Üst Header Banner Reklam
 
Türkmen Dağı Bizimdir, Şah Damarımızdır, Türk’ün Namusudur
Türkmen Dağı, Türk’ün öz yurdudur; ne Esad zulmü, ne Rus acımasızlığı, ne terör örgütlerinin kumpası bu gerçeği asla değiştiremeyecektir.
27.06.2016 02:03:41
Bu haber 572 kez okundu
Türkmen Dağı Bizimdir, Şah Damarımızdır, Türk’ün Namusudur

 HATAY İL TEŞKİLATI İFTARI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hatay İl Teşkilatının düzenlediği iftar programında konuştu.

Değerli Ülküdaşlarım,

Muhterem Hataylılar,

Türkmen Dağı aylardır kuşatma altındadır.

Soydaşlarımızın yurtları saldırı kıskacındadır.

Sanki insanlığın dili tutulmuştur.

Bayır-Bucak Türkmenlerinin çığlıklarını duyan yoktur.

Zalim ve katillerin Türkmen düşmanlığını mesele eden de yoktur.

Fakat hiç kimse olmasa da biz varız, yüreğimizle, son nefesimize kadar kardeşlerimizin yanındayız.

Türkmen Dağı, Türk’ün öz yurdudur; ne Esad zulmü, ne Rus acımasızlığı, ne terör örgütlerinin kumpası bu gerçeği asla değiştiremeyecektir.

Türkmenlerin asırlardır yaşadığı topraklarından sökülüp atılması hiçbir şart altında kabullenilmeyecek bir vahşilik olacaktır.

Türk milletinin dua ve yardımları soydaşlarımızladır.

Hükümetin, bölgesel planlamalara Türkmenleri rehin bırakmaması, işlenen cinayetlere sessiz kalmaması tartışmasız bir gerekliliktir.

Türkmen Dağı bizimdir, şah damarımızdır, Türk’ün namusudur.

Gazze’ye ilgi gösterip İsrail’i ağır eleştirenlerin sıra Türkmen Dağı’na gelince susması, düşmanlıkları seyretmesi utanç verici bir çelişkidir.

Ortadoğu tarihi bir kırılma yaşamaktadır.

İsimleri farklı farklı olan terör örgütleri etrafımıza ölüm çukurları kazmaktadır.

Suriye’nin kuzeyinde terör koridoru açmak isteyip, Fırat’ın batısında küresel güçlere piyonluk yapan teröristler Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmektedir.

Sahnelenen oyun büyüktür.

Bu kapsamda ülkemiz tedirgin ve rahatsızdır.

Düne kadar terör örgütlerine gösterilen kolaylık ve destek ters tepmiştir.

Görüyor ve biliyorsunuz, maalesef terör Ramazan ayında da boş durmadı.

İnsan canına kast eden caniler bu kutsal ayı da kana buladı.

24 Haziran günü; Mardin Derik ilçesi Bayırköy Mahallesinde adli arama faaliyeti sırasında bölücü hainlerin açtıkları ateş sonucu iki evladımız, Hakkari Çukurca’da karayolu emniyetiyle ilgili uygulama esnasında el yapımı patlayıcıların infilakı sonucunda da 4 evladımız şehit düştü.

Yine aynı gün Adıyaman Merkez Girit Köprüsü mevkiinde, teröristlerin silahlı saldırıları sonucunda ağır yaralanan bir evladımız ise kurtarılamayarak dün şehit oldu.

Hiçbir insani ve vicdani değer tanımayan hıyanet odakları, Ramazan’da yürekleri kavurmaya, ocaklara ateş düşürmeye devam ettiler.

Türk milletinin varlığı, aziz vatanın muhafazası uğrunda fedakarca görev yapan kahramanlarımızın şehadet ve yaralanmaları ile neticelenen terör saldırıları artık tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır.

Terörizm Türk milletine kurşun yağdırmakta, Türkiye’yi alçakça bombalamaktadır.

Yurdumuzun bir bölgesinde kan ve vahşet hakimiyet kurmuş durumdadır.

Bu nedenle milli vicdan müteessir ve kaygılıdır.

Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, gazilerimize şifa, kederli ailelerine ve büyük Türk milletine sabır, metanet ve başsağlığı diliyorum.

Toprağa düşen kan yalnızca şehitlerimizin değil, topyekûn milletindir.

Dökülen gözyaşları yalnızca analarımızın, babalarımızın, çocuklarımızın, gelinlerimizin değil, hepimizindir.

Acı ortaktır.

Ve mutlaka paylaşılarak azaltılması lazımdır.

Kayıplarımız ağır ve vahim düzeylerde olsa da, birliğimize, dirliğimize, dinimize, milli ve manevi her değerimize kast eden alçakların tamamıyla imhası geldiğimiz bu aşamada kaçınılmaz zorunluluktur.

Hiç kimse bizden teröre alışmamızı beklemesin.

Sakın ha, terörün bitmeyeceğini de hiç kimse bize söylemesin.

Terörün kökü kazınmadıktan sonra huzur arayışları sonuçsuz kalacaktır.

Görünür veya görünmez terörizm destekçileri, terör yancıları, terörist sevicileri tasfiye olmadan, yıkıma uğramadan, hak ettikleri cezaları görmeden Türk milletinin derin bir nefes alması hayaldir.

Gören göz, işiten kulak, işleyen bir akıl, sağlam bir ahlak ve karakter sahibi her Türk vatandaşının özlem ve iradesi bu yöndedir.

Bugün yaşadığımız vahim olaylar dönemsel gelişmelerin anlık refleks ve tepkisi değildir.

Aksi yorum terörizmin değirmenine su taşıyacak, canilere arayıp da bulamayacakları kozlar verecektir.

PKK, yılların ihmal ve işbirlikçi siyasetiyle büyümüştür.

Kanlı örgüt pazarlık masalarında dirilmiş, tavizlerle güçlenmiştir.

Her şey Hataylı kardeşlerimin gözü önünde gerçekleşmiştir.

Demokratik açılımdan çözüm sürecine kadar PKK altın yıllarını yaşamış, iktidar eliyle belini doğrultmuştur.

Türk milletine kefen biçilirken, süreç ihanetiyle anaların ağlamayacağı söylenmişti.

Türkiye’yi bölme planları acımasızca kurgulanırken, Oslo’dan İmralı’ya kadar pazarlıkların biri bitiyor diğeri başlıyordu.

Terör bitecek, ülkeye huzur gelecekti.

Ne var ki, terör bitmediği gibi aksine bilendi, geleceği müjdelenen huzur yerine hüsran ve hezimet kapımıza dayandı.

Bölgesel ve küresel komplo Türkiye’yi açıktan hedef aldı.

Ülkemizin parçalanması için asırlarca devrede olan karanlık senaryolar tekrar uygulamaya sokuldu.

İç ve dış düşmanların gözlerini kan bürüdü.

Bu çerçevede, parti olarak yaptığımız her uyarıda haklı çıktık.

Olacakları önceden söyledik, hükümeti aklını başına alması konusunda sürekli ikaz ettik.

Tekraren söylüyorum ki, doğru düşünmek ve yorumlamakla haklı çıkmak arasında kaçınılmaz bir bağ vardır.

Ve haklılığımızı ortaya çıkartan gelişmeler yüzlerce kahramanımızın ve vatandaşımızın kaybıyla sonuçlanması bakımından keşke diyoruz, biz haklı çıkmasaydık:

Türkiye’nin ve Türk milletinin temel değerleri ile oynamayın, tahrip edersiniz, tarihi bir yanlışa girmiş olursunuz dedik, haklı çıktık.

Türk milleti bütündür, meselelere kavim körlüğü ile bakarak 36’ya bölmeyin kutuplaşmayı körüklersiniz dedik, haklı çıktık.

Milli kimliğin tartışılmasına zemin hazırlamayın, milletimizi ayrılığa ve cepheleşmeye sürüklersiniz dedik, haklı çıktık.

Dayatılmaya çalışılan açılım ve çözüm süreçlerinin devlet ve millet yapımız için tehdit olduğunu, aktörlerinin gaflet ve ihanet içinde bulunduklarını söyledik, haklı çıktık.

Çözüm PKK ile pazarlıktır; pazarlıkla terör durmaz, silahları alınmadan, teslim olmaya zorlamadan, bu iş kendiliğinden yalvararak veya bekleyerek olmaz dedik, haklı çıktık.

Kılavuzu İmralı canisi, şahitleri AKP-HDP olan PKK patentli bölünme projesinin Türkiye'nin hayrına olmayacağını söyledik, haklı çıktık.

Teröristlerin karanlık emellerine silahsız çözecekleri ortam sağlayarak onlara kucak açmayınız, şehitlerimizi artırırsınız dedik, haklı çıktık.

Teröristi Kandil’de imha etmeden veya silahsız hale getirmek için ağır darbe vurmadan sorunu çözemezsiniz, saldırılarla sizi masaya oturturlar dedik, haklı çıktık.

Bu nedenle MHP’ye hazımsızlık vardır.

Bu nedenle MHP’ye karşı operasyon yapılmak istenmektedir.

Biz tuzağı gördük, maşaları tanıdık, arkasında duran güçleri, Okyanus ötesinden hazırlanmış oyunları bozmak için ne gerekiyorsa yapmaya söz verdik, yemin ettik.

MHP’ye küresel saldırı oklarını çevirenlerden korkmuyor, onlara da en ufak ödün vermeyeceğimizi bir kez daha yüreklice ifade ediyorum.

Muhterem Dava Arkadaşlarım,

Milli ve üniter devleti savunan MHP’ye oyun oynanmaktadır.

Türkiye’nin tarihi çıkarlarını ve Türk milletinin payidarlığını savunan MHP’ye komplo kurulmuştur.

Değişim adı altında kökümüzden kopmamız dayatılmaktadır.

Geçmişimize yüz çevirmemiz istenmektedir.

Paradigma değişimi ve parti içi demokrasi talepleriyle tarihi rotamızdan savrulmamız, bizi var eden, 47 yılımıza ruh ve mana katan ilkelerimizi çiğnememiz projelendirilmektedir.

Bu nedenle niyetlerini artık çok iyi bildiğiniz bazı şahıslar Olağanüstü Tüzük Kurultayı yapmak için imza topladı.

Aylarca partimizi oyaladılar.

Aylarca istikrarsızlığa hizmetkarlık yaptılar.

Meselenin yürek burkan tarafı, düne kadar içimizde olan bu kişilerin, oynanan oyunlara figüran olmayı bile bile tercih etmeleridir.

Bunlar, MHP düşmanlarıyla aynı safta toplandılar.

Pensilvanya’nın emir erliğine talip oldular.

Paralel çetenin tetikçiliğine soyundular.

Proje elemanı olmayı kendilerine yakıştırdılar.

Kimi buldularsa değişim çağrısı yaptırdılar.

Sağcılar solcular; komünistler faşistler; ateistler liberaller, takiyeciler ve tavizkarlar değişimin yedek unsurları olarak sorumluluk aldılar.

Birgün, Taraf, Agos, Sözcü, Yeniçağ, Cumhuriyet gazetelerine değişimin propaganda görevi verildi.

Birbirine ideolojik yakınlığı bulunan sözde aydın ve gazeteciler değişim korosuna gönüllü katıldılar.

PKK, DHKP-C değişim katarına omuz verdiler.

Bazı medya ve sermaye sahipleri değişim amigoluğuna tamam dediler.

Yani anlayacağınız rezillik diz boyu, ihanet devasadır.

Kimin Türklükle husumeti varsa MHP’de paradigma değişsin dedi.

Hepsini gördük ve yaşadık.

Değişim sloganı atanlar aylarca partimizi mahkeme kapılarında meşgul ettiler.

Tarlada kurultay yapmaya kalktılar, polis barikatlarına tırmandılar.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararını onadıktan sonra, gelin 10 Temmuz’da Olağanüstü Kurultayımızı yapalım, daha fazla partimizi tartıştırmayalım dedik, olmaz dediler, 19 Haziran’ı dayattılar.

Sonuçta da bu defa otelde toplandılar.

Korsan kurultaya katılmayanları katılmış gibi gösterdiler.

Whatsapp üzerinden delege avına çıktılar, sahtekârlıkta rekor kırdılar.

 Siyasi Partiler ve Medeni Kanununa göre Olağanüstü Kurultay Ankara il merkezinde yapılması gerekirken, buna uymadılar.

Tüzük değişikliği için, toplam delege sayısının üçte iki çoğunluğunun kurultay salonunda hazır bulunması şartken, buna riayet etmediler.

Oynanan oyunun aktörlerinden olan Ankara 13. Noter, delege sayısını resmi olarak 656, televizyonda 330 söylese de, Çağrı Heyeti 752 rakamını telaffuz etse de, Tüzük değişikliği için gerekli 809 delege sayısına ulaşamadılar.

Korsan kurultayı tek maddelik gündemle toplamalarına rağmen, Tüzüğün ilave 12 maddesini herkesten habersiz değiştirdiler.

15 Mayıs’ta tarlada toplanmanın ardından, Dernekler Yönetmeliğine göre kurultay ilan şartlarına uymayı akıllarına getirmediler, erteleme gerekçelerini duyurmadılar.

Üye olmayanlara, kurultaya katılma yetkisi bulunmayanlara, hatta devlet memurlarına bile parti delegesi sıfatıyla oy kullandırdılar.

Sonuç itibariyle, helal süt içmiş bir üst kurul delegemizin açmış olduğu davayla, Ankara 3.Asliye Hukuk Mahkemesi 19 Haziran 2016 tarihinde düzenlenen sözde kurultayda alınan kararların ve tüzük değişikliklerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar vermiştir.

19 Hazirancıların hesabı mahkemeden dönmüştür.

Oyunun ilk aşaması bozulmuştur.

Allah’ın izniyle 10 Temmuz’da tamamı bozulacaktır.

Bunca alavereye, dalavereye, hile ve desiseye gerek var mıydı?

Muhterem delegelerimizin hissiyatını kullanmak, kanunsuz şekilde ve oldubittiye getirerek Tüzük değişikliği yapmak ahlaki miydi?

Dahası bunu yapanları Milliyetçi-Ülkücü Hareketin vicdanı affedecek midir?

Korsan da olsa, henüz kurultay bile yapamayan aciz ve işgüzarlara bizim boyun eğeceğimiz, aziz milletimizin destek vereceği mi sanılmaktadır?

Bayramın hemen ertesinde, yani 10 Temmuz’da, 6’ncı Olağanüstü Büyük Kurultayımızı Ankara’da dava ve kardeşlik ruhuyla yapmaya her birinizi, her dava arkadaşımı şimdiden davet ediyorum.

Gelin oyunu birlikte bozalım.

Gelin MHP’ye yönelik operasyonları birlikte durduralım.

Unutmayınız ki, bugünler samimiyet sınavıdır, davaya ve mazimize sadakat testidir.

Herkes bilsin ki, trenden inen bir daha binemeyecektir.

İşte fırsat önümüzde, gelin hep beraber oyun ve nifak cephesini mahcup ve mağlup edelim.

Tercihleri ne olursa olsun, tüm delege kardeşlerimizle bu onuru paylaşmak, birlikte her sorun ve talebi sonuna kadar konuşarak çözüme kavuşturmak irade ve isteğindeyim.

Sizlere elimi uzatıyor, gönlümü açıyorum.

Sağına soluna, önüne arkasına bakmadan ben de varım diyen yiğit, fedakar ülkücü kardeşlerimle geleceğe yürüyelim diyorum.

Oyunları fark edemeyenler, kirli emelleri görmezden gelenler büyük sorunlarla başa çıkamayacaklardır.

Nefsini dizginleyemeyenler, Türkiye’ye istikamet çizemeyecekler, davamızın geleceğinde söz sahibi olamayacaklardır.

Kendi ocağını ateşe verenlere tepkisiz kalanları iki dünyada da vebal ve manevi sorumluluk altındadır.

Bilelim ki, herkesin zabit olduğu bir orduda, mücadele edecek nefer de bulunamaz.

Temizlenelim, paklanalım, tekrar dirilelim, tekrar kendimize gelelim.

Arınalım, ayıklanalım önümüze bakalım.

Ve oyunu bozalım, oyuncuları bozguna uğratalım.

Sizleri 10 Temmuz’da Ülkücü karar ve iradenin şölenine bekliyorum.

Oyunu bozacağız, Türkiye’ye sahip çıkacağız.

Oyunu bozacağız, Türklüğün mukadderatını ezdirmeyeceğiz.

Oyunu bozacağız, AKP’nin bileğini büküp, sarayın siyasi kumpaslarını alt üst edeceğiz.

Oyunu bozacak Milliyetçi Hareket’i engellemek isteyenleri şaşkına çevireceğiz.

Allah’a hamd olsun, geldiğimiz yer belli, gideceğimiz yer belidir.

47 yılın emanetleri bugün de rehberimizdir.

Huzurlarınızda diyorum ki;

Yılmayacağız,

Yıkılmayacağız,

Başaracağız.

Ve oyunu tamamıyla bozacağız.

İnanıyorum ki, Cenab-ı Allah, Milliyetçi Hareket'e Türkiye'nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde yardımcı olacak, heyecanımızı, azmimizi ve emeğimizi karşılıksız bırakmayacaktır.

Allah sofralarımızın bereketini artırsın, Oruçlarımızı kabul etsin.

Yaklaşan Kadir Gece’mizi ve Ramazan Bayramı’mızı bugünden tebrik ediyorum.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR