Üst Header Banner Reklam
 
Milletimiz Bu Oyuna Düşmeyecektir
Terör örgütünün ve birtakım hain çetelerin esas amacı bu ülkede Türk'ü Kürt'e, Kürt'ü Türk'e düşman etmektir. Bu oyuna bu milletimiz düşmeyecektir
22.09.2015 23:38:38
Bu haber 372 kez okundu
Milletimiz Bu Oyuna Düşmeyecektir

 Milletimiz Bu Oyuna Düşmeyecektir

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, "Terör örgütünün ve birtakım hain çetelerin esas amacı bu ülkede Türk'ü Kürt'e, Kürt'ü Türk'e düşman etmektir. Bu oyuna bu milletimiz düşmeyecektir'' dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, HDP'li bakanların istifasıyla hükümetin bozulduğu, bir hükümetin dağıldığı gibi algı içine girilmesinin doğru olmadığını belirterek, "Sayın Başbakanımız en kısa süre içinde iki bağımsız bakanı bu arkadaşlarımızın yerine atayacak. Şu anda Sayın Cumhurbaşkanımıza bu görevlendirmelerle ilgili teklifini sunacak ve arkasından da görevlendirme yapılarak iki yeni bakan arkadaşımız görevlerine başlayacaklar" dedi.

Kurtulmuş, Çankaya Köşkünde Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında yaklaşık 4 saat süren Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Bakanlar Kurulu'nda İstanbul TEM otoyolu ve Edirne'deki Suriyeli sığınmacıların durumu, bu sığınmacıların Türkiye'ye değil, Avrupa ve Avrupa Birliği ülkelerine etkilerini ve dünyadaki göçmen politikaları konularının ele alındığını belirten Kurtulmuş, bu konularda kendisinin ve Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu'nun da göçmen politikalarıyla ilgili Türkiye'nin dünya kamuoyundaki algısına yönelik Kurul üyelerine bilgilendirme yaptığını söyledi.

Türkiye'nin dünyadaki göçmen meselesinden en ağır etkilenen ülkeler arasında ilk sırada yer aldığına işaret eden Kurtulmuş, "Dünyada 70 milyonun üzerinde sığınmacı var. Türkiye 2,2 milyon sığınmacıyla göçmen meselesine en fazla omuz veren ülkelerden bir tanesi" diye konuştu.

Türkiye'nin göçmenlerin Avrupa'ya geçiş noktalarından biri olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, göçmen meselesinin maddi imkansızlıklardan kaynaklanan "umut göçleri" ve ülkelerindeki savaş ortamı ve diktatör rejimlerinden kaynaklanan "savaş-baskı göçleri" olarak ikiye ayrılabileceğine dikkati çekti.

Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin Nisan 2011'den bu yana Suriyeli sığınmacılar konusuna "insani diplomasi" çerçevesinde yaklaştığını ifade ederek, "Bu çerçevede Türkiye'nin 7,6 milyar dolarlık faturayla karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Bunun sadece 418 milyon dolarlık kısmı uluslararası camiadan, uluslararası yardım kuruluşlarından, gelişmiş ve zengin ülkelerden gelmiştir. Türkiye, karşı karşıya kalmış olduğu bu ağır yükün faturasını ödemek, bu ağır yükün payını hafifletmek bakımından bütün ülkeleri, dost ve kardeş ülkeleri, bu konuya duyarlı ülkeleri de Türkiye'ye yardım etmeye, bu insani sorunun ortaya çıkarmış olduğu büyük manzarayı paylaşmaya davet etmektedir" ifadelerini kullandı.

Bakanlar Kurulunda İçişleri Bakanı Selami Altınok'un da seçim güvenliği konusunda detaylı bir sunum yaptığını belirten Kurtulmuş, "Ümit ediyoruz ki bu Bakanlar Kurulunda görüşülen tedbirler çerçevesinde Türkiye, sorunsuz bir seçimi 1 Kasım'da geride bırakacak ve inşallah Türkiye demokrasiyi barış içerisinde, bayram havası içerisinde, huzur içerisinde bir seçimi geride bırakarak demokratik bakımdan önemli bir mesafeyi de aşmış olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

HDP'li bakanların istifası

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu'nun hemen başında Türkiye kamuoyuna mal olmuş bir gelişmeyi yaşadıklarını belirterek, anayasal bir zorunluluk ve sorumluluk gereği kurulmuş seçim hükümetinde HDP kontenjanından Avrupa Birliği Bakanı olarak görev yapan Ali Haydar Konca ve Kalkınma Bakanı olarak görev yapan Müslüm Doğan'ın Bakanlar Kurulu üyeliklerinden istifa ettiklerini söyledi.

Başbakan Davutoğlu'nun, Konca ve Doğan'ın istifalarını kabul ettiğini belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"İki değerli bakan arkadaşımız Müslüm Doğan ve Ali Haydar Konca istifa etmişlerdir. İstifa kararlarını toplantının başında Sayın Başbakanımıza ifade etmişlerdir. Son derece medeni şekilde hiçbir tartışmaya mahal bırakmaksızın, istifalarını çok kısa bir şekilde gerekçelendirerek ifade ettiler. Sayın Başbakanımız, kendileriyle ilgili olarak söyledikleri konularda aynı görüşte olmadığını ifade eden, kendi görüşünü, hükümetimizin görüşünü ifade eden bir açıklamayla bu görüşlere katılmadığını yine son derece medeni, açık ve açık yüreklilikle ifade ederek, kendilerine teşekkür ettiler. Sayın Müsteşarımız (Kemal) Madenoğlu tarafından her iki bakan kapıya kadar uğurlandılar.

Bugün Türkiye'de bir koalisyon hükümeti bozulmuş değildir. AK Parti ve HDP bir koalisyon hükümeti kurmuş değillerdir. Anayasal zorunluluk olarak ve anayasal sorumluluklarını kuşanmış olarak Türkiye Cumhuriyetinin 63. Hükümeti, Sayın Cumhurbaşkanımızın görevlendirmesiyle Sayın Başbakanımızın başbakanlığında kurulmuştur. Seçim hükümetinde yer almayı kabul eden bu iki değerli eski bakan kendi iradeleriyle burada yer almayı kabul ettiler, bugün de kendi iradeleriyle hükümetten ayrılma fikrini ortaya koydular ve hükümetten ayrıldılar. Ben bu kararlarının kendileri için hayırlı uğurlu olmasını, aldıkları kararların kendilerine iyi sonuçlar vermesini temenni ederim."

"İki yeni bakan arkadaşımız görevlerine başlayacaktır"

Numan Kurtulmuş, "sanki bir hükümet bozulmuş, bir hükümet dağılmış gibi" bir algı oluşturulmaması gerektiğine işaret ederek, "Hükümette HDP kontenjanından yer alan iki bakan arkadaşımız istifa ettiğinde yine anayasal çerçevede neyin nasıl yapılacağı son derece açık ve bellidir. Sayın Başbakanımız en kısa sürede iki bağımsız bakanı bu arkadaşlarımızın yerine atayacak. Şu anda Sayın Cumhurbaşkanımıza bu görevlendirmelerle ilgili teklifini sunacak ve arkasından da Cumhurbaşkanımız tarafından görevlendirme onaylanarak, iki yeni bakan arkadaşımız görevlerine başlayacaktır" diye konuştu.

HDP'li bakanların istifasıyla olağanüstü bir durumun oluşmadığını, 63. Hükümetin zaten olağanüstü şartlar içinde Türkiye'yi seçime götürmek için kurulmuş bir hükümet olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "İki arkadaşımız istifa ettiler, onların yerine başka iki arkadaşımız gelerek bu hükümet 1 Kasım'a kadar görevini yerine getirecek" dedi.

Anayasal zorunlulukla kurulan 63. Hükümetin amaçlarından birinin, "kamu düzenini korumak ve Türkiye'de yönetim boşluğu oluşturmadan 1 Kasım'a kadar gitmek", ikincisinin de "Türkiye'yi suhuletle, sükunetle ve barış içerisinde seçime götürmek" olduğunu belirten Kurtulmuş, HDP'li bakanların bireysel tercihleriyle hükümette yer aldıklarını, yine bireysel tercihleriyle hükümetten ayrıldıklarını söyledi.

Kurtulmuş, HDP'li bakanların istifalarının ardından "siyasal dozu son derece yüksek" basın açıklaması yaptıklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Öyle görünüyor ki o basın açıklamasında ortaya konulan fikirlerin hiçbiri içeride konuşulmamıştır. Anlaşılıyor ki bu arkadaşlarımız bu basın açıklamasını bir yerlerden gelen talimatlarla yaptılar. Dolayısıyla bu basın açıklamasında ortaya konulan fikirleri hiçbir şekilde içeride yansıttıkları fikirlerle bir ilgisi olmadığını da ifade etmek isterim. Bu basın açıklamasını da hükümetimiz, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız hakkında ortaya koymuş olduğu fikirlerin hiçbirisini kabul etmek mümkün değildir, bu sözlerin tamamını yakışıksız, tamamını eleştiri dozunun üstünde bulduğumuzu, yersiz bulduğumuzu ifade ediyoruz, şiddetle kınıyoruz, şiddetle reddediyoruz.

Bu süre içerisinde Sayın Bakan arkadaşlarımızın şahıslarının tespit ve teşhis ettiklerini söyledikleri hiçbir konu ne bu Bakanlar Kurulunda ne de önceki Bakanlar Kurulunda gündeme gelmemiştir. O arkadaşlarımızın hiçbirisinin görev yapmasına engel olunmamıştır. Cizre ile ilgili süreçte ortaya koymuş oldukları mesele de şudur; bu bakan arkadaşlarımız diğer bütün bakan arkadaşları gibi aynı hak ve yetkiye ama aynı zamanda aynı sorumluluklara sahip olan insanlardır. Benim bakan olarak bir hakkım ve sorumluluğum neyse Sayın Ali Haydar Bey'in de Müslüm Bey'in de yetki ve sorumlulukları aynıydı. Herhangi bir yerde sivillerin girmesiyle ilgili yasak kararı varsa, bu karara nasıl ben uymak zorundaysam, diğer bakan arkadaşlarımız uymak zorundaysa bu bakan arkadaşlarımız da uymak zorundaydı. Dolayısıyla görev yapmalarına mani olunduğu, engel olunduğu şeklindeki eleştirilerin de doğru olmadığını ifade etmek durumundayım."

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, 63. Hükümetin üzerine düşen bütün sorumlulukların bilincinde Türkiye'yi suhuletle ve sakin bir şekilde seçime götüreceğine vurgulayarak, "Hiçbir alanda, hiçbir bakanlıkla ilgili konunun kapsamında en ufak bir yönetim boşluğu olmayacaktır. Bu çerçevede zannediyorum önümüzdeki saatlerde bu iki bakan arkadaşımızın yerine de iki yeni bakan atanarak, Türkiye Cumhuriyetinin hükümeti yoluna devam edecektir" ifadesini kullandı.

Numan Kurtulmuş, vatandaşların Kurban Bayramını da kutlayarak, onlardan uzun bayram tatilinde trafik kurallarına uymalarını istedi. Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, açıklamalarının ardından basın mensuplarının bayramını tek tek kutladı.

"Sayın Başbakanın belirlediği isimleri bizimle paylaşmanız mümkün olur mu?" sorusu üzerine kendisinin isimleri paylaşmasının doğru olmayacağını, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun isimleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile paylaşacağını ve daha sonra mutabık kalındığı takdirde bu isimlerin kamuoyuyla en kısa zamanda paylaşılacağını belirtti.

Cizre'de seçmenlerin başka bir bölgede oy kullanması kararı ve seçim güvenliğine ilişkin tedbirlerin sorulduğu Kurtulmuş, Anayasa'ya göre seçimi güvenli, şeffaf ve demokratik şekilde yapmanın Yüksek Seçim Kurulu ile il ve ilçe seçim kurullarının vazifesi olduğunu ifade etti.

Seçimlerin temel hükümlerini ortaya koyan 298 sayılı yasada da bu kurulların vazife, yetki ve sorumlulukların ifade edildiğini belirten Kurtulmuş, "Şimdi bir süreçle karşı karşıyayız, herhangi bir ilçe seçim kurulu sandıkların şu şekilde, şurada ya da bu şekilde kurulmasıyla ilgili, sandık yerlerinin tespitiyle ilgili sorumluluk sahibidir. Cizre'de ve başka yerlerde ilçe seçim kurullarının talepleri geldikçe, eğer bu ilçe seçim kurullarının kararlarına itiraz olursa, Yüksek Seçim Kurulunun kararları nihaidir. Yüksek Seçim Kurulu eğer sandıkların yeniden tespitiyle ilgili kararı kesinleştirirse sandıklar diyelim ki Cizre'de şu mahallede değil de bu mahalde kurulacaktır. Bunların tamamıyla yetki ve sorumluluğu saydığım Anayasa ve yasa maddesi gereğince Yüksek Seçim Kurulu ve ilgili seçim kurullarının vazifesidir" diye konuştu.

Terör örgütüne yönelik operasyonlar

1 Kasım genel seçimlerinde sandık güvenliğiyle ilgili alınacak önlemler ve Kuzey Irak'a yönelik yapılan operasyonlar kapsamında terör örgütüne verilen zayiatlar hakkındaki soruya Kurtulmuş, resmi olarak rakamları açıklarken ellerinde son derece somut ve kesinleşmiş bilgilerle hareket etmek zorunda olduklarını belirtti.

"Şu kadar insan öldü, şu kadar mühimmat elde edildi" derken bunların hepsinin kesinleşmiş olmasını beklediklerini dile getiren Kurtulmuş, özellikle Kuzey Irak'taki terör örgütünün yuvalarına karşı yapılan bombalama faaliyetlerinde alınan bilgilerin istihbari olduğunu, bunların yaklaşık bilgiler olduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, "Sizin kesin bir şey söylemeniz için o işin sonucunu görmeniz lazım. Türkiye'de hükümetin isteğiyle böyle bir ortam başlamış değildir. Altını ve üstünü çizerek ifade ediyorum. 20 Temmuz'dan sonra Türkiye'de uzun yıllardır devam eden çatışmasızlık ve silahlı çatışmaların olmadığı bir güven ve huzur ortamı varken, maalesef 20 Temmuz Suruç katliamıyla birlikte eş zamanlı olarak Türkiye'nin birçok yerinde terör faaliyetleri başlatıldı" ifadelerini kullandı.

Bu terör faaliyetlerinin doğrudan doğruya Türkiye'nin birliğine ve diriliğine zarar verecek şekil ve boyutlara geldiğini dile getiren Kurtulmuş, hiçbir savaşta dahi insani duygu taşıyan insanın kabul etmeyeceği boyutlara ulaştığını kaydetti.

Bir binbaşının son derece sivil ortamda seyahat ederken yanında eşi varken şehit edildiğini, iki polis memurunun enselerinden vurularak yataklarında, bir başkasının tatile giderken yanında kızının gözü önünde, yine bir başkasının bankadan para çekerken öldürüldüğüne dikkati çeken Kurtulmuş, bunun terör örgütünün başka bir safhaya geçtiğini, çatışmasızlık ortamından Türkiye'yi bir iç savaşa sürükleme ortamına doğru geçtiğini gösteren işaretler olduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, böylece Çukurca ve Muş'taki saldırı gibi birçok saldırıyı hep birlikte yaşadıkların söyleyerek, "Dolayısıyla burada hükümet veya devlet 'haydi biz terör, çatışmasızlık ortamını bitirelim, bundan vazgeçelim bundan canımız sıkıldı' diyerek yeni bir safhaya geçmiş değildir. Doğrudan doğruya milleti hedef alan, doğrudan doğruya milletin içerisinde kırılmayı, parçalanmayı, hatta ve hatta Türkiye'yi bir iç savaşa gitmesini esas alan bir terörist faaliyetler süreci başlatılmıştır. Buna karşı dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ülke kayıtsız kalamaz. Yapılan şey budur. İnşallah sonuç alacak noktaya gelecektir" diye konuştu.

Türkiye'de insanların birlik ve barış içerisinde kıyamete kadar yaşamalarını istediklerini dile getiren Kurtulmuş, "Terör örgütünün ve birtakım hain çetelerin esas amacı bu ülkede Türk'ü Kürt'e, Kürt'ü Türk'e düşman etmektir. Bu oyuna bu milletimiz düşmeyecektir. Hiçbir şekilde bu oyuna düşmeden, nasıl bin yüz senedir bu topraklarda birlikte barış içerisinde aynı toprağın çocukları, aynı medeniyetin insanları, aynı ümmetin fertleri olarak aynı inancın mensupları olarak yaşadıysak, Allah'ın izniyle kıyamete kadar yaşayacağız. Burada ortaya çıkan durum, arızi bir durumdur, kalıcı bir durum değildir. İnşallah terör ortadan kalkacak, bu ülkenin insanları, Türkiye'nin her yerinde barış içerisinde kardeşçe, varlıklarını, yaşamalarını sürdürecektir" değerlendirmesinde bulundu.

1 Kasım genel seçimleri

Kurtulmuş, bu kapsamda 1 Kasım seçimlerinin önemli bir dönüm noktası olduğunun altını çizerek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Nasıl biz demokrasinin yerleşmesi, demokrasi çıtasının yükselmesi için önemli bir dönüm noktası olarak görüyorsak, terör örgütü de 1 Kasım seçimlerini Türkiye'nin karıştırılması için önemli bir dönüm noktası olarak görüyor. Terör örgütüne yardım eden birtakım çevrelerin de aynı şekilde baktıklarını biliyoruz. Hükümetin öncelikli vazifelerinden birisi her türlü tedbiri alarak, kampanya süresinde, seçim gününde ve sonrasında sayım sürecinde demokrasiyi hiçbir şekilde gölgelemeyecek şekilde seçim güvenliğini, kampanyanın güvenliğini ve seçim günü güvenliğini sağlamaktır. Seçim sonuçlarının yeri geldiği zaman sandıkların helikopterle dahi taşınması gibi her türlü faaliyet alınacaktır."

Yaz saati uygulamasına ilişkin bir soruya da Kurtulmuş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bu konuya ilişkin çalışma yaptığını bildirdi. Kurtulmuş, "Büyük ihtimalle normal vaktinden 15 gün tehir edilecektir. Bu da seçim tedbirlerinden biri olarak düşünülüyor. 8 ya da 9 Kasım tarihi, muhtemelen bu tarihlerden birinde yaz saati uygulamasından vazgeçilip, normal saate geçilecektir" dedi.

Türkiye dostu Suriyeliler

Suriyeli mültecilerle ilgili soru üzerine Kurtulmuş, onlarla ilgili Suriye Koordinasyon Kurulu'nun bulunduğunu, burada Başbakanlığın koordinasyonluğunda, ilgili bakanlıkların çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

Suriyeli mülteciler meselesinin önce geçici olarak telakki edildiğini dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

 "Yani gelecekler, Suriye'de durum iyileşecek ve tekrar geri dönecekler' ama maalesef Suriye'deki bu istikrarsızlık ortamının uzun bir süre devam ettiğini görüyoruz. Artık öyle görünüyor ki buraya gelmiş olan 2 milyon 200 bine yakın Suriyeli komşumuz, sığınmacı belki uzun yıllar Türkiye'de kalıcı. Dolayısıyla şunun üzerinde odaklanıyoruz. Mesela, Suriyelilerin çocuklarının kaybedilmemesi. Şu anda 550 bine yakın okul çağında çocuk var. Bu çocukların bir kısmına Milli Eğitim Bakanlığının okullarından imkan sağlanıyor, bir kısmı Suriyeli öğretmenler özel STK'ların destekleriyle eğitim veriyorlar 110 bin kişiye kadar. Maalesef yaklaşık 400 bine yakın Suriyeli çocuk da bir türlü eğitim alamıyor.

Mesela, bunların eğitimlerini almaları, böylece burada yaşayan çocukların yeni kurulacak Suriye'de Türkiye dostu unsurlar olarak yeni Suriye'nin geleceğinde söz sahibi olmaları için çalışmalar yapıyoruz. İyi eğitim almış, buradaki eğitimden faydalanan ve Türkiye dostu olan, bu toprakları seven, bu toprakların insanların seven insanlar olarak yetişmesine gayret etmeye çalışıyoruz."

Kurtulmuş, yoğun olarak Suriyeli sığınmacıların bulunduğu Kilis, Gaziantep ve Şanlıurfa gibi kentlerin özellikle belediye hizmetlerinde karşılaştıkları yüklerin hafifletilmesi için gerekli tedbirleri alacaklarını belirterek, "Gerçekten 300 bin, 250 bin, 150 bini çok yüksek oranda sığınmacıların bulunduğu şehirlerimiz var. Bu şehirlerimizin yerel yönetimlerinin bu yükün altında kalmaması, burada yaşayan insanlara verdikleri hizmetlerin aksamaması için hükümet olarak ilave destekler sunacağız" diye konuştu.

Suriyeli sığınmacıların iş yapma imkanları ve iş yapma kapasitesi olanların topluma kazandırılması için çalışmalar yaptıklarını söyleyen Kurtulmuş, "Şimdiye kadar 'geldiler ve giderler' diye düşünülen  2 milyon 200 bin kişilik bir kitlenin önemli bir kısmının burada kalması artık mukadder görülüyor. Dolayısıyla bunların hem kendilerine faydalı hem Türkiye'ye faydalı hem de Türkiye toplumuyla entegre olmuş bir vaziyette nasıl üretken ve verimli ve kendi geleceklerine kurabilecek hale gelecekleri konusunda her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Yeni bir göçmen politikası

Akdeniz'deki görüntüler ortaya çıkana kadar ya da Suriyeliler, Türkiye üzerinden Avrupa'nın kapılarını zorlayana kadar, diğer ülkelerin göçmen sorunu konusunda adım atmadığını ifade eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütün uluslararası toplantılarda 'Çok iyi yapıyorsunuz. Sizleri tebrik ve takdir ediyoruz. O desteklerinizi sürdürmeye devam edin' diyenler, ne yazık ki Türkiye'nin bu çığlığına, mülteciler konusundaki hassasiyetine gerekli şekilde paydaş olmuyorlardı. Maalesef çok kötü görüntüler ortaya çıktı. Sadece Akdeniz'de bir kısmı Suriye kökenli, dünyanın dört bir tarafından gelen 7 bin 950 kişinin Akdeniz'de boğularak öldüğünü biliyoruz. Şunu açık söyleyeyim, Türk Sahil Güvenlik Kuvvetlerimizin, Türkiye'nin deniz kuvvetlerinin, yıl içinde Ege ve Akdeniz'den topladığı sığınmacı sayısı 53 bin 980 kişidir. Biz, bir Suriye botunu gördüğümüz zaman bizim Sahil Güvenlik botlarımız oraya gidiyor ve hemen o insanları kurtarmaya çalışıyor ama maalesef başka ülkelerden aynı hassasiyeti ne Ege ne de Akdeniz'de görüyoruz, onun için 7 bin 950 kişi 5 yıl içinde ölmüş. Türkiye karasularında vefat eden göçmenlerin sayısı ise sadece 185 kişidir. Keşke onları da ölmeden evvel görebilseydik, onları da kurtarabilseydik."

Bu konunun Türkiye'nin tek başına yapabileceği bir şey olmadığına dikkati çeken Kurtulmuş, herkesin hassas olması gerektiğini, bunun nihayetinde bir sonuç olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, göçü ortaya çıkaran sebepleri ortadan kaldırmak için dünyanın çalışması gerektiğine işaret ederek, "Diktatörler iş başında durduğu sürece, işgaller, savaşlar devam ettiği sürece, dünyadaki bu gelir dağılımı adaletsizliği haksız bir şekilde devam ettiği sürece önümüzdeki on yıllarda dünyada yeni göçmen dalgalarının olması kaçınılmazdır. Türkiye olarak bunu da dünya diplomasisinin önemli gündem maddelerinden biri yapmaya kararlıyız. Sayın Başbakanımız BM Genel Kurulunda bu konuyu gündeme getirecek. Ayrıca ekim ayında Türkiye'de yapılacak Göç Konferansı'nda bu konuyu gündeme getireceğiz. Zaten rutin olarak da bütün uluslararası platformlarda bu konuyu gündeme getiriyoruz. Mesele sadece Suriyeliler meselesi değil, mesele sadece Türkiye'nin karşılaşmış olduğu göçmen sorunu değil, mesele bütün dünyanın, göçmen politikası iflas etmiş olan bütün dünyanın, hele güçlü ülkelerin yeni bir göçmen politikasıyla bu konuyu çözmeye niyet etmeleridir. Bunu inşallah her platformda dünya kamuoyuna taşımaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Liderlere gönderilecek mektupla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, mektubun tamamlandığını ve tüm dünya liderlerine gönderileceğini, Türkiye'nin hassasiyetlerini liderlerin dikkatine sunulacağını belirtti.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR