Üst Header Banner Reklam
 
Teröre Karşı Sivil İnisiyatif
Bu sarkaç bizim kaderimizi, ülkemizin geleceğini karartırken, son 13 yıl içinde Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde başlayan AK Parti dönemleri ile biz, dün de bugün de gelecekte de aynı temel ilkeden hareket etmeye çalıştık. Özgürlükleri genişleteceğiz, aidiyet bilincini yükselteceğiz.
31.07.2015 17:16:38
Bu haber 712 kez okundu
Teröre Karşı Sivil İnisiyatif

 Saldırılar 78 milyona yapıldı

 BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU-VİDEO

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bu saldırılar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve bütün 78 milyona yapılan saldırılardır" dedi.

Başbakan Davutoğlu, "Teröre Karşı Sivil İnisiyatif" programında yaptığı konuşmada, "Bu sarkaç bizim kaderimizi, ülkemizin geleceğini karartırken, son 13 yıl içinde Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde başlayan AK Parti dönemleri ile biz, dün de bugün de gelecekte de aynı temel ilkeden hareket etmeye çalıştık. Özgürlükleri genişleteceğiz, aidiyet bilincini yükselteceğiz. Demokrasiyi sağlam temellerde tahkim edeceğiz. Vesayetlere son vereceğiz. Ve bunu yaptık" diye konuştu.

Demokratikleşme paketleriyle bunu gerçekleştirdiklerini dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Türkiye'de kimsenin ana dilinin tahkir edilmediği, kültürünün hor görülmediği, hiç kimsenin etnik ve mezhebi kimliği sebebiyle dışlanmadığı yeni bir dönemin öncüsü olduk. Olağanüstü hali kaldırdık. Yaylalara, mezralara çıkış yasağını kaldırdık. Yol kontrolleri de başta olmak üzere birçok ekonomik hayatı da kısıtlayan yasaklara son verdik. Hapishaneler başta olmak üzere konuşmayla ilgili gelen yasakları ortadan kaldırdık. TRT Kürdi ile Türkiye'de her kesimin, her vatandaşın dilinin aziz olduğunu, her vatandaşın savunduğu kültürün, savunduğu geleneğin aziz olduğunu bütün dünyaya gösterdik. Çok geniş demokratikleşme çalışmaları yaptık."

Davutoğlu, tüm bunların yanında, kamu düzeni bağlamında da tedbirler aldıklarının altını çizerek, "Türkiye'de 2007'de 2008'de bir taraftan parti kapatma davaları ile otoriterleşme eğilimleri, diğer taraftan terör çabaları aynı dönemde gerçekleşirken, ekonomik kriz de gündeme geldi. Yine bir sarkacın içine girme endişesini taşıdık" dedi.

Bunların içinden milli iradeye güven ile çıktıklarını vurgulayan Davutoğlu, "Sizlere güvenle çıktık. Çok sağlam bir sosyal mayamız olduğu inancıyla, birliğimizi, beraberliğimizi, ülkemizin bütünlüğünü ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı hep beraber omuz omuza yürüdük" diye konuştu.

Davutoğlu, 13 yıl siyasi istikrar, demokratikleşme ve özgürlük alanının genişlediği, vesayet rejimlerinin son bulduğu, düzenli olarak seçimlerin yapıldığı ve her seçimde milli irade sınavından geçildiği parlak bir dönem olduğunu kaydederek, "Gayrisafi milli hasılamız dört misli büyüdü. Bütün dünyada büyük sosyal krizler yaşanırken, 2009 krizinden bu yana 6 milyonu aşkın yeni istihdam yarattık. Büyük hamlelerin ve büyük projelerin önünü açtık. Ulaştırmada, sağlıkta yaptığımız devrimlere hepiniz şahitsiniz. Sosyal politikalarda yaptığımız devrimlere hepiniz şahitsiniz. Ama bunların sürdürülebilmesinin en öncelikli, birinci şartı kamu düzeninin korunması ve özgürlüklerin her ne surette olursa olsun bütün vatandaşlarımız için teminatı olarak siyasi istikrarın muhafaza edilmesidir" değerlendirmesinde bulundu.

Seçimler sonrasında yaptığı balkon konuşmasına değinen Davutoğlu, Türkiye'yi hükümetsiz bırakmayacaklarını, meşruiyet çizgisi içinde Türkiye'de etkin yönetimin sürdürüleceğini, milli iradeye saygı gösteren bir hükümet oluşumu için çaba sarf edeceklerini ifade ettiğini söyledi.

"Şer odaklarının harekete geçtiğini gördük"

Davutoğlu, 7 Haziran'dan bu yana Türk siyasetinin iyi bir sınav verdiğini ve meşruiyet çizgisi için çok sağlam adımlarla yürüdüklerini ifade ederek, "Türkiye'de her şey meşruiyet çizgisi içinde ve milli iradenin bize söylediği yolda ilerlerken, birden demokrasimize, güvenliğimize ve Türkiye'nin geleceğine darbe vurmak isteyen şer odaklarının eş zamanlı olarak harekete geçtiğini gördük. Bazıları, sanki bütün bu yaşananların arka planını bilmiyormuş gibi, hükümetimizi erken seçim için bu operasyonları yapmakla suçluyorlar. Bu tarih silsilesine dikkatinizi çekerim. Bu hepimize yapılan bir suikasttir. Bu saldırılar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve bütün 78 milyona yapılan saldırılardır" diye konuştu.

Yaşanan terör olaylarına ilişkin tarihi silsileyi anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"11 Temmuz'da KCK ateşkesi bitirdiğini ilan etti. Bu açık bir şekilde şu mesajdı 'Siz ne yaparsanız yapın, Türkiye'de biz kaos çıkarmak istiyoruz'. 15 Temmuz'da HDP ile görüştüğümüz saatlerde KCK,  bu sefer devrimci halk savaşını başlattığını ifade etti. 19 Temmuz'da HDP Eş Genel Başkanı, sırtlarını PKK'ya dayadıklarını kamuoyu önünde zikretti. Zamanlamaya dikkatinizi çekerim. Türkiye'de hükümet kurmak için bir çaba başlamış. Burada bütün siyasi parti genel başkanlarına teşekkür ediyorum, ilk tur görüşmelerde son derece olgun, son derece medeni bir tutum içinde çözüm yolu bulmaya çalıştık. Bunları biz yaparken, birileri yurtdışında, Kandil'de ya da değişik odaklarda Türkiye demokrasisine darbe vurmak için düğmeye basmış bulunuyorlardı. Ramazan Bayramı'nı barış ve huzur içinde gerçekleştirdik, idrak ettik. Aynen geçen sene Kurban Bayramı'nın üçüncü gününde Kobani olaylarını bahane ederek  harekete geçen terör odaklarının davranışı gibi, bu kez Ramazan Bayramı'ndan bir gün sonra DAEŞ terör saldırısına başladı. Suruç'ta 32 vatandaşımızı katlettiler."

Başbakan Davutoğlu, kamuoyunun 20-23 Temmuz arasında yaşananları hatırlamasını isteyerek, "20 Temmuz, Suruç'ta 32 vatandaşımız katledildi. O günün öğleden sonra, akşam üzeri bir erimiz PKK tarafından şehit edildi. DAEŞ, dinimizin dünyadaki algısına en büyük darbeyi vuran bu terörist örgüt harekete geçtiği gün, PKK'da da 11 Temmuz'da yaptığı çağrının bir devamı olarak ateşkesi, kendi tabirlerini kullanarak söylüyorum, bitirdiklerini  ve halk savaşını başlattıklarını gösterir şekilde Adıyaman'da saldırıya geçti. 21 Temmuz, ben Suruç'taki vatandaşlarımızı ziyaret ettiğim gün, bu sefer Suruç'tan gelen bir cenazeyi karşılama bahanesi adı altında DHKP-C İstanbul sokaklarında eli silahlı yüzleri maskeli gösteri yapma cüretine kalkıştı. Biz Türkiye bütün olarak, DAEŞ, PKK ve DHKP-C'nin terör saldırısına muhatap olduk" diye konuştu.

Davutoğlu, bu terör örgütlerinin görünüşte birbirlerine karşı tavrı sergiliyor gibi göründüklerini ancak gerçekte hepsinin hedefinin Türkiye olduğunun altını çizdi.

Bakanlar Kurulu toplantısında, bu konuların değerlendirildiği 22 Temmuz günü, Ceylanpınar'da 2 polisin gece uyurken ensesinden vurularak şehit edildiğini hatırlatan Davutoğlu, hükümeti suçlayanlara ve HDP Eş Genel Başkanlarına şöyle seslendi:

"Operasyonlar, 23 Temmuz'u 24 Temmuz'a bağlayan gece oldu. Ama polislerimiz 22 Temmuz'da şehit edildi. Askerimiz, 21 Temmuz'da şehit edildi. KCK 11 Temmuz'da, daha biz hükümet görevini yeni aldığımız günler çatışmasızlığı bitirdiğini ilan etti. 13 Temmuz'da halk savaşını ilan ettiler. 19 Temmuz'da HDP, PKK'ya sırtını dayadığını ilan etti. Şimdi barış güvercinliğine soyunanlar, bunu görmek durumundadırlar. Bütün vatandaşlarımız da Türkiye'ye karşı oynanan oyunu görmek durumundaydı."

"Tereddüt etseydik, Türkiye kaosa sürüklenmişti"

Davutoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Ankara'da Türkiye'nin geleceğinin sorumluluğunu üzerinde taşıyan devlet adamları olarak böyle bir saldırı karşısında tereddüt etseydik, böyle bir saldırı karşısında 'bekle-gör' diyerek zamana oynasaydık, böyle bir saldırı karşısında 'şimdi hükümet kurmakla görevliyiz, geçici hükümetiz' deyip konuyu erteleseydik, emin olunuz bugünlerde Türkiye, tam bir kaosa sürüklenmiş, sizlerin helal rızk için yürüttüğünüz ekonomik faaliyetlerin tümüyle ilgili bir karamsarlık ümitsizlik hali doğmuştu. Hesap açıktı. PKK, DAEŞ saldırılarını bahane ederek Türkiye'de aynen Kobani gibi bir başka kalkışmaya yönelecekti. DAEŞ, bu saldırıları bahane ederek, canlı bombalarla Türkiye'yi kana bulamaya kalkışacaktı. DHKP-C, başka toplum kesimlerini provoke etmeye çalışacaktı. DAEŞ yüce dinimizi istismar ederek o konulardaki hassasiyetleri kaşımaya yönelecekti. PKK Kürt vatandaşlarımızı, DHKP-C de Alevi vatandaşlarımızı tahrik etmek üzere Türkiye'de sosyo-kültürel fay kırılmalarına yol açacak şekilde faaliyetlere yoğunlaşacaklardı. Bunu gördüğümüz için bir an dahi tereddüt etmedik."

Başbakan Davutoğlu, 23 Temmuz'da yaptıkları Güvenlik Zirvesi'nde aldıkları önemli kararlara işaret ederek, "Bu kararları alırken, milletimizin arkamızda duracağını biliyorduk. Bu kararları alırken, Türkiye'de yaşanan kötü tecrübelerden sonra teröre karşı sizler gibi bilinçli sivil toplum kuruluşlarının bir araya geleceğinden ve arkamızda duracağından emindik. Çünkü sizler olmadan, sizlerin desteği olmadan sadece güvenlik yöntemleri, askeri yöntemler ile başarıya ulaşmak mümkün değil. Ama güvenlik yöntemleri olmadan da gerektiğinde askeri yöntemler olmadan da sizlerin huzur içinde ekonomik faaliyetleri yapmanız da mümkün değil" dedi.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Osman Sancak
Terör özgürlükten güçlenerek çıkar. Terörün anlayacağı dil yiyeceği ağır yumruktur. Karadeniz'de olan özgürlüğün nesi yok terör bölgelerinde? Evet o bölgelere pozitif ayrımcılık var daha özgürdürler. Karadeniz'de kendi ormanınızdan ağaç kesemezsiniz o bölgelerde ücretsiz elektrik kullanırsınız.
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR