Üst Header Banner Reklam
 
Rus Uçaklarının Uçacak Başka Yeri Mi Kalmamıştır?
Rusya düşen uçağı dert ettiği kadar, şu sorular üzerine de düşünecek dirayeti gösterebilmelidir...
2.12.2015 02:02:17
Bu haber 692 kez okundu
Rus Uçaklarının Uçacak Başka Yeri Mi Kalmamıştır?

BAHÇELİ GRUP TOPLANTSINDA KONUŞTU

RUS UÇAKLARININ UÇACAK BAŞKA YERİ Mİ KALMAMIŞ?

 Erdoğan’ın iç siyasetteki alışkanlıklarını dış politikada da sürdürmesi Türkiye adına talihsizliktir.

Putin ABD ile anlaştıklarını, Türkiye’nin ise buna riayet etmediğini belirtmiştir.

AKP hükümetinin hangi taahhütleri verip vermediğini, ABD ile Rusya arasında nasıl bir anlaşma olup olmadığını şüphesiz ki bilemeyiz.

Ama bildiğimiz bir şey varsa o da şudur: Rusya Federasyonu gerginlik ve kutuplaşma politikalarıyla Ortadoğu’ya iyice konuşlanmanın, askeri varlığını çoğaltmanın arayışındadır.

AKP’nin Rusya, İran, Irak, Mısır gibi bir zamanlar stratejik ortağı olan ülkeler husumet kampında toplanmışlardır.

Uluslararası hukuk açısından baktığımızda Türkiye’nin kara, deniz ve hava sınırlarını koruma hakkı vardır ve bu hak asla devredilemeyecektir.

Rusya Federasyonu kesinlikle haksız, kesinlikle art niyetlidir.

Putin yönetiminin Türkiye’yle ilişkileri soğumaya alması, özür beklentisi, tazminat dayatması, sözde suçluların cezalandırma talebi ve ekonomik yaptırımlara başvurması skandaldır.

Rusya’da işadamlarımızın gözaltına alınmaları, 1 Ocak 2016’dan itibaren Türk vatandaşlarının Rusya’da işe alınmalarına yasak getirilmesi, Türkiye’de üretilmiş ürünlerin Rusya’ya giriş yasağı konması, turizm ve seyahat acentelerinin baskı görmesi ve vizesiz seyahatlerin sona erdirilme tedbirleri tehlikeli bloklaşmanın işaretleridir.

Rusya düşen uçağı dert ettiği kadar, şu sorular üzerine de düşünecek dirayeti gösterebilmelidir:

Türkmen Dağı’nda üzerlerine bomba bırakılan ve bin yıldır yurdu yuvası gördüğü topraklarda vahşi saldırılara uğrayan Bayır-Bucak Türkmenleri’nin hak ve hukukunu ne yapacağız, bu kardeşlerimizin dramlarını nasıl izah edeceğiz?

Rusya’nın sınırlarımızda ne işi vardır?

S-400 füzelerinin Lazkiye’de konuşlandırılması, Rus donanmasına ait gemilerin vızır vızır boğazlarımızdan geçişi hangi amaçlara dönüktür?

Rus uçaklarının uçacak başka yeri mi kalmamıştır?

Yaklaşık bir ayda 82 Türkmen kardeşimizin öldürülmesine, sayıları 350’yi aşan kardeşlerimizin yaralanmasına post-modern Çarlığa özenen Putin ne diyecektir?

Gürcistan’da, Ukrayna’da ve son olarak da Suriye’de stratejik yayılma ve işgal hesabı yapan Putin yönetimi Türk milletini ne zannetmektedir?

Rusya’dan Korkunç İvan çıkmıştır, ama bizden korkak bir irade çıkmasına en başta büyük Türk milleti müsaade etmeyecektir.

Bayır-Bucak Türkmenlerini hedef alan etnik tasfiye girişimine milletimizin hiçbir ferdi tepkisiz ve suskun kalamayacaktır.

Ve Türkmen Dağı Türk’ün öz yurdudur ve Türk kalacaktır.

İsrail’in Doğu Kudüs’te başlattığı bir inşaat programını dahi kınayan AKP’nin daha sorumlu, daha cesur ve aktif bir şekilde soydaşlarımıza destek vermesi mutlaka sağlanmalıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi AKP’nin dış politikadaki açmaz ve iflaslarının bilincindedir.

Ancak konu artık milli bir hal almış, milletimizin bekasını tehdit eder bir mahiyete bürünmüştür.

Rusya karşısında kuşkusuz yerimiz Türkiye’nin yanı, Türk milletinin tarihi hak ve çıkarlarıdır.

Rusya’nın Suriye’de tamamen imha et adı altında büyük bir askeri operasyon planladığı anlaşılmaktadır.

İçerisinde YPG’nin bulunduğu ve 14 örgütten oluşan Suriye Demokratik Güçlerine eğitim verecek ABD’li askeri uzman heyetinin Kamışlı’ya ulaştığı da medyaya yansımıştır.

Tel Abyad’ın PYD’nin eline geçmesiyle ve Cezire ile Kobani kantonlarının birleştirilerek bir Kürt koridoru açılma planı ABD güdümünde hızla ilerlemektedir.

IŞİD marifetiyle Irak ve Suriye haritaları yeniden belirlenmek için masadadır.

G-20 Toplantıları esnasında Obama’nın;  IŞİD’in halen kullanma imkanı bulduğu Türkiye-Suriye sınırını güçlendirmek için neler yapılması gerektiğini Erdoğan’la görüştüklerini söylemesi ise Türkiye’nin egemenliğine düşürülmüş bir gölgedir.

Rusya Federasyonu Ortadoğu’dan parsa toplamak için pusudadır.

Çıkarmak için gayret ettiği siyasi ve diplomatik gerilim ise istediği kıvama gelmek üzeredir.

Erdoğan’ın, Davutoğlu’nu saha dışına itip günlerdir tek başına Rusya ve Putin’e yönelik yaptığı şu açıklamalar anlaşılmaz düzeyde ve gelgitlerle doludur:

  “Ateşle oynama, dedikodu yapma,  iftira atma, göğüs göğüse çarpışırız, özür dilemeyiz, Rus uçağı olduğunu bilsek farklı davranırdık, telefon ettim çıkmadı, görüşelim, buluşalım, iki ülkenin birbirini kaybetme lüksü yok, cevap bekliyorum, eteklerindeki taşı döksünler, ahlaki değil.” 

Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21. Taraflar Konferansı vesilesiyle dün Fransa’da bulunması ve Putin ile görüşme zemini araması da sonuç vermemiştir.

Putin Erdoğan’la görüşmemiştir. Ve bu pekâlâ kendi bileceği bir iştir.

Bunlar oluyorken Davutoğlu’nun 29 Kasım’da Brüksel’i apar topar ziyareti ve Ekim 2016’dan sonra Avrupa’ya vizesiz seyahati müjdelemesi tarafımızca garip ve şaibeli karşılanmıştır.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR