Üst Header Banner Reklam
 
MİLLETE HİZMET ETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLDUM
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca Türkiye'ye ve millete hizmet etmenin çabasında olduğunu, tarihten, medeniyetten ve inancından aldığı güçle Türkiye'yi daha ileriye götürmek, çıtayı sürekli daha yükseğe çıkartmak için...
14.08.2015 17:55:00
Bu haber 1398 kez okundu
MİLLETE HİZMET ETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLDUM

 “Yurt Dışına Kaçan Eski Savcılar İçin Kırmızı Bülten Çıkarılacak; Şimdi Almanya’yı da Göreceğiz”

Rize’de STK temsilcileri ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, paralel örgütün önde gelenlerinin kaçmak suretiyle karakterlerini ortaya koyduklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışına kaçıp son olarak Almanya’ya geçen eski savcıları hatırlatarak, “Herkes uluslararası hukukun gereği neyse bunu yerine getirecek, getirmediği takdirde biz de aynen mukabiliyle cevap veririz. Türkiye bir muz cumhuriyeti değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize Valiliği tarafından düzenlenen yemekte sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileri ile bir araya geldi.

Yemekte yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, ata toprağı Rize’de bulunuyor olmaktan ve sıla-i rahim vazifesini yerine getirmekten duyduğu memnuniyet idile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı görevine seçildiğinden beri Rize’ye üçüncü defa geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İmkânlar elverdiği sürece de Rize’ye ve Karadeniz’e her fırsatta gelmeye, tabiatının ve insanının güzelliklerini doyasıya yaşamaya devam edeceğiz” dedi.

“SİYASİ HAYATIM BOYUNCA MİLLETE HİZMET ETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLDUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca Türkiye'ye ve millete hizmet etmenin çabasında olduğunu, tarihten, medeniyetten ve inancından aldığı güçle Türkiye'yi daha ileriye götürmek, çıtayı sürekli daha yükseğe çıkartmak için mücadele ettiğini, 1994'te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, 2003'te Başbakan, 2014'ten itibaren de Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye ve millet için hayal ettiklerini hayata geçirme imkânı bulduğunu söyledi.

“VESAYETİN HER TÜRÜYLE KESİNTİSİZ MÜCADELE ETTİK”

Her görevinde en büyük gücü, desteği milletten aldığını ve hiçbir zaman hazıra konma gibi bir lükse sahip olmadığını, attığı her adımı büyük zorlukları, engelleri aşarak tamamlayabildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Bu engel kimi zaman cezaevinin demir parmaklıkları olarak karşımıza çıktı, kimi zaman da idari ve hukuki zorluk olarak kendisini gösterdi. Vesayetin her türüyle kesintisiz mücadele içinde olduk. Yaşadığımız zorluk ne olursa olsun müracaat ettiğimiz merci hep millet oldu, siz oldunuz, milletin iradesi oldu. Milletimiz de bizi mahcup etmedi, desteğiyle, teşvikiyle, sevgisiyle bize yolumuza devam etmemizi, istikametimizin doğru olduğunu söyledi.”

“PARALEL ÖRGÜTÜN ÖNDE GELENLERİ KAÇMAK SURETİYLE KARAKTERLERİNİN NE OLDUĞU ORTAYA KOYDULAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 12 yılda yaşananları hatırlayınca yaşanan hadiselerin ne kadar tarihi, ne kadar önemli olduğunun görüleceğini ifade ederek, "2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi, hemen arkasından gelen kapatma davası, daha sonraki dönemde yaşanan Gezi olayları ve 17-25 Aralık darbe girişimi çok önemlidir. Milletimizin bu girişimlere verdiği cevapları çok iyi hatırlıyoruz. Bugün burada Türkiye Cumhuriyeti devletinin doğrudan halkın oyuyla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olarak sizlerle birlikte olabilmem milletimizin bu süreçteki irfanı ve dirayeti sayesindedir. Türkiye üzerinde hesabı olanlar hiçbir fırsatı kaçırmıyor. Kafalardaki veya kalplerdeki kirlerin, niyetlerin tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığı dönemi yaşıyoruz. 7 Haziran seçimlerinin ortaya çıkardığı tek parti iktidarına imkan vermeyen Meclis tablosu, Suriye'de yaşanan kaos ortamının derinleşmesiyle birleşince Türkiye yeni bir tehditle karşı karşıya kaldı. Paralel örgütüyle, bölücü örgütüyle, mezhepçi örgütüyle bu milletin değerlerine düşmanlığı bayrak edinmiş sözde aydınlarıyla, medyasıyla büyük bir ihanet şebekesinin koalisyonuna şahit oluyoruz. İşte görüyorsunuz, ne diyordu o paralel örgütün önde gelenleri, medyası 'Hâkimler, savcılar yurtdışına kaçar mı? Onlar için adli kontrolle serbest bırakılma gibi bir şey yakışır mı?' Ne oldu, buyurun, kaçtılar mı? Kaçtılar. Ama burada bir şey çok anlamlıydı. Kaçmak suretiyle karakterlerinin, cibilliyetlerinin ne olduğu ortaya çıktı” diye konuştu.

“BENİM HAKKIMDA ‘KAÇIYOR’ DİYENLER ŞİMDİ KENDİLERİ YURT DIŞINA KAÇIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17-25 Aralık darbe girişimi sürecinde, Cezayir'e yaptığı resmî ziyarette, kendisi hakkında “kaçıyor” denildiğini hatırlatarak, “Ne oldu? Ben buradayım. Geldiğim zaman havalimanında milletimle nasıl bütünleştiğimi, herhalde sadece Türkiye değil, tüm dünya biliyor, ama bak önce Gürcistan, sonra Ermenistan, şimdi de Almanya. Şimdi Almanya’yı da göreceğiz” dedi. Yurt dışına kaçan eski savcılar hakkında büyük ihtimalle kırmızı bülten çıkarılacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kırmızı bültenle beraber Almanya'yı da göreceğiz, bakalım ne yapacak? Oldu oldu, olmadığı takdirde Almanya, bizden herhangi bir suçluyu bundan sonra Tayyip Erdoğan imzasıyla isteyemez, alamaz, vermem. Herkes uluslararası hukukun gereği neyse bunu yerine getirecek, getirmediği takdirde biz de aynen mukabiliyle cevap veririz. Türkiye bir muz cumhuriyeti değildir. Türkiye, topraklarında bir defa ayağa kalkışı farklı olan bir ülke olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, YENİ BİR DİRİLİŞ VE UYANIŞIN EŞİĞİNDEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye düşmanlık ortak paydasında birleşen şebekenin silahıyla, söylemiyle, kalemiyle her gün tüm kinini, tüm öfkesini adeta kustuğunu belirterek, "Buradan açıkça ifade ediyorum; bugün paralel devlet yapılanmasının, bölücü örgütün, mezhepçi örgütün ve sözde aydınların dünyanın neresinde bir imkanı, gücü, mecrası varsa tamamı da Türkiye'yi karalamak, Türkiye'ye zarar vermek için seferber edilmiş durumda. Ülke içindeki durumu sizler de gayet yakından biliyorsunuz. Yalan ve iftira makinesi haline dönüşen bu şebekeye destek veren hatta bunların karşısında sessiz kalan herkes ülkenin ve milletin önünü kesme çabalarının ortağıdır. Gün tarafsız olma günü değildir. Bitaraf olan bertaraf olur. Bu bir vaka, tam tersine gün ülkenin ve milletin tarafında yer alma, bu yolda tüm imkânları seferber etme günüdür. Hazreti Mevlana adaleti, çiçeği sulamak, zulmü de dikeni sulamak olarak tarif ediyor. Bugün sessiz kalarak veya açıkça destek vererek dikeni sulayan herkes ortaya çıkan zulme ortaktır. Hiçbir siyasi hesap, hiçbir kişisel hesap, hiçbir kırgınlık, hiçbir kızgınlık bunun bahanesi olamaz. Kimse kendini aldatmasın. Türkiye, tıpkı Çanakkale'de olduğu gibi, tıpkı Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi, tıpkı 1950'deki demokrasi mücadelesinde olduğu gibi, tıpkı 2002'de olduğu gibi yeni bir dirilişin, çıkışın, yeni bir uyanışın eşiğindedir. Buna katkı veren herkes tarih ve millet önünde şerefli yerini alacaktır. Aksi bir tutum içinde olanlar da aynı şekilde tarih ve millet önünde hak ettikleri sıfatlarla anılacaklardır” dedi.

“SEÇİLMİŞ, ATANMIŞTAN HER ZAMAN ÜSTÜNDÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi'nden gelen yaklaşık 400 muhtarla bir araya geldiğini anımsatarak, muhtarlara, “‘İstihbarat örgütü gelsin de benim mahallemde, benim köyümdeki bölücü terör örgütü mensubunu bulsun' demeyeceksiniz. Bir mahallede, bir köyde hangi evde kim var, kim oturuyor bunu en iyi bilen sizsiniz. Muhtar olarak hangi evde kim olduğunu, kimin nesebinin ne olduğunu siz gayet iyi biliyorsunuz. Bunlar teröristse, bunlar adi suçlar işlemişse, şu veya bu bunları gelip oradaki tüm emniyet mensuplarımıza, kaymakama, adli görevlilere bildirecek olan sizsiniz. Çünkü siz, atanmış değilsiniz, siz seçilmişsiniz. Seçilmiş, atanmıştan her zaman üstündür, bunu böyle bilin” dediğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sözlerine memurların gücenmemesi gerektiğini belirterek, “Kusura bakmasınlar eğer demokrasiye inanıyorsak, demokrasi diyorsak, demokrasilerde atanmışlar değil seçilmişler üstündür. Bunu kabul edeceğiz ve yola da böyle devam edeceğiz” dedi.

“BUGÜN KARŞI KARŞIYA KALDIĞIMIZ MESELE, TÜM TÜRKİYE’NİN MESELESİDİR”

Anadolu'yu vatan haline getirmenin ve vatan olarak elde etmenin, elde tutmanın bir bedeli bulunduğunu, bu coğrafyadaki bin yıllık varlığın bedelini ödemeye borçlu olunduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün karşı karşıya kalınan meselenin sadece hükümetin, sadece kamu görevlilerinin değil tüm Türkiye'nin meselesi olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin bekasının söz konusu olduğu yerde Rize'nin, Edirne'nin, Isparta'nın, Şanlıurfa'nın, Van'ın, Erzurum'un en ücra köyünde yaşayan vatandaşından en tepedeki Cumhurbaşkanı’na kadar herkesin sorumluluk alması gerekiyor. Cumhurbaşkanı olarak benim en başta gelen görevim de ülkenin ve milletin bekası için gereken her şeyin yapılmasını sağlamak, buna öncülük etmek, yürütülen çalışmaları takip etmektir" diye konuştu.

“OLUP BİTENLER KARŞISINDA SESSİZ KALIRSAM, SORUMLULUKLARIMIN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMİŞ OLMAM”

Burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine yönelik "Cumhurbaşkanı her şeye karışıyor" ve "Cumhurbaşkanı koalisyon istemiyor, Başbakan istiyor" şeklindeki yorumlara tepki göstererek, bu sözleri söyleyenlerin iddialarını ispat etmekle mükellef olduğunu vurguladı. Söz konusu yorumlarda bulunanların geçmişte cumhurbaşkanlarına "Pislik atarak, onları karalayarak ve yıpratarak indirmeye alıştığını" kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tabii bunlar milletin seçtiği Cumhurbaşkanı’nı da görmediler. Ya atanarak gelen cumhurbaşkanlarıyla çalıştılar ya da parlamento içerisinde seçilmiş cumhurbaşkanları ile çalıştılar. Suriye meselesi de, terör meselesi de, koalisyon meselesi de, paralel yapılanmalar tehdidi de bunu dışında değil. Hepsinin faturası kime kesiliyor? Cumhurbaşkanı’na. 7 Haziran seçimlerinin ardından tüm dünyada bütün gazeteler, televizyonlar ne söylüyor, 'Erdoğan kaybetti'. Seçime giren ben değilim, niye bununla beni ilgili hale getiriyorsunuz? Dert başka, yine yıpratmak. Bu hassasiyetlerin hepsi de Türkiye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, birliğinin, beraberliğinin maziden atiye uzana hedeflerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu sıradan bir oyun değil. Aslın tüm bu olup bitenler karşısında sessiz kalırsam, atıl kalırsam, milletimin bana verdiği gücü ve imkânları kullanmazsam sorumluluklarımın gereğini yerine getirmemiş olurum. Böyle bir cumhurbaşkanı arzu edenler mutlaka vardır. Onların da kimler olduğunu gayet iyi biliyorum. Kusura bakmasınlar ben onların arzu ettikleri Cumhurbaşkanı olmadım, olmayacağım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığına seçildiğinde millete, milletin tarafında bir Cumhurbaşkanı olacağı ve vazifesini bu şekilde yürüteceği sözünü verdiğini, o dönem alışılmış bir Cumhurbaşkanı olmayacağını da dile getirdiğini hatırlattı.

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Tarafsızlıktan bahsedenlere, tarafsız olmayacağı, kendisinin milletin tarafında olacağı karşılığını verdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Bu sözümün gereğini ne pahasına olursa olsun yerine getirmek mecburiyetindeyim. Biliyorsunuz, biz mevcut Anayasayı değiştirmek için hükümete geldiğimiz günden beri mücadele ediyoruz. Şimdi 'yeni Anayasa' diyorlar değil mi? Biraz dürüst olun. Biz yeni Anayasa kuralım diye o kadar ilginç bir teklif getirdik ki. Bizim o dönem 326 milletvekilimiz var, diğerlerinin toplamı 119. Onlar 9 üyeyle bu komitede yer alıyor, biz 3 üye ile yer alıyoruz. Böyle bir adalet olur mu? Bunların hiçbir kalkıp da 'olmaz canım bu haksızlık' demedi. Biz bu çalışmaya bu şekilde girdik. Ne oldu? Madde sayısı 47'ydi sanırım oraya geldi, bunlar çekildiler. Niye çekiliyorsunuz? Arkadan bir açıklama yaptı malum zat, dedi ki 'gelin oturup bunu yapalım'. Arkadaşlarıma 'gidin görüşün' dedim. Görüştüler. Ne dediler biliyor musunuz? Sayın ana muhalefet başındaki zat, 'ikimiz olmaz, dördümüzün de bunu parafe etmesi lazım'. Zaten dördü bunları parafe etmiş vaziyette. Dördünün onayıyla bu 47 madde çıktı, niye dürüst olmuyorsunuz? Şimdi onlar minderden kaçıyorlar. İkimiz bu işi yapalım, hiç olmazsa bu 47 maddeyi halledelim. Çünkü ikimiz buna haydi haydi yetiyoruz. Yine dürüst davranmadılar çekildiler. 60 madde oldu aynı şeyi yaptılar. Bunlar bize dürüstlük dersi veremez. Bunlar hiçbir zaman dürüst olamadılar.”

Türkiye'de her zaman dürüstlüğün sembolünün daha önce mensubu olduğu parti olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı makamında da milletin tarafında olarak görevlerini aynı şekilde sürdüreceğini belirtti.

“SEÇİLDİĞİM ANDAN BERİ ANAYASANIN BİZE VERDİĞİ YETKİLER NEYSE ONLARI KULLANDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün kendisini Anayasadaki yetkilerini aşmakla suçlayanların olduğuna işaret ederek, “Açık söylüyorum. Mevcut Anayasanın Cumhurbaşkanı’na verdiği yetkileri bilmeyenler bunlar. İnanın bilmiyorlar. Cumhurbaşkanı’nın yetkileri nelerdir haberleri yok. Bunlar damdan düşmediler, bunlar sadece önlerine konulanı okudular. Biz siyasetin içinde tırnaklarımızla bu toprakları eşeleye eşeleye kırk yıl bunun mücadelesini verdik. Ne nedir, bunu gayet iyi biliriz. Kim kimdir, bunu gayet iyi biliriz. Seçildiğim andan beri Anayasanın bize verdiği yetki neyse, yasaların bize verdiği yetki neyse biz bu yetkileri kullandık. Asla bunun dışına çıkmış değiliz. Neymiş toplu açılışlara katılıyorum, bu onları rahatsız ediyor. Katılmamak gibi bana bir Anayasal engel gösterebilir misiniz? Cumhurbaşkanının, toplu açılışlara katılıp, oralarda kurdele kesmek ve konuşma yapmaktan daha doğal ne gibi yetkisi olabilir? Bundan sonra da katılacağım. Bundan sonrada oralarda bulunacağım, milletimle iç içe bulunacağım. Buna yetkiniz yok. Milletimle benim bağımı koparamazsınız” dedi.

“TÜRKİYE, 10 AĞUSTOS 2014 TARİHİNDE YENİ BİR DÖNEME GİRMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de hala 10 Ağustos 2014 seçimlerinin ifade ettiği anlamı kavramayan bir kesimin bulunduğunu belirterek, “Türkiye 10 Ağustos 2014 tarihinde milletin doğrudan Cumhurbaşkanı’nı seçmesiyle yeni bir döneme girmiştir. Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir Cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı elbetti Anayasada sınırları çizilen yetkiler çerçevesinde ama doğrudan millete karşı sorumlu olarak görevini yürütmek durumundadır. Bu makamda kim oturursa otursun yapacağı budur. İster kabul edilsin, ister edilmesin. Türkiye'nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir Anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir. Hem buna engel olup hem de 'Cumhurbaşkanı her şeye karışıyor' demek yağmur altında yürürken ıslanmaktan şikayet etmekten farksızdır. Bunların durumu budur” diye konuştu.

Konuşmasında, “Cümle dertler tükenir bir gün, Türkiyem gök maviliğince rahat, Rüzgar gibi savruluyor harmanlar, çalmak üzere özlenen saat” dizelerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah bu saat çalacak" dedi. Zalimlerinin, sadece vicdansız ve ahlaksız değil aynı zamanda korkak olduğunu da vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir Müslüman’ın ümitsizliğe düşmeye hakkı yoktur. Bize müjdelenen zaferin yakın olduğuna inanıyorum. Bu zafer bize yakın. Yeter ki birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, ferasetimizi kaybetmeyelim" dedi.

“ŞU TERÖR BELASI SAKIN HA BİZLERE KORKU VERMESİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu terör belası sakın ha bizlere korku vermesin" dedi ve gelen şehitler için herkesin üzüldüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Ama şunu unutmayalım ki Kabil ve Habil biliyorsunuz bir sürecin başlangıç noktasıdır. İki kardeş, Kabil katil, Habil maktul. Oradan bir süreç başlıyor. Peki bu kıyamete dek sürecek mi? Evet, sürecek. Bu olaylar sürerken gönlümüz bunların minimize olmasıdır, adeta yok seviyesine gelmesidir. Dünyanın şu anda bakın birçok yerinde bu olaylar yaşanıyor. İşte Pakistan'dan al Afganistan'dan İran'dan Irak'tan, Suriye, Filistin, Mısır, Libya bütün bölge adeta bir yay hattı, buralarda çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Dünyanın değişik yerlerinde aynı şekilde bunlar yaşanıyor. İşte son zamanlarda yapmış olduğumuz operasyonlarla şu anda çok ciddi bedel ödetiyoruz. Bu şehitlerimizin kanı yerde kalmıyor ve kalmayacak. Ve bu bedeli ağır ödemeye devam edecekler. Arkalarında terör örgütlerinin olduğunu söyleyenler bu bedeli ağır ödeyecekler. Ya gelirsiniz bu parlamentoda insanca çalışırsınız ya da sizler de kendinize uygun yerleri bulursunuz. Eğer 'demokrasi', 'hak ve özgürlükler' diyorsanız, bunların yeri bellidir. Demokrasi silahla yapılmıyor. Demokrasi, fikirle düşünceyle sözle yapılıyor. Buralarda bu var mı? Yok. Ha bunlar bir şey daha aldılar, bir de sazla yapılıyor. Bunların durumu bu. Ama tabii bunlar sazendeyken bunların arkasında da farklı bir orkestra var biliyorsunuz. Bunların hepsinin de inanıyorum ki benim milletin bu son dönemdeki gelişmelerle hesabını soracaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet ayağa kalktığında tam kalktığını belirterek, "Her zaman her yerde söyledim, o birlik, beraberliktir. Ne dedim? Hep 'tek millet' dedim, 'tek bayrak' dedim, 'tek vatan' dedim, 'tek devlet' dedim. Bu millet kavramının içinde sadece Türkler yok. Burada Kürdü de var, Lazı da var, Çerkezi de var, Gürcüsü de var, Abazası da var, 78 milyonun tamamı bu tek millet kavramının içinde. Burada ayrılık yok. Kimler ayrı gayrı biz onları gayet iyi biliyoruz, siz de biliyorsunuz" dedi.

“YA IRAK, ÜLKESİNDEKİ TERÖRİSTLERE GEREKEN HESABI SORACAK, O SORMAZSA BİZ SORACAĞIZ”

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: "Tek bayrak, bizim bu bayrağımızdan başka bayrak yok. İşte 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır'. Rengimiz şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız, her bir yıldız bizim şehidimizdir. Biz buna böyle bakıyoruz. Vatan, 780 bin kilometrekare. Kimse bu vatan toprakları üzerinde herhangi bir operasyon düşünmesin. Kusuru bakmasın avucunu yalar. Bedelini de çok ağır öder. İşte bu operasyonlarda gerektiğinde ta Kandil'e kadar uçaklarımız uçmuştur. Bu bir işarettir, işaret fişeğidir. Ya Irak, ülkesindeki bu tür barınan teröristlere gereken hesabı soracak, o sormazsa biz soracağız. Olan bu. Aradılar cumhurbaşkanlarıyla konuşmalar yaptık, ben kendilerine aynısını söyledim. Dedim, 'Ben size daha öncede söyledim. Bak sabrediyoruz. Ya bu Kandil'in hesabını sorun, eğer siz sormazsanız Kandil'in hesabını bizi sormaya mecbur tutacaksınız'. İşte geldi vakti ve sorduk. Aynı şey ülkemizde de böyle. Onun için bu milletin kimse ne zaman nasıl tavır alacak, bunu sınamaya, test etmeye kalkmasın. O bizim kendimize ait stratejimizdir. Şimdi bu strateji uygulamaya girmiştir. Allah yar ve yardımcımız olsun.”

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR