılar. Hakla, hakikatle ilgisi olmayan hesaplarla şehirleri, nehirleri,vadileri, dağları ve en önemlisi insanları birbirinden ayırdılar. Haritaya baktığımızda, o haritayı ortaya çıkaran zihniyetin kastını çok net görürsünüz. O kasıt, Anadolu'yu Mezopotamya'dan koparmaktı. O kasıt Dicle'yi, Fırat'ı, Sakarya'dan ayırmaktı. O kasıt, Mezopotamya'daki ruhu Rumeli'deki ruhtan, Kafkasya'daki ruhtan uzaklaştırmaktı" diye konuştu.

Bu anlaşmanın sıradan bir anlaşma olmadığını, parçalayan, kardeşi kardeşten ayıran bir anlaşma olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Biz 100 yıl sonra, şimdi geriye dönüp baktığımız vakit açıkça görüyoruz. Bundan sonra 100 yıl önceki tarih, 100 yıllık birikimle söylüyorum. Ya Kut'ül Amare kazanacak ya Sykes-Picot kazanacak. Biz, aziz şehitlerimizin huzurunda 100 yıl sonra diyoruz ki Kut'ül Amare ruhu mutlaka ve kıyamete kadar kazanacak, Sykes-Picot ise mutlaka hezimete uğratılacak." dedi.

KUT'ÜL AMARE SADECE BİR MUHAREBENİN ADI DEĞİLDİR

Davutoğlu, ya tevhid ruhuyla hareket edenlerin kazanacağını ya da kardeşi kardeşten ayıranların kazanacağını dile getirerek, Kut'ül Amare'nin sadece bir muharebenin adı olmadığını, sömürü ve işgale karşı tevhid ruhuyla ortaya koyulan bir savunmanın adı olduğunu söyledi.

"Kut'ül Amare tıpkı Çanakkale gibi, dili, etnik kimliği, memleketleri farklı olan binlerce kahramanın vatan ve istiklal uğruna cesurca mücadele ettikleri ve destan yazdıkları bir zaferin adıdır." diyen Başbakan Davutoğlu, İngiliz tarihçi James Morris'in, Kut'ül Amare'nin kaybına ilişkin "Kut'ül Amare, Britanya askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslimdir" şeklindeki ifadelerini anımsattı.

Kut'ül Amare'nin istiklal uğruna aylarca süren bir mücadelenin neticesinde 29 Nisan 1916'da 13 binden fazla işgalci askerin esir alındığı kutlu bir zaferin adı olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Kut'ül Amare'ye uzanan süreçte de bizatihi Kut'ül Amare'de her biri bir destana tekabül eden kahramanlık sahneleri yaşanmıştır. İşte onlardan birisi 22 Kasım 1915'te General Townshend kumandasındaki İngiliz birlikleri Dicle'nin sol sahili üzerinden taarruza geçtiler ve kanlı bir muharebe ve büyük bir çöl savaşı yaşandı. Selman-ı Pak Muharebesi yaşandı. Biz bu muharebede düşmanla boğaz boğaza, süngü süngüye kahramanca çarpıştık. O zaman albay olan Halil Kut Paşa'nın öngörüleri sayesinde Irak cephesinde ilk zafer elde edilmiş oldu ve Selman-ı Pak Muharebesi'yle Bağdat, İngiliz işgali tehlikesinden kurtuldu. Sonrasında yaşanan Felahiye Muharebeleri ve Sabis harekatında  da düşman kuvvetleri büyük kayıplar verdi. Türk askerinin bu kahramanca mücadelesi Kut'ül Amare zaferinin ayak sesleri oldu. Halil Kut Paşa, Kut'ül Amare'de İngilizlere uygulanan muhasaranın kaldırılması karşılığında kendisine teklif edilen 1 milyon İngiliz sterlinini elinin tersiyle itmiştir. Ecdadımız yıllarca süren mücadelesini mutlak zaferle sonuçlandırmış ve Halil Kut Paşa'nın ifadesiyle 'Türk sebatı, İngiliz inadını kırmıştır'. Nihayet 29 Nisan 1916'da Irak Cephesi'nde Kut'ül Amare'de muhasara altına alınan İngiliz birlikleri ordumuza teslim olmuşlardır. Ecdadımız orada sadece askeri bir başarı değil aynı zamanda insanlık, fazilet nişanelerini de ortaya koymuştur. Ecdadımızın fazileti öyle bir boyuttadır ki İngiliz kuvvetlerini kumanda eden General Townshend, Halil Kut Paşa ve askerlerinden bahsederken, 'Türkler iyi asker ve necip insanlardır' demiştir.

Düşmanının bile necip dediği bir millete ait olmak büyük şereftir. Zafer sonrasında General Townshend, Halil Paşa'ya kılıcını ve iki tabancasını teslim eder. Halil Paşa, silahları tekrar generale uzatarak, 'Bu silahlar bundan sonra da sahibine aittir' der. Generalin gözleri yaşarır. Bunun karşısında Halil Paşa, generale cesaret verici sözler söyler ve onun bir harp esiri olmadığını belirtir. Hatıratında bu olayı anlatırken ilaveten der ki 'Dize gelmiş düşmandan intikam almak bize yakışmaz'. Biz her zaman savaş hukukuna riayet etmiş bir milletiz. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Barış zamanlarında nezaketi gözetmek kolaydır. Esas olan çatışmanın, savaşın olduğu yerde varlığınıza kastedenlere karşı alicenap davranabilmektir. Savaş şartlarında sergilediğimiz nezih tavırlar bugün dahi insanlık için örnek alınacak tavırlardır. Dün savaş şartlarında esirlere nasıl insanca davrandıysak, bugün de din, dil, etnik kimlik, mezhep farkı gözetmeden, savaş ve ölümden kaçan tüm mazlumlara öyle davranıyoruz, onlara kucak açıyoruz. Millet olarak savaşta da barışta da birlik içerisinde, biz olmanın bunun da ötesinde insanca davranmanın örneğini sergiliyoruz. Çünkü bizi yüz yıllarca bu coğrafyanın manevi ve kültürel zenginlikle yoğrulan medeniyet hamuru birbirimize bağlamıştır. Çünkü bizi aynı bayrak ve istiklal uğruna canlarını feda eden şehitlerimiz birbirimize bağlıyor. Geçmişten bu güne bütün meselelerimizi bu ortak tarihdaşlık şuuruyla, bu ortak medeniyet bilinciyle çözeceğiz. Çünkü bizim sadece geçmişimiz değil kaderimiz de geleceğimiz de ortaktır, birdir. Bu coğrafyanın asli kimliği budur. Bu ülkenin, bu milletin hakiki fotoğrafı budur."

Kut'ül Amare zaferini armağan eden başta Halil Kut Paşa olmak üzere, Nurettin Paşa'yı, Ali İhsan Paşa'yı ve tüm komutanları, Mehmetçikleri minnet, şükran ve rahmetle yadettiğini ifade eden  Ahmet Davutoğlu, "Bu vesileyle Kurtuluş Savaşı'nın tüm cephelerinde bu vatan için şehadet şerbeti içen tüm şehitlere de rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Allah kabirlerini pürnur eylesin, mekanlarını cennet eylesin" dedi.

Başbakan Davutoğlu, anma töreninde emeği geçenlere, tüm yetkililere ve sanatçılara teşekkür ederek, sözlerini, "Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin. Kut'ül Amare'yi kıyamete kadar unutmayanlardan, Sykes-Picot'u ise en kısa zamanda tarihin çöplüğüne atanlardan eylesin. Ortadoğu halklarının kardeşliği, birliği ve beraberliği için Kut'ül Amare bayramımız kutlu olsun. Tekrar tekrar şehitlerimize rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun" diye tamamladı.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR