Üst Header Banner Reklam
 
TÜRKİYE’DE İÇ SAVAŞ YOK, TERÖRLE MÜCADELE VAR
"Türkiye'de bir iç savaş yok. Türkiye'de iki eşit tarafın çatışması da yok. Türkiye'de meşru güçlerin, terör örgütüne karşı mücadelesi vardır"
29.04.2016 21:18:21
Bu haber 352 kez okundu
TÜRKİYE’DE İÇ SAVAŞ YOK, TERÖRLE MÜCADELE VAR

 TÜRKİYE’DE İÇ SAVAŞ YOK, TERÖRLE MÜCADELE VAR

 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik, "Türkiye'de bir iç savaş yok. Türkiye'de iki eşit tarafın çatışması da yok. Türkiye'de meşru güçlerin, terör örgütüne karşı mücadelesi vardır" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde gerçekleşecek Kut'ül Amare etkinlikleri için İstanbul'a gittiğini bildiren Ömer Çelik, Kut'ül Amare etkinliklerinin tarih ve bugün açısından çok kıymetli olduğunun toplantıda da değerlendirildiğini kaydetti.

Kut'ül Amare'nin Osmanlı'nın son büyük zaferi olduğuna işaret eden Ömer Çelik, zaferin uzun zamandır hafızalardan silindiğini ancak son zamanlarda tarih ile ilgili yapılan çalışmalarla bu zaferin öneminin bir kez daha anlaşıldığını söyledi.

Kut'ül Amare etkinlikleri gündeme gelince Çanakkale Zaferi ile bu zafer arasında rekabet varmış gibi tartışmaların ortaya çıktığını ifade eden Ömer Çelik, "Birileri tutup, Kut'ül Amare'nin gündeme getirilmesinin Çanakkale'yi ve Mustafa Kemal Atatürk'ü unutturmak şeklinde bir çabanın ürünü olduğunu bile söylemeye kalktılar. Kuşkusuz bu iddiaları gündeme getirenler literatürdeki adıyla söyleyeyim, yaralı bilince sahip insanlar. Tarihlerini ve toplumlarını sadece tek bir gözle ele alan, tek bir bakış açısından ele alan yaralanmış bilinçler bunlar. Halbuki gerçek bir idrak ve bilinçle bakıldığı zaman biz hem Çanakkaleyiz, hem Kut'ül Amareyiz" diye konuştu.

Ömer Çelik, anılması gereken diğer bir önemli cephenin de Galiçya Cephesi olduğunu ve ileriki günlerde de bununla ilgili etkinlikler yapılacağını söyledi.

Terörle mücadele

Ömer Çelik, toplantıda ele alınan konulardan birinin de terörle mücadele olduğunu ve bu konuda İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın görsellerle ayrıntılı sunum yaptığını bildirdi.

"Görüyoruz ki Türkiye'nin terörle mücadelesi ne kadar zaruri, ne kadar zorunlu ve bundan sonrası da ne kadar aynı kararlılıkla sürdürülmesi mecburi olan bir mücadeledir" diyen Ömer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bazı çevreler, sanki ortada terör örgütünün bir vahşeti yokmuş gibi, hükümet kendi kendisine bir çatışma ortamı başlatmış gibi bir dil kullanıyorlar. Bu bir çatışma ortamı değildir, Türkiye'nin meşru haklarını, meşru toplumsal zeminini, meşru anayasal düzenini korumak için başlattığı meşru bir mücadeledir. Bu mücadele demokrasimizi koruyor, bu mücadele hukuk devletini koruyor, bu mücadele toplumsal barışımızı koruyor, bu mücadele sokaktaki vatandaşımızı koruyor. Bu terör örgütünün hangi yöntemlerle çalıştığını, nerelere, nasıl barikatlarla, hendeklerle ve ne tür tuzaklarla çaydanlıklara kadar bomba yerleştirircesine vahşete imza attığını ve imza atmaya gayret ettiğini görüyoruz."

Parti Sözcüsü Ömer Çelik, terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin başarılarını, fedakarlıklarını, şehitlerin fedakarlıklarını her zaman andıklarını, gazilere de minnet duygularını ilettiklerini kaydetti.

Terörle mücadele konusunda kararlılıkta asla taviz verilmemesi gerektiğinin altını çizen Ömer  Çelik, şunları söyledi:

"Bazen demokrasiden bahsederek, bazen hukuktan bahsederek, bazen Türkiye'nin demokratik süreçlerinden bahsedilerek sanki terörle mücadele etmek demokratikleşme ve demokrasi bilincinden geri adım atmak anlamına geliyormuş gibi birtakım yorumlara rastlıyoruz. Tam tersi arkadaşlar, eğer terörle bu mücadele verilmezse Türkiye'nin demokrasisini koruyamayız, Türkiye'nin hukuk devleti olmasını koruyamayız, anayasamızı, anayasal düzenimizi koruyamayız ve Türkiye'deki toplumsal barışı koruyamayız. Dolayısıyla gerçekten demokrasiye inanan, gerçekten demokrasiyi savunan birileri varsa bunların bu şekilde demokrasi ve terörle mücadele arasında zıtlık kurmak yerine, demokrasiyi sabote etmeye çalışan bu terör örgütünün faaliyetlerine karşı verilen bu meşru mücadelenin aynı zamanda demokrasimizi koruma mücadelesi olduğunun da farkında olması gerekir, diye düşünüyoruz. Bazen bazı uyarılar yapılıyor, 'Türkiye'de iç savaş var, iç savaş ortamı sona ersin' gibi, maalesef bazıları bunu Mecliste bile telaffuz edebiliyor. Türkiye'de bir iç savaş yok arkadaşlar, Türkiye'de iki eşit tarafın bir çatışması da yok. Türkiye'de meşru güçlerin, milletten yetki almış hükümetten aldığı emirle güvenlik güçlerinin yürüttüğü ve terör örgütüne karşı, gayrimeşru bir yapıya karşı gayriahlaki, gayriinsani şekilde davranan bir yapıya karşı meşru mücadelesi vardır ve bu mücadele hem bir güvenlik mücadelesidir, hem bir demokrasi mücadelesidir, hem bir hukuk mücadelesidir, hem de toplumsal değerlerimizi ve bir arada yaşama irademizi muhafaza etme mücadelesidir. Bu şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bu bakımdan da bu kararlılık, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında hiç kimsenin meşru güvenlik güçleri dışında bu şekilde silahlı yapılanmaya gitmesi şeklindeki duruma göz yumulmaması, bunlara izin verilmemesi şeklinde bu mücadele sonuçlandırılıncaya kadar sürecektir."

Ömer Çelik, Paralel Yapı ile mücadelenin milli güvenliğin savunulmasından bağımsız şekilde ele alınmaması gerektiğine dikkati çekerek, Paralel Devlet Yapılanması'nın bütün unsurlarıyla Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit eden yapı olduğunu söyledi.

Paralel Yapı'nın üniversitelerde ve kamuda yeni yöntemlerle ve yeni biçimlerle yeniden nüfuz artırmaya çalıştığını belirten Ömer Çelik, bu tip yapıların kendilerini ayakta tutmak için kullandığı yöntemlerin ciddi şekilde takip edildiğini anlattı.

Ömer Çelik, her MKYK toplantısında Suriye'deki gelişmelerin hem güvenlik hem de siyasi olaylar bağlamında değerlendirildiğini aktararak, aynı zamanda Avrupa Birliği ile gelinen noktayı da ele aldıklarını bildirdi.

Ana gündem maddelerinden birisinin de yeni anayasa olduğunu vurgulayan Ömer Çelik, şöyle devam etti:

"Yeni anayasa konusunda üç ana alanda temel haklar kısmı, kuvvetler ayrılığı ve denge denetim sistemleri, yargı bağımsızlığı ve yargı tarafsızlığı gibi üç ana alanda konu başlıkları ele alınıyor. Temel haklar kısmı hemen hemen bitmek üzere. Diğer alanlarda da hem değerlendirme çalışmaları hem yazım çalışmaları sürüyor. Takvimimiz aksamadan bu ayın içerisinde belli bir aşamaya ulaşmış olacağız. Anayasa taslağı ortaya çıkmış olacak. Bundan sonraki çalışmamızda hem kuvvetler ayrılığı denge denetim sistemleri hem yargı bağımsızlığı ve yargı tarafsızlığı bölümlerinin yazımı ile ilgili prensipler üzerinde çalışılması, temel haklar bölümünün yazılmış kısmının değerlendirilmesi, Başbakanımızın başkanlığında çeşitli akademisyenler ve siyasetçilerden oluşan heyetimizle birlikte gerçekleştirilecektir."

"Söyleyecek sözü olmayanlar şiddete başvuruyor"

Anayasa Komisyonunda dokunulmazlıklarla ilgili tartışma sırasında milletvekillerinin saldırıya uğradığını ifade eden Ömer Çelik, şunları kaydetti:

"Bugün görüntüler ayrıntılı bir şekilde görünüyor. TBMM, bu meseleler dışarıda herhangi bir şekilde maliyet üretmesin ve bu meseleler dışarıda çözülmesin diye ortaya koyulan mekanizmalarla bu konuları ele alıyor. Anayasa Komisyonu da bunlardan bir tanesidir. Orada Sayın Adalet Bakanımızın üzerine yürünmesinden milletvekillerimizin darbedilmesine kadar bir tablo ortaya çıktı. Kuşkusuz, bu tabloyu ortaya çıkaranları şiddetle kınıyoruz.

Bir kere daha görünüyor ki söyleyecek sözü olmayanlar bu şiddete başvurmuş görünüyorlar. Geçmişte olduğu gibi AK Parti, bu komisyonları çalıştıracak. Meclis'in herhangi bir şekilde kilitlenmesine, komisyonların ve genel kurulun kilitlenmesine müsade etmeyecek."

"MKYK yetkisini geri aldı"

Ömer Çelik, MKYK toplantısında alınan kararları da açıkladı.

Teşkilatlarla ilgili yetkinin MKYK'ya ait olduğunu vurgulayan Ömer Çelik, şunları söyledi:

"MKYK, bu yetkisini münfesih hale gelen veya MKYK ile işten el çektirilen teşkilatların yerine, geçici yönetim kurulu oluşturma ve kongrelerini yaptırma ile sadece kademe başkanlığının işten el çektirilmesi veya herhangi bir nedenle başkanlığın boşalması halinde MKYK tarafından başkan ataması yapılır. MKYK, bu yetkisini teşkilat başkanımıza devretmişti. Şimdi bugün alınan kararla, teşkilatla ilgili konuların yoğun ve daha detaylı tartışılması için bu yetki tekrar MKYK'ya alınmıştır. MKYK, tekrar kendi yetkisini geri almıştır. Bunun bir değişiklik, çok radikal bir tutum gibi ele alınması doğru değil. Bu, teknik bir mesele."

Teşkilatların, AK Parti siyasetinin ana dinamiği olduğunu dile getiren Ömer Çelik, seçimlerden zaferle çıktıklarının hemen ertesinde dahi, "Hemen teşkilatlarımızla bir araya gelelim. Teşkilatlarımızda büyük bir zafer kazandık, önümüzde 4 yıllık hükümet takvimi var, teşkilatlarda gevşeme olmasın" diyerek hareket ettiklerini anlattı.

Ömer Çelik, şunları dile getirdi:

"Biz, bazı MYK'larda, bazı MKYK'larda karar alırız. Bakanlar, genel başkan yardımcıları, çeşitli kurmay arkadaşlarımız, milletvekillerimiz, bir cumartesi-pazar bütün Anadolu'ya yayılırız. Teşkilatlarımızla belli konularda bir araya geliriz. Teşkilatlarımızın sorunlarını, arzu ve isteklerini yeniden değerlendiririz. Bugün Amasya'nın Suluova ilçesindeki ilçe başkanı görevden el çektirildi. Bu, MKYK'da çok derinlemesine tartışılmıştır. Bu kadar yoğun gündem içerisinde AK Parti'nin hiçbir MKYK'sında bile teşkilatla ilgili işler ertelenmez. Teşkilatla ilgili işler kılcal damarlarına kadar ele alınır. Kılcal damarına kadar teşkilatın MR'ı çekilir, tomografisi çekilir, çeşitli yapıların sağlıklı olup olmadığına bakılır. Kolesterolüne bakılır, diyabet var mı, yok mu, bütün bunlara bakılır. Bizim teşkilatımız zinde ve sağlıklı bir teşkilattır. Sadece seçim zamanlarında değil, her zaman bu çalışma temposunun sürdürülmesi için gereken hassasiyet gösterilir."

Ömer Çelik, gelecek birkaç hafta içerisinde anayasayla ilgili yeni taslağı tamamlamış oldukları yeni aşamaya geleceklerini belirterek, hem anayasa ilgili ilgili taslağı ortaya koyacaklarını hem de toplumda daha güçlü kuvvetler ayrılığı, denge denetim sistemi ve yargı bağımsızlığı meselesi gibi konuların tartışılmasını düşüneceklerini söyledi.

Sosyal medyada yer alan "AK Parti içerisinde bir tartışma mı var, bir çatlak mı var?" yönündeki değerlendirmelere dikkati çeken Ömer Çelik, şunları kaydetti:

"Mekanik olarak AK Parti de Siyasi Partiler Kanunu'na göre çalışıyor ama bizim MKYK'da, MYK'da ya da diğer kurullarda birbirimizle ilişkimiz Siyasi Partiler Kanunu'na göre değil, yani Siyasi Partiler Kanunu'ndan ibaret değil. İnsani ilişkilerimiz kardeşlik hukukuna dayanıyor. Birbirimize davranırken Siyasi Partiler Kanunu'na göre, 'Sana selam veriyor ya da selam alıyorum' demiyoruz, bir kardeşlik hukuku var aramızda. Dolayısıyla sık sık 'Bir kriz mi var?' diye siz de bana soruyorsunuz, başkaları da soruyor. AK Parti MYK'sı, MKYK'sı, teşkilatı, Bakanlar Kurulu yekparedir, bir ve bütündür. Herhangi bir kriz yok. Sizinle şöyle bir anlaşma yapalım, siz ikide bir sorup yorulmayın, bir kriz olduğu zaman ben direkt size söyleyeceğim, ona söz veriyorum. Ama şu anda böyle bir durum yok." 

"Herhangi bir şekilde kilitlenme söz konusu olmayacak"

Dokunulmazlıklarla ilgili anayasa değişiklik teklifinin görüşüldüğü TBMM Anayasa Komisyonunda, AK Parti ile HDP'li milletvekilleri arasında yumruklu kavga çıktığı hatırlatılarak, "Tartışmalar bu şekilde sürerse dokunulmazlık teklifi bu dönem Meclis'ten geçer mi? Öngörünüz nedir?" diye sorulması üzerine Ömer Çelik, "Biz dokunulmazlıklar ya da başka bir konu, böyle komisyonların fiziksel şiddetle engellenmesi ya da Genel Kurul'un fiziksel şiddetle engellenmesi şeklinde bir duruma teslim olmayız, buna göz yummayız." diye konuştu.

TBMM'nin, her dakikasının, her saniyesinin kıymetli olduğunu, aziz milletin, saygıdeğer milletvekillerinin hepsine bu görevlerini yapmaları için yetki verdiğini belirten Ömer Çelik, "Millet buraya her türlü kaynağı, her türlü imkanı vermektedir. Niçin? TBMM, millet iradesi adına işlevini yerine getirsin diye. Dolayısıyla orasının kitlenmesi demek, milli iradenin arzusuna karşı çıkılması demektir. Herhangi bir şekilde kilitlenme söz konusu olmayacak, Anayasa Komisyonu çalışacak, Genel Kurul çalışacak. Dolayısıyla o takvim içerisinde artık bu gündeme girmiştir, Anayasa Komisyonunun kendi takvimi içerisinde de Genel Kurul'a gelecektir." açıklamalarında bulundu.

MHP Olağanüstü Kongresi'ne ilişkin tedbir kararı

"MHP ilçe başkanlarının başvurusu üzerine Tosya ve Gemerek Asliye Hukuk mahkemelerinin olağanüstü kongreye ilişkin aldığı tedbir kararlarıyla" ilgili değerlendirmesi sorulan Ömer Çelik, şunları söyledi:

"Türk siyasi hayatı açısından önemli bir tartışma, önemli bir partinin, bir siyasi hareketi temsil eden bir partinin yaşadığı bir tartışma görüyoruz. İzliyoruz, bakıyoruz, tartışmalar ne şekilde şekilleniyor, hangi gruplar var, birbirlerine ne söylüyorlar diye. Onun dışında iç meselelerdir. İç meselelerle ilgili bir şey söyleyecek durumda değilim. MHP'de kimin genel başkan olacağı bizi ilgilendirmiyor. Bizim için fark etmez, kim olursa olsun. MHP tabanı tabii ki kimi istiyorsa o olacaktır ama bazen bize atıfla yorumlar yapılıyor, 'AK Partililer şunu görmek ister, bunu görmek ister' diye. Böyle bir şey yok. Bizi ilgilendirmez muhalefet partilerinde kimin genel başkan olduğu ama işte görüyorsunuz mahkeme kararıyla her gün o hadise bir başka yöne gidiyor. Gönül ister ki tabii bu işler siyasetin doğal akışı içerisinde gerçekleşsin. Şimdi mahkeme kararlarıyla şekillenen bir süreç var, yargı kararını veriyor. MHP yetkilileri gereken açıklamaları yapıyor, MHP'li siyasiler gereken açıklamaları yapıyor, bizim çok daha fazla bir şey söylemememiz lazım. Biz burada tabii ki MHP'nin tabanındaki kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın incinmemesini, üzülmemesini, onların arzularının yerine getirilmesini isteriz. Onun dışında MHP yönetimiyle ilgili bir değerlendirme yapmıyoruz."

"Herhangi bir kriz yok"

Ömer Çelik, "AK Parti MKYK toplantısının 5 saatlik gecikmeyle başladığını" anımsatan gazetecinin "Bu gecikmenin ne olduğunu merak ediyoruz? Teşkilatlara atama yetkisi MKYK verildi. İl başkanlarını atama yetkisi de mi MKYK'da olacak?" sorusunu, "Zaten yetki MKYK'nındı. MKYK, teşkilat başkanına devretmişti, şimdi bazı yetkilerini MKYK tekrar kendisi aldı. Herhangi bir kriz yok." diye yanıtladı.

Başbakan Davutoğlu'nun Katar'dan sabah 05.00 civarında geldiğini hatırlatan Ömer Çelik, şöyle devam etti:

"Tempomuzu biliyorsunuz. Bazen gece 01.00'de bitiyor toplantı, bazen sabah toplanıyoruz. Bazen eve gidiyoruz, gece bir konu oluyor, gece 03.00'te tekrar çağrılıyoruz, tekrar toplantı yapıyoruz. Öğle yemeğini gece yarısı yediğimiz oluyor, sabah kahvaltısının öğle yemeğine denk geldiği oluyor. Böyle bir çalışma temposu var. Sayın Başbakanımızın da programını takip ediyorsunuz, çok yoğun bir programı var. Bir de araya, biraz geç başlasa cuma namazı girecekti yemekle birlikte. Dolayısıyla cuma namazından ve yemekten sonra başlaması uygun görüldü. Belki bugün de bahsettiğim Kut'ül Amare programı olmasaydı, gece yarısına kadar sürebilirdi. Çünkü bayağı bir gündemimiz vardı. Ama bu Kut'ül Amare programı, Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde, Sayın Başbakanımızın katılımıyla gerçekleştirilecek tören çok önemli olduğu için Sayın Başbakanımız oraya ayrıldı."

Ömer Çelik, 1-2 hafta içinde yeni bir MKYK toplantısında kalan konuları ele alacaklarını bildirdi.

"PKK ile PYD arasında, YPG arasında bir fark yok"

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter'ın "PKK ile YPG ve PYD ilişkisini kabul etmesi"ne rağmen ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby'nin "PKK'yı yabancı terör örgütü olarak tanıyoruz. YPG'yi ise terör örgütü olarak tanımıyoruz" açıklamasını değerlendirmesi istenen Ömer Çelik, şunları kaydetti:

"Tabii ki doğrusu şudur, PKK ile PYD arasında, YPG arasında bir fark yoktur. Bunu herkes biliyor. İdeolojik olarak fark yok, örgüt yapısı olarak bir fark yok, insan unsuru olarak bir fark yok, hedefleri açısından bir fark yok ve silahlı yapılanması açısından bir fark yok. Bunu herkes biliyor. Bunu bölgedeki herkes de biliyor, bu şekilde açıklama yapanlar da biliyor. Fakat zaman zaman PYD'nin 'Ben DAEŞ ile savaşıyorum' diyerekten kendisine alan açma gayretine, bazı devletler, bazı sözcüler sessiz kalabiliyorlar. Doğrusu şudur, PKK eşittir PYD'dir. PKK ile PYD'yi ayrı ayrı tutmak şuna benzer, El Kaide'ye terör örgütü deyip de pragmatik sebeplerle El Kaide'nin Irak'taki, Nijerya'daki ya da Suriye'deki bir kolunu bundan istisna tutmaya benzer. Bu doğru bir yaklaşım olmaz, ilkesel bir yaklaşım olmaz. Yani El Kaide'ye terör örgütü diyeceksin ama Irak'taki ya da Suriye'deki bir kolu, sahada herhangi bir amacın gerçekleşmesi için iş birliği yapıyor diye onu istisna tutacaksın."

Bunun ne kadar yanlış bir yaklaşım olduğunun, ulusal ve küresel güvenlik açısından ne kadar yanlış sonuçlara yol açtığının Afganistan'da görüldüğüne işaret eden Ömer Çelik, "Orada her bir büyük devlet, bir başka terör örgütünü, terör örgütü listesinden çıkarıp kendi yandaşı gibi ele aldı ve sonuçta aslında küresel güvenlik açısından da o bölge açısından da çok büyük facialara yol açan denklemler ortaya çıktı." ifadelerini kullandı.

"PYD, bizatihi Suriye'de Kürtlere zulmediyor"

İki gün önce gerçekleştirilen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Almanya'daki Avrupa Kürt Araştırmaları Merkezinin yayımlandığı rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu anımsatan Ömer Çelik, şöyle devam etti:

"PYD, bırakın siz o diğer bölge halklarına zulmetmeyi bizatihi Suriye'de Kürtlere zulmediyor. Kendisinden olmayan Kürt siyasi hareketlerinin bürolarını basıyor, oradaki insanlara işkence ediyor, kendisi dışında, kendisi gibi düşünmeyen bir Kürt bile barındırmak istemiyor. O raporda hatırlarsanız şöyle bir ifade var, 'Eskiden Kürtlere yapılan zulüm Esed rejimi tarafından Arapça yapılıyordu, şimdi PYD tarafından Kürtçe yapılıyor.' Yani bizatihi PYD'nin kendisi, bırakın Suriye halkının genelini, bırakın Türkiye'ye yönelik terörist tehdit oluşturmasını, Suriye'deki Kürtler için bile zulüm mekanizmasına, bir cinayet mekanizmasına dönüşmüştür. Dolayısıyla PKK ile PYD arasında bir milim fark yoktur, ikisi de terör örgütüdür."

MKYK'ya yetki devri

Ömer Çelik, "MKYK'ya yetki devrinin neden şimdi yapıldığına" yönelik soru üzerine, şunları söyledi:

"Anlıyorum bunun üzerinde durmanızı ama hakikaten bu teknik bir düzenlemedir. Nihayetinde önümüzdeki MKYK'da da başka kararlar alacağız. Mesela, bugün aldık işte, bir ilçeye el çektirdik. Şu soruyu da sorabilirsiniz, 'Niye iki hafta önce almadınız da şimdi aldınız, bu teşkilatı görevden' diye. İşte her şeyin bir zamanı oluyor, bu şekilde. MKYK'da yaygın şekilde arkadaşlarımız, teşkilatlarla ilgili raporlar, süreçler, teşkilatların ele alınmasıyla ilgili MKYK'nın doğrudan müdahil olmasını istiyorlar. Zaten bu kararın alınmasında da ilk imzayı Başbakanımız atmıştır. Yani Başbakanın imzasının olmadığı bir karar almıyoruz. Oy birliğine yakın bir imzayla alınmıştır, oy birliğiyle alınmıştır bu karar. Dolayısıyla bir kriz durumu yok.

Nihayetinde MKYK dediğimiz şey, genel başkan ve MKYK üyelerinden oluşuyor. Zaten o yetki onda mündemiç. Burada genel başkanın yetkisiyle ilgili bir tasarruf değil bu, teşkilat başkanının yetkisiyle ilgili bir tasarruf. MKYK o yetkiyi vermişti, şimdi yeniden aldı. İhtiyaç duyarsa yarın başka bir düzenleme yapar. Burada MKYK'ya güven esastır. MKYK'nın birlik ve bütünlüğüne ve partinin en üst organı olarak bu tür kararları almasının partinin geleceği açısından, partinin daha sağlıklı işlemesi açısından, bu siyasi kararların omurgasını teşkil etmesi esastır. Dediğim gibi, bir kriz olursa ben size söyleyeceğim. Merak etmeyin."

"Bu yetkiyi daha önce genel başkan kullanmış mıydı?" sorusu üzerine Ömer Çelik, partisinin teşkilat başkanlığının iyi çalıştığını, çeşitli raporlar geldiğini belirtti.

Herhangi bir yerden şikayet geldiğinde ya da bir tasarrufta bulunulacağı zaman, bölge ve il temsilcilerinin, milletvekillerinin raporlarının alındığını, bunların sonuç olarak MKYK ile paylaşıldığını dile getiren Ömer Çelik, şunları kaydetti:

"Sonuçta orada gizli oylamayla karar alınıyor. Mesela bugün, gizli oylamayla alındı, yine o karar. Gizli oylamanın sonucu kimin nereye oy verdiği söylenmiyor, ama işte 50 tane oy kullanıldı, 49 ya da 50 ile bu karar alındı. Orada üç kişi seçiliyor, MKYK içerisinden, onlar sayımla görevlendiriliyor. Çünkü bunlar gizli oylamadır. MKYK'nın her bir üyesinin iradesine, burada saygı esastır, zorunluluktur. Dolayısıyla zaten MKYK'nın sonuçlarını doğrudan yönettiği bir işti. Şimdi MKYK, sonuçlarını doğrudan yönettiği bu işin süreçlerini de doğrudan yönetecek. Sadece o raporlarla, o raporların sunumuyla yetinmeyecek, bizzat bunların değerlendirmeleri normal olarak MKYK gündeminin parçası olacak, teşkilat başkanlığına ait olan bu yetki."

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR