Üst Header Banner Reklam
 
Yüz Binlerce ‘Arslan’ Ayaktadır
Bizim sabrımızı, kararlılığımızı test etmesinler. Bir arslanımızı kaybetmiş olabiliriz ama Anadolu'nun binlerce, yüz binlerce arslanı ayaktadır, ayakta olmaya devam edecektir
30.07.2015 00:52:43
Bu haber 512 kez okundu
Yüz Binlerce ‘Arslan’ Ayaktadır

 Yüz Binlerce ‘Arslan’ Ayaktadır

Başbakan Davutoğlu, "Bizim sabrımızı, kararlılığımızı test etmesinler. Bir arslanımızı kaybetmiş olabiliriz ama Anadolu'nun binlerce, yüz binlerce arslanı ayaktadır, ayakta olmaya devam edecektir" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Son grup toplantısını 9 Temmuz'da yaptıklarını, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan hükümeti kurma görevi aldığını ve son derece samimi bir şekilde hükümet kurma çalışmalarını yürüttüklerini belirten Davutoğlu, ülkenin bu süreçte çok yoğun bir terör saldırısı ile karşı karşıya kaldığını söyledi.

Terör saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşlara ve güvenlik görevlilerine Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır dileyen Davutoğlu, bu terör faaliyetlerini yapan örgütler, arkalarındaki odaklar, önlerindeki maşalar kim olursa olsun hepsini lanetlediğini, teröre karşı en kararlı mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

Davutoğlu, hükümet kurma görevini aldıktan sonra muhalefet partisi genel başkanlarıyla görüşmeler yaptığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye yeni bir hükümet oluşum sürecinde soğukkanlı, metanetli, sabırlı bir yolculuğa hazırlanmak üzereydi. Hemen arkasından millet olarak Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. Çevremizdeki ateş çemberi içinde Türkiye Ramazan Bayramı'nı bütün ülke topraklarında ve yurt dışındaki vatandaşlarımızla huşu ve mutluluk içinde idrak etmişti. Fakat Ramazan Bayramı'nın hemen ertesi gün Suruç'ta 32 vatandaşımızın katli ile başlayan ve bugüne kadar süren bir terör saldırısı karşısında milletçe güçlü bir mücadele vermenin kararlılığını gösteriyoruz."

Geçen yıl Kurban Bayramı sırasında da şer odaklarının Kobani'yi bahane ederek bayramı zehir etmeye çalıştığına işaret eden Davutoğlu, şu anda da terör saldırılarına karşı mücadele vermenin azmi içinde olduklarını belirtti.

"Yeni siyasi tablonun gereğini yerine getirme çabası içindeyiz"

"Türkiye bütün bu mücadelede, bu mücadeleyi sürdürecek güce, kudrete sahiptir. Ancak hepimizin görmesi gereken bir tablo var. Her şeyden önce 7 Haziran'dan bugüne kadar bilinçli, kasıtlı ve planlı bir terör tırmanmasıyla karşı karşıyayız" diyen Davutoğlu, 7 Haziran milletvekili genel seçimlerinin yeni bir siyasi tablo ortaya koyduğunu, AK Parti'nin de bu tablonun gereğini yerine getirme çabası içinde olduğunu bildirdi.

TBMM Başkanı'nın son derece vakur bir şekilde seçildiğini, başkanlık divanının oluştuğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan hükümet kurma görevinin alındığını, ülkeyi hükümetsiz bırakmama çabasına girildiğini anlatan Davutoğlu, bu sırada bir takım şer odaklarının Türkiye'ye karşı harekete geçtiğini söyledi.

"DAEŞ, PKK ve DHKP-C eş zamanlı olarak milletimizi hedef almıştır"

Davutoğlu, üç terör örgütünün, üç temel hedef için Türkiye'ye eş zamanlı saldırıda bulunduklarına dikkati çekerek, 7 Haziran'dan bugüne kadar geçen sürede yapılan saldırılar hakkında bilgi verdi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"657 terör olayı gerçekleşti. 25 ilde güvenlik güçlerimize saldırılar oldu. 11 güvenlik görevlimiz şehit edildi, 41 vatandaşımız hayatını kaybetti, 94 güvenlik görevlimiz, 110 vatandaşımız yaralandı. 15 baraja saldırı düzenlendi, 20 araç yağmalanması ve 335 araç yakılması ile karşı karşıya kaldık.

7 Haziran'dan itibaren tırmanan bu terör, 7 Temmuz'da Siirt'te polisimiz Bünyamin Torğut'un şehadetiyle ilk işaretini vermeye başlamıştı. Ancak 20 Temmuz'dan önce üç terör örgütü DAEŞ, PKK ve DHKP-C eş zamanlı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve milletimizi hedef almıştır ve saldırılara başlamıştır. 20 Temmuz'da Suruç'ta DAEŞ'in saldırısıyla 32 vatandaşımız katledildi. Hemen gerekli tedbirleri aldık, müsebbibi tespit edildi, DAEŞ'e dönük alacağımız tedbirleri konuşmaya başladık."

Davutoğlu, hükümet DAEŞ'e karşı mücadelesinin nasıl olacağı yönünde planlamalar yaparken ve aylardır süren hazırlıklar sonucunda bu terör örgütlerine yönelik atılacak adımlar konuşulurken aynı gün 20 Temmuz'da Adıyaman'da bu kez PKK'nın harekete geçtiğini ve Uzman Çavuş Müsellim Ünal'ın şehit edildiğini hatırlattı.

Ahmet Davutoğlu, "Hani bugün PKK ile DAEŞ birbiriyle savaşıyor diye düşünenler var ya, zamanlamaya dikkat etsinler. DAEŞ'in saldırısının olduğu gün PKK da ülkemize karşı bir saldırı silsilesini başlattı" dedi.

22 Temmuz'da Ceylanpınar'da da polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar'ın haince, alçakça şehit edildiklerini belirten Davutoğlu, şunları ifade etti:

"Biz istihbarat birimlerine bu katliamın arkasındaki güçlerin tespit edilmesi talimatını verdik ve bize gelen bilgilerle, PKK'nın telsiz konuşmalarından bu katliamın onlar tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu tespit ettik. Yine aynı gün bu sefer Suruç'ta katledilen vatandaşlarımızın cenazelerinin nakli esnasında İstanbul'da DHKP-C harekete geçti ve yüzleri maskeli bir biçimde, elleri silahlı bir şekilde İstanbul sokaklarının, sanki belli bir bölgenin, kendi hakimiyetleri altındaymışcasına gösteri yapmaya kalkıştı.

Biz Ankara'da bütün bu tabloyu, bütün bu puzzlenin parçalarını bir araya getiren değerlendirmeler de yapmaya başladık."

"Siyasi görünümlü bazı şahsiyetler"

23 Temmuz'da Diyarbakır'da kaza ihbarı üzerine bölgeye giden polis memuru Tansu Aydın'ın da şehit edildiğini hatırlatan Davutoğlu, "Bugün hala, bugün dahi barıştan bahsedenler var ya siyasi görünümlü bazı şahsiyetler önce bunun hesabını verecekler. O günlerde neredeydiler? Herhangi bir kınama duydunuz mu onlardan, lanetleme duydunuz mu? Ama biz bu milletin kaderini kimseye bırakmadık, bırakmayız" diye konuştu.

Dikkatlerinin İstanbul'da DHKP-C'ye, Ceylanpınar'da PKK'ya yönelmişken bu kez 23 Temmuz'da Kilis'te DAEŞ'in Mehmet Yalçın Nane'yi sınırda şehit ettiğine dikkati çeken Davutoğlu, şunları söyledi:

"Perde gerisinde bir odak, birbiriyle ihtilaflıymış gibi görünen üç örgütü birden harekete geçirdi. Tek yönlü bir saldırı değildi, tek hedefli, noktasal bir saldırı da değildi. Kapsamlı, üç maşalı bir saldırı ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve aziz milletimiz karşı karşıyaydı. Oturduk, kapsamlı bir değerlendirme yaptık. Bunlara karşı verilecek mücadelenin esaslarının ne olacağını tespit etmek üzere bir araya geldik. Daha sonra da operasyonların başlamasından itibaren de PKK'nın bu saldırıları devam etti. 24 Temmuz'da Erzurum'da üç sağlık görevlimiz ve ambulans kaçırıldı. 24 Temmuz'da Lice'de Genç Yolu üzerinde bir polisimiz kaçırıldı. 25 Temmuz'da yine Lice'de Başçavuş İsmail Yavuz ve Uzman Çavuş Mehmet Koçak şehit edildi. 25 Temmuz'da Şırnak'ta ve bir çok ilde kamyonlar yakıldı. 26 Temmuz'da İstanbul'da bu kez DHKP-C polis memurumuz Mehmet Fatih Sivri'yi şehit etti. 27 Temmuz'da Malazgirt'te Binbaşımız Arslan Kulaksız'ı şehit ettiler. 28 Temmuz'da yani dün Şemdinli'de Uzman Çavuş Ziya Sarpkaya'yi şehit ettiler."

"Hedef Türkiye'nin demokrasisi"

Davutoğlu, bir taraftan DAEŞ, diğer taraftan PKK ve DHKP-C'nin eş zamanlı olarak Türkiye'yi hedef aldığına dikkati çekerek, "Neydi bu üç ayaklı saldırının hedefi? Birincisi Türkiye'nin demokrasisi. Türkiye hedef edilmiştir. Burada ne polislerimiz, ne güvenlik görevlilerimiz ne vatandaşlarımızdır hedefte olan. Onların şehadetleri ve kayıpları üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti son yılların en kapsamlı saldırısı ile karşı karşıya kalmıştır. Birinci hedef demokrasimiz, insan hakları ve özgürlüklerimizdir" dedi.

Hayat hakkının en kutsal hak olduğunu, terör örgütlerinin ise eylemleri ile hayat hakkının olmadığı bir Türkiye tablosu çizmeye kalkıştığını vurgulayan Davutoğlu, demokrasinin tehdit edilmesi üzerine liderlere ortak deklarasyon çağrısı yaptığını ifade etti.

Davutoğlu, bu çağrıya yalnızca CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun olumlu yanıt verdiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Şimdi barış çağrısında bulunanlara, özellikle HDP'lilere söylüyorum; 20 Temmuz'da Suruç'ta, gelin ortak deklarasyonla DAEŞ terörünü kınayalım, ortak tavır sergileyelim derken neredeydiler? Kandil'den alacakları talimatı bekliyorlardı. Madem ki talimat aldıkları bir yer var, madem ki bu terör bir yerden talimat alıyor ve şehitlerimize sebebiyet veriyor talimat aldıkları yeri gerektiği zaman, gerektiği yerde, gerektiği anda cezalandırırız ve cezalandırmaya kararlıyız."

Kimse hevese kapılmasın

Davutoğlu, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hükümet kurmaya çalıştıklarını, Türkiye'yi hükümetsiz bırakmamak için çaba sarfederken, üç terör örgütünün aynı anda hükümet kurma çalışmalarını ve ülkede demokrasinin sağlıklı işleyişini sabote etmek için harekete geçtiğini söyledi.

"Meclis içindeki ve dışındaki siyasi partilere, aktörlere sesleniyorum" diyen Davutoğlu, bu saldırıların demokrasiye yönelik olduğunu belirtti. Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Samimi olanlar hükümetimizin yanında omuz omuza durur. Bu saldırıların ikinci hedefi, Türkiye'nin kamu düzenidir. Öyle bir hava estirmeye çalıştılar ki 'Türkiye'nin sokaklarında huzur, hayat hakkı yok, kontrol güvenlik görevlilerinde değilmiş' gibi bir intiba için harekete geçtiler. Burada da argümanları şu oldu; '7 Haziran'dan sonra bir yönetim boşluğu oluşmuş olabilir, var; geçici bir hükümet iş başında. Dolayısıyla şimdi harekete geçmenin vaktidir. Son günlerde bazıları, bize 'müstafi Başbakan, müstafi Hükümet' diyorlar. Şunu bilsinler, Allah bize ömür verdiği her an, bir dakika dahi bu emanet omuzumuzdaysa gereğini yaparız. Milletimiz de görmüştür, Türkiye'de yönetim boşluğu yoktur, olmayacaktır. Siyasi ve hukuki bedeli ne olursa olsun, her türlü bedeli ödemeye hazırız ama tereddüt etmeyiz, kararsızlık göstermeyiz. Saldırılar karşısında bir an dahi, alacağımız tedbirlerden vazgeçmeyiz. Kimse hevese kapılmasın.

Bu saldırıların üçüncü hedefi, Türkiye'nin uluslararası itibarıdır. Yani Suruç'tan sonra öyle bir görüntü vermek istediler ki 'Türkiye DEAŞ'a destek veriyor'. Bütün uluslararası toplumu bu şekilde harekete geçirmeye kalkıştılar. 'Türkiye kendisine zarar veren örgütleri cezalandıracak caydırıcı güce de sahip değildir'. İşte 10 gün içinde gördüler. Türkiye kendisine yönelen her namluyu kırmaya, kendisine yönelen her hasmane tavrı cezalandırmaya muktedirdir ve buna da gerektiği zaman gerektiği şekilde cevap verecektir.

DEAŞ, Türkiye'ye hem güvenlik açısından bir tehdittir hem de aziz dinimize verdiği zarar bakımından. Aynı zamanda da inancımıza yönelik bir tehdittir, ideolojik de bir tehdittir. Biz her zaman DEAŞ'ın tehdidine karşı tavır aldık çünkü DEAŞ hem Türkiye'de hem İslam dünyasında yanlış bir İslam imajı oluşturmak suretiyle en büyük zararı vermektedir. Irak'ta ve Suriye'de ezildiği düşünülen Sünni kesimlerin istismarı üzerinden terör faaliyeti yapmaya kalkışmaktadır. Kesinlikle Türkiye için en büyük tehdittir ve gerektiği tedbiri alırız. Aynı şekilde PKK bu kez etnik bir istismar üzerinden faaliyet yürütüyor. Türkiye'nin bazı kültürel fay hatlarını oynatmaya çalışıyor."

"DHKP-C Alevi vatandaşları istismar etmeye kalkışıyor"

Başbakan Davutoğlu, nasıl DAİŞ Türkiye'de ve bölgede Sünni kesimi istismar ediyorsa, DHKP-C'nin de Alevi vatandaşları istismar etmeye kalkıştığını vurguladı.

Bu terör örgütlerinin farklı kaynaklardan beslenmekle birlikte, hedefleri aynı bir şer odağının maşaları olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Biz Türkiye'de Türk-Kürt, Sünni-Alevi, bütün vatandaşlarımızın onurla yaşadığı, demokratik hak ve özgürlüklerden istifade ettiği, onurlu ve yükselen bir ülkenin vatandaşları olarak geleceğe el ele yürüyeceğiz. Aramıza fitne sokmak isteyenler, şu veya bu terör örgütü üzerinden, şu veya bu etnik ve mezhebi grubu harekete geçirerek Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya kalkışanlara karşı da 78 milyon olarak el ele durmaya kararlıyız" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, terörle mücadelede aldıkları tedbirleri anlatarak şunları kaydetti:

"Madem ki 3 ayaklı 3 hedef vardı, DEAŞ, DHKP-C, PKK; Türkiye'nin demokrasisi, kamu düzeni ve itibarı için 3 ayaklı, 3 hedefe dönük operasyonu başlattık. DEAŞ, DHKP-C ve PKK, aynı anda, eş zamanlı operasyonla son günlerde Türkiye'de hak ettikleri cevabı gördüler. 3 ayağın birincisi Suriye'de idi. 23 Temmuz'da yaptığımız güvenlik zirvesinde bütün güvenlik birimlerimizle, 4 saati aşkın toplantıda bütün detayları ele aldık. Sayın Cumhurbaşkanımızla istişare ettik ve eylem planı çıkardık. O günden bugüne bu eylem planı kararlılıkla uygulanmaktadır.

Aziz milletimiz bu anlamda, hükümetimize ve güvenlik birimlerimize tam bir güven duygusu içinde olmalıdır. O gün aldığımız kararlar hiç aksamadan tam bir başarıyla hedeflerine ulaşmıştır. Nedir aldığımız kararlar? Madem ki DEAŞ Suruç'ta 32 vatandaşımızı katletmiştir, madem ki sınırımızda askerimizi şehit etmiştir, DEAŞ'a karşı o gece operasyon kararı verdik. DEAŞ'ın sınırlarımıza yakın bütün karargahları, mühimmat depoları, toplanma yerleri tahrip edildi. Hava Kuvvetlerimiz son derece başarılı bir operasyonla, güvenlik toplantısında bize arzettikleri bütün hedefleri kısa zamanda bertaraf ettiler.

23 Temmuz'da DEAŞ'a karşı yapılan bu operasyondan sonra, 23 Temmuz'u 24 Temmuz'a bağlayan gece, bu kez saat 23.00'te eş zamanlı olarak uçaklarımız bir taraftan DEAŞ hedeflerini vurmaya devam etti, diğer taraftan da Kuzey Irak'ta PKK hedeflerine yönelik olarak çok kapsamlı bir harekat başlattı. DEAŞ'ın sınırlarımıza yakın bütün üsleri, karargahı, toplanma yerleri ve mühimmat depoları nasıl yok edilmişse, aynı şekilde dalga dalga gelen operasyonlarla PKK'nın Kuzey Irak'taki bütün üsleri, yığınakları, mühimmat depoları, karargahları hedef olarak tayin edilmiştir ve hedeflere tam isabetle, başarıyla ulaşılmıştır. Bu operasyonlara katılan Türk Silahlı Kuvvetleri görevlilerimizi, subaylarımızı, pilotlarımızı AK Parti Grubu adına bir kez daha tebrik ediyor, hepsinin alınlarından öpüyorum.

24 Temmuz Cumartesi sabaha karşı saat 02.30'da yaptığımız değerlendirmelerde, bu kez DEAŞ ve PKK hedeflerine dönük olarak elde edilen kazanımlar da göz önünde bulundurularak yeni talimatlar verilmiş, 24 Temmuz sabahı 3. dalga operasyonda yine DEAŞ ve PKK hedefleri bu kez karadan topçu atışlarıyla tahrip edilmiştir."

"Mesajı aldık ve o mesajın gereği olan mesajı o odaklara gönderdik"

Başbakan Davutoğlu, üçüncü ayağın ise terör örgütlerinin Türkiye içinde kullandığı maşalar, elemanlar üzerinde yapılan ve vatandaşların güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı emniyetin yürüttüğü çalışmalar olduğunu söyledi.

Bu çalışmalar çerçevesinde, Suriye ve Kuzey Irak'ta yapılan harekatlarla eş zamanlı olarak, 39 ilde DEAŞ, DHKP-C ve PKK unsurlarına karşı operasyon başlatıldığını ve şu ana kadar bin 302 zanlının gözaltına alındığını belirten Davutoğlu, "Mesajı biz aldık, üç terör örgütü bize karşı hareketi mi geçti? Mesajı aldık ve o mesajın gereği olan mesajı o odaklara gönderdik, göndermeye de devam edeceğiz" dedi.

Ahmet Davutoğlu, terör örgütlerinin, "biz istediğimiz anda sizin vatandaşlarınızın canına kastederiz" dediğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz de şunu diyoruz: 'Bir vatandaşımızın canına kast eden olursa, dünyanın neresinde olursa olsun, dünyayı başlarına yıkarız. Onlar şunu dedi; 'Türkiye demokrasisi zayıftır, 7 Haziran'dan sonra kırılgan bir tablo ortaya çıkmıştır'. Biz de onlara şunu dedik; 'Bazıları ortak deklarasyon çağrımıza cevap vermemiş olsalar da AK Parti kadroları ayakta iken, Türk demokrasisi ayaktadır, ayakta olmaya devam edecektir'. Onlar şunu dediler; 'biz Türkiye'yi istediğimizde Türk, Kürt, Sünni ve Alevi çatışmasına yöneltebiliriz'. Biz de onlara şunu dedik; 'siz o çabalar içinde olursunuz ama biz AK Parti teşkilatları Türkiye'nin her yerindeki mevcudiyetiyle, Türklerle Kürtlerin, Sünnilerle Alevilerin ebedi kardeşliğinin teminatıdır ve olmaya devam edecektir'. Onlar şunu dediler; 'biz Türkiye'yi acziyet içinde gösterebiliriz, geliriz, DEAŞ...Sınırda askerinizi vururuz cevap vermezsiniz; PKK...Geliriz askerinizi Adıyaman'da vururuz cevap vermezsiniz, acziyet içindesiniz' mesajı vermek istediler. Biz de şunu söyledik; 'biz demokratikleşme çabalarıyla ne kadar müşfiksek, hasımlarımızı gerektiği zaman cezalandırmak konusunda da o kadar kudretliyiz ve kudretli olmaya devam edeceğiz'. Onlar şunu dediler; 'biz Türkiye'nin uluslararası itibarını zayıflatır, Türtiye'yi yalnızlaştırırız'.

Ama son 10 gün içinde görüldü ki bütün dost ve müttefik ülkeler Türkiye'nin yanındadır, İslam dünyasından AB'ye, ABD'den Avustralya'ya kadar, uluslararası örgütler NATO'dan BM'ye kadar yanımızdadır. Türkiye hiçbir zaman yalnız olmamıştır, yalnız olmayacaktır. Bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Burada en büyük güç kaynağımız aziz milletimizdir. Bu güç kaynağının bugün siyasete tercüme edilmiş hali AK Parti hareketidir.

Yarın genişletilmiş il başkanları toplantısında bütün il teşkilatlarımızla, il başkanlarımızla, belediye başkanlarımızla, gençlik ve kadın kollarımızla toplanacağız. Ama buradan da 81 vilayetteki bütün AK Parti teşkilatlarına bir talimat mahiyetinde şunu ifade etmek isterim: 'başınız dik olsun, yere ve bu ülkeye sağlam bir şekilde basınız. AK Parti'li olmanın ülke birliğini, ülkenin geleceğini korumak olduğunu cümle aleme gösteriniz. Özellikle de Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki teşkilatlarımıza seslenerek diyorum. Sizin tam da bugün vakur bir şekilde sokağa çıkarak, bu ülkenin birliğini, beraberliğini, en yakın komşularınıza selamlaşmak suretiyle gösterme vaktinizdir. Kim ne yaparsa yapsın, hiç kimse Türkiye'nin parlak geleceğini karartmaya gücü yetmeyecektir."

"Bizim sabrımızı, kararlılığımızı test etmesinler"

Başbakan Davutoğlu, partililerin kendisine yönelik sevgi gösterisinde bulunması üzerine, "Millet bizden yanadır, Allah bizden yanadır. Allah, tarih ve millet şehit olsun ki bu milletin kaderini karartmak isteyenlere karşı her zaman başımız dik, şefkat ve kudret eliyle halkına yaklaşan bir siyasetin temsilcisi olarak vakur bir şekilde siyasi mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu.

 Bu mücadeleyi sürdürürken, toplumsal kesimlerin herhangi bir şekilde rahatsız edilmemesine, halkın günlük hayat akışının herhangi bir şekilde etkilenmemesine büyük özen gösterdiklerini vurgulayan Davutoğlu, "Dün gece sabaha karşı Kuzey Irak'a yapılan son dalga operasyon, aziz şehidimiz Arslan Kulaksız adıyla başlatılmıştır. Bunun da verdiği mesaj şudur; bir şehit verirsek, o şehidin verilme talimatını veren odaklara karşı her türlü harekatı yapmaya devam edeceğiz. Bizim sabrımızı, kararlılığımızı test etmesinler" sözlerini sarfetti.

Bütün şehit eşlerine, annelerine ve kardeşlerine de seslenen Davutoğlu, "Acınız acımızdır, yüreğimizde hissediyoruz ama onlar çok kutsi bir davada cennete, Hakk'a yürümüşlerdir. Allah mekanlarını cennet eylesin. Şehitlerimizin emanetini en kararlı şekilde omuzlarımızda taşımaya devam edeceğiz. Bir arslanımızı kaybetmiş olabiliriz ama Anadolu'nun onbinlerce, yüzbinlerce arslanı ayaktadır, ayakta olmaya devam edecektir. Bu arslanların bir kısmı Türktür, bir kısmı Kürttür; bir kısmı Sünnidir, bir kısmı Alevidir. Ama tarih içinde yürüyüşleri itibariyle hepsi kardeştir, azizdir, bu milletin en güzide evlatlarıdır. Allah onlara rahmet eylesin" dedi.

 

 

 

 

kaynak:akparti.org.tr

Anahtar Kelimeler
YORUMLAR
 
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Henüz yorum yapılmamış ilk yorum yapan siz olun...
2
Sağ 300x250 Reklam
YAZARLAR