Üst Header Banner Reklam
 
Terörün Bir Üst Aklı Vardır
"Terör, bu ülkenin başının belasıdır. 40 yıldır devam eden bir beladır, bu belayı bizim başımıza saranlar milli değildir, yerli değildir. Terörün bir üst aklı vardır, o aklın ne olduğunu da biliyoruz."
4.06.2016 21:58:11
Bu haber 672 kez okundu
Terörün Bir Üst Aklı Vardır

 BAŞBAKAN MEMLEKET ZİYARETİNDE

Terörün Bir Üst Aklı Vardır, O Aklın Ne Olduğunu da Biliyoruz

Yıldırım, Erzincan'da Park Masal'da sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle bir araya geldi.

Erzincan'dan tüm ülkenin vatandaşlarını selamlayan Yıldırım, bugün ayrı bir heyecan ve onur duyduğunu dile getirdi.

Yıldırım, Erzincan'a her geldiğinde çocukluk günlerini, ovaları, soğuk suları, dumanlı dağları, sarı çam ormanlarını, biçtiği tarlaları, harman yerlerini, komşularını, acı, tatlı günlerini, depremlerin, afetlerin verdiği çaresizliği hatırladığını belirtti.

Sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderlerinin bir şehrin adeta ana ölçeği ve şehrin ağırlık merkezi olduğuna işaret eden Yıldırım, demokrasilerde sivil toplum örgütlerinin, kanaat önderlerinin var olmasının demokrasinin gücünü gösterdiğini vurguladı.

Erzincan'ın sadece zorluklara karşı isyan etmeyen, mücadele azmini kaybetmeyen insanların yaşadığı bir yer değil, bugün her zamankinden daha fazla özlem duyulan kardeşliğin, birliğin, beraberliğin en güzel şekilde yaşatıldığı bir şehir olduğunu kaydeden Başbakan Yıldırım, "Erzincan'da Alevi, Sünni bir arada kardeşçe yıllarca bir arada yaşadı. Erzincan üzerinden mezhep savaşları çıkarmaya çalışanlar, bizi birbirimizi düşürmeye çalışanların her seferinde elleri boş kaldı, onun için ben hemşehrilerime bu bereket sofrasında bir kez daha teşekkür ediyorum, basiretiniz için sağduyunuz için teşekkür ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

BU TERÖR MİLLİ DEĞİL, YERLİ DEĞİL

Yıldırım, Türkiye'nin bugün amansız bir mücadele verdiğine işaret etti.

Özellikle Güneydoğu'da devam eden mücadeleyi, ülkenin beka mücadelesi olarak nitelendiren Yıldırım, bunun birlik, beraberlik, kardeşlik mücadelesi olduğunu kaydetti.

Diyarbakır'ın Sur ilçesindeki operasyonda PKK'lı teröristlerin saldırısı sonucu şehit olan Jandarma Astsubay Tamer Meriç'in eşi Hülya Meriç'in de toplantıda bulunduğunu aktaran Yıldırım, "Tamer Meriç, ömrünün baharında bu ülkenin bayrağının yere düşmemesi için, bu ülkenin bölünmemesi için istiklalimiz için hayatını feda etti." diyerek, tüm şehitleri rahmetle, minnetle andı.

Türkiye'de artık bu acıların bitmesi gerektiğini dile getiren Yıldırım, enerjilerini ülkenin kalkınmasına, büyümesine, çocukların daha güzel bir gelecek elde etmesine, ülkenin dünyanın hatırı sayılır ülkeler arasına girmesine harcamak istediklerini kaydetti.

Terörün bitirilmesi için gerekli mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terör, bu ülkenin başının belasıdır. 40 yıldır devam eden bir beladır, bu belayı bizim başımıza saranlar milli değildir, yerli değildir. Terörün bir üst aklı vardır, o aklın ne olduğunu da biliyoruz. Bunlar geçmiş yıllarda Alevi, Sünni birbirimizi kırdırmaya çalıştılar, olmadı, bir PKK belasını başımıza sardılar ama değerli hemşehrilerim genel başkanlığa aday gösterildiğim ilk gün söylediğim birşey var, 'Milletim rahat olsun, bu terör belasını Türkiye'nin gündeminden çıkaracağız' dedim. Bunu inşallah yapacağız. Allah'a şükür, yavaş yavaş hepsi temizlendi. Şimdi ilçelerde, illerde bunların iyice belini kırdık, kırsalda çalışmalarımızı daha da yoğunlaştıracağız. Amacımız bunların çirkin yüzünü milletimize göstermek. Düşünebiliyor musunuz, bölgenin, Güneydoğu'nun Kürt vatandaşlarımızın güya hakkını, hukukunu koruyacak. Peki soruyorum, Tanışık köyünde, Dürümlü mezrasında hiçbir günahı olmayan, işiyle, gücüyle, çiftliğiyle, çubuğuyla, malıyla  uğraşan o 16 masum Kürt vatandaşımızın ne günahı vardı, onları hunharca katlettiniz. Askerimize, polisimize, jandarmamıza kalleşçe sırtından vurdunuz."

Çanakkale ve Sarıkamış'taki mücadeleleri örnek gösteren Yıldırım, bu mücadelelerin al yıldızlı bayrak için, Türk milletinin payidar olması için verildiğini söyledi.

 Yıldırım, "Türk milleti" denilince alınganlık gösterenler olduğuna dikkati çekerek, Osmanlı Devletinin dünyada Türk devleti olarak bilindiğini ifade etti.

Osmanlı Devletinde 36 farklı mezhep, meşrep ve ırktan insanlar bulunduğunu belirten Yıldırım, "Osmanlı Devleti, onları 'sen şucusun, bucusun' diye ayırmamış. Hepsini bir hedef ve inanç uğrunda bir araya getirmiş, kimsenin burnu kanamadan yaşamışlar. Dinlerini, inançlarını serbestçe sürdürmüşler. Dillerini muhafaza etmişler. Bugün bize soykırım dersi vermeye çalışanlar, 50 sene Kuzey Afrika'da kaldılar, dillerini unutturdular, Fransızca'yı resmi dil yaptırdılar. Hindistan'da, Pakistan'da, Avustralya'da İngilizce'yi resmi dil yaptırdılar." değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin tarihinde sömürü ve esaretin olmadığını, insanlık ve insana saygının bulunduğunu vurguladı.

Osmanlı Devleti kurulurken, Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." dediğini anımsatan Yıldırım, insanın en önde ve merkezde olduğunu, bugün ise 55 milyon insanın yersiz, yurtsuz yaşadığını söyledi.

Yıldırım, bu durumun ve bugün Suriye'de, Irak'ta, Libya'da, Mısır'da, Yemen'de ve Ukrayna'da yaşananların da insanlık ayıbı olduğunu dile getirdi.

SOYKIRIMIN NE OLDUĞUNU BİLMEK İSTİYORSAN ERMENİ ÇETELERİNİ HATIRLA

Yıldırım, Alman Federal Meclisinin Ermeni iddialarına ilişkin kararıyla ilgili, "Türkler 1915'te soykırım yapmışlar'. Bu, bir tarihi yalandır. Soykırımın ne olduğunu bilmek istiyorsan, o Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Rus işgalinde düşmanla iş birliği yapıp diri diri insanları Erzincan'da yakan o Ermeni çetelerini hatırla." ifadelerini kullandı. 

Soykırımın ne olduğunu Erzincan'ın çok iyi bildiğini anlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkler, soykırım yaptı' diyeceğinize 90'lı yıllarda on binlerce Boşnağı, sadece sizin gibi inanmıyor diye doğrayan, katleden o insanlık ayıbını hatırlayın. Bir gecede Hocalı'da 625 Azeri kardeşimizi katledenleri hatırlayın. İkinci Dünya Savaşı'nda Avrupa'nın üçte biri gitti, birbirlerini kırdılar. Hunharca öldürdüler. Şimdi de kalkmışlar, Türkiye'ye ders vermeye çalışıyorlar. Maksat başka... Türkiye canlanmasın, Türkiye bir beladan kurtulur, bir başka bela ile uğraşmak zorunda kalsın, yağma yok.

Türkiye, eski Türkiye değil. Türkiye, bugün 14 yıldır devam eden istikrarla, güvenle milletin adamlarıyla emin adımlarla yolunda yürüyor."

Yıldırım, hedeflerinin cumhuriyetin 100. yılında Türkiye'nin parmakla sayılan ülkeler arasına girmesi olduğunu ifade ederek, bunu da fabrika kurarak, daha çok yatırım yaparak, üretip daha çok satarak ve adilce dağıtarak gerçekleştireceklerini anlattı.

Terörün bulunduğu yerde yatırım, turizm, ticaret ve huzurun olamayacağına dikkati çeken Yıldırım, bunun için ilk ve en önemli maddelerinin terör olduğunu vurguladı.

Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Abaza, Çerkez ve Arap, bütün vatandaşların kendilerinden terörü bitirmelerini istediğini aktaran Yıldırım, "Biz bölünmek istemiyoruz. Biz birbirimize düşman olmak istemiyoruz. Çocuklarımızın geleceği olan bu ülkeye ayrılık tohumlarının ekilmesini istemiyoruz' diyorlar. Bu, bizim için yeterli güvence, onun için rahatça 'dağ, bayır' demeden her türlü tuzaklarını başlarına geçiriyoruz. Hendeklerini başlarına geçiriyoruz. Yaptıkları her türlü kahpeliği teker teker tersine çeviriyoruz." diye konuştu.

Türkiye'nin artık iyi şeyleri ve geleceği konuşması gerektiğini kaydeden Yıldırım, gelişmiş ülkelerden akıl almaya ihtiyaçları olmadığını, onların akıl verdiği ülkelerin durumunu bütün dünyanın gördüğünü söyledi.

YOLLARI BÖLDÜK, GÖNÜLLERİ BİRLEŞTİRDİK

 "Onlar, sadece sömürmeyi bilirler ama bizim tarihimizde sömürmek yok." diyen Yıldırım, insanın yaratılmışların en üstünü olduğunu dile getirdi.

Yıldırım, şunları ifade etti:

"Biz, bu özellikle ülkemizin ve milletimizin hak ettiği refahı sağlayacağız. 14 yıldır Türkiye'yi değiştirdik. Türkiye'nin her köşesindeki yollara bakın. Nereye giderseniz gidin. Yolları böldük, milleti birleştirdik. Doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi bir araya getirdik. Yolları böldük, gönülleri birleştirdik. Yolları böldük, hayatları birleştirdik. Trafik kazalarında ölen insanlarımızın sayısı yüzde 63 azaldı. Bırakın 4-5 bin insanın hayatını kurtarmayı, eğer bir tek insanı yaşatabiliyorsa bu yollar, bunun bedeli dünya ile ölçülmez. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' diyoruz. Bizim atalarımızdan öğrendiğimiz budur."

Sadece yol yapmadıklarını, hava yolunu da halkın yolu yaptıklarını anlatan Yıldırım, daha önce uçakla seyahat edenlerin imtiyazlı sınıflar olduğunu ancak bugün herkesin aynı şekilde yolculuk yapabildiğini söyledi.

Çocukluğunda yaşadığı anısını da paylaşan Yıldırım, "Babamla tarlaya giderdik. O, çift sürerken uçak geçerdi. Ben sırtüstü yatar, hayal kurardım. Bu uçak nereye gidiyor? Keşke içinde ben de olsam. Öyle hayal uzar, giderdi. Allah nasip etti. Bize sorumluluk alma şerefini verdi ve hava yolunu halkın yolu haline getirdik. 14 senede hava yolu, halkın yolu oldu." değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yıldırım, "havayolunu halkın yolu" haline getirmenin kendilerine nasip olduğunu belirterek, havaalanı sayısının 26'dan 55'e yükseldiğini ifade etti.

Yıldırım, "Bunun için dünyanın en büyük havalimanını yapıyoruz, en büyük. Amerika'daki şu anda en büyük 90 milyon, bizim yaptığımız 150 milyon, 200'e çıkacak kapasitede. Siz IMF'nin borcunu verir gönderirseniz, dünyanın en büyük havalimanını yaparsanız, boğazda dünyanın en geniş köprüsünü yaparsanız, İzmit Körfezi'ni birleştiren, İstanbul İzmir'i komşu kapısı yapan otoyolu yaparsanız, dünyanın en uzun 3'üncü tüneli Ovit Tüneli'ni açıp Karadeniz'i Anadolu'ya, Mezopotamyaya bağlarsanız, hızlı tren ağlarıyla ülkeyi donatırsanız, bundan birileri tabi rahatsız olacak." diye konuştu.

Binali Yıldırım, Türkiye'nin mega projelerinin birilerini rahatsız ettiğini, kendilerine "Türkiye'nin fazla olmaya başladığını" söylediklerini aktardı.

"Ağaç, çevre" diye Türkiye'de bir isyan başlatıldığını ifade eden Yıldırım, "Neye isyan, bu başarıların, Türkiye eğer böyle giderse kısa sürede bize yetişecek, o zaman biz içeriyi karıştıralım, karıştırdılar mı? Ama o 'uzun adam' çıktı dedi ki; 'Benim arkamda millet var millet, ey ahmaklar', hesap Türkiye'ye diz çöktürmekti, refah işte böyle bir şey değerli hemşehrilerim. Refah kredi kartıyla taksit taksit ödenen bir şey değil, refah liderine sahip çıkmaktır. Milyonlar arkasına durdu, çapulculara gereken dersi verdi. Hem Gezi'de verdi, hem 17 Aralık'ta verdi." değerlendirmesini yaptı.

"Terör" denilince akıllara sadece bölücü terör örgütünün gelmemesi gerektiğini, bir de "paralel terörünün" olduğunu kaydeden Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terör örgütü deyince sadece Güneydoğu'da bölücü terör örgütü aklınıza gelmesin. Bir de bizim paralel terörümüz var. Dost bilip yıllarca bizimle iç içe olanları, meğersem bizi sırtımızdan hançerlemek için fırsat kolladıklarını 17 Aralık'ta gördük. Devletin imkanlarını kullanacaksınız ve devlete kumpas kuracaksınız. Herkesin şunu bilmesi lazım; Hiçbir devlet, hele hele Türkiye Cumhuriyeti ile hiçbir terör örgütü bilek güreşi yapamaz. Bunun bilinmesi lazım. Hiçbir devlet kendi içinde devlet olmaya heveslenenlere asla ve asla izin vermez, müsamaha göstermez. Yapılan her türlü hukuksuzluğun, her türlü aymazlığın hesabını fitil fitil burunlarından getireceğiz. Güzel insanların dini duygularını istismar ederek, kutsallarını kullanarak, milyonlarca dişinden tırnağından artırarak hayır olsun, çocuklarımız yetişsin, memleketimiz gelişsin' diye bu kadar fedakarlığı yapanlara siz tezgah kuracaksınız, aldığınız bu kaynakları yurt dışındaki lobilere, siyasetçilere cömertçe vereceksiniz. Bu millet bunu affeder mi? Asla affetmez, affetmiyor, o paralel terör örgütünü de kaçtıkları yere kadar kovalayacağız Allah'ın izniyle."

BÜTÜN HEDEFLER TÜRKİYE ÜZERİNDE, BÜTÜN HESAPLAR TÜRKİYE ÜZERİNDE...

Yıldırım, Türkiye'nin hedef ülke konumunda olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin zor bir coğrafyada bulunduğuna işaret etti.

Binali Yıldırım, "Tarih bize böyle bir coğrafya vermiş ama sorumluluğumuz da bir o kadar fazla. Niye fazla; Çünkü biz medeniyetleri buluşturan bir yerdeyiz, kıtaları buluşturan bir yerdeyiz, kuzeyle güneyi, doğuyla batıyı buluşturan bir yerdeyiz, dolayısıyla köprü vazifesi gören bir ülkeyiz. Eğer köprü yıkılırsa insanlık yıkılır, onun için bütün hedefler Türkiye üzerinde, bütün hesaplar Türkiye üzerinde. Ama bilmedikleri bir şey var; Bizim devlet geleneğimiz o kadar köklü ki o kadar kuvvetli ki bunun daha zorları geldi geçti hepsini defettik. Bunları da defedeceğiz, bunlar da bizim gündemimizden yok olup gidecek. Ama gündemimizde daima kalacak olan kardeşliğimiz, birliğimiz, dirliğimizdir, ülkemizin, insanımızın refah ve mutluluğudur." ifadelerini kullandı.

Bunun için daha çok yol, hastane, okul, fabrika yapacaklarını, gençlere, kadınlara daha fazla imkan sağlayacaklarını söyleyen Başbakan Yıldırım, bölünmüş yol ve duble yollardan sonra şimdi de sıranın duble demiryollarına geldiğini, bu dönem hükümetin hedefinde duble demiryolları bulunduğunu bildirdi.

Hızlı tren projelerinin hızla ilerlediğini de kaydeden Yıldırım, "Ankara'dan Sivas'a hızlı tren hızla ilerliyor. Sivas'tan Erzincan, Erzincan'dan Erzurum, Erzurum'dan Kars, Gürcistan Tiflis, ver elini Bakü. Bu sene Bakü Tiflis Kars projesi de bitiyor. Bakın Azerbaycan'a doğrudan demiryolu yok, şimdi olacak, bu da bazılarını rahatsız ediyor. Azerileri, niye Nahçıvan'ı ayırıyorlar, bizi Azerilerle ayırıyorlar, fazla bir araya gelmesin, bunlar aynı millet iki devlet. Tezgah belli hemşehrilerim, oyun belli, uyanık olacağız. Dostumuzu. düşmanımızı bileceğiz" şeklinde konuştu.

Binali Yıldırım, iyi gün dostları değil, zor gün dostlarını daha çok yakınlaştıracaklarını dile getirdi.

YARINIMIZ BUGÜNDEN DAHA GÜZEL OLACAK

Artık görevlerinin dostlarının sayısını artırmak, düşmanların sayısını ise azaltmak olduğunu vurgulayan Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti:

"İnşallah bu dönemde komşularımızla, bölgemizdeki yaşananlarla ilgili sağduyuyla birleştirici, barıştırıcı rolümüzü oynamaya devam edeceğiz. Hiç merak etmeyin, yarınımız bugünden daha güzel olacak, bundan hiç endişemiz yok, çünkü bu topraklar, mübarek topraklar. Bu topraklarda peygamberler var, bu topraklarda evliyalar var, bu topraklarda ağzı dualı insanlar var, bunların duası, şefaati bizim için en büyük manevi kaynaktır. Onlar sadece duasını yapacak, desteğini verecek ama işi de biz yapacağız, sizlerin adına bizler yapacağız. Geçmişine sahip çıkmayan milletler geleceğini inşa edemez. 'Mazide olan atiyiz' diyoruz, onun için biz hem geleceğimize sahip olacağız hem de yarınımızın güvencesi çocuklarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız, o genç fidanların anlamsız bir kavga uğruna ömrünün baharında solmalarına, yok olmalarına daha fazla izin vermeyeceğiz."

Yıldırım, terörle mücadeleyle ilgili olarak ise "Türkiye'yi bölmek istiyorlar, milleti bölmek istiyorlar, bölecek miyiz? Millet olmanın tek vatan, tek bayrak sahibi olmanın bir bedeli var, bu bedeli İstiklal Harbi'nde ödedik, Çanakkale'de ödedik, bugünde ödüyoruz, gerekirse gelecekte de öderiz. Biz esaret altında yaşamayı bilen bir millet değiliz, tarihimiz boyunca kimsenin boyunduruğu altına girmemişiz, ama bazıları bizim gibi İngilizler de aynı, onlar da esaret altına girmemiş. Ama bizim bir farkımız var değerli hemşehrilerim, esaret altına girmediğimiz gibi kimseyi de sömürge yapmamışız. Tarihte esaret altına girmeyen tek ülke var, kimseyi de esaret altına almayan o milletin adı da Türk milletidir. O devletin adı da Türk Devleti'dir." dedi.

Türk toplumunu birbirine düşürmek isteyenlere fırsat verilmemesi gerektiğini anlatan Yıldırım,  bu konuda hep Erzincan'ı örnek gösterdiğini belirtti.

Erzincan'ın, Alevi ve Sünni nüfusun kardeşçe yaşadığı, birbirleriyle en iyi şekilde dayanışma gösterdiği örnek illerden olduğuna işaret eden Yıldırım,  "Zaman zaman buralarda da fitne ateşini yakmaya çalışanlar oldu. Asla başaramayacaklar. Çünkü hemşehrilerim, çok imtihandan geçti. Bütün imtihanları da en iyi şekilde verdiler. Benim adımı koyan Alevi bir komşum. Adımla da iftihar ediyorum." diye konuştu.

Araya ayrılık sokmaya çalışanların dışarıda olduğunu dile getiren Başbakan Yıldırım, terörün ve mezhepsel kışkırtmaların da dışarıda planlandığını söyledi.

Amacın, Türk toplumunu zayıf düşürmek olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Amaç, ne olsun ne ölsün. Yağma yok, bu milletin geçmişinde mazlumlara, mağdurlara, kimsesizlere hamilik var. Bize uşaklık yakışmaz, bize efendilik de gerekmez. Bize, millete hizmet yakışır. Bizim için siyaset, millete hizmettir. Milletin derdine derman olabiliyorsanız, siyaset bir anlam ifade eder. AK Parti olarak hizmet ettik, halkımızdan destek aldık. 78 milyona eksiksiz hizmet bizim şiarımızdır. Oy verdi, vermedi. Hizmet yaparken bunun hesabını yapmayız. Bunu da asla benimsemeyiz, yapanlara da müsamaha göstermeyiz" ifadelerini kullandı.

Hizmette devamlılığın esas olduğuna dikkati çeken Yıldırım, kendisinden önce görevde bulunan Ahmet Davutoğlu ve çalışma arkadaşlarına ülke ve millet için yaptıklarından dolayı teşekkürlerini iletti.

AK Parti'nin siyasetinde "ben" değil, "biz" olgusunun var olduğunun altını çizen Yıldırım, şunları kaydetti:

"Biz dediğimiz sürece daha güçlü oluruz. Bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, birlikte Türkiye olacağız. 65. Hükümet, cumhuriyet tarihinde en kısa sürede güven oyu alan hükümet unvanını da taşıyor. Kaybedecek zamanımız yok. Çok daha hızlı çalışacağız. Vatandaşlarımızın beklentilerini, hayallerini geciktirmeye asla ve asla tahammülümüz yok. Aldığımız emaneti, bize devredilen noktadan daha ileriye taşımak boynumuzun borcu olacak. Vesayetlerle sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bugüne kadar birçok badireden geçtik, birçok imtihandan geçtik, her seferinde dedik ki 'bizim patronumuz millet', millet ne derse onu yaparız."

MİLYONLARIN OYUYLA SEÇİLEN CUMHURBAŞKANININ SİYASİ SORUMLULUĞU VAR

Milletin seçtiği cumhurbaşkanının, milletin seçmediği cumhurbaşkanı ile aynı olmasının beklenemeyeceğini ifade eden Yıldırım,  şöyle devam etti:

"Tabi ki milyonların oyunu alan, seçilen cumhurbaşkanı, en azından siyasi sorumluluğu var. Bir daha seçim olacak, söylediklerinin, taahhüt ettiklerinin hesabını soracak millet. Onun için Türkiye'de 2007 yılında bir referandum yapıldı. Referandumda cumhurbaşkanını, milletin doğrudan seçmesi kabul edildi. O günden bugüne cumhurbaşkanlığı makamının durumu öncekiyle aynı değil. Peki ne olacak? Vesayet ürünü anayasayı değiştireceğiz, bu kafa karışıklığını ortadan kaldıracağız. İrade olmayan yerde idare olmaz. İrade de tektir. İradeyi parçaladığınız zaman idare de yok olur gider. Yaşadığımız olaylar bize bunu göstermiştir."

Yıldırım, dünyada göçün artık doğudan batıya değil, batıdan doğuya gerçekleştiğini, bunun Türkiye'de de böyle olacağını ifade ederek, zenginlik merkezlerini sadece Ankara'nın batısında değil, doğusunda da parlayan bir yıldız gibi oluşturacaklarını kaydetti.

Çocukların doğudan kalkıp bir bilinmeze gitmelerini istemediklerinin altını çizen Yıldırım, "Bunun için yatırımlarla, üretimlerle, iş yerleriyle, tüketim merkezleriyle buraları yaşam alanına, zenginlik alanına dönüştüreceğiz. Bu bölgeler terörle değil hizmetlerle anılacak, sosyal hayatla anılacak, turizmle anılacak. Yeter ki bize güvenmeye devam edin. Siz arkamızda olduğunuz müddetçe bize karada da denizde de havada da ölüm yok evvel Allah." dedi.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR