Üst Header Banner Reklam
 
MEN DAKKA DUKKA
Operasyon düzenlenen bu yayın kuruluşları, geçmişte bizlere ve yakınlarımıza yönelik yapılan haksız operasyonları, büyük bir iştahla köpürterek haber yapıyorlardı. Değiştirilmiş telefon tapelerini ve evlere yerleştirilmiş sahte cd'leri, hâşâ neredeyse Kur'an Ayetleri'nin doğruluğuna inandığımız gibi savunuyorlardı.
3.09.2015 17:41:14
Bu haber 644 kez okundu
MEN DAKKA DUKKA

 MEN DAKKA DUKKA ( EDEN BULUR )

Kıymetli Dostlarım,

Bugün televizyonu ilk açtığımda, paralel yapıya ait olan medya organlarının bir kısmına sahip olan holdingin patronuna ve çalışanlarına yönelik operasyonu duyduğumda, bir anda Ergenekon Davası'ndan tutuklu olduğumuz zamanlara geri döndüm.

Operasyon düzenlenen bu yayın kuruluşları, geçmişte bizlere ve yakınlarımıza yönelik yapılan haksız operasyonları, büyük bir iştahla köpürterek haber yapıyorlardı. Değiştirilmiş telefon tapelerini ve evlere yerleştirilmiş sahte cd'leri, hâşâ neredeyse Kur'an Ayetleri'nin doğruluğuna inandığımız gibi savunuyorlardı.

Saygı sınırı denen kavramı ise sizlere hiç söylemiyorum. Hem bizim hem de yakınlarımızın itibarlarına en ağır ifadelerle saldırmaktaydılar. Kısaca özetlemem gerekirse bir canlının, bir canlıya yapmaması gereken her şeyi bizlere yaptılar. Ancak unuttukları bir şey vardı; o da tarih boyunca kendini kanıtlamış olan bir doğrunun varlığıydı (Eden bulur.).

Ancak terörü destekleyen ve finanse eden bu yapılara karşı yapılan operasyonlarda bir şey benim dikkatimden kaçmadığı gibi vatandaşlarımızın da dikkatinden kaçmıyor. Maalesef ki önemli olan isimlerin hepsi, operasyonlardan bir-iki gün önce yurt dışına çıkarak kendini kurtarırken normal ve alt kademe de diyebileceğimiz insanlar tutuklanarak cezaevine yollanıyorlar (Bu olay birçok kez tekerrür edince vatandaşlarımızın da kafası bir anda karışıveriyor. Bunlar acaba devletten daha mı güçlü diyorlar.).

Geçmişte onların bize uyguladığı taktik şuydu; bizimle ilgili bir çalışma yaptıkları zaman o olayla ilgili değil de (bir ihbar mektubuna dayanarak) başka bir olayla ilgili mahkemeye başvurup hakkımızda yurt dışına çıkış yasağı koyduruyorlardı. Avukatlarımız, yasağın sebebini incelemeye çalışırken onlar ise bizlere hilelerle hazırladıkları diğer dosya ile ilgili operasyon yapıyorlardı (Sizinde anladığınız üzere kanuni hile yaparak kanun dışına çıkmadan çözüm üretiyorlardı.).

İlerideki günlerde, haklarında operasyon yapılması düşünülen önemli isimlerle ilgili sulh ceza mahkemelerinden herhangi basit bir suçlamayla ilgili yurt dışına çıkış yasağı kararı neden çıkarılmadığını gerçekten merak ediyorum (Hiç değilse bu sayede operasyonların hemen öncesinde operasyonlara bir-iki gün kalmışken devletle dalga geçer gibi yurt dışına kaçamazlardı.).Yurt dışına çıktıktan sonra da boş durmadıkları, devletimiz aleyhine lobi faaliyeti yaptıkları zaten bütün herkesçe bilinmekte olan bir şeydir.

Bu konuda en çok muhalefet partilerinde siyaset yapan bazı Milletvekili Beyler ve bazı siyasetçiler için üzülüyorum. Cezaevinde yatarken bu yayın organları hakkında o kadar ağır sözleri söyleyen kişilerin mensup olduğu partiler,bugün bu operasyonlara karşı çıkıyor, geçmişte o sözleri söyleyen siyasetçiler ise sanki sihirli bir el değmişçesine apayrı bir telden çalıyorlar (Bu ise biraz önce de söylediğim gibi gerçekten çok üzüntü verici bir durum.).

Kıymetli Dostlarım, paralel yapı elemanları tarafından belki bize yapılanlar bir nebzede olsa unutulabilir. Ancak bu yayın organlarının son zamanlarda üst aklın talimatıyla AK Parti’ye düşmanlık yapabilmek için pkk’yı sempatik gösterme gayretleri ise MİLLETİMİZ tarafından asla affedilmeyecektir. AK Parti’yi devirmek için pkk ile iş tutmak, bir insanın düşebileceği bence en aşağılık seviyedir. ŞEHİTLERE ve GAZİLERE HAKK dünyada yani MAHKEME-İ KÜBRA’da nasıl hesap vereceklerini inanın ki bilmiyorum, bilemiyorum...

TÜRKMENLERE giden MİT tırlarını durduran (şu an vatan hainliği ile yargılanan) görevlileri can siperhane savunan da bu basın organlarıydı. Yani ÜLKEMİZİ yok etmek isteyen üst akla sadakatlerini her zaman gösterdiler.

Bize yapılanın intikamını devlet alsın diye bir düşünceye inanın asla sahip olmadım. Ancak DEVLETİMİZ kendini korumak zorundadır. Çünkü DEVLETİMİZ hem TÜRK dünyasının hem de İSLAM dünyasının tek umududur.

Bugünkü paylaşımımı, ÇEÇENİSTAN’ın EFSANE ŞEHİT LİDERİ, CEVHER DUDAYEV’in bu konuda ki düşüncesiyle tamamlamak istiyorum; “Unutulmasın ki TÜRKİYE, hem TÜRK dünyasının hem de İSLAM aleminin umut ışığıdır. Bu ışığın sönmesi hem İSLAM alemin hem de TÜRK dünyasının karanlığa gömülmesi demektir."

 

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

 

SEDAT PEKER

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR